3 Kasım 2002 ruhuyla yeniden
16 yıl önce başladı büyük değişim. Sıradan bir seçim değil, Türkiye'nin, hatta tüm dünyanın kaderinin değiştiği gün. O günlerin en yakın tanığı Ak Parti İl Başkanı Hasan Angı ile o günleri konuştuk.
- 3 Kasım 2002 sadece sizin partinizin adına değil bütün Türkiye hatta tüm coğrafyamız adına çok önemli bir tarih. Ve bu tarihin en önemli şahitlerinden biride sizsiniz. O günleri yakinen yaşamış biri olarak tarihe bir yolculuk yapmak istedik. Sizin ve partinizin o güne gelişinin kısa bir hikayesine değinebilir misiniz söyleşimizin başında…
Tarih 8 eylül 2001’di. O gün Konya İl Teşkilatında Kurucu İl Başkanı olarak görev aldım. İl ve ilçelerdeki teşkilatlarımızı süratle halletmeye çalışıyorduk. Bir anda ülke erken seçim sürecine girdi. Daha bir yılımızı yeni doldurmuştuk. İnanılmaz sıkıntılı günlerdi, ülke adına… Daha teşkilatlanmamızı bitirmiştik ki Milletvekili seçimleri için aday belirleme sürecine girdik. Bu noktada Genel Merkez ile istişarelerimiz sürerken Konya’nın iyi bir lite ile 16’da 16 yapmasının içten bile olmadığını özellikle ifade etmiştim. Tabi bu listede hem yerel hemde genel dengelerin en iyi şekilde gözetilmesi gerektiğininde altını çizmiştim. Konya’da inanılmaz bir coşku var. Ve bizim bu coşkunun neresinde olduğumuzun pek bir önemi yoktu o gün. İster aday, ister başkan, ister gönüllü. Bizde o listeye Milletvekili adayı olarak girdik.
- Coşku’yu hissediyordunuz yani?
Evet gittiğimiz her yerde müthiş bir heyecan ve coşku vardı. Tabi benim ilk seçimim. Tecrübeli abilerimize soruyorduk; “Her seçimde böyle mi olur?” diye. Yok demişlerdi. Diğer partilere özelliklede iktidar partilerine ne denli bir kızgınlık varsa bize de o denli bir teveccüh vardı. Diğer partilerin Bedesten’e giremedikleri oluyordu. Çok gergin bir ortamdı. Çünkü millet çok sıkıntılar yaşamıştı o partiler yüzünden. Hepimizin ümidi bize karşı teveccühün, coşkunun sandığa yansımasıydı.
- Ve o müthiş gün. 3 Kasım 2002. Türk siyasetinin tepeden tırnağa değiştiği. Belki de bütün coğrafyamızın kaderinin değiştiği gün. O günü anlatabilir misiniz? Neler yaşandı?
İşte bu heyecan, coşku, kızgınlık içinde geldik 3 Kasım 2002 tarihine. Sandık temsilcilerimiz bile yoktu. Bir önceki seçimlerde aldığınız oy oranına göre sandık müşahitleri ayarlanıyordu. İktidar Partisi DSP müşahit bulamıyordu. Biz arkadaşlarımızın yardımıyla sandık kurullarını oluşturabildik. Bütün gün büyük bir heyecanla bekledik akşam saatlerini. Saat 6.00- 7.00 gibi sonuçlar gelmeye başladı. Sonuç geliyor 185 oyun 175’i Ak parti. Bir başkası arıyor. Aynı sonuçlar. Neredeyse yüzde yüz. Heyecan ve merak sevince dönüştü.
- O gün zihninizde kalan bir şey var mı?
Tabi ki. Çok şey hemde. Ama hiç unutamadığım. İsmet Şekeroğlu amcam. Televizyonlar daha sonuçları vermiyor. Saat 9.00 olmamış. Arıyor İsmet amca ‘Evladım durum nasıl?’ diye soruyor. Daha gelmedi amca diyorum. 10 dakika sonra bir telefon daha. Yine İsmet amca ‘Evladım nasıl durum?’ 15 dakika sonra bir daha ‘Evladım meraktan ölüyorum’ Böyle bir aşk ve sevda getirdi zaten bizi bugünlere…
- O gece daha neler yaşandı?
Genel merkezin talimatı vardı “İlçelerdeki sandık tutanaklarını dahi almadan gelmeyeceksiniz” demişlerdi. Sabah beş’te gelenler oldu. O günün imkanları da sınırlıydı, bizim imkanlarımızda. Tv’ler vermeye başladıkça heyecan ve merak yerini sevinç ve coşkuya bıraktı. Yüzde 34-35 civarında oyumuz açıklanıyordu. İki partili bir meclis ortaya çıktı. Konya için yüzde 55 bandında rekor bir oy geldi.
- Kutlamalar erken başladı o zaman?
Biz Ak Parti İl Binasının önünde yaşadık o coşkuyu o heyecanı. Herkes oradaydı. Aday arkadaşlarımız, yöneticilerimiz, partililerimiz ve milletimizle. İnanılmaz derecede güzel bir sevinçti…
Ama gönlümüz de kırıktı aslında. Çünkü Başbakan’ı belirsiz bir seçim yaşamıştık. Genel Başkanımız listede yoktu. Hatta bir kısım muhalefet gerek tv programlarında gerekse yüzyüze bunun üzerinden siyaset yapmaya çalıştılar hep. Tüm partili arkadaşlarımız bunu üzülerek izledi. Defaatle söyledim ‘Ak partiden yüzlerce Başbakan adayı çıkar. Yeter ki seçimi kazanalım” ama bize karşı bu kirli siyaseti yürütenler barajın altında kaldılar hep birlikte.
- Peki ya sonrası?
O gün sabah her şey netleşmişti. İki partili bir meclis aritmetiği oluştu. Konya 13 ila 14 milletvekilliği arasında gidip geldi. Nihayetinde 14 vekil aldık. CHP iki milletvekilliği aldı. Bizim aramızda tecrübeli olanların yanında ilk defa Milletvekilli seçilenlerde oldu. CHP’de de Nezir Büyükcengiz tecrübeli Atilla Bey yeni bir arkadaştı.
- 3 kasım seçimleri çok şey ifade ediyor elbette Türkiye siyaseti için. Ancak bunu bir de sizin
ağzınızdan duymak istiyorum. Neler değişti o günden sonra…
3 kasım Türk Siyasi Tarihinde en ciddi en önemli dönüm noktasıdır. Millet Yüzde 21’lik İktidar Partisine öyle bir ders verdi ki, yüzde 2 ile baraj altında bıraktı. Eğer başaramazsanız iktidar yaptığım gibi dersini vermesini de bilirim” dedi millet… Aslında bu Ak Parti iktidarının da zorluğu anlamına geliyordu. Sırtımızdaki yükü ağırlaştırıyordu. Kazandık ta ‘Nasıl bir hükümet olacağız?’ Nasıl icraatlar yapacağız? Milletimiz bir sonraki seçimlerde bu çalışmaları nasıl değerlendirecekti? Kazanmak güzel ama devam ettirmek, onu yükseltmek, sürdürebilmekte çok önemliydi. Hamdolsun. Sürdürdük, yükselttik. Ve büyük yatırımların altına imza attık. O sebeple hep Ak Parti’yi artırarak geldi bu millet. Konya’nın duyarlılığı ise hep bir başkaydı. Bu sebeple Konyalılara en kalbi teşekkürlerimi sunuyorum. Onlar bu desteği vermemiş olsalar siyaseten de bunları başarabilmek çok kolay olmayacaktı. Biz ne kadar çabalarsak çabalayalım. Onların desteği takdiri olmasa bunu sürdüremezdik.
- Peki Genel Merkez bu sonucu beklemiş miydi o gün Konya’dan?
Aslında Ankara’nın beklentisi 8 Milletvekilliği idi. 16’nın yarısı bizim olsun büyük başarıydı. Bu sonucu beklemeyenlerde vardı. Listedeki arkadaşlar bazen bu sıkıntıyı hissetti. 10. Sıradaki arkadaşımız bile bir tavır koymuştu. “Biz bu yolda yürüyelim. Başarıyı verecek Allah’tır” dedim. Kimi önde kim arkada olacaktı. “Bende teşkilata daha fazla yer verilmeli” demiştim. Genel Başkan Yardımcımız 6 tane var daha ne istiyorsun demişti. 6 ilçe başkanımız vardı. 2 de ilden bizler vardık. Daha ne istiyorsun. Akşehir’den Orhan Erdem. Harun Tüfekçi Seydişehir İlçe Başkanımız. Ereğli’de Abdullah Çetinkaya, Mehmet Kılıç merkezde. Bu arkadaşlarla hizmet etmek çok daha kolay oldu. Yereli temsil etme noktasında.
- Peki ya ilerleyen süreçler. Sınıflandırma yapsanız o dönemleri?
2002, 2007’den çok farklıydı elbet. İcraati olan büyük işler başarmış bir partiydik. Tayyip Bey milletin gönül dünyasında çok daha fazla güçlenmişti. Ak Parti ve Liderimiz kendini kanıtlamıştı, ,oy lidere verilen hale dönüştü. Allah sevdiğini sevdiriyor. Şifre bu aslında. Samimi duruş. Topluma verdiğin sözün arkasında durma ve duramayacağın sözü vermeme. O gün söylemişti Sayın Cumhurbaşkanımız ‘müseccel bir marka olacağız’ diye.
- 3 Kasım seçimlerinde şevkinizin kırıldığı zamanlar olmuş muydu?
Tabi ki oldu. Yollarda Meydanlarda yer bırakmıyorlardı bayrak asacak. Kavgaya kadar götürmek istediler. Defalarca uyardık. Kararı millet verecek. Herkes kendi tanıtımını yapsınlar diye. Ama o gün Abdullah Gül’e Kıbrıs’ı sattınız diyenler bugün partimize geldi.
- O günlerden aklınızda kalan ve sizi duygulandıran bir hatıranız var mı?
Partiyi kurduğumuz ilk günlerdi. Parası pulu yok partinin. Maddi sıkıntılar yaşıyoruz. Bir İmam arkadaşımız haber göndermiş. Görüşmek istiyorum diye. Gittik görüştük. Bisikletle işine gelip giden bir arkadaşımız. Aldığım maaş şu. Size ayda yalnız 25 TL verebilirim ama. “Bu arkadaş gelsin alsın benden her ay bu parayı’ dedi. Çoluk çocuğunun rızkından kesip veriyor 25 TL’yi. ‘Sizi ve hareketinizi seviyorum’ dedi. Başka bir sanayici arkadaşımız ‘Sizin paraya ihtiyacınız olacak’ demişti. Her ay 100 dolar verdi. Ama sıkışıp gittiğimiz yerlerden nasihat aldığımız oldu. Bunların hepsi bizim için tecrübe oldu. Mustafa Çevik bey bakardı duruma göre “Verin bakalım şu parayı” derdi. Herkes verirdi. Kimse itiraz etmezdi. Ederse artardı zaten o rakam. Çünkü herkesin cüssesine göre keserdi onu.
- Son olarak Ak Partinin geldiği nokta. Yani sadece Türk siyasi hayatında değil, dünya tarihinde benzeri az görünür bir başarı. Bu başarının sırrı nedir size göre?
Bir çok nedeni var. Yüzlerce ama en önemlileri “Liderinin omurgalı duruşu.” Hangi badireyi yaşadıysak ondan Liderimizin dik duruşuyla kurtulduk. İhanete asla taviz vermeyen halimiz. Ve yine liderimizin Millet sevgisi, millete olan teması. Bu ziyarette bile gördük. Güvenlik Timi aşırı zorlarken Recep Tayyip Erdoğan yolda gördüğü bir kalabalık, bazen bir çocuk için durdu. Milletiyle gönül köprüsü kuruyor. Gönül adamı. 2019 memleket adına çok önemli bir eşik. Bunu atlamak gönül coğrafyamızı da rahatlatacak. Bu noktada yine bu gönüle güveniyoruz. Diğerlerinin bir adayı bile yok. Derleme mantıkla seçime hazırlanıyorlar. Buradan iki buradan üç alırızın hesabındalar. Ama bizim ne yapacağımız kiminle seçime gireceğimiz belli. Biz o seçimde Konya’dan her bireyin oyunu istiyoruz. Bizim hedefimiz yüzde yüz. İşte aramızdaki fark bu… Bu sebeple bizim 2002 den bugün fark ne diye sorarsanız heyecanımız o günden çok daha fazla, aşkımız şevkimiz daha yüksek” bunu bilmenizi istiyorum…
HAYRETTİN ATAK / YENİ HABER
Bakmadan Geçme