ABD ile Rusya Ortadoğu'yu paylaştı
ABD Dışişleri bakanı John Kerry 15 Aralık'ta Rusya devlet başkanı Putin ve mevkidaşı Lavrov ile Moskova'da temaslarda bulundu. Bu görüşmeler ve ardından gelen 'birlik' mesajları Ortadoğu'da bir işbölümü olacağı şüphesini beraberinde getirdi.
Moskova'da temaslar
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin Putin ve Lavrov ile temaslarda bulunduktan sonra iki ülkenin yetkililerinden gelen açıklamalarda, en çok, “birlik” sinyali veren mesajlar dikkat çekti. Kerry, mevkidaşı Sergei Lavrov ile gerçekleştirdiği görüşmede,“DAEŞ’in herkes, her ülke için büyük tehdit olduğu konusunda Rusya ve ABD hemfikir” dedi. Lavrov da Kerry ile içerisinde terörle mücadele konularının yer aldığı somut bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, "Görüşmede Suriye krizinin çözümünde hangi noktada bulunduğumuzu detaylı bir şekilde değerlendirdik ve Viyana'da varılan mutabakatı teyit ettik" dedi. Rusya devlet başkanı Putin ise, görüşme sonrası ABD ve Rusya’nın dünyadaki önemli krizlere birlikte çözüm aradığını ifade etti.
Gelecekte ne olacak?
Bu görüşmeler ve ardından gelen ‘poizitif’ söylemler, Riyad’ta henüz Suriye’nin muhalifleri toplanmışken, İslam ülkeleri gene Riyad’ta teröre karşı bir koalisyon kararı almışken ve Ortadoğu’da Suriye’nin geleceği noktasında Türkiye – İran üzerinden Rusya’nın da dâhil olduğu bir kutuplaşma süreci başlamışken; bölgedeki krizlerin geleceği ve olası senaryolar ile ilgili yeni sorular ve ihtimaller doğurdu.
Mehmet Akif Okur: "Esad rejiminin geleceği garanti altında"
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin Moskova ziyaretinde Rus lider Vladimir Putin’le yaptığı görüşme sonrası işbirliği mesajı vermesi ‘ABD-Rusya arasında Suriye konusunda gizli bir anlaşma var’ iddialarını yeniden gündeme getirdi. Ortadoğu uzmanı Doç. Dr. Mehmet Akif Okur, Star’a yaptığı değerlendirmede ABD’nin Rusya’yla karşı karşıya gelmek istemediğini ve iki ülke arasında kırılgan da olsa bir mutabakat olduğunu söyledi.
ABD Başkanı Barack Obama’nın ülkesini yeni bir savaşa sokmama stratejisini değiştirmeden Amerikan kamuoyunun baskısıyla Rusya’yı belli bir hat etrafında tutmaya çalıştığını ifade eden Doç. Dr. Okur, “Başkan Obama, stratejisini değiştirmeden bir şeyler yapmaya çalışıyor. Rusya’yı belli bir hat etrafında tutmak için ise Rus tezlerine yakın hareket ediyor. Ancak ABD’nin bu yaklaşımı Riyad’da toplanan ve belli bir ölçüde anlaşan Suriye muhalefetinin dağılmasına neden olabilir. Hatta yalnızlaşma psikolojisine girerek DAEŞ gibi radikal hareketlere doğru evrilebilirler” dedi.
ABD’nin Rusya’nın Suriye’de yaptıklarına sesini çıkarmamasının düşündürücü olduğunu belirten Okur, “Rusya Irak’a geçmiyorum diyerek ABD’nin kırmızıçizgilerine dokunmuyor ve ABD, Suriye’yi ulusal çıkar olarak görmediği için ‘Bana zarar vermesin yeter’ şeklinde hareket ediyor. Suriye’de DAEŞ hedeflerini vurması da kamuoyu baskısı nedeniyle” yorumunda bulundu.
İki ülkenin terör örgütü PKK’nın bölgedeki uzantısı PYD’nin varlığı konusunda rahatsızlık duymadığını söyleyen Okur, “Rusya ve ABD arasındaki temaslar, Esad rejiminin geleceğinin garanti altına alındığı izlenimini veriyor. Yani iki ülke Esad’ın başında olduğu bir Nusayri devletinin kurulması için mutabak sağlamış olabilir. PYD’nin varlığı konusunda da iki ülke açısından bir sıkıntı yok. Önümüzdeki süreçte Suriye’nin kuzeyinin tamamen PYD’ye bırakılması tehlikesi sözkonusu olduğu için Türkiye’nin örgüte karşı kararlı tutumunu değiştirmeden bu konuda ABD’ye baskı yapmaya devam etmelidir” şeklinde konuştu.
Galip Dalay: "Suriye krizi terörle mücadele sorununa indirgeniyor"
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin, Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmesini STAR'a değerlendiren Siyaset Araştırmacısı Galip Dalay, Suriye Krizi'nin by-pass edilerek sadece teröre karşı uluslararası mücadeleye indirgenmesinin ürkütücü olduğunu belirtti. Bölgede yaşanan sorunların terörizm meselesine indirgenmesi de Suriye krizinin önemini kaybettiğini göstermektedir diyen Dalay, Esad'ın sadece bir şahsı değil eski bir siyasal sistemi temsil ettiğini söyledi. Rusya'nın iyi-kötü terörist ayrımı yapmadan DAEŞ'e karşı gelişen mücadeleyi diğer muhalif unsurlara da yöneltmek istediğini bunun ise ancak Esad rejimini güçlendireceğini ve ömrünü uzatacağını belirtti. Suriye muhalefetinin de Rusya tarafından bu şekilde kırılgan bir muhalefete dönüştürülmek istendiğini ifade etti.
Suriye meselesinin yerel, bölgesel ve uluslararası boyutları olduğunu dile getiren Dalay, sahada ABD tarafından desteklenen PYD ve Rusya'nın arka çıktığı Esad rejiminin karşısında demokratik ılımlı bir muhalefet istenmediğini söyledi.
Suriye ile ilgili bir dizi toplantılar serisinin yapıldığını ve bunun devam edeceğini, ancak bu şekilde asıl Suriye muhalafetinin sahada gücünün kırılması ile sadece bir "hotel muhalefeti"olgusuna evirerek Viyana görüşmesi öncesi masada PYD ve Esad dışında güçlü bir aktör istenmediğini söyledi. Bunun ise Suriye krizine bir çözüm önermeyeceğini söyledi.
Kerry-Putin görüşmesini sadece Suriye özelinde değerlendirelemeyeceğini söyleyen Dalay, bu görüşmelerde Ukrayna-Gürcistan-Suriye meselelerinin ele alındığını belirtti. Suriye krizinin ABD ve Rusya için küresel anlamda birbirine paralel olarak konuşulduğunu ifade etti.
Geçtiğimiz aylarda, Türkiye'nin İncirlik Üssü'nü koalisyon uçaklarına açmasının da sahadaki denkeleme müdahale etmek isteyen Türkiye'nin br hamlesi olarak değerlendirdi. Türkiye'nin zaten bir NATO ülkesi olduğunu kaydeden Dalay Türkiye'nin DAEŞ ile mücadelede samimi olduğunu göstermek için ABD'nin Suriye dış politikasına da destek vererek sahadaki durumu Türkiye-NATO denklemine kaydırdığını belirtti. -star
Bakmadan Geçme