30 yıllık meslek aşkı hala ilk günkü gibi
Konya, Tarihi Bedesten Çarşısı'nda 30 yıldır saraçlık ve kundura tamiri yapan Vedat Akçam, uzun yıllardır severek yaptığı işin artık son demlerini yaşadığını ve mesleğinin yok olmasından dolayı kaygılandığını belirtti.
Gelişen teknoloji ve fabrikasyon sistemle beraber, unutulan meslekler arasına giren kundura tamiri ve saraçlık artık günümüzde pek kullanılmıyor. Uzun yıllardır severek yaptığı işin, artık unutulmaya yüz tutuğundan dolayı üzgün oluğunu ifade eden saraç Vedat Akçam, “30 yıldır ayakkabı tamir işindeyim. Hala ilk günkü gibi aynı heyecan ve aşk ile işimi yapıyorum, ancak bu meslekte çırak yetişmiyor. Biz burada Bedesten Çarşısı’nda iki ustayız, biz iki kişi saraç ve kundura ustasıyız, yaklaşık bir hafta önce 3 kişiydik ve aramızdan biri mesleği bıraktı. Saraçlıkta hayvanlara yular, eğer gibi şeyler yapıyorum. Bizden sonra bu mesleğin bir sürekliliği yok, çırak yetiştiremiyoruz bize gelip böyle bir istekte bulunan kimse de olmuyor. Hal böyle olunca ben de üzülüyorum benden sonra bu mesleğin devam etmesini isterim. Bazen komşularıma veya çevremdekilere, çocuğunuzu benim yanıma gönderin meslek öğrensin diyorum ama kimse istemiyor. Herkes okumanın ve kolay para kazanmanın derdinde, artık gençler meslek öğrenmek istemiyor. Okuldan sonra iş bulamadıkları zaman fabrikalarda çalışmaya gidiyorlar ama bu işi öğrenip yaparlarsa; hem kendi mesleğini icra eder hem de kimseye bağlı kalmaz. Biz zanaat ustasıyız yani sanatçıyız ama artık sanatımız bitiyor. Unutuluyoruz, buda beni çok üzüyor” dedi.

‘İNSAN SAĞLIĞI AYAKTAN BAŞLAR’
Doğru ayakkabı giyimi ve insan sağlığındaki önemi hakkında önemli bilgiler veren Vedat Akçam, tüketicilerin bilinçsiz ayakkabı kullanımı hakkında konuştu. Akçam yaptığı açıklamada, “Dışarıda olduğum zaman bezen bakıyorum insanların giyindiği ayakkabılara, hepsi lastik taban ve kalitesiz plastikten olan ayakkabılar. Artık herkes tarz giyinmek istiyor. İnsanların tek derdi marka olmuş ve bunlara çok fazla paralar ödüyorlar. Bilinçsiz bir ayakkabı kullanımı var. İnsan sağlığı ayakta başlar, Sadece markaya bakıp alışveriş yapılmaması gerekiyor. Anne veya baba gidip çocuğuna bir spor ayakkabı alıyor. Bilindik markalardan alıyorlar, ama farkında olmadan çocuğun ayak yapısı bozuluyor. Düz tabanlı ayakkabıyı çocuğa giydirip, düz ayaklı olmasına sebebiyet veriyor. Çocuk belli bir süre sonra aksamaya başladığında anlıyorlar. Ama o zamana kadar iş işten geçmiş oluyor. Atalarımızın bir sözü var. Ayağını sıcak başını serin tutacaksın, o yüzden ayak sağlığı çok önemli. Bazen müşterilerim gelip, “Ayağım çok terliyor, ne yapmam gerekiyor” diye soruyorlar. Lastik taban ayakkabı giyerseniz tabi terler, kokar veya daha başka sıkıntılarla karşılaşırsınız. Ama kösele ayakkabı böyle değil yazın ayağı terletmez, serin tutar. Deri kösele ayakkabı piyasadaki bütün ayakkabılardan, daha kullanışlı ve daha sağlıklı bu ayakkabıların yaz ve kışlık çeşitleri de var. Uzun ömürlü hem cebinize faydası ver hem de sağlınıza faydası var. Marka olup çok fazla para harcanan lastik ayakkabıdan daha uzun ömürlü ve rahat olur ama kimse kullanmıyor. Bana gelen müşterilerimin çoğu çağlarımda yani yaşlı, olgun insanlar bunları kullanıyor” şeklinde konuştu.

‘BU MESLEK VE BİZ YOK OLUYORUZ’
Ekonomik olarak yaptığı işten karşılık alamadığını ve kendisi gibi diğer zanaatkarlarında artık mesleklerini bıraktığına değinen Vedat Akçam, “Ekonomik olarak bu mesleğin yok olması, sadece bu meslek değil günümüzde birçok zanaatkar mesleğini bırakmak zorunda kalıyor. Çünkü işimizi yapamıyoruz, bunun ekonomiye de zararı var. Müşterimiz kalmayınca bizde dükkanımızı kapatmak zorunda kalıyoruz. Pandemide evdeydik ve uzun süre işe gelemedik, o zaman ben yeni ne yapabilirim diye düşünüyordum, insanların hayatlarını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Ama bir türlü karşılığını alamıyoruz. Vatandaş gidip bir spor ayakkabı alıyor, aradan bir yıl geçtikten sonra onu çöpe atıp yenisini alıyor. Bize tamir için gelende olmuyor. Bizde iş olmadığı için, karşılık alamadığımız için bu mesleği bırakmak zorunda kalıyoruz. Bu farklı olsa benim bir çalışanım olsa, mesleği öğrettikten sonra çırağıma bırakıp çıkarım işten. O genç hem bu sayede işsiz kalmayacak hem de ben gönül rahatlığıyla hayatıma devam edeceğim. Ama öyle olmuyor. Bu meslek ve biz yok oluyoruz. İnşallah ilerleyen süreçte bütün bu kötü gidişat durur” ifadelerini kullandı.
SİNAN ÖZEN/ YENİ HABER GAZETESİ




Bakmadan Geçme