Akif, hem iyi bir şair hem de stratejistti
İSMAİL POÇAN / YENİ HABER
Vefatının 78.yıldönümünü andığımız Milli şair ve İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy’u İhtiyaç Akademi Tarih Öğretmeni Mehmet Akif Sarıbaş ile konuştuk. Mehmet Akif’in İstiklal Marşı başta olmak üzere yazdığı şiirlerle Türk Milletinin milli ve manevi duygularını her zaman ayakta tuttuğunu da belirten Mehmet Akif Sarıbaş, “Mehmet Akif sadece bir şiir yazan bir kişi değil aynı zamanda bir stratejistti” dedi.
MEHMET AKİF’İN HAYATINDAN BAHSEDER MİSİNİZ?
Mehmet Akif’in 1878 yılında İstanbul’da Fatih semtinde dünyaya geldi. Öğrenim hayatına Fatih Medresesi’nden devam etti. Babası da medrese hocası olunca öğrenim hayatı dolu dolu geçti. Öğrenim yıllarındaki başarısı dikkat çekiyordu. Sadece dini ilimler değil pozitif bilimler dalında da kendini çok iyi yetiştirdi. Güreş ve yüzme dallarında yarışmalara katıldı. Bu konuda pek çok derece aldı. Fatih semtinde yetişmiş olması onun çok yönlü bir kişi olmasına etki etmişti. Mehmet Akif kayıtlara hem iyi bir şair hem de bir milletvekili olarak yazıldı. Fransızca öğrenirken 6 ay içerisinde Kur-an-ı ezberledi. Başladığı Mülkiye İdadisi’ni bırakıp Ziraat ve Baytar Mektebine kaydoldu.
-BUNALIMLI YILLAR
Yönetimde bulunan Padişah İkinci Abdülhamit İstibdat Dönemi’nde bazı yazar ve gazetecilerin eleştirilerini engellemişti. Fakat 1908’li yıllara gelindiğinde İttihat ve Terakki Partisi liderliğindeki Yenilikçiler İkinci Abdülhamit’in tahttan indirilmesiyle ilgili planlar yapıyordu. Bu dönemlerde Akif Umur-ı Baytariye Dairesi Müdür Muavini idi. Daha önce çeşitli yazıları yayımlanan Akif, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye oldu. Bu yıllar Akif’in hayatında büyük bir etki uyandırdı ve yayın dünyasına hızlı bir giriş yaptı. Ülkede devam etmekte olan büyük muhalefet edebiyata da yansımaya başladı. Bazı isyanlarda Akif, bizzat kişilerle görüşerek Devletin bekası için gayret etti. Almanlara esir düşen Müslümanlarla görüştü. Yazdığı Arapça Beyannameler uçaklardan atılarak cephelere ulaştırıldı. Teşkilatı Mahsusa (MİT) Akif’e bizzat görev vererek onun etkili dilinden faydalanmak istedi.
-ANKARA YILLARI
Birinci Meclisin açılması üzerine Mehmet Akif, Burdur milletvekili olarak mücadelesine devam etti. Kendisini bizzat Mustafa Kemal Paşa davet etmişti. Ankara’daki milletvekilliği devam ederken, bugünde ziyarete açık olan Taceddin Dergahı’nda kalıyordu. Diğer yanda Kurtuluş Savaşı devam ediyordu ve başkentin Ankara’dan Kayseri’ye taşınması fikri gündeme geldi. Bu teklife sıcak bakmayan Akif, meclise şu teklifi sundu; “Başkent Ankara’da kalsın. Gerekirse Sakarya’da yeni bir savunma hattı kurulsun.” Bu teklif kabul edildi. Görülüyor ki Akif, kendi köşesine çekilip sadece şiir yazan bir kişi değil aynı zamanda bir stratelist.
İSTİKLAL MARŞI NASIL DOĞDU BİRAZ DA ONDAN BAHSEDERMİSİNİZ?
Yunanlılar Batıdan saldırmaya başladılar ve tüm yurt işgal tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Askerimizi morallendirecek bir şiir yazılması gündeme geldi. En iyi marşı yazana para ödülü verileceği duyuruldu. Birinci İnönü Zaferi ile ordumuz Yunanlıları durdurmanın mutluluğunu yaşarken bir mucize yaşandı ve Mehmet Akif’in “Kahraman Ordumuza” diye başlayan şiiri mecliste defalarca okundu. Bu şiir için verilen hediyeyi kabul etmeyen Akif, bize gösterdi ki; vatan sevgisine paha biçilemez.
GURBET YILLARININ ZOR GEÇTİĞİ HERKESİN MALUMU. BİRDE O YILLARI SİZİN AĞZINIZDAN DİNLEMEK İSTERİZ.
Akif için zor yıllar başladı. Ülkemizde savaş bitmiş ve cumhuriyet ilan edilmişti birinci Mecliste yer alan pek çok milletvekili gibi Akif’te ikinci Mecliste yer bulamamıştı. Türkiye’de kendine uygun bir ortam bulamayan Akif Mısır’a yerleşti. Gitmeden önce Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kendisinden talep ettiği Kur-an Tefsiri yazma teklifini kabul etti ve Mısır’da bu işle bir süre meşgul oldu. Daha sonra o tefsir çalışmasını teslim edemeyeceğini söyleyerek anlaşmayı feshetti. Bu çalışmanın akıbeti hakkında çeşitli söylentiler vardır. Yakılmış olduğu ihtimali büyüktür.
PEKİ ARAMIZDAN AYRILIŞI NASIL OLDU?
Bu yıllarda Mısır El Ezher Üniversitesi’nde 11 yıla yakın bir süre Türkçe dersleri verdi. Bir gün öğrencilerine “‘ Siz benim Arapça’ma gülmeyin, bende sizin Türkçe’nize gülmeyeyim’ dedi. Bu cümle gösteriyor ki Akif’in çok mütevazı bir öğreticiydi. Çünkü Arapça’yı ana dili gibi biliyordu, konuşuyordu. Bu yıllarda Türkiye’de İstiklal Mahkemesi bazı yargılamalar yapıyor ve eski düşünürleri “irticacı” şeklinde isimlendiriyordu. Akif’in pek çok arkadaşı da durumdan muzdaripli ve kendisini Türkiye’ye dönmemesi konusunda telkinler veriyordu. Memleket özlemiyle yanıp tutuşan Akif bir kez Türkiye’ye geldiğinde mısır’da daha çok kalıyordu. 1936’da Antakya’ya kadar gelip Mısır’a geri döndü ve ağır bir hastalığa yakalandığı bilinmektedir. 27 Aralık 1936’da vefat eden Akif’in cenazesi üniversite öğrencilerinin gayretiyle kaldırılmıştır. Milletvekilliği bile yapmış olmasına rağmen devlet cenazeye sahip çıkmamıştır. Mehmet Akif Ersoy , Vatan ve millet aşkıyla dolu olan, fedakarlığı ve örnek karakteri ile Türk milletinin gönlünde taht kuran önemli bir şahsiyetti. Mehmet Akif İstiklal Marşı başta olmak üzere yazdığı şiirlerle Türk Milletinin milli ve manevi duygularını her zaman ayakta tutmuştur.
Bakmadan Geçme