2017, 'Avrupa Yabancı Düşmanlığıyla Mücadele Yılı' ilan edilsin
AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, 2017'nin 'Avrupa Yabancı Düşmanlığıyla Mücadele Yılı' ilan edilmesini istedi.
Külünk, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Küreselden Yerele Türkiye Grubu olarak hazırladıkları "Avrupa'da Irkçılık, Yabancı Düşmanlığı ve İslamafobya" başlıklı raporu açıkladı.
Nazilerin Avrupa siyasetini teslim aldığını ifade eden Külünk, Türkiye'nin Avrupa'daki insan hakları ihlallerini, yükselen ırkçılık dalgasını yakından takip etme zorunluluğu bulunduğunu belirtti.
Bu konuda üniversitelere önemli görevler düştüğünü ancak üniversitelerin henüz bunu fark etmediğini dile getiren Külünk, üniversitelerin, Avrupa'daki hak ihlallerinin üzerinde durması ve bunu akademik dille kamuoyuna ulaştırması gerektiğini söyledi.
Avrupa’da yaşanan son gelişmelerin, burada yaşayan akraba ve soydaşları, olumsuz etkilediğine işaret eden Külünk, 2015'in ilk 6 ayında sadece Almanya’da 23 camiye kundaklama girişiminde bulunulduğunu, bugünkü rakamın ise 80 olduğunu bildirdi. Külünk, Ocak-Eylül 2015 tarihleri arasında Almanya’da 300 kişinin yaralandığı 389 aşırı sağ, ırkçı ve yabancı düşmanı motifli saldırının kayıtlara geçtiğini vurgulayarak, bu verilerin, günde ortalama en az bir ırkçı saldırının yaşandığını gösterdiğini anlattı.
Almanya’da Ocak 2015 ile Aralık 2015’e kadar mülteci yurtlarına yapılan saldırıların, 2014'e göre 4 kat arttığına işaret eden Külünk, Danimarka meclisinin, mültecilerin ülkelerine gelirken üzerlerindeki ziynet eşyalarına el konulabileceğine dair bir kararı onadığını, bunun Avrupa için yüz karası, utanç vesikası olduğunu söyledi.
Külünk, bireylere yönelik fiziksel saldırıların, bina ve mabetlere yönelik kundaklamaların katlanarak artışının, Avrupa’da ırkçı ve aşırı sağcıların gittikçe militanlaşarak radikalleştiğini, toplumsal huzuru tehdit ettiğini, buna karşın devlet kurumları ve yetkililerinin bocaladığını, yükselen ırkçılık dalgasına karşın Avrupalı yöneticilerin çözüm üretmekte zorlandıklarını gösterdiğini söyledi.
- "Güven hissini zedeliyor"
Avrupa’da yükselen ırkçılığın, göçmen ve Müslüman düşmanlığının, soydaşların güven hissini zedelediğini dile getiren Külünk, Avrupa’nın sözde temel değerleri olan demokrasi, hukuk devleti, insan hak ve özgürlükleri, barış ve hoşgörü ilkeleriyle çeliştiğini kaydetti.
Külünk, Avrupalı akraba ve soydaşların, Pegida gibi hareketlerin çoğalmasından, göçmen politikalarının sertleşmesinden, ibadet özgürlüğünün kısıtlanmasından, konut, eğitim, iş alanlarında ayrımcılığın artmasından ve toplumu ayakta tutan orta kesiminin de gün geçtikçe radikal sağın söylemlerini benimsemesinden dolayı tedirgin olduğunu anlattı.
Irkçı düşüncelerin yaygınlaşmasının, sadece Avrupa’da yaşayan Müslüman ve göçmen topluluğu değil, AB’nin kendi felsefe ve idealini de tehdit ettiğini dile getiren Külünk, ırkçılığın AB'nin gen haritasının merkezinde olduğunu vurguladı.
Külünk, İslam ya da Müslümanların hiçbir zaman bir tehdit ya da tehlikenin kaynağı olmadığını dile getirdi. İslam dininin, Avrupa'da bilinçaltında göçmen dini olarak algılandığını belirten Külünk, Türklerin bir etnik grup olarak değil dini grup olarak görülmeye başlandığını ifade etti.
AB Komisyonunun 1997'yi Irkçılığa Karşı Avrupa Yılı ilan ettiğini anımsatan Külünk, "AB'ye ve insan haklarına inanan tüm Avrupalı dostlara çağrı yapıyorum, 2017 'Avrupa Yabancı Düşmanlığıyla Mücadele Yılı' ilan edilsin. Türkiye'nin de desteğiyle Avrupa'daki demokrasi açığı kapatılsın" diye konuştu.
Külünk, Avrupa'da elektrik kontağından çıkan yangınlarda ölen, başörtüsünden dolayı bıçaklanan vatandaşların haberlerini duymak istemediklerini kaydetti.
-"Nezaketsiz buldum"
Metin Külünk'e, Hüseyin Çelik'in, Çözüm Süreci'ne ilişkin yazısı da soruldu.
"O zaman neredeymiş merak ediyorum" diyen Külünk, şu ifadeleri kullandı:
"Bu cümleleri herhalde kendisine söylemesi gerekiyor. O dönemde büyük özveriyle çalışan sorumluluk sahibi arkadaşlarımızı, bugün yaşanmışlıklar üzerinden özellikle Sayın Cumhurbaşkanı'mızı adres göstermesi, son derece yakışıksız ve şık değil. Kendisi de bu ekibin içindedir. Bu ekibin dışında tutarak sorumlulukları, riskleri başkaları üzerinden konuşmayı bir siyasi mücadele adamı olarak şık, doğru, anlamlı bulmuyorum. Sayın Cumhurbaşkanı'mıza yönelik bu tip cümleleri yakışıksız ve nezaketsiz buldum."
Bakmadan Geçme