• Haberler
  • Konya
  • AK Parti İl Başkanı Hasan Angı: Yatırım iştahı heyecan veriyor

AK Parti İl Başkanı Hasan Angı: Yatırım iştahı heyecan veriyor

Türkiye'nin ekonomide kendi modelini yazdığını ifade eden AK Parti İl Başkanı Hasan Angı, 'Türkiye yeni bir ekonomik sıçramaya zemin hazırlıyor, bunun mücadelesini veriyor. Bunda da başarılı olacak. Türkiye'de yaşanan bu kalkınma Konya'ya da yansıyor. Yeni modelin fırsatlarını Konya da sonuna kadar değerlendiriyor. Savunma sanayii başta olmak üzere pek çok alanda Konyalı sanayicilerin iştahı bizi çok heyecanlandırıyor, yeni bir ekosistem oluşuyor' dedi.

Türkiye’nin ekonomide kendi modelini yazdığını ifade eden AK Parti İl Başkanı Hasan Angı, “Türkiye alt yapısıyla, ulaşımıyla, sağlık tesisleriyle, eğitim kurumlarıyla, ekonomik anlamda büyük işleriyle, üst teknolojide üretim yapmasıyla, nitelikli insan kaynağıyla birlikte yeni bir ekonomik sıçramaya zemin hazırlıyor, bunun mücadelesini veriyor. Bunda da başarılı olacak. Türkiye’de yaşanan bu kalkınma Konya’ya da yansıyor. Yeni modelin fırsatlarını Konya da sonuna kadar değerlendiriyor. Konya’da yeni bir ekosistem oluşuyor. Savunma sanayii başta olmak üzere pek çok alanda Konyalı sanayicilerin iştahı bizi çok heyecanlandırıyor” dedi.

AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, başta ekonomi gündemi olmak üzere pek çok konuya dair açıklamalarda bulundu. Sorumlu Yazı İşleri Müdürümüz Seyfullah Koyuncu’nun sorularını yanıtlayan Angı, Konya’daki gelişmelere dair de bilgi verdi.

img-2175.jpg

‘MERKEZ BANKASI’NA ÇAMUR ATANLARIN GEÇMİŞİNİ İYİ BİLİYORUZ’

Türkiye’de 70’li 80’li yılların ekonomik mücadelelerle geçtiğini ifade eden AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, “Emeğin, üretimin, var olan kaynakların hep büyük devletler eliyle kazanca dönüştürüldüğü, batı ülkelerinin refahları için dünyayı köleleştirdikleri bir yüzyılı yaşadık. 20’inci yüzyıl bazı ülkelerin üzerine kurulsa da kapitalist sistemin temel argümanları olarak bakıldığı zaman dünya yine sömürü düzeni olarak yürüyen bir yapıyla gitti. Bu sömürü düzeninde, Türkiye 2001 krizine hangi şartlarda gitti? Ülkedeki finans sektörü varlık ortaya koyamıyordu. Özel bankalar, sermaye yapılarıyla ilgili ciddi sıkıntılarını bir müddet kamu kâğıtlarıyla, hazine borçlanmalarıyla, mevduatlarla dengeleyip para kazanmaya çalışıyordu. Kamu bankaları verimliliği yakalayamadığı için görev zararları yazıyordu. Şu anda, ‘Merkez Bankası bağımsız mı, değil mi?’ diyenler, 2001 krizinde Merkez Bankası’nın halini çok çabuk unutmuşlar. O dönemde 17 Şubat’ta yaşananlar hiç de masum değildi. Halk Bankası’nın, Merkez Bankası’ndan pozisyon kapatmak için kredi talebinde bulunduğu, hükümet kanadı verilsin dediği halde IMF’nin ikinci başkanının hayır dediği bir dönem yaşadık. Halk Bankası sırf bu sebeple özel bir bankadan yüzde 7 bin 500 faizle borç alıp pozisyon kapatmak zorunda kaldı ki o gün zaten kriz patladı. Yani Anayasa Kitapçığı Fırlatılması olayı bu işin sadece perdelemesi şeklinde konuştu.

‘ANAYASA KİTAPÇIĞI KRİZİNİN MALİYETİ AĞIR OLDU’

Türkiye’nin 2001 krizinde yaşadıklarını özetleyen Hasan Angı şunları anlattı: “MGK toplantısında, dönemin cumhurbaşkanınca anayasa kitapçığının başbakana fırlatılması tüm kamuoyuna duyuruldu. Aslında ekonomideki çıpalı kurun süreci yönetemediği, üçlü koalisyon yapısının da irade koymakta zorlandığı, IMF’nin dayatmaları karşısında çaresiz kalarak bakan ithal etmek zorunda kalıp, komiser şeklinde hükümette kalıp neler yaptığını kendi içlerindeki insanlar ifade ediyordu. Bu durumun ülkeye ağır maliyetleri oldu. İşsizliğin aşırı yükseldiği, borç yükünden dolayı firmaların iflas ettiği bir dönemdi. Batmış onca bankanın tüm yükü hazine kâğıtlarıyla geleceğe yayılmaya çalışıldı. Kamu bankalarının açık pozisyonlarının getirdiği bu yükler, yıllarca bu milletin ödemek zorunda kaldığı işlerdi. Bu dönem 10 yıllık vadeli hazine kağıtlarını bu millet 2011’lere kadar taşımak zorunda kaldı. Türkiye ne zaman ki IMF’ye olan borcun son dilimini de kapatmakla huzura erdi işte o zaman içerde bir kargaşa başlatıldı ve Gezi Olayları yaşandı. Arkasından gelen onca kaos dönemlerini de bu millet yaşadı. 2018’deki yeni hükümet modeliyle Türkiye çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecekken, Türkiye’nin güçlü olmasından rahatsızlık duyan ülkelerin bir operasyonuyla Türkiye’de finansal sıkıntılar ortaya konulmaya çalışıldı. Türkiye bu hamleleri boşa çıkararak bedeller ödeyerek bu sürece geldi.”

ak-parti-il-baskani-hasan-angi-kongremiz-sole-10477991-osd.jpg

‘TÜRKİYE EKONOMİSİNİ BÜYÜTMEYİ BAŞARDI’

Türkiye’nin pandemi döneminde ekonomisini büyütmeyi başardığını belirten Hasan Angı, “ Türkiye 2021 yılında artık mevcut ekonomik politikalarla ülkeyi büyütmenin çok zor olduğunu, pandeminin getirdiği dünya dengelerindeki bozulmaların karşısında pandemi sonrasının yeniden dizayn edilmesi gerektiğini ortaya koydu. Türkiye pandemi döneminde aldığı tedbirlerle üretimine ara vermeden devam etti ve ekonomisini büyütmeyi başardı. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade ve yöneticilerimizin uygulamaları noktasındaki çabaları sonuç verdi. Bütün ülkeler 2020’yi küçülerek kapatırken Çin ve Türkiye büyüyerek kapattı. 2021 verilerine baktığımız zaman büyüme rakamları, ihracat rakamları, bütçe dengeleri hepsi ortada. Dünyada pek çok ülkenin bütçe açıkları büyümüş, kamu borçlarına ihtiyaçları artmış, üretici fiyatlarındaki aşırı yükselişler henüz daha tüketici fiyatlarına tam yansımasa da 50-60 yıllık dönemlerine baktıkları zaman tarihi yükselişleri yaşıyorlar. Enflasyondaki aşırı yükselişler o ülkelerin denklemlerini de bozuyor. Çünkü üretimi istedikleri noktaya getiremediler. Özellikle enerji ve emtia fiyatlarındaki yükselişle tedarik zincirlerindeki zorluklar kendi ekonomileriyle ilgili ciddi açmazları beraberinde getirdi. Türkiye tam tersine sağlam zemine basarak hem bütçe yönetiminde hem finans kesiminin kendi dengeleri içinde hem de reel sektörün üretim kapasitesini artırma çabalarıyla 2022’ye daha güçlü hazırlık yaptı” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’DE KAOS İKLİMİ OLUŞTURMAYA GAYRET ETTİLER’

Kurların yükselmesinin arka planında ülkede kaos iklimi oluşturmak için gayret edenlerin olduğunu dile getiren Angı şöyle konuştu: “Kurların yükselişinin gerekçesine bakıyoruz. Cari açığımız mı büyüyor. Kısa vadeli borç yükleri sizi dövize mi zorluyor? Yok. O zaman neden bu kadar dövizdeki dalgalanma oluşuyor. Bunu anlamak çok zor. İşin gerçeklik tarafına baktığınızda sizi buna sevk edecek ekonomik veriler olmadığı halde bir manipülasyonun Türkiye’de başlatıldığını görüyorsunuz. Muhalefette bunu fırsat biliyor. Seçimi erken tarihe çektirmeye çalışıyorlar. Bir tarafta muhaliflerin açıklamaları diğer taraftan sosyal medya üzerinden yapılan algı operasyonları ortaya çıktı. Sade vatandaş bile dövize, altına karşı aşırı ilgi gösterir hale geldi. Halbuki döviz; ithalatla, ihracatla uğraşan veya dövizde borçlu durumda olanları ilgilendirir. Ama diğer taraftan tasarruf sahibinin parasını koruma refleksiyle öyle bir sürece dahil olması rakamları uçurdu. Bu sefer ön görülemez bir piyasa oluşmaya başladı. Hükümet ise bu tedbirler noktasında ara ara Merkez Bankası’nın kurdaki ani yükselişleri tutabilmek adına müdahaleleri oldu ama ona rağmen süreç bir başka yöne doğru götürülmeye çalışıldı. TÜSİAD gibi kuruluşlar ve muhalefetin liderleri ile birkaç sözde ekonomist bu sürece su taşıdı. Son üç yıldır Türkiye’yi IMF masasına götürtmek için açık veya örtülü birtakım telkinler yapılıyor. IMF gittiği hangi ülkenin problemlerini çözüp daha güçlü noktaya taşıyabilmiştir? Artık Türkiye’nin kendi politikalarıyla ülkesini büyüttüğü, ekonomisini güçlü kıldığı, pandemi sonrasının dünyasında Türkiye’nin hem bölgesindeki gelişmeler hem de pek çok ülkenin maruz kaldığı sömürü anlayışından sıyrıldığı bir dönemi hayal ediyor.”

metinn.jpg

‘TÜRKİYE’NİN GÜÇLENMESİ BİRİLERİNİ RAHATSIZ EDİYOR’

Türkiye’nin güçlenmesinin birilerini her zaman rahatsız ettiğine dikkat çeken Angı, “Türkiye sadece kendi iç meseleleriyle uğraşmayan dünyadaki gelişmelere karşı da tavrını ortaya koyabilen ve elindeki parametrelerle de her türlü iş birliğini geliştiren bir yapıdadır. Bu dış politikanın ortaya koyduğu güçlenme de yine birilerini hep rahatsız ediyor. Fransa Türkiye’den son derece rahatsız. Amerika’nın Yunanistan üzerinde bunca askeri güç biriktirmesi niye? Doğu Akdeniz’deki Türkiye’nin farklı menfaatleri üzerinde hiç kimsenin baskısıyla değil hakkaniyet noktasında sürecin yönetilmesine yönelik bir tavrı nedeniyle. Türkiye hem yumuşak güç olarak diplomasi yürüttüğü gibi hem de askeri gücünü artırma noktasında, özellikle savunma sanayindeki yaşanan gelişmelerle Türkiye kendine yeter olma noktasındadır. Türkiye’nin bu denli güçlenmesi dünyadaki yeni gelişmelere de bir kapı aralıyor. Şu anda bunları anlamakta zorlanabiliriz. Bundan 10-20 yıl sonra çok daha farklı bir Türkiye sürecini ömrümüz olursa göreceğiz. Her alanda büyük bir mücadele veriliyor ve bu mücadelenin meyveleri hem ülkemiz için hem de Türkiye’yi örnek olan dost ülkeler için de ortaya çıkacaktır” ifadelerine yer verdi.

‘TÜRKİYE YENİ BİR SÜRECE ZEMİN OLUŞTURUYOR’

Türkiye’nin bugüne kadar yaptığı çalışmalarla yeni bir sürece zemin oluşturduğuna vurgu yapan Angı, “Türkiye yıllarca bir mücadele verdi. 19’uncu yüzyılın sonu 20’inci yüzyılın başında bu topraklarda bir bağımsızlık mücadelesini ortaya koydu. O günden bu yana Türkiye’nin mücadelesi hiç bitmedi. İç kargaşalar, askeri müdahaleler veya dış operasyonlar yapıldı. Türkiye kendi ayakları üzerinde durdu, artık prangalarından kurtuldu. Her alanda yeni modelleri inşa edebileceğini göstermeye başladı. 2018 sonunda başlayan ekonomik mücadele ile Türkiye, 2022’nin sonuna doğru ekonomik alanda da artık bağımsızım diyebileceği bir noktaya geliyor. Türkiye bunu başardığı anda her alanda büyük adımlar atmış olacak. Türkiye alt yapısıyla, ulaşımıyla, sağlık tesisleriyle, eğitim kurumlarıyla, ekonomik anlamda büyük işleriyle, üst teknolojide üretim yapmasıyla, nitelikli insan kaynağıyla birlikte yeni bir sürecin sıçramasına zemin oluşturuyor. Türkiye 19 yılda büyük alt yapı ve üst yapı işlerini tamamladı. Bundan sonra artık küçük ilaveler yapılacak. İstanbul Havalimanı yapılırken yaşananları hatırlayalım. İstanbul bölgesel olarak birçok havayolu taşımacılığının önemli bir buluşma noktası oldu. Bunun hem ekonomik hem de stratejik kazanımları oluyor. Köprüler, otoyollar, duble yollar, hava yolları, hızlı tren gibi hizmetler yapıldı. Yine Türkovac aşı çalışması mesela Türkiye’de bir devrimdir. Bunlar az işler değil. Yıllarca bu alanlarda çalışmalar yapılmamış, şimdi ise Türkiye tüm dünyayı kıskandıracak yatırımlar yapmıştır. Bunun takdirini yapmak yerine farklı gündemlerle ülkeyi boğma telaşındalar. Pek çok ülkedeki vicdan sahipleri objektif bir bakışla değerlendirmeler yapıyorlar. Millet olarak bundan keyif almamız, moralimizin yüksek olması gerekir. AK Parti olarak bu ülkeyi büyütmekten, güçlendirmekten başka hayalimiz yoktur” cümlelerini kullandı.

‘HEM ÜRETİM YAPIYOR HEM DE ÜLKEYE DÖVİZ KAZANDIRIYOR’

Türkiye’de yaşanan bu kalkınmanın Konya’ya da yansıdığını kaydeden Hasan Angı, “Bu ülke insanı müteşebbis bir ruha sahiptir. Geçmişte bu potansiyelimizi neden değerlendiremedik? Çünkü yönetimin şaşı bir bakışı vardı. Konya’da 1997-1998 yıllarında savunma sanayinde bazı firmalar üretim yapmak için hevesle proje geliştirmeye çalıştı. Ama 28 Şubat’ın patlamasıyla Konya’da sanayi yatırımı olamaz diye bir bakışa döndüler. O günlerde sadece Beyşehir bölgesinde av tüfekleriyle ilgili üretimler vardı. Türkiye’nin kendi tasarladığı bir projesi kendisine ait bir piyade silahı bile yoktu. Ama Konyalı girişimcilere güvendiğiniz zaman neler üretebileceklerini bugün çok net görüyoruz. Aselsan Konya gibi, Konyalı yatırımcılarla bir araya gelip oluşturulan model, yüksek teknolojik standartlarda hem ülkenin savunma ihtiyacına üretim yapıyor hem de yurt dışına satılacak bu teçhizatlarla ülkeye döviz kazandırıyor. İşte Konya o günlerden bu günlere kadar geldi” diyerek altını çizdi.

‘KONYA ÜRETİMİYLE REKOR ÜSTÜNE REKOR KIRIYOR’

Bugünün Konya’sında birçok şirketin büyük bir heyecanla savunma sanayine üretim yaptığını dile getiren Angı, şunları aktardı: “Konya’nın tarımsal sanayisinin daha sonra otomotivle birleşen bir yapısı var. Konya makine imalatı ve ambalaj üretiminde çok iyi bir noktadır. Üretim çeşitliliği açısından baktığımızda Konya’da her alanda ciddi üretimlerimiz vardır. Bunları da dünyanın pek çok ülkesine satıyoruz.  Buradan iş insanlarımızı da tebrik ediyorum. Gerçekten rekorlar üstüne rekorlar kırıyorlar. Bir zamanlar toplam ihracatımız 100 milyon Dolarken, bugün 3 milyar Doları yakalayan bir şehiriz. Bu bizim üretim gücümüzden geliyor. Yatırımcılarımızın bu meseleleri önemsemesi, hükümetimizin aldığı tedbirlerle ön açması, Teknoloji Endüstri Bölgesinden, Organize Sanayi Bölgelerine kadar Lojistik Merkezimizden demir yolu taşımacılığına kadar bölünmüş yollardan hava yoluna kadar Türkiye’nin ulaşımdaki yakaladığı bu iyileşmeler ihracatçı arkadaşlarımızın da yatırım iştahını çok büyüttü. Sanayi yatırımlarına baktığımızda büyük bir hevesin olduğunu görüyoruz. Bu da biz mutlu ediyor. Çünkü her yatırım istihdam kapısıdır. Tüm yatırımcılarımıza ve çalışanlarımıza bu sebeple şükranlarımı sunuyorum.”

‘ÜRETİM MERKEZLERİ KONYA’YI YENİ BİR YÖRÜNGEYE TAŞIYACAK’

Yeni üretim merkezlerinin Konya’yı yeni bir yörüngeye taşıyacağının altını çizen Angı, “Bakanlarımızla ve kurumlarımızla görüşmelerimiz sürüyor. Bir taraftan savunma sanayine bağlı bazı projeler bir taraftan TÜBİTAK’a bağlı bazı projeler üzerinde çalışıldığı gibi esas özel sektör yatırımlarının da bölgeye gelmesiyle ilgili temaslar genişliyor. Konya’da yeni bir ekosistem oluşuyor. Buraya gelecek her yatırım Konya’yı güçlendirecek, Konya ekonomisini büyütecektir. İnsanlar bu iklimin Konya’da oluştuğunu görecek ve Konya bir cazibe merkezine dönüşecek. Teknoloji Endüstri Bölgesi sanayiye yeni bir paradigma oluşturacak. 70’li yıllarda Tümosan’ın buraya gelmesiyle otomotive sanayisinde yeni bir iklim oluşmaya başlamıştı. Konya’nın otomotiv yedek parça noktasında bugün elde ettiği kazanımlar, o günlerde Tümosan’ın değiştirdiği üretim iklimi sayesinde olmuştu. İşte aynı durum şimdi de Aselsan sayesinde ortaya çıkıyor. Şu anda Konya sanayicisi arkadaşlarımızın bir kısmı savunma sanayine tedarikçi olarak onların ihtiyaç duyduğu farklı parçadaki ekipmanları üretiyorlar. Yeni teknolojiyle tanışan ve buna göre de kendini geliştiren firmalarımız var. O nedenle bu tür firmalar lokomotiftir. Peşine takılacak ciddi firmalar olacak. Bu yol göstericilikte de kümelenmeler daha da büyüyecek” cümlelerini kullandı.

‘KONYA’NIN ÜRETİM POTANSİYELİ ÇOK DAHA FAZLADIR’

Türkiye’nin kendi aracını üretebilecek konuma geldiğini vurgulayan Angı, “Bugünün gençliğine baktığımızda uzayda bile adımızdan söz ettiriyoruz. Bunun içinde yerli katkılar ve gelecekte yapılanlar daha fazla olacak. Kendi uçağımızı, helikopterimizi üreteceğiz. Yıllarca bu ülkede Devrim diye bir otomobil tasarladık ama yakıt yokluğundan ilk gösterisinde başarısız kaldığı için Türkiye otomobil üretemedi. Daha sonra da patentle yabancı arabaları üretmek zorunda kaldık. Şu anda her şeyiyle kendisine ait olan elektrikli otomobillerin üretildiği bir ülkeye doğru gidiyoruz. Ufuklarımızı ne kadar uzağa bakacak seviyeye getirebilirsek o kadar başarılıyız. Bunun alt yapısını oluşturacak, gelecekte çok daha güçlü bir ülke konumuna gelmemizi sağlayacak olan kişiler gençlerimizdir. Buna hazır iş insanlarımız var. Konya’nın bu potansiyeli, yılların fedakârlığıyla geldiği noktadan çok daha ileri noktaya gidebilerek güce sahiptir. Yapılamayanı yapmak, bu ülkeyi büyütmek, bu ülkenin yurt dışından getirmesi yerine kendi ihtiyacını daha iyisiyle karşılamak, ülke insanına iş kapısı olmak, bu uzun iklimde de şehri yeni bir yere taşımak hedefinde olan sanayicilerimiz var” diye anlattı.

‘KONYA BÜYÜK BİR AVANTAJA SAHİP’

Konya’nın planlı büyüyen bir şehir olmasıyla büyük bir avantaja sahip olduğuna dikkat çeken Angı, “Sanayi bölgelerimizle ilgili geçmişte başlatılan çalışmalar o büyümeyi nereye kadar götüreceğimizi hayal ettirmişti. Şu anda mevcut sorumluluk sahibi insanlarımız bunu bir an önce hayata geçirme çabası içerisindeler. Şehrimiz iyi bir pozisyon yakaladı. Şehri yönetenlerin şehre olan sevgisi ve iş birliği halinde olması çok önemli. Bakanlarımızdan, teşkilat başkanlarımızdan, milletvekillerimizden, belediye başkanlarımızdan, valimizden, kaymakamımızdan tüm ilçe yönetimlerimize kadar bu şehri seven, bu şehre değer katmak için icraatını ortaya koyan ve iş birliğiyle de bu şehre bereket katan herkese teşekkür ederim. Dönem dönem baktığımızda başka yerlerde iyiye giden işlere karşı bile bir duruş ortaya koyabilen, farklı açıklamalarla ülkede bir sıkıntı varmış havası estirmeye çalışanlar varken Konya’da huzur iklimi hakim. Payitaht şehri olmak kolay değildir. Bir kültürdür, bir gelenektir. O günün izlerini hâlâ taşıyoruz. Bunun kıymetini bilmeliyiz” dedi.

‘BU ŞEHRE ÇİVİ ÇAKAN HERKES ZENGİNLİK KATIYOR’

Şehrin yöneticilerinin, hayırseverlerin Konya’ya büyük katkılarının olduğunu kaydeden Angı, “Bu şehre çivi çakan herkes şehre zenginlik katıyor. Hayır severlerimizin yaptıkları ortada. Sayın Cumhurbaşkanımızın Konya’ya olan özel ilgisini de biliyoruz. Kamu kurumlarımızın yaptığı çalışmaları görüyoruz. Konya’nın her yerine çok güzel yatırımlar yapılıyor. Vatandaşın her ihtiyacı tamamlanıyor. Yoksa günü birlik meselelere karşı siyaset yapma adına, olanı bile ters gösterme çabasındaki siyasi bakışlar, siyasi söylemler itibar görmüyor. Siyaset yaptıklarını zannedenler de bu şehre zarar veriyorlar. Hızlı tren yapılırken o dönemin muhalefeti yapamayacağımızı düşündü ve bir sürü eleştiride bulundu. Ülkede İstanbul’la beraber eş zamanlı tren yolculuğu yapan bir şehiriz. Buna bir teşekkür etmeleri lazımdı. Barajlarla ilgili temel atarken bunlar seçim yatırımı diyenler, projeler bittiği gün çıkıp biz yanılmışız, bu şehrin rüyasıydı AK Parti bunu gerçekleştirdi diyebilmeleri lazımdı. Şehri her alanda büyütmek, geliştirmek için çaba sarf edenlere destek olamıyorsanız bari köstek olmayın. Takdir etmeyi de bilin demek istiyorum. Hem Türkiye hem de Konya iyi bir yolda gidiyor. Konya, ülke ortalamaların üzerinde büyümeler yakalıyor. İstihdam noktasında işsizlik oranları Türkiye ortalamaların daha altında. İşsizliğin olmadığı bir şehir haline dönüşürüz inşallah. Konya geleceğe çok daha güçlü hazırlanıyor” diyerek sözlerini noktaladı.

SEYFULLAH KOYUNCU / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme