1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 2020 Yılı Bütçesi görüşmelerinde son gün
2020 Yılı Bütçesi görüşmelerinde son gün

2020 Yılı Bütçesi görüşmelerinde son gün

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay: (3)- "Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerimiz bahane edilerek AB tarafından onaylanan yaptırım taslağının bizim nezdimizde hiçbir hükmü yoktur"- "Gazi Meclisimizin Genel Kurulunda, dört parti grubu, ABD Senatosu'nun '

A+A-

TBMM (AA) - Cumhurbaşkanı Fuat Oktay, "Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerimiz bahane edilerek AB tarafından onaylanan yaptırım taslağının bizim nezdimizde hiçbir hükmü yoktur." dedi.

Oktay, 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin son gün görüşmelerinde yaptığı konuşmada, başta ulaştırma, enerji, çevre, turizm ve tarım olmak üzere, fiziki altyapıya yönelik yatırımlara devam edildiğini söyledi.

2020 yılında 27 bin 165 kilometrelik bölünmüş yola ilave 404 kilometre bölünmüş yol ile 1400 kilometre yeni bitümlü sıcak kaplama yapılacağını, 653 kilometre köprü ve viyadüğe ilave olarak 35 kilometre uzunluğundaki köprü ile 500 kilometrelik tünel uzunluğuna ilave olarak 34 kilometre tünel yapımını hizmete sunacaklarını anlatan Oktay, Kuzey Marmara Otoyolu'nun kalan 137 kilometrelik kesimi, diğer otoyol projeleri ile hava, deniz ve demir yolu ulaşım ağındaki faaliyetleri sürdürmeye devam edeceklerini aktardı.

Oktay, küresel bazda elektrik üretiminin yüzde 25’inin yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edildiğine, Türkiye'nin 2019 yılında yüzde 46'lık yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretim oranı ile dünya ortalamasının çok üstünde yer aldığına işaret etti.

TANAP projesinin, Türkiye'nin yanı sıra Avrupa'ya doğal gaz arzına hazır hale getirildiğini belirten Oktay, "Ayrıca ülkemize ve Avrupa'ya doğal gaz arz edecek yeraltı TürkAkım projesinin inşaat ve imalatı tamamlanarak testlere başlandı. Yeraltı doğal gaz depolama kapasitesi şu an 3,4 milyar metreküptür. 2023 yılında bu kapasite 10 milyar metreküpe ulaşacak." diye konuştu.

Oktay, enerji, içme suyu ve sulama maksatlı baraj yapımında 166 milyar metreküp depolama hacmine ulaşıldığını, teknik ve ekonomik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektar arazinin, 6,6 milyon hektarının sulamaya açıldığını ifade etti.

Yurt genelinde 1954 ile 2002 yılları arasında toplam 276 baraj yapıldığını, son 17 yılda ise 565 barajın inşasının tamamlandığını belirten Oktay, gelecek nesillere temiz ve gelişmiş bir ülke bırakmak amacıyla başlatılan Sıfır Atık Projesi'ni 2023 yılında tamamlayacaklarını, bununla yıllık 20 milyar liralık ekonomik kazanç, 100 bin vatandaşa da doğrudan istihdam sağlayacaklarını aktardı.

- "İnsan onuruna uygun mahalle ortamlarını hayata geçirmekte kararlıyız"

Fuat Oktay, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ) faaliyetlerine de değindi.

Oktay, TOKİ projelerinin meydanı, okulu, camisi, parkı, yeşil alanı, diğer tüm özellikleriyle geleneksel mahalle kültürüne uygun şekilde tasarlandığını dile getirerek, "Gelir seviyesinden bağımsız olarak tüm vatandaşlarımız için her açıdan güvenli evleri ve insan onuruna uygun mahalle ortamlarını hayata geçirmekte kararlıyız." dedi.

Turizm alanında sadece deniz, kum, güneş değil, inanç, sağlık, gastronomi, kış ve yayla turizmi alanlarındaki faaliyetleri tüm bölgelere 12 aya yayarak sürdürmeye devam edeceklerini vurgulayan Oktay, hem turizm gelirlerinde hem de turist sayısında kendi rekorlarını kırmaya devam edeceklerini ifade etti.

- "Milli çıkarlarımızı başarıyla korumaktayız"

Fuat Oktay, Türkiye'nin dış ticarette küresel çapta atılımlar yaparak yeni ihraç pazarları kazandığını, teknolojik dönüşümü ihraç ürün kompozisyonuna yansıttıklarını söyledi. Küresel ihracattan alınan payın yüzde 0,6’dan yüzde 0,9’a taşındığına dikkati çeken Oktay, şunları kaydetti:

"Bu kapsamda 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız ürün sayısını 9'dan 33'e taşıdık. Yine 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız ülke sayısını da 8’den 17’ye yükselttik. Dış politika açısından içinde bulunduğumuz zorlu konjonktür ve ciddi sınamalara rağmen, bölgemizde barışı ve milli çıkarlarımızı başarıyla korumaktayız. Benimsediğimiz girişimci ve insani diplomasi yaklaşımımızın vizyonu, geniş ve manevra yeteneği yüksektir. Türk dış politikası, yerli-milli unsurlarımızı, girişimci ruhumuzu, insani ve vicdani kültürümüzü yansıtmaktadır. Bugün dünyanın birçok bölgesinde dinamikleri olumlu yönde etkileyebilecek şekilde sahada ve masada söz sahibi konumdayız. Cumhurbaşkanımız liderliğinde güçlünün değil, haklının hakkını teslim eden bir uluslararası sistemi önemsiyoruz. Bunun için 'Dünya 5’ten büyüktür.' diyoruz. Bunun yanı sıra arabuluculuk ve kalkınma yardımları gibi öncelikli alanlarda lider rol üstleniyoruz. Cumhurbaşkanımızın izlediği yoğun mekik diplomasisi ile küresel ve bölgesel konuları en üst düzeyde ele almayı sürdürüyoruz."

Türkiye'nin dış politikadaki girişimci yaklaşımının, Barış Pınarı Harekatı’nda olduğu gibi barışın yolunu açmak için diplomasi ve yumuşak gücünün yanı sıra gerektiği takdirde sert gücünü kullanabilmeyi de içerdiğini belirten Oktay, şöyle devam etti:

"Milli meselelerde hasmane ve yıkıcı bir tavır içinde olan herkes karşısında bizi bulacaktır. Bu konuda da en büyük güç kaynağımız, milletimizdir. Barış Pınarı Harekatı nedeniyle ABD Kongresi'nin Türkiye'yi baskı altında tutmak için ülkemiz aleyhinde aldığı kararlara, Yüce Meclisimiz dört parti grubunun yaptığı ortak açıklamayla en güzel cevabı vermiştir. Gazi Meclisimizin Genel Kurulu'nda dört parti grubu ABD Senatosu'nun '1915 olaylarına dair tarihi ve hukuki dayanağı bulunmayan kararı'nı kınayıp reddederken, ne yazık ki HDP, Türkiye’nin partisi olduğunu gösterememiştir. Sadece geride bıraktığımız haftaya baktığımızda bile, Meclis’te görüşülen önemli konularda Türkiye’nin hayati çıkarlarının karşısında nasıl konumlandıklarını görebiliyoruz. Bunun yanı sıra son dönemlerde ülkemizin attığı en stratejik adımlardan biri olan Libya mutabakatını 'hukuksuz' diye nitelemiş ve Milli Savunma Bakanlığı'nın bütçesine 'savaş bütçesi' diyerek karşı çıkmışlardır. Oysa kendini bu ülkenin bir ferdi olarak gören herkese düşen, ülkemizin başarılarından rahatsız olmak değil, gurur duymaktır."

Türk tarihinin farklı kimlikleri yok ederek değil etnik, coğrafi, dini farklılıkları zenginlik görerek ortak bir potada yoğuran, bütünleştiren zenginliklerle dolu olduğunu vurgulayan Oktay, "Kürt düşmanı olanlar da Kürtlere yönelik tüm gelişmelerin ve çözümlerin önünde engel olanlar da PKK'nın tüm eylemlerine ses çıkarmayan HDP'nin kendisidir. Kendi insanını ve milletimizin çıkarlarını hor görenler bizim yedi düvele nasıl meydan okuduğumuzu; sadece oyuncu değil, oyun kurucu olduğumuzu anlayamaz. Milletimizin tarihine ve birliğine dil uzatanların muhasebesini tarihe ve milletimizin vicdanına bırakıyorum." diye konuştu.

- "Türkiye'nin meşru çıkarlarından en küçük bir taviz verilmeyecek"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının bölgede barışın ve istikrarın perçinlenmesi için bir fırsat olarak kullanılması gerektiğini söyledi.

Hidrokarbon kaynakları meselesinde Türkiye'nin meşru çıkarlarından en küçük bir taviz verilmeyeceğinin altını çizen Oktay, "Şu anda Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis adlı sismik araştırma gemilerimiz ile Yavuz ve Fatih sondaj gemilerimiz, deniz kuvvetlerimize ait fırkateyn, korvet, İHA ve SİHA’ların korumasında faaliyetlerine devam etmektedir. Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerimiz bahane edilerek AB tarafından onaylanan yaptırım taslağının bizim nezdimizde hiçbir hükmü yoktur." ifadelerini kullandı.

Oktay, Doğu Akdeniz’de Libya ile imzalanan münhasır ekonomik bölge anlaşmasının önemli bir başka konu olduğunu belirtti.

Anlaşma ile iki kıyıyı dostluk köprüsü ile birbirine bağladıklarını, Libya ile yakın iş birliğinin her iki ülkenin çıkarlarına ve bölgede barışına katkı vereceğini anlatan Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sahada, masada ve düşüncede güçlü olmaya dayanan dış politikamızı, milli menfaatlerimize, bölgemizin ve dünyanın barış ve istikrarına, insanımızın refah ve huzuruna odaklanan bir yaklaşımla uygulamayı sürdüreceğiz. Ayrıca yurt dışındaki vatandaş ve soydaşlarımızın hak ve çıkarlarının korunması ile onlara sunulan hizmetlerin kalitesinin artırılması konusundaki somut çalışmalarımız da devam edecektir. Elde ettiğimiz başarıların tamamının, aziz milletimize ve ülkemize ait olduğunun bilincindeyiz. 82 milyon vatandaşımızın başarı hikayeleri, Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi daha güçlü hale getirmiştir. Ülkemizi, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında, Atatürk’ün işaret ettiği, muasır medeniyetler seviyesinin de ötesine ulaştıracak vizyonu taşıyor, hizmetlerimize ve politikalarımıza yansıtıyoruz. Dönüşüme seyirci kalmayarak, hızla değişen dünyayı yakalayabilecek, ülkemizi daha gelişmiş ve müreffeh hale getirecek politikaları 2020 yılı bütçemiz çerçevesinde hayata geçirmeye devam edeceğiz."

- "HDP, Türkiye'nin partisi olduğunu gösterememiştir' dedim"

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, "HDP Türkiye'nin partisi değildir." demenin ayrımcılık, ötekileştirmek ve nefret söylemi olduğunu, bunun asla kabul edilecek bir şey olmadığını söyledi.

TBMM'nin, ABD Senatosu'nun "Ermeni kararı"nı kınayan kararına ilişkin de değerlendirmede bulunan Oluç, Ermeni meselesinin, 1915'in ve sonra yaşananların parlamentoda, Türkiye'nin kurumlarında tartışılması, konuşulması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay ise "HDP, Türkiye'nin partisi değildir." diye bir ifade kullanmadığını belirterek, "HDP, Türkiye'nin partisi olduğunu gösterememiştir." dediğini kaydetti.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da 1915 olaylarının görüşüleceği yerin parlamentolar olmadığını, bu konunun, tarihçilerin çalışma alanı olduğunu belirtti.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, yürütme üyelerinin, hangi partiden olursa olsun yasama üyeleriyle polemik yapmak gibi bir hakkının olmadığını öne sürdü. Altay, "Yürütme organının, yasama üyelerini hele hele siyasi partileri hedef alarak, 'Türkiye'nin partisi olduydu, olmadıydı...' bunlara gerek yok. Her parti kendinden mesuldur." dedi.

- "Parlamento kararı olarak bunun nitelendirilmesi gerekir"

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, 30 Ekim'de ABD Temsilciler Meclisi kararının, 13 Aralık'ta ise ABD Senatosu'nun "Ermeni kararı"nın kınandığını ve reddedildiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Bunu bazı arkadaşlarımız kürsüden de ifade ettiler. 'Dört partinin bildirisi' diye nitelendirdiler. Hukuken bu, 4 partinin bildirisi değil. Daha önce parti gruplarının aralarında anlaşarak açıklama yayınladıkları olmuştu. Fakat 30 Ekim'deki Temsilciler Meclisi kararının ve 13 Aralık'ta ABD Senatosunun kararının reddedilmesi ve yok hükmünde sayılmasına dair kararlar, hukuki niteliği itibarıyla parlamento kararıdır. TBMM kararıdır. Daha önceki metinlerden farklı bir hukuki niteliği var. TBMM'nin kurumsal olarak vermiş olduğu, Başkanlık Tezkeresi üzerine yapılan oylamayla vermiş olduğu karardır. Grupların bildirisi olarak değil, parlamento kararı olarak bunun nitelendirilmesi gerekir. Hukuki niteliği budur. Doğru olan budur."

(Bitti)

Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT