1. HABERLER

  2. KONYA

  3. Aksa'dan Cambridge'e kadar giden sanat: Çiller Kündekâri
Aksa'dan Cambridge'e kadar giden sanat: Çiller Kündekâri

Aksa'dan Cambridge'e kadar giden sanat: Çiller Kündekâri

Türk İslam sanatlarından olan kündekâri, Konya’da Çiller Kündekâri tarafından sürdürülüyor.

A+A-

Türk İslam sanatlarından olan kündekâri, Konya’da Çiller Kündekâri tarafından sürdürülüyor. Cumhuriyet tarihinin ilk kündekâri ustası olan Mevlüt Çiller, Mescid-i Aksa’dan Amerika’ya kadar dünyanın birçok önemli merkezinde sanatını gönderdi. Şuanda oğlu ve torunları tarafından sürdürülen bu sanat, Çiller ailesi tarafından yakın zamanda İngiltere Cambridge Camisine de kazandırıldı.

                                   mevlut-ciller-konya-ciller-kundekari-1.png
Mevlüt Çiller
 

Sanatın geometriyle buluştuğu nadide eserlerden olan kündekâri, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yaygın olarak kullanılmaktaydı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin bu alandaki ilk ustası olan Mevlüt Çiller, hayal gücü ve merakıyla 1980’li yıllarda ustası olmadan kündekâriyi yeniden canlandırdı. 2017 yılında vefat eden Mevlüt Çiller’in oğlu Hasan Hüseyin Çiller ve torunları Mevlüt ile Yunus Emre Çiller, miras kalan bu mesleği günümüzde de devam ettirdiklerini söyledi.

ciller-ailesi-ciller-kundekari.png
Mevlüt Çiller - Hasan Hüseyin Çiller - Yunus Emre Çiller
 

CUMHURİYET TARİHİNDE KÜNDEKÂRİYİ CANLANDIRDI

Özellikle camilerde kullanılan kündekâri sanatının Mevlüt Çiller tarafından Cihanbeyli’deki bir camide ilk olarak yapıldığını ve bunun ardından Türkiye ve dünyaya bu sanatın kazandırıldığını kaydeden Hasan Hüseyin Çiller, “Babamın kündekâri ustası yoktur. Onun babası da çiftçidir. Kendisi bir marangoz atölyesinde çalışırken tamamıyla merakıyla ve bu sanata duyduğu aşkla kendi kendine öğrenmiş diyebiliriz. Ancak babam Marangozluk Ustası Çolak Ali Lakaplı Ali Adıbelli Ustasını anmadan geçmezdi. Mevlüt Çiller, Cumhuriyet tarihinde kündekâri sanatını tekrar ayağa kaldıran kişi olarak tanınmaktadır. Geçmiş yıllarda babamız evimizin salonuna büyük suntalar halinde plakalar getirirdi. Pergellerle, cetvellerle çizim yapardı. Üniversite yıllarımda yaşadığım bu anıları iyi hatırlamaktayım” dedi.

mevlut-ciller-konya-ciller-kundekari-3.png

KOCATEPE REFERANSI SONRASI DÜNYAYA AÇILDILAR

Mevlüt Çiller tarafından Ankara Kocatepe Camii’ne yapılan işler sonrası dünya üzerinde çok sayıda yere kündekâri işler yaptıklarını belirten Hasan Hüseyin Çiller, “Babamızın Cihanbeyli Yeniceoba’daki bir camiye yaptığı kapı ve minber sonrası Ankara Kocatepe’den teklif gelmiş ve oradaki sanatıyla dünyada işini yaygınlaştırarak devam ettirmiştir. Ankara Kocatepe Camii’nin 1 tane taç kapı, 4 tane yan kapı, 3 tane avlu kapısını dört beş kişilik seçkin bir ekiple 2 yılda tamamlayan babamız ismini dünyaya duyurmayı başarmıştır. Daha sonra da hem Türkiye’de hem de dünyada birçok eser yapmıştır. Japonya’da Tokyo Camii, Almanya Berlin’de Şehitlik Camii, Amerika Washinghton’da Diyanet Center Merkezi’nin işlerini yapmıştır. Bunlardan ziyade kendisi için de çok büyük önem taşıyan ve asıl ustalık eseri olan çalışması, Mescid-i Aksa’nın minberini yapmak olmuştur.

ciller-kundeari-konya-11.png

Mescid-i Aksa'nın minberinin yapımında da babamın iki kalfası ve oyma, tezyinat  işlerinde de yine seçkin ustalar çalışmıştır. Bizler bu süreçlerin hep içerisinde olmaya çalıştık. 2017 yılının Ağustos ayında babamız vefat etti.  Onun vefatının ardından ben ve oğullarım bu mesleği sürdürmeye devam ettik” şeklinde konuştu.

mevlut-ciller-konya-ciller-kundekari-2.pngSON ESER CAMBRİDGE CAMİİ’DE

Kündekâri sanatını teknolojiyle birleştirerek devam ettirdiklerini kaydeden Hasan Hüseyin Çiller, “Ben elektrik mühendisiyim. Oğlum Mevlüt Çiller makine mühendisi ve diğer oğlum Yunus Emre de otomasyon bölümünden mezundur. Kündekâri sanatını teknolojiyle birleştirerek şuan ki şartlar altında geliştirmeye çalışıyoruz. Bizler de sektörde güzel işler yaptığımıza inanıyoruz. Son olarak en büyük projemiz İngiltere’deki Cambridge Camiinin işini yapmak oldu. Cami yaklaşık iki yıl önce yapılmış ve ibadete açılmış. Bu caminin mihrap ve minber işlerini yapmak bizlere nasip oldu. Mihrap ve Minber üzerinde bulunan hat yazıları Hattat Hüseyin Kutlu hocamız tarafından yapılmıştır.  Yaklaşık iki  aylık süreçte atölyede bunu tamamladık ve yerine montaj yaptık. Ardından Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla caminin resmi açılışı yapıldı” dedi.

ciller-kundeari-konya-7.png

GEOMETRİK DESENLERİ SANATA AKTARIYORLAR

Kündekâriyle geometrik desenleri sanata aktardıklarını dile getiren Hasan Hüseyin Çiller, “Kündekâri, tutma ve kavrama anlamlarından türemiştir. Parçaların birbirine delik zıvana usulüyle geçirilerek oluşturulan geometrik motifler kündekâri olarak yorumlanmaktadır. Bu sanatta gördüğümüz desenler geometrik desenlerdir. İslam kültüründe figürler tasvip edilmediği için sanatta geometri ön plana çıkmıştır. Bu desenlerle güzellik yakalanmaya çalışılmıştır. Nasıl bir ressam portreyi çizerken güzellikler sergiliyorsa bizim sanatkârlarımız da geometrik desenleri o şekilde özenerek işlemişler ve hayranlık duyulacak eserler ortaya çıkmıştır” ifadelerini kullandı.

hasan-huseyin-ciller-ciller-kundekari-1.png

BİR KAPIYI YAPMAK 3 AY SÜREBİLİYOR

Zor bir sanat yaptıklarını ve bir kapının ortalama iki üç ayda teslim edildiğini kaydeden Hasan Hüseyin Çiller, “Kündekâriyi günümüzde bilgisayardan yapılan çizimlerle, CNC makineleri kullanma imkanımıza rağmen, bir kapı 2-3 ayda teslim edilebilmektedir. Geçmişte bütün teknolojik imkanlar kısıtlıydı ve her şey elle yapılmaktaydı. O zamanlar bir kapı belki altı ayla bir yıl arasında sürmekteydi. Zamanında geçmiş dönemlerdeki insanların belki israfı azdı, düşük gelirle geçiniyorlardı ama yine de baya bir masrafla yaptıklarını düşünüyoruz. Büyük ihtimalle padişahlar, vezirler veya paşalar tarafından yaptırılmış vakıf eserleridir. O sanatkarlara yüklü miktarlar ödenmiş olması gerekmektedir” diye konuştu.

ciller-kundeari-konya-2.png

SİPARİŞ ÜZERİNE ÖZEL TASARIMLAR

Ürünlerinde stoğun söz konusu olmadığını ve sipariş üzerine tasarım yaptıklarını belirten Hasan Hüseyin Çiller, “Örneğin 3-5 cm farklı boyuttaki kapı alana sığmazsa o yere gittiğimiz zaman aşırı zorluk çekebiliriz. Dolayısıyla ölçülerini alarak üretmekteyiz. Kündekâriyi fabrikasyona döndürmek bu açıdan oldukça zordur. Kapı, minber gibi değil de taşınabilir rahle gibi ürünleri kündekâri yöntemiyle yaparak onların stok durumu olabilir. Kündekâride stok yapamıyoruz ama bunu üretirken kullanacağımı ağaçları kurutabilmek amacıyla stok yapmak zorundayız. Hazırlık aşamasında oldukça önemlidir. Bu ağaçların nem oranını, kuruluk seviyelerini yüzde 10-15’lere kara indirmemiz gerekmektedir. Sebebi, kendi içindeki örüntüyü tamamladıktan sonra yazın ve kışın o ağacın işlemesine, hareketliliğine göre önceden önlemini almamız gerekmektedir. Kurutulmamış ağaç kendi içinde oynamalar yaparak kündekârideki birleşmelerin bozulmasına sebep olabilir” dedi.

ciller-kundeari-konya-8.png

GEOMETRİNİN BULUNDUĞU HER YERDE

Kündekârinin sadece camiler için yapılmadığını, geometrinin olduğu her alan için hazırlanabileceğini söyleyen Hasan Hüseyin Çiller, “Kündekâri camilerdeki kapılar, minberler, mihraplar, vaiz kürsüleri, Mahfil korkulukları, pencere kepenkleri, pencere korkulukları gibi caminin içerisindeki ahşap olabilecek her yerde kündekâri kullanılabilmektedir. Bunun yanı sıra sadece camiyle kısıtlanamaz. Tabi Türk İslam sanatları içerisinde ahşabın ulaşabileceği en üst seviyedir ama kündekâriyi özel hayatımızda da kullanabiliriz. Sedirlerde, oturma gruplarında, kişisel masalarda, özel ofisler veya tablo için kündekâri tercih edilebilir. Geometrinin olabileceği her yerde kullanılabilmektedir” şeklinde konuştu.

ciller-kundeari-konya-hbr5.png

HEDEF FARKLI KITALAR

Çiller Kündekâri olarak dünyanın 3 kıtasına ulaştıklarını, hedeflerinin daha fazla kıtada ürünlerini sergilemek olduğunu dile getiren Hasan Hüseyin Çiller, “Önümüzde güzel projeler bulunmaktadır. Hedefimiz artık farklı şehirlere kündekâri yapmak değil, farklı kıtalara ürünlerimizi hazırlamaktır. Babamız 3 kıtaya ulaşmış bizler de ondan aldığımız bu bayrağı daha ileriye götürmek için mücadele vermekteyiz. Sanatımız kendini vererek yapılması gereken, sabır gerektiren bir iştir. Yeni nesilde de sabır maalesef çok azdır. Bu doğrultuda işimizin devamlılığını istesek de yeni nesli bu işe cezbettirmek zordur. Şuanki eğitim sistemimizde çırak yetiştirmek de zordur. Öğrenci 18 yaşına kadar okumak zorundadır. O saatten sonra da yeni bir birey yetiştirmek kolay değildir. Ağaç yaşken eğilir atasözü bu noktada önemlidir. Yani kısacası sektörümüzün yok olmasını istemiyoruz ama maalesef bunu devam ettirecek gençler bulmak kolay değildir” dedi.

hasan-huseyin-ciller-ciller-kundekari.png

KÜLTÜR VE GELİR ZENGİNLİĞİ KÜNDEKÂRİYE YÖNELTİYOR

Kündekâri sanatından yapılan eşyaları kullanmak için öncelikle kültür ve gelir zengini olmak gerektiğini belirten Hasan Hüseyin Çiller, “‘Marifet iltifata tabidir. Müşterisiz mal zayidir’ derdi babamız. Üretim alanımız çıkan bir yangında büyük zarar gördü. Orada babamızın yazıhanesi vardı ve dolap kapaklarında bu söz yazardı. Toplumun kültür ve gelir seviyesiyle alakalı olarak kündekâri ilgi görmektedir. Toplumumuzun kültür ve gelir zenginliği artmalı ki sanata talep olsun. Müşterisiz bunları yapmak boştur. Bir de iltifat olması gerekmektedir. Aslında muhakkak ki sanatkârlar geçimlerini sağlamak için bunları yapıyorlar ama geri planda takdir edilme duygusu, bu tür sanatların yaygınlaşması açısından çok kıymetlidir. Eşek ölür semeri, zengin ölür para kemeri, insan ölür eseri kalır diyoruz” ifadelerini kullandı.

HÜSEYİN KOYUNCUOĞLU / YENİ HABER GAZETESİ

ciller-kundeari-konya-1.png

ciller-kundeari-konya-6.png

ciller-kundeari-konya-4.png

hasan-huseyin-ciller-ciller-kundekari-2.png

ciller-kundeari-konya-9.png

ciller-kundeari-konya-10.png

ciller-kundeari-konya-12.png

ciller-kundeari-konya-3.png

ciller-kundeari-konya-14.png

ciller-kundeari-konya-13.png

 

HABERE YORUM KAT