ABD'de 14 yaşındaki öğrencinin gözaltına alınması
Marmara Üniversitesi (MÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Yel, ABD'nin Teksas eyaletinde kendi icadı olan saati öğretmenine göstermek için götürdüğü okulda polisler tarafından kelepçelenerek gözaltına alınan 14 yaşındaki Müslüman öğrenci Ahmed Muhammed'in sırf adından dolayı bu muameleye maruz kaldığını söyledi.
Yel, durumun artık İslamofobiden çok daha ileri seviyelere doğru ilerlemeye başladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"İslamofobiye karşı biz Müslümanlar seslerimizi yeterince çıkartmadığımız için, aktif bir tepki vermediğimiz için işler giderek, 'antiislam', 'antimüslim' bir şekilde evrildi. İslamofobi kelimesini kullanmayalım, bu artık bana çok masum bir kelime gibi geliyor. Fobi kelimesi, psikolojide sebebi çok belli olmayan, kişinin vehmi olarak tarif ediliyor. Burada durum çok farklı. İslam'a karşı bir düşmanlık var artık. Yüksekten korkan insanlar olduğu gibi, İslam'dan da korkanlar var. Bunun adı zaten baştan yanlış konuldu. İslamofobi değil artık 'antiislam' ve 'antimüslim' şeklinde bir tabir kullanılması lazım."
Bu tür saldırılara karşı hukuki girişimlerde bulunulması gerektiğini vurgulayan Yel, Ahmed Muhammed'i ihbar eden öğretmenin çok ağır bir cezaya çarptırılması gerektiğini dile getirdi.
- "İslamofobi nefret suçu kapsamına alınmazsa bu eylemler devam edecek"
ABD Başkanı Barack Obama'nın Ahmed Muhammed'i Beyaz Saray'a davet etmesini "güzel ama yeterli değil" şeklinde değerlendiren Yel, şöyle konuştu:
"Obama, 'Madem bu tür olaylar oluyor' deyip, artık buna bir çözüm bulmalı. 'Hukuki ve sosyal olarak önlem almamız lazım' demesi gerekliydi. Daveti, yapmacık ve yüzeysel kaldı. Bu tür eylemlerin suç olarak kabul edilmesi lazım. İslamofobi nefret suçu kapsamına alınmalı. Alınmazsa bu eylemler devam edecek. Amerika, Avustralya ve Avrupa'da buna benzer milyonlarca durum yaşanıyor. BM'de sadece dininden dolayı, Müslüman olduğu için ayrımcılığa uğrayanların haklarını arayabildikleri bir mekanizma lazım."
- "Batı, İslam'ın ilerleyişinden rahatsız"
Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Biçer de Batı'nın, Hristiyanlığın durağanlaştığının farkında olduğunu söyledi.
Biçer, yapılan birçok araştırmaya göre Hristiyanlığın gerilediği bilgisinin verildiğini aktararak, "Bütün olumsuzluklara rağmen bunun karşısında İslamiyet'te büyük bir yükseliş var. Bu, bir realitedir. Bu durumda bunun önünün alınması gerekir. Batı, bu ilerleyişi durdurmak için farklı çabalara girdi" diye konuştu.
Batı'nın insan hakları konusunda daha zor durumda olmasına rağmen bütün olumsuzlukları İslam'a atfettiğine vurgu yapan Biçer, şunları söyledi:
"Durum böyle olmasına rağmen özenle seçilmiş ve yanlış yaklaşımlarla yorumlanmış dini metinleri öne çıkararak Müslümanları negatif anlamda göstermeye çalışıyorlar. Bu, Orta Çağ'dan beri devam eden bir durum ama günümüzde iletişim araçlarının etkisiyle daha hızlı yayıldı. Sistemli bir şekilde çalışmalar yapılıyor. 'İslam' dediklerinde Afganistan'dan görüntüler paylaşıyorlar ve bunu genele mal ediyorlar. İslami oldukları iddia edilen marjinal gruplar üzerinden bir algı oluşturuyorlar."
- "Batı, sınıfta kaldı"
Biçer, İslamofobinin Batı'ya doğru gerçekleşen yoğun göçle daha da artabileceğine dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Burada birinci derecede sorumluluğu alması gereken İslam ülkeleri, üzerlerine düşeni yapmadılar. Müslüman kardeşlerine sahip çıkamıyorlar. Türkiye'nin de bu konuda dünyaya örnek olacak bir tutumu oldu. Fakat bizim de ekonomik gücümüzün bir sınırı var. Batı, söylemlerinde kullandığı değerleri iş başa düşünce çabucak terk etti. İnsan hakları, demokrasi gibi değerlerin sözde kaldığını gördük. Göç edenler Müslüman olmasaydı bu insanları hemen kabul ederlerdi. Laik, demokratik ve seküler Batı'nın söylemleri ve eylemleri, tamamen birbirinden uzak düştü. İnsanlık konusunda Batı, sınıfta kaldı. Biz artık Batı insanını tanıyoruz."
Yurt dışında katıldığı birçok programda köktendincilik konusunda kendisine değerlendirmeler yapıldığını belirten Biçer, yeni iletişim biçimleriyle bu algının kırılması gerektiğini ifade etti.
Biçer, Türkiye'nin İslamofobinin önlenmesi konusunda önemli bir rol model olduğuna vurgu yaparak, "Türkiye üzerindeki çabalar da bunun engellenmesi için yapılıyor. Türkiye, İslam dünyası için bir rol modeldir. Çünkü bir yüzü Batı'ya bir yüzü Doğu'ya dönük. Buna karşı önlem almak için Ortadoğu'daki bütün oluşumların nihai hedeflerine Türkiye'yi koydular" dedi.
- "ABD'de ve Batı'da İslamofobik davranışlarda artış oldu"
İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Büyükaslan ise Batı'nın İslamofobi olarak yansıttığı bireysel ve toplumsal çoğu davranışın temelinde ön yargının olduğunu söyledi.
Söz konusu davranışın diğer nedeninin İslam'ı bilmemekten kaynaklandığını aktaran Büyükaslan, "En basit ve sıradan bir olayda bile bir Müslümanın olayın içinde bulunuşunu doğrudan İslam'la özdeşleştirmeye götüren yorumlar yapan Batı, aynı hassasiyeti bir Hristiyanın içerisinde olduğu benzer durumlar için göstermemektedir" diye konuştu.
Büyükaslan, Batı medyasında sıkça kendisine yer bulan bu ikircikli tutumun, kamuoyunun İslam'a ve Müslümanlara karşı tutumlarının da kaynağını oluşturduğunu belirtti.
Türkiye'nin Avrupa'ya işçi göçünün en yoğun olduğu coğrafyalardan biri olduğuna dikkati çeken Büyükaslan, şunları aktardı:
"Neredeyse elli yıldır iç içe yaşadıkları Müslümanlarla onca dışlayıcı tutuma rağmen Batı hangi türden bir tehdit yaşamıştır? Bunun dillendirilmesi lazımdır kanaatimce. Ve bir Alman, bir Fransız, bir Belçikalı, işçi göçünün yaşandığı ilk günden bu yana acaba Avrupa'daki Müslüman Türk işçilerine 11 Eylül saldırılarından bugüne yaşanan türden İslamofobik bir yaklaşımı göstermişler midir? En az bu sorunun cevabı kadar anlamlı bir başka soru da birdenbire 'medeniyetler çatışması'ndan bahsedilmeye başlandıktan sonra ABD ve Batı'da İslamofobik davranışlarda artış olmuştur?"
Bakmadan Geçme