21'inci yüzyılı Türkiye'siz şekillendirmek imkansız
Başbakan Erdoğan, '20'nci yüzyılın tarihini Türkiye Cumhuriyeti'ni dışarda tutarak yazmak ne kadar imkansızsa 21'inci yüzyılın tarihini de Türkiye'siz şekillendirmek o kadar imkansız' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Alman Dış Politika Enstitüsünde, "21. Yüzyılda Türkiye, Avrupa ve Dünya" temalı konuşmasından bazı notlar:
Erdoğan, "Faiz oranının yoğun artışı Türkiye'de bir krize neden olabilir mi? Yolsuzluk soruşturmasıyla ilgili Türkiye'de güvenin tesisi için neler düşünüyorsunuz?" şeklindeki soruya, şu yanıtı verdi: Dünyada özellikle 2012 – 2013 değerlendirdiğimizde bir ekonomik krizin olduğu ortada. Bu kriz esnasında Türkiye mali disipliniyle zaten bu ekonomik krize, aynı şekilde krize giren bir ülke olarak bu süreci yaşamadı. Bizler istikrar ve güven sayesinde aynı kararlılıkla yüzde 4 gibi bir büyümeyi ortalama olarak bu 2013'ün ilk üç çeyreğinde yakaladık, dördüncü çeyreğin neticeleri yok ama, 3,8 ile bunu tamamlayacağız. Ki 3,8 de şu anda dünya geneline baktığınız zaman ilk beş içerisinde yer alıyor. İlk beş içerisinde yer alması da Türkiye'nin nerede olduğunu göstermesi bakımından çok çok önemli. Bir şeyi özellikle ifade etmem lazım. Bu son 17 Aralık'ta yaşanan olaylarla ilgili çok ciddi dezenformasyonun etkisi altında olduğunuzu görüyorum. Türkiye'de bir yolsuzluk olayının olduğu, bunu eğer kişisel olarak değerlendiriyorsan bu ayrı bir konudur. Ama bunu yönetimde bir yolsuzluk olayı olarak değerlendirirseniz bu yanlış bir tespittir.
Biz Gezi olaylarını yaşadık. Gezi olaylarının olduğu mayıs ayında önce nelerin olduğunu bilmenizi isterim. Örneğin o ay içerisinde Türkiye üçüncü havalimanı ihalesi denilen ve yıllık yolcu kapasitesi 100 milyonun üzerine çıkan, dünyanın ilk üç havalimanı arasında yer alacak bir ihaleyi gerçekleştirdi. Bunun maliyeti 42 milyar dolar. Buna devlet olarak biz bir kuruş para koymuyoruz. Sadece 20 yıl kullanım hakkını veriyoruz. Her şeyi kendileri harcayacaklar. Beş Türk ortağın bir araya gelerek yapacağı bir havalimanı olayın.
3Y İLE MÜCADELE
Yine aynı süre içerisinde 2,5 milyar dolara mal olarak bir üçüncü köprüyü yaptırıyoruz. İstanbul İzmir arasında yapılmakta olan ve üç saate düşürecek olan bir otoyol. Ve bunun üzerinde dünyanın sayılı asma köprülerinden birisi kuruluyor. Bu arada yine Marmaray'ın açılışının yapıldığı bir ay. Yüksek hızlı trenin aynı sürece rastladığı bir süreçte ortaya böyle bir şey çıkıyor. 12 ağaç oradan sökülüp bir başka yere dikiliyor ve bu tür adımlar atılıyor. Çevreci bir iktidara karşı sadece dereyi bulandırmaktan başka bir şey değil. Biz 2 milyarı aşkın fidan ve ağaç diktik. Tüm esnafın camını çerçevesini indirmek demokratik bir tavır değil. Demokraside haklar sandıkta aranır, sopayla, cam çerçeve indirerek aranmaz. Şimdi de 17 Aralık'ta yolsuzluk söyleniyor. Biz 3Y ile mücadele dedik. Yolsuzluk, yasaklarla ve yoksullukla mücadele. 3 Kasım 2002'den bu yana devam ediyoruz. 3 genel seçim, 2 yerel seçim ve 2 referandum yaşadık. 30 Mart'ta bir seçim daha var. Eğer halk bizi birinci parti olarak çıkarıyorsa bu iktidar dürüsttür. Tabii ki sevmeyenler olacaktır. Bu da demokrasinin güzelliğidir.
GEZİ OLAYLARI YANITI
Şimdi gezi olaylarını söylüyorsunuz. Siz Frankfurt'taki, Hamburg'daki eylemler yaşandı. Bizim polisimizde mukayese edilemeyecek şekilde görüntüler yaşandı. Bu görüntüler benim elimde var. Bunları nereye koyacaksınız? Orada gezi mezi olayı da değil. bakın Taksim'de çok farklı düşüncelerim vardı. Bir tane opera binası yoktur. Kültür merkezini opera binası yapmak istiyorduk. "Yaptırmayız" dediler. Taksim'deki o meydanın düzenlenmesi, Gezi Parkı denilen yer bir kışlaydı. Biz de şehir müzeleri vardır bilirsiniz, biz de şehir müzesi yapalım dedik. "İstemeyiz" dediler. Bu özellikle geçmiş dönemlerde komünist rejimlerde olan yaklaşım gibi. Güzel bir şey yapacaksanız buna karşı çıkarlar. Azınlıkların haklarının korunmasında ben gayrimüslimlerden örnek vereceğim. Ne kadar gayrimenkulleri varsa Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredilmişti. Biz bunları ortaya çıkardık. Biz bu gayrimenkulleri kendilerine devrettik. Mor Gabriel Kilisesi sorundu, sorunu çözdük. Sümela Manastırı'nı açtık. Tarsus'taki kiliseyi biz açtık. Azınlığın haklarını korumak budur. Kendilerine de söylüyoruz, "İnançlar konusunda sorun neyse söyleyin çözeriz". Bu adımlar atılırken şiddete yönelik terör örgütlerine adımlar varsa güvenlik güçleri de yapılması gerekenleri yapsın. Bunlar da standartların dışında değildir.
YETKİ ŞEHİR MECLİSİNDE
Erdoğan'a açıklamasının ardından "Burada tabi protestoların ilginç yönü, gösteri yapanlar, seçmenleriniz arasında da vardı. Tabi ki katılım konusunda da bütün medyalarda tartışılan konular var. Mesela halkın, sadece hükümetin hediyelerini kabul etmek değil de, şehrin politikalarına katılım sağlamalarını hakkında ne düşünüyorsunuz?" şeklinde de bir soru yöneltildi. Erdoğan bu soruya da şu yanıtı verdi:
Bize bu tür politikalara katılmak için gelenlerin teklifleri gördük. Onların tekliflerinin dışında, adeta kanun yapıcı noktada kendilerini görme, yani yasama organının yapması gerekenleri, kendilerini yükselttiğini görüyoruz. Bir şehrin vatandaşın öyle taleplerde bulunur ki, bunun bir kabul edilebilirliği olur. Ama bu yoksa, bu konuda yetki kimdedir? O şehrin meclisindedir. O şehrin meclisi bununla ilgili kararı alır. Fakat çok daha farklı şekilde, eğer merkezi yönetimi bu ilgilendiriyorsa, federal meclisi ilgilendiriyorsa, burada da yasama organı bununla ilgili adımı atar.
Eğer halkın iradesine saygı duyacaksak, halk ne dersek o olacaksa, o zaman biz yasama organının çıkaracağı bu yasalara uymak zorundayız. Burada halkın iradesini kazanamayanların, halkın iradesi üzerinde şiddetle egemenlik kurmayı gerektiriyor ki bu demokrasilerde kabul edilemez.
GÜLEN HAREKETİ
Belli yapılardan bahsettiniz. Gülen hareketinden sanırım bahsediyoruz. Paralel yapı oluşturulmuş. Bir nevi onları desteklediğinizi anladım ben. Gülen hareketi yardımcı oldu. askeri hareket için yardımcı olduğunu düşünüyorum. Eğitim reformunu hükümetiniz gündeme getirdi. Acaba şu anda müzdarip olduğunuz ve karşı durduğunuz, hem yargı hem emniyette olan bu sistemi hükümet olarak siz ortaya koymadınız mı?
Şu anda mevcut sistem belli bir hareketin grubun oluşturduğu bir sistem değildir. Bu tüm Türkiye'de çeşitli STK'ların ortaya koymuş olduğu düşünceler neticesinde oluşturulan bir yapıdır. En son mesela referandum yüzde 58'le çıkmış bir referandumdur. Bunun içerisinde her grup var. burada belli bir grup söz konusu değil.
DÖNÜM NOKTASI 30 MART
Yargıdaki paralel yapılanma, diğer kurumlardaki yapılanma, özellikle şu anda farklı bir sürecin içerisinde girecektir. İşin en çirkin boyutu şudur. Şantajlarla, ortam dinlemeleriyle, bütün bunlarınyanında görüntülemeyle, bir çok güvenlik mensupları yargı mensupları tehdit altına alınmıştır. İş adamına hareket etme, etmediğin takdirde elimizde belgeler var. onları ifşa eder. Bunu bakan arkadaşlarımıza da yaptılar. Dolayısıyla biz de diyoruz ki, böyle bir şeye bizim asla müsaade etmemiz mümkün değil. Bedeli ne olursa olsun bu iş çözüm kavuşturulacaktır. 30 Mart bunun dönüm noktası olacaktır.
Bakmadan Geçme