Yükseköğretim Kurulu Başkanı Yekta Saraç, üniversiteye giriş sistemi de dahil eğitim öğretimde, mevcudun bilimsel bir analizi yapılmadan, "daha iyi olabilir" düşüncesi ile sistem değişikliklerine gitmenin sakıncalı olduğunu belirterek, "Bununla birlikte mevcut sistemin bir değerlendirme çalışmasının yapılma vaktinin geldiğini de kabul ediyoruz" dedi.
Vakıf Üniversiteleri Birliği tarafından düzenlenen "2. Eğitim Zirvesi"nde konuşan Saraç, 1933'ten 2003'e kadar Türkiye'de 70 üniversite kurulduğunu, bu sayının şu anda 185'e ulaştığını söyledi.
Saraç, 2003'te 1 milyon 900 bin olan öğrenci sayısının 3 kat arttığını ifade ederek, aynı sürede öğretim elemanı sayısının 2 kat, brüt okullaşma oranının yüzde 80'e ulaşarak, 3 kat arttığını dile getirdi.
YÖK'e kalite konusunda yöneltilen bazı eleştiriler olduğunu anlatan Saraç, şöyle devam etti:
"Mevcut sistemle entegre olan, kalite değerlendirme sonuçları ile yükseköğretim kurumlarına yapılan kamu desteklerinin ilişkilendirilmesini sağlayan bir sisteme ve sonuçlarının kamuyla paylaşıldığı yeni bir yapıya ihtiyaç vardır. Kalite güvence sisteminin kurulması, süreçlerinin tanımlanması, denetlenmesi ve kalite sonuçlarının kamu destekleriyle ilişkilendirilmesi ve kamu adına kalite güvence sisteminin akredite edilmesi gibi fonksiyonları yapacak veya YÖK'ün aldığı kararları da bir ölçüde değerlendirecek, çıktı kontrolü yapacak bir kuruma ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bunu ya YÖK üstlenecek ya da ikinci bir kurulun kurulması gerekecek."
Yekta Saraç, YÖK'ün kararlarının değerlendirmesini yine kendisinin yaptığını belirterek, "Bu böyle sürdürülemez. Çıktı kontrollerini yapan, YÖK'le ilişkili ancak diğer paydaşların yer aldığı bir kurulu oluşturalım. Bu sorunun çözümü iki yolla mümkündür. İlki, anayasal düzenleme yapmak. Diğeri ise uygulamaları ile bunu gerçekleştirmek. Yasal değişiklikleri beklemek tarzımız değildir. Bundan dolayı ikinci yolu benimseyerek, adım atmak istiyoruz" diye konuştu.
YÖK Başkanı Yekta Saraç, üniversitelerin kurumsal yapı ve programlarını değerlendirecek, YÖK'le ilişkili ancak ona bağlı olmayan bir kalite kurulunun kurulması için belirledikleri takvime göre gerekli adımları yakında atacaklarını açıkladı.
- Yeni atılan adımlar
Temel bilimlere ilişkin bir dizi karar aldıklarını ve bunları yakında kamuoyu ile paylaşacaklarını anlatan Saraç, şunları kaydetti:
"Üniversiteye girişte bilinçli tercih dönemini paylaştık. Bu yıl ilk defa öğrencilerimiz, girecekleri lisans programlarında kaç öğretim üyesi olacağını tercih kılavuzunda göreceklerdir. Bir sonraki sınav öncesinde de öğrencilerimize, yükseköğretim kurumlarının çıktılarına ilişkin çok daha geniş veri sunumu yapılacaktır. Daha önce kurduğumuz Üniversite Sanayi İşbirliği Daimi Komisyonu, önümüzdeki günlerde faaliyetlere başlayacak. Sanayiden de sektörden temsilcilere yer alacak ve daimi bir komisyon olacak."
- Üniversiteye giriş sistemi
YÖK Başkanı Yekta Saraç, merkezi yerleştirme ve mevcut üniversiteye giriş sisteminin, bazı eleştirilere rağmen toplumun büyük kesimince adil bir düzenek olarak görüldüğünü vurguladı.
Yakın dönemde kurgulanan mevcut sistemin, mezunlarını yeni verdiğini dile getiren Saraç, "Yükseköğretimin düzenlenmesi ve yönetilmesinden sorumlu olan kurumumuz, kanundan aldığı yetki ile giriş sisteminde değişikliklere gidecek ise bu değişikliklerin bilimsel gerekçelerini de ortaya koymak zorundadır. Bu aynı zamanda topluma karşı da sorumluluğudur" şeklinde konuştu.
- "Mevcut sistemin değerlendirilme çalışmasının vakti geldi"
Saraç, eğitim öğretimdeki büyük değişikliklerin, yetki meselesi olarak değerlendirilmeden, bilimsel bir zeminde, çoğunluk görüşleri ile değil, büyük mutabakatlar ile yapılması gerektiğini düşündüklerini dile getirerek, şöyle devam etti:
"Üniversiteye giriş sistemi de dahil eğitim öğretimde, mevcudun bilimsel bir analizi yapılmadan, 'daha iyi olabilir' düşüncesi ile sistem değişikliklerine gitmenin sakıncalı olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte mevcut sistemin bir değerlendirme çalışmasının yapılma vaktinin geldiğini de kabul ediyoruz. Önceki yıllarda, başta Milli Eğitim Bakanlığımız ve üniversitelerimiz olmak üzere, alakadarların dahil olduğu hatta öğrenci tercihlerinin de yer bulduğu çok geniş bir katılım ve uzun süren süreçte bugünkü sistemi kurgulamıştık. Şu an eleştirilen, LYS sınavlarının ayrı günlere, YGS ayrı haftalara bölünmesi konusunda kararı ne kendimiz aldık ne de bakanlığın böyle bir önerisi oldu. Bu öneri, doğrudan doğruya son sınıftaki lise öğrencilerimizden geldi."
YÖK Başkanı Saraç, son 5 yılda eğitim bilimcilerin eleştirilerinin bu sistemin özüne değil, sınav sonuçları üzerinde yoğunlaştığını ifade ederek, "Bununla birlikte, sistemin köklü bir değişikliğe gitmeden daha yalın hale getirilmesinin mümkün, belki de yararlı olacağı düşünülebilir" dedi.
Saraç, bu konuda bazı beklentilere ve ortaya saçılan bazı fikirlere bakıldığında, bunlar arasında daha önce, "Üniversite öğrencisini seçsin, öğrenci üniversite öğrencisini seçsin" gibi kulağa hoş gelen fakat daha önce denenen, fırsat eşitliğini ve sosyal adaleti zedelediği için eleştirilen ve terk edilen önerilerin bulunduğunu aktardı.
Bu sene sınav öncesi üniversiteye giriş sistemi ile ilgili herhangi bir açıklama yapmanın çok yanlış olacağını düşündüklerinin altını çizen Saraç, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bundan dolayı açıklama yapmamaya özen gösteriyoruz. Ancak, bu tutumumuz, bu konuyu çalışmadığımız anlamına gelmemeli. YGS sınavlarındaki fen bilimlerinde, bir milyon kişinin, müfredattan çıkan soruların bulunduğu sayfaları, yanlış cevaplandırdı demiyorum, sadece bu sayfaları çevirmemesinin kök nedenlerini ortaya koyacak bilimsel inceleme başlattığımızı burada söylemek isterim. Bu çalışma ve sonuç raporu, bir sonraki yıl için belki giriş sistemini lise eğitimiyle birlikte tekrar düşünmemizi gerektirebilir."
Bakmadan Geçme