Ailenin son dinamiti sosyal medya
Sosyal medyanın hayatımızda vazgeçilmez bir hale geldiğini belirten Avukat Hatice Cansu Hevesli, son on yılda boşanmaların büyük bir kısmının sosyal medya üzerindeki aldatmaların olduğunu söyledi.
Sosyal medya hayatımızda vazgeçilmez bir hale geldi. İnsan ilişkilerini olumsuz yönde etkielyen sosyal medya boşanmalarının çoğalmasında da etkenlerden bir tanesi. Sivil Toplum Kuruluşlarında da hizmetler verdiğini belirten Avukat Hatice Cansu Hevesli, ‘’Hala daha Sivil Toplum Kuruluşunda karınca kararınca bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Avukatlık hayatına girince boşanma davalarıyla yüzleştim. Mesleğe biraz olgun bir yaşta başlamak benim için bir avantaj oldu. Çünkü mezun olur olmaz avukatlığa başlayıp o boşanma davaları içinde kendimi bulsaydım sanırım aileye ve insanlara bakış açım çok farklı olurdu. Önce insanları tanıyıp sonra boşanma davaları ile karşılaşıyor olmak, bu konuda beni biraz daha yapıcı olmaya itti diyebilirim. İnsanlarla uğraşıyorum, insanlar için bir şey yapmayı onların hayatlarına küçük dokunuşlar yapmayı seviyorum. Dertlerine derman olacak püf noktaları sunmayı seviyorum’’ ifadelerini kullandı. Av. Hatice Ceren Hevesli, ‘’Sosyal medya dediğimizde hemen aklımıza internet geliyor. Daha çok Facebook geliyor. Sosyal medya dediğimizde twitter, telefon ve internet olabilir, yada bilgisayar vasıtasıyla ulaşılabilen aslında sanal bir toplum, sanal bir gerçeklik olabilir. Evet, sosyal medya bir yönüyle çok zararlı. Ama ben başka bir boyutuna girmek istiyorum. Sosyal medyayı faydalı kılabilecek de biz kendimiziz’’ dedi.
SON ON YILDA BOŞANMALAR DAHA DA ARTTI
‘’On iki yıl önce boşanma davaları geldiğinde kadınların dedikleri genelde şuydu’’ diye konuşmasını sürdüren Hevesli, ‘’eşim beni aldatıyor, iş yerinden bir bayanla, eve temizliğe gelen bir bayanla veya da önceden tanıdığı bir bayanla beni aldatıyor. Aldatma vakasıysa gerekçeleri bu ve buna benzer şeylerdi. On iki yıllık meslek hayatı süresince durumlar değişti. Şu anki gerekçeler ise, Facebook’tan takıldığı bir bayanla, internette gezinirken Chat yaptığı bir bayanla, evlilik veya arkadaş edinme sitelerinden tanıştığı bayanla beni aldatıyor boyutuna gelmeye başladı. Sosyal medyanın zararını bu şekilde gözlemlemeye başladım. Bu açıdan evliliklerin yıkılmasında gerçekten ciddi zararı dokundu sosyal medyanın. Birde eskiden aldatma vakaların da bana gelen hanım, eşim beni aldatıyor dediğinde bunu çözmek daha kolaydı. Çünkü karşımızda müşahhas tutabileceğimiz, müdahale edebileceğimiz, görebileceğimiz, gidip görüşebileceğimiz konuşup ikna edebileceğimiz birileri vardı. Ama şimdi sosyal medya aracılığıyla tanışmış olduğu bir bayanla veya erkekle görüşmek, belki aynı şehirde bile hatta aynı ülkede bile değil, o hanımla veya erkekle görüşmek, konuşmak imkansız bir şey”diye konuştu.
BAYANLAR DA ALDATIYOR
Sosyal medyanın en büyük zararından bir tanesinin de, bayanlarında aldatıyor olması olduğunu belirten Hevesli, “Bizim Türk toplum yapısına, Anadolu toplum yapısına, İslam’la yoğrulmuş bir yapıya çok aykırı. Erkek aldatırsa caizdir, elinin kiridir asla bunu söylemek istemiyorum. Ama dinimizde dörde kadar evlenme ki, her kadının nefsine ağır gelse de, dinin bir kuralı var ve şartlarını yerine getiriyorsa , bir yere kadar kadınlarımız Allah’ın emriyse çekeyim noktasındaydı. Ama tabii hiçbir kadının nefsinin kaldırabileceği bir şey değil, hiçbir kadında yaşamak istemez elbette. Ama şimdi o noktadan uzaklaştık, çok daha farklı tabiri caizse daha kötü bir noktaya geldik. Günümüzde kadınlarda aldatır oldu maalesef. Erkeğin aldatması haram kesinlikle ama kadının aldatması da duble haram diyeceğim. Fetva makamı değilim elbette ama neslin, helal ahlakın bozulması yönünde kadının aldatması çok daha dehşet verici. Yani toplumun daha çok bozulmuş olduğunun göstergesi. O yüzden sosyal medyanın bu yönden çok büyük zararı var. Son zamanlarda sosyal medyanın zararlarını konuşurken de aynı zamanda bu zararları görebiliyoruz. Eskiden bir evde anne baba ve çocuklar hepsi bir odada ve beraber bir şeyler paylaşıyordu. Ama şimdi ise annenin, babanın, çocukların yani her bireyin elinde bir telefon veyahut kimisi bilgisayar başında. Misafir davet edildiğinde dahi geleninde ev sahibinin de ellerinde birer telefon. Sohbet etmek için bir araya geliniyor ama maalesef herkes bir şekilde sosyal medya esiri olmuş vaziyet de. Bu noktaya geldik mi? Geldik. Sosyal medya samimiyeti de aldı elimizden. El ele, göz göze olmanın sıcaklığını aldı bizlerden. Göz göze bakarak, diz dize oturarak yapacağımız sohbetlerin tadını aldı’’ diye konuştu.
İNSANLAR SÜREKLİ SOSYAL MEDYAYI KÖTÜLÜYOR
İnsanların sürekli sosyal medyayı kötülediğini vurgulayan Av. Hatice Cansu Hevesli, ‘’Kendimizi tabiri caizse, bir günah keçisi seçmişiz. Sosyal medya kötümü? Evet kötü diyoruz ve ne yapıyoruz günahı sosyal medyaya internete vs. yükleyerek kendimizi temize çıkarma noktasına getiriyoruz. Aslında kötü olan sosyal medya değil, biziz. Biz çocuklarımızı yada kendimizi eğitirken disiplini bir kenara bırakıyoruz. Disiplini bir kenara bıraktığımızda hemen günah keçisi gibi suçu sosyal medyaya yüklüyoruz. Biz iyiyiz kötü olan aslında sosyal medya diyerek kenara çekiliyoruz. Ama eğer biz çekirdekten hem çocuklarımızı hem de kendimizi çok disiplinli, iradesine hakim yetiştirebilsek, sosyal medyayı da kıvamında kullanır, uykusunu da yerinde alır, yemeğini de zamanında yer ve o zaman hiç kimse suçlu olmaz ve her şey yolunda gider. Hani Kur-anı Kerim diyor ya, Müslüman orta ümmettir. Orta ümmet olmak bu demek işte. Yani her şeyini dengede kullanan, her şeyini yerinde kıvamında yaşayan ümmet demek. O zaman sosyal medyasını da dengede kullanır, hayatını da dengeli yaşar, insani ilişkileri de dengede olur. Aslında bütün her şey bizim orta ümmet olmaktan uzaklaşmamızdan kaynaklanıyor. Orta ümmetten nasıl uzaklaşıyoruz, disiplini bir kenara bırakıyoruz. Çocuklarımızı el bebek gül bebek yetiştiriyoruz. Bu onları sevmeyelim anlamında değil. Çok fazla nazlandırarak daha küçücük çocukların ellerine telefon veriyoruz, neden? Ağlıyor diye. Onu başka yolla susturmak yerine eline telefon vererek susturuyoruz. Ve de elindeki telefonla büyüyor. Onunla mutlu edildiği sanılıyor ve çocuk telefona da alışınca ondan kopması mümkün değil. Dolayısıyla sosyal medya zararlı dediğimizde zararı sosyal medyaya yükleyerek kendimizi aklayamayız. Tüm suçu sosyal medyaya atmak yerine kendimize yüklenmeliyiz. Birde sosyal medya aracılığıyla ben cilt cilt kitap taşımıyorum ne okuyacaksam internetten rahatlıkla okuyabiliyorum. Hadis, tefsir veya öğrenmemiz gereken bir çok şeyi internetten öğrenebiliyoruz. Demek ki internet veya sosyal medya kötü değil, kötü kılan bizlermişiz. Aslında neyi niçin kullandığımızı kendimizi ve nesillerimizi dirayetli, iradeli yetiştirerek sağlayabiliriz. Biz insan oğlu dirayetli olmayı bir tarafa bıraktık ve vicdan rahatlatmak içinde suçlu arıyoruz. Allah günah ve sevabı koyuyor ve bize de irade veriyor. Hangisine yöneleceğimizi biz kendimiz seçiyoruz’’ kelimelerini kullandı.
FACEBOOK EN ÇOK KULLANILAN SOSYAL MEDYA ARACI
‘’Facebook en çok kullanılan sosyal medya aracı’’ diyen Hevesli, ‘’Çünkü müvekkillerim de en çok bununla delil getiriyorlar bana. Bugün hemen hemen herkesin bir profesörün de sosyal medya hesabı var, köyde tarla süren bir çiftçinin de, bir ablanın da de sosyal medya hesabı var ve çok fazla yaygınlaştı. Atalarımızın bir sözü var, ‘’Göz görmeyince gönül katlanır’’ diye. Eskiden erkek aldatıyordu ama kadın görmüyordu. Görmediği için kocası ona iki tatlı yalan la kandırabiliyor ve kadın o an avunuyordu. Yıllar geçtiğinde de kadın yıllarımı vermişim boşanıp ta ne yapacağım diyerek haline razı olarak o şekilde hayatı götürüyordu kadın. Ama şimdi sosyal medyada her şey paylaşılır olduğu için yani kim kiminle arkadaş, nerede hangi mekanda geziyor, ne yiyor içiyor. N e yazık ki , halkımızda çok öngörülü olamadığı için, aldattığı kişiyle veya arkadaşlarıyla olan bütün faaliyetleri ortaya döküyor. Dolayısıyla bu kadının hem toplumdaki itibarı sarsılıyor (kırsal kesimde olduğunu düşünün, orada dedikodu malzemesi oluyor) hem inanmıyor iki tatlı yalan söze artık. Dolayısıyla göz görüyor, gönül katlanmıyor. Boşanma davası açıyor. Delilin var mı dediğimizde kapı gibi deliller getiriyorlar. Her hangi bir sosyal medyada yakaladığı resim veya mesajların çıktısını yani öyle günlerce aylarca veya şahit bulmak için uğraşmıyor. Elinde hazır delilleri sunuyor. Maalesef bu yönde çok etkisi oldu. Buda çok üzücü bir durum. Birde bu birinci boyutu. İkinci boyutu da insanların ayağının kaymasına da çok sebep oluyor. Yine buda iradesiz olmamızdan kaynaklanıyor. Eskiden harama davetkar ortam yoktu. Köylerimizde, kenar mahallelerimiz de, kırsal kesimlerimizde. En fazla gittiği yerlerde gördüğü kadar idi. Ama şimdi sadece bir tık uzaklıkta kendini günaha davet eden ortamlar. Dolayısıyla buda çok acı. Kendisini koruması için daha iyi ortamlarda olacak ki, kendisini koruyabilsin. Kendini okuyarak ve manevi sohbetlerle, ilimle besleyecek ki, bir tık uzağındaki günaha dalmasın. Çünkü her yere kadar girdi, cebimize dahi girdi ve biz tüm bunları cebimizde taşıyoruz.. Bugün baktığımız da asgari ücretlinin cebinde bile internet var. Dolayısıyla kim olursa olsun her an günaha veya kendisini istemediği bir durumla baş başa bırakacak, kötüye teşvik edebilecek ortama çok yakın. Bu yüzden insanın kendisini besleyecek ortamlara ihtiyacı var” şeklinde konuştu.
RADYO HAYAL DÜNYAMIZI BESLERDİ
Geçmiş yıllarda radyonun hayal dünyalarını beslediğini ifade eden Hevesli, “Hayal dünyamızı besleyen şeylerdi radyo. Sonra televizyon girdi evlere hayal dünyamız biraz bozuldu. Ama dediğimiz gibi noktada evet televizyon şu anda masum kaldı. Çünkü televizyon izlerken en azından hep beraber ailece izleniyordu. Utanılacaksa birlikte utanıyor, ağlanacaksa birlikte ağlıyor veya gülüyorduk. Paylaştığımız ortak bir saatte dizilerimiz vardı, maç saatleri vardı. Yani her duyguyu beraber yaşıyorduk. Ama şimdi o yok. Her evde internet ve her bireyde cep telefonları olduğu için , herkes kendi dünyasına çekildi. Anne çocuklarından habersiz, erkek karısından, karısı kocasından habersiz. Eğitimciler, çocuğun odasında bilgisayar varsa onu aile bireylerinin ortak kullandığı alana konulmasını, çocuğun nelerle meşgul olduğunu takip edilmesini öneriyordu. Ama şimdi o hakimiyet tamamen kaybedildi. Bilgisayar televizyonu arattı, cep telefonları bilgisayarı arattı galiba gelen gideni aratıyor, Allah sonumuzu hayır etsin’’ ifadelerini kullandı
SÜMEYRA ARSLAN KASAP / YENİ HABER GAZETESİ