Ali Çamdalı: 'Başarımız tesadüf değil'
Üç sezondur Torku Konyaspor forması giyen ve orta sahada adeta bir dinamo görevi gören takım kaptanı Ali Çamdalı ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
Ligde top çalma istatistiklerinde zirvede yer alan tecrübeli oyuncu bu seneki çıkışlarının tesadüf olmadığını söyledi.
Canlı Yayın dergisine açıklamalarda bulunan Ali Çamdalı’nın röportajı…
ALMANYA’DA YETİŞTİNİZ. TÜRKİYE’YE GELİŞ HİKAYENİZİ ANLATABİLİR MİSİNİZ?
Türkiye’ye gelirken aslında Fenerbahçe için geliyordum. Prensipte de anlaşmıştık. Şekip Mosturoğlu ile görüşmüştük. Ali Bilgin’e takas olarak Antalyaspor’a gitmemi söylediler. Ben de kabul ettim. Türkiye’de işler biraz karışık oluyor. Araya 15 kişi giriyor. Herkes bir yerden bir şeyler kırpmaya çalışınca işler bozuluyor bazen. Bizde de böyle oldu. Araya yanlış kişiler girdi. İşler biraz karışmaya başladı. Anadolu kulüplerinden de epey teklif vardı. Ben de Kayserili olduğum için memleketimde oynamayı tercih ettim. Hem Kayserispor iyi takım dedik. Tercihimizi aslında yanlış kullandık. Kendi memleketinde oynamaman lazım. Çünkü dışarıda daha iyi değer görüyorsun. Memleketinde sen bizim evladımızsın falan diyerek maddi manevi her türlü zararı gösteriyorlar. Her şey kısmet ama Kayserispor’a gelişimiz böyle oldu işte.
ALMANYA’DA YETİŞMENİN AVANTAJLARI VEYA DEZAVANTAJLARI NE OLDU?
İnanılmaz büyük avantajları oldu. En basitinden söylüyorum, orada köy takımına bile gitsen 10 yaşındayken altyapıda top atıldığında solla kontrol edip sağ ile pas vermeyi öğretirler sana. Sol ile alıp sağ ile verirsen daha çabuk oynarsın. Orada bunları öğretiyorlardı. Almanlar inanılmaz disiplinli insanlardır. Bu iş hayatında da böyle genel hayatta da böyle. Ben hep avantajlarını şimdi bile görebiliyorum. Eğer orada altyapıyı almışsan kesinlikle sağlam oluyor. Pozisyon almayı da öğretiyorlar.Ön liberoysan sadece orada oynayacaksın diye bir şey yok. Diğer yerleri de öğretiyorlar. Almanya’dan gelen bir futbolcu orta sahaysa sağ beke koy sırıtmaz. Büyük hatalar yapmaz. Ne yapacağını minimum seviyede bilir. Çünkü her şeyi öğretiyorlar.
ZORUNLU DURUMLARDA STOPER DE OYNUYORSUNUZ. BU SİZİN İÇİN BİR ARTI OLMALI DEĞİL Mİ ?
Ben 17-18 yaşına kadar santrafordum. Leblebi gibi gol atıyordum. Bir gün 19 yaşımdayken kampa gittik. Hoca maça alacağım ikinci yarı seni dedi. Stoperde oynamamı söyledi. Nasıl yani diye tepki gösterdim. Hayatımda sürekli santrafor oynamıştım. İlla stoper oynayacaksın dedi. Maça öyle çıktım. Defansta çok güzel oynadım. Hatta görseniz yıllarca stoper oynamış dersiniz. Öyle maçlar geçtikçe biraz daha öne attım kendimi ve orta sahaya geçtim. Şimdi pozisyonumdan gayet memnunum.
HANGİ MEVKİ DAHA KOLAY, HANGİSİNDE RAHAT EDİYORSUNUZ?
Stoper daha kolay. Daha az efor sarf ediyorsun. Yalnız şu riski var. Rakip oyuncu seni geçince kaleciyle karşı karşıya kalıyor. Orta sahada oynayınca yine seni geçince arkanda bir adam daha var. Stoperde hata seviyenin hakikaten çok düşük olması lazım. Ama yük biraz daha orta sahada oluyor. Çünkü her tarafında adam var. Topu alınca sağında, solunda, önünde, arkanda da var. O yüzden orta saha biraz daha zor oluyor.
BU SENE TOP ÇALMA İSTATİSTİKLERİNDE ÖN PLANA ÇIKTINIZ. ÖZELLİKLE BU YIL HOLMEN’İN GELMESİYLE Mİ PERFORMANSINIZDA BİR YÜKSELİŞ OLDU?
Bu sene biraz daha konuşuluyor ama bu özelliğim genelde vardı. Takım ne kadar iyi olursa, takımda oynayan oyuncu da o kadar ön plana çıkıyor. Arkadaşlarım ne kadar iyi olursa ben de o kadar iyi oluyorum. Tek başıma burada bir şey yapamam. Tabiki Holmen’in de katkısı büyük oldu. Bizim santraforlar gol atmıyor ama bize inanılmaz yardım cı oluyorlar. Takımda herkes birbirine çok yardımcı oluyor. Takımdan kaynaklanan bir şansım var. Arkadaşlarla da iyi uyum sağladık. Çok şükür bugüne kadar takımı iyi yerlere getirdik.
TOP ÇALMAK İÇİN ÖZEL BİR SİSTEM VAR MI? NASIL BU ALANDA BAŞARILI OLDUNUZ?
Bu işin önemli etkeni oyun okumadır. Bu bir hissiyattır. Topun nereye gideceğini hissetmek gerekir. Bunu da oyunu okuyarak başarırsın. Ona göre pozisyon alırsın. Biraz da tecrübe gerekir. 25-26 yaşında kendini futbolcu zannediyorsun ama 28-29 yaşında falan bu işi öğrenmeye başlıyorsun.
GEÇEN SENE TRABZONSPOR MAÇINDA BURNUNUZ KIRILMIŞTI. O MAÇTAN BAHSEDER MİSİNİZ?
İlk defa başıma böyle bir şey geldi. Burnum şu anda da kötü duruyor. Trabzonspor maçı iyi başladığımız bir maçtı. Topa bakarken oradan bir şey geliyor ama tam olarak göremedim. Ben ne olduğunu anlamadan zaten bir anda kendimi yerde buldum. Futbolda oluyor böyle şeyler. İlk defa başıma geldi. Çünkü normalde canım pek tatlı değildir benim. Ufak tefek şeylerde hiç gocunmam. Kendimi de korumam aslında. Ben yerde yatıyorsam illa ki bir şey vardır. Kamyon çarpmış gibi yığılmıştım orada. Gözümü açtığımda zaten hastanedeydim. O an darbeyi hissettiğimde elmacık kemiğime baktım. Çünkü oradan korktum. O sağlamdı. Baktım burnum yana kaymış. Çok şükür sadece burunla kurtardık.
ÇALIŞMAKTAN KEYİF ALDIĞINIZ HOCA HANGİSİ OLDU?
Hector Cuper’i çok sevdim. Ordu’dasın. Karadeniz’in küçük bir şehri. Çok güzide bir şehir. Hector’un geleceğini söylediklerinde ilk başta inanmadık. Hoca gelmeden iki hafta önce yardımcıları geldi. Biz de bu işte bir iş var herhalde gelmeyecek dedik. Sonra hoca Fenerbahçe maçından önce geldi takıma. Adamda ego sıfır. Kendini aşmış. İnanılmaz mütevazi bir insan. Onunla çalışmaktan hakikaten keyif aldım. Ama benim için gördüğüm, çalıştığım en iyi yerli Aykut Kocaman. Onunla çalışmayı her zaman isterim. Uzun yıllar onun tecrübesinden faydalanmak istiyorum.
AYKUT KOCAMAN TAKIM İÇİNDE VE DIŞINDA NASIL BİRİ?
Kesinlikle anlatıldığı gibi soğuk biri falan değil. Benim için Aykut Kocaman her zaman Türkiye liginin üstünde bir hoca. Türk yapısı hiç yok. Tamamen Avrupai çalışma sistemi var. Tüm ekibiyle de inanılmaz profesyoneller. Zannedilenden çok daha fazla gülüyor Aykut Kocaman. Ben hiçbir zaman soğukluğunu hissetmedim.
3 SENEDİR KONYA’DASINIZ. TAKIMDA BİR YÜKSELİŞ OLDUĞU GÖZLENİYOR BUNU NEYE BAĞLARSINIZ?
Konyaspor hakikaten kulüp olmaya başladı. Her anlamda gelişiyor. Tesisleşme ve maddi anlamda sağlam adımlar atıyor. İlk geldiğimde 10 oyuncu gidiyor, 10 oyuncu geliyordu. Zihniyet kesinlikle değişti. Bu, yönetimle, hocayla gelen bir zihniyet aslında. Bir hoca gelip 8 hafta kalıp gidecekse bundan tat alınmıyor. Konyaspor’un potansiyeli var. Bir Kasımpaşa, bir Başakşehir gibi rahatlıkla olabilir. Tesisleşmede de önemli adımlar atıldı. Kayacık 10 numara, üst düzey bir tesis oldu. Çoğu kulüplerde yok. Bence Konyaspor çoğu futbolcunun hayal ettiği bir konumda şu anda. Süper Lig futbolcular da dahil bu alana. Bana sözleşmen bitiyor ayrılır mısın falan dediklerinde ben ayrılacaksam Konyaspor’dan başka Anadolu takımına gitmem en iyisi burası diyorum. Yani Konyaspor dururken, Sivasspor, Gaziantep, Gençlerbirliği falan o takımlara neden gideyim ki. Konyaspor hepsinden çok daha iyi.
KÜLHANBEYİ LAKABINIZ VAR O NEREDEN GELİYOR?
Tolunay Kafkas demişti. Hayatımda külhanbeylik yapmadım. Saha içinde seviyeli olduğu sürece her şeye varım ben. Futbolda 90 dakika içerisinde sen en iyi arkadaşımsan da savaşırım. Sivasspor geldi mesela. Hasan Kabze benim en iyi arkadaşım. Ama buyur Hasan at mı deseydim. Savaşırım. Gerekirse topla beraber tekmeyi de vururum. Ama maçtan sonra da sarılırım. Orada her şey biter. Profesyonellik bu. Fazla abartmaya gerek yok. O maçın sertliğinden dolayı sarf etmiş olabilir. Fazla gocunmamak lazım.
KONYA’DA JÜBİLE YAPMAK İSTER MİSİNİZ?
32 yaşına gireceğim. Kendimi genç hissediyorum. Gençlere takılıyorum bazen. Bunlarla 10 yıl daha oynarım falan diye. Neden jübilem burada olmasın. 3 yıldır buradayım. Alıştım Konya’ya. Eşim, çocuklarım ben hepimiz alıştık. Burada bir düzenimiz var. Bekar değilim, tek başıma kararlar alamıyorum.
KONYA’YA GELİRKEN NE DÜŞÜNÜYORDUNUZ, BURADA NE BULDUNUZ?
Çok uzun yıllar önce de benim bir Konyaspor muhabbetim vardı. O zamanlar Erciyes’ten Kocaeli’ye gitmiştim. Orada lisans sıkıntısı falan olurken bana Hüsnü Özkara döneminde Konyaspor’dan telefon geldi. Çok sıcak bakmadım. Yine Kocaeli’de kaldım. Ben Ordu’da ligdeyken burada takımın başında Uğur Tütüneker vardı. Konyaspor’u Uğur hocadan dolayı takip ediyordum. Çünkü Uğur hocaya benim inanılmaz bir bağım var. Kendisini çok seviyorum. Bana zor zamanlarımda çok destek olmuştu. Konyaspor’un play-off maçlarını izlerken bir gün tweet attım. Konyaspor finale kalmıştı. Aslında çok az tweet atarım. Hemen haberler yapıldı Konyaspor’u kovalıyor diye. Aslında hiç alakası yoktu. Daha sonra Konyaspor lige çıktı. Benim de Ordu’yla sözleşmem bitiyordu. Beni aradı Konyaspor. Uğur Hoca’ya da bir vefa borcum vardı ve hiç düşünmeden buraya geldim. Diğer Anadolu kulüplerini de hiç düşünmeden Konya’yı tercih ettim. İyi ki de gelmişim.
HER OYUNCU AVRUPA KUPALARINDA FORMA GİYMEK İSTER. KONYASPOR BU YIL GİDER Mİ? GİDERSE NE YAPAR?
Karabükspor gibi olacaksa gitmeyelim. Hep bunu söylüyorum. UEFA’ya gittiler. Biz o zamanlar Davraz’da kampa girdiğimizde onlar 2 hafta önce başlamışlar kampa. Ligi erken açıyorlar. Sonuçta küme düştüler. Öyle olacaksa gerek yok. 2 sene sonra olsun biraz daha sağlam olsun.2 maç oynayıp elenmenin bir anlamı yok. Daha sağlam adımlarla gitmeyi tercih ederim.
BU SEZON KONYASPOR’DA GEÇEN SEZONLARA GÖRE ÖNEMLİ BİR ÇIKIŞ VAR BUNU NEYE BAĞLIYORSUNUZ?
Aykut Hoca’nın değindiği bir konu var. Hiçbir şey tesadüf değil. Hocamız sayesinde istatistiklerle çok çalışıyoruz. Baktığınız zaman en kompakt en birbirine yakın oynayan Konyaspor var bu ligde. En çok koşan biziz. Futbol mücadele etmeden olmuyor. Ortalama 113-114 km koşuyoruz. Diğer takımlara göre bir kişi fazla oynuyor gibiyiz. O yüzden bu başarıyı hakediyoruz. Eskiden de koşuyordu bu takım. Ama bireysel koşuyordu. Şimdi herkes birinin açığını kapatarak toplu halde mücadele ediyor. Santraforların çok az golü var ama inanılmaz verimli oynuyorlar. Traore geçen sezon Karabük’te 13-14 gol atmış ama kimse demiyor burada da niye atmıyorsun diye. Çünkü takımda bir oyuncuya bağlı kalınmıyor. Bir şekilde birileri o golü atıyor. Takımın en büyük kazancı bu.
ESKİ STATTA DA FORMA GİYEN BİRİ OLARAK YENİ STADYUM VE TARAFTAR İÇİN NELER SÖYLERSİNİZ?
Eski stada çok sallıyorlardı ama ben o kadar çok yadırgamıyordum. Orası da iyiydi benim için. Ama şimdiki statta çok daha fazla baskı kuruyorsun. Bazen rakip takımlar daha iyi motive oluyorlar bizim stadımızda neden bilmiyorum. Adamlar Konya Arena’ya gidiyoruz. Taraftar güzel, ambiyans güzel diyorlar. Bu güzel statların dezavantajları da var ama Arena’larda oynamak tabi daha çok zevk veriyor.
SİZİ EN ÇOK ETKİLEYEN STADYUM HANGİSİ OLDU?
Borussia Dortmund’un Signal İduna Park Stadı oldu. Genelde Almanya’da kalenin arkasında taraftarlar ayakta dururlar. Sarı duvar diyorlar ona da. İduna Park’da kala arkasında 35 bin kişi ayakta duruyor. Bir de tam destek var orada. Sabırsız bir millet yok orada. Hemen gol olsun rahatımıza bakalım demiyorlar. 90 dakika boyunca takım önde de olsa, geride de olsa onlar için bir şey fark etmiyor. Sürekli destekliyorlar. O yüzden ben en çok oradan etkileniyorum.
LİGİN İLK MAÇINDA TRİBÜNLERDEN SANKİ BİR HOMURTU DUYULDUBU SENİ RAHATSIZ ETTİ Mİ?
İlk maç da olsa taraftarlar bir beklenti içine girebiliyor. Konya’da da böyle bir durum oldu. O gün bu skor olsun istemezdik. Futbolcu destek bekliyor. Bunlar olunca da iki yan pas yapmaya da korkuyor. İleri doğru şişirmeye başlıyor oyuncular. Aman top önde olsun da taraftardan tepki gelmesin diye. Ama Konyaspor taraftarı da o durumu kırdı artık. Takımın hepsi standardın üzerinde performans sergiliyor. Her şey daha iyiye gidiyor.
OYUNCU–HOCA DEĞİŞİKLİKLERİ TAKIMIN DURUMUNU NASIL ETKİLİYOR?
10 kişi gidip, 10 kişi gelirse bu sıkıntı olabilir. İllaki ayrılanlar ve yeni gelenler olabilir ama önce bir iskeleti kurmak lazım. İlk 11’den 8 kişiyi değiştirirsen bunun adaptasyon, uyum süreci var. Bu sağlanasıya kadar da sezon biter zaten.
İSTANBUL TAKIMLARINA KARŞI SORUN SON DÖNEMDE ATLATILDI. BUNU NASIL AŞTINIZ?
Hocamızın analizleri de bu doğrultuda. Bunun üzerine çok çalıştık ve hala da çalışıyoruz. Böyle bir dağılma oluyordu. 55-60’a kadar kalemize gelemiyorlardı. Bir gol yiyorduk hemen çözülüyorduk. Şimdi idmanlarda da toplantılarda da bunun üzerinde duruyoruz. Ama bunu kırdığımızı düşünüyorum. Galatasaray’dan puan aldık. Beşiktaş’ı kupada deplasmanda yendik. İnşallah bu şanssızlığı üstümüzden atmışızdır. Takımlar içerideki gücümüzü biliyor ve Konya’ya o şekilde hazırlanarak geliyor.
KONYA’DAKİ MİLLİ MAÇLARDAN BAHSEDER MİSİNİZ? SİZ DE TRİBÜNDEYDİNİZ, NELER HİSSETTİNİZ?
Ben de maçtaydım ve tribünden izledim. İnanılmazdı. Orada tüylerimiz diken diken oldu. Selçuk frikiği kullanırken, futbolcu psikolojisiyle o an gol olup olmayacağını düşünmedim de olmasa ne olur diye düşündüm. Ama atmosfer hakikaten çok güzeldi. Maç esnasında insanın sahaya atlayası geliyordu. O kadar çok güzeldi. Bence Konya’ya yakıştı.
KARİYERİNİZ BOYUNCA FUTBOLCU OLARAK KARŞILAŞTIĞINIZ EN TUHAF ŞEY NE OLDU?
Kocaeli’de oynarken 6 ay boş kaldım. Transfer yasağını Almanya’da hayatım boyunca görmedim. Burada yasaktan dolayı boşta kaldık. Maç da oynayamadık. Sadece idmana çıktık. Maça paf takım ile çıkacaksın dediler. Ben 10 yılımı futbola vermişim. Bana 6 ay oynamayacaksın diyorlar. Dünya başıma yıkıldı. Bunlar benim en zor günlerimdi. Kendimi tesislere kapattım. Her gün idman yaptım. Çalışmaları bırakmadım. Allah çalışana veriyor. Ben de bir gün bırakıp gitmeyi düşünmedim. Allah yüzümüze baktı.
OYNADIĞINIZ EN YETENEKLİ OYUNCU KİMDİ?
Türkiye’de Hleb inanılmaz yetenekliydi. Almanya’da da Leverkusen A takımına çıktığımda Bernd Schneider vardı o zamanlar. Onun farklı bir tarzı vardı. Çok yetenekliydi. Onlarla birlikte olabilmek hakikaten çok büyük bir şanstı.
FUTBOL DIŞINDA ÖZEL HAYATINIZDA NELER YAPIYORSUNUZ?
Konya’da sosyal anlamda daha fazla şeyler olsun isterdim ama zamanla olacaktır. Zamanımın büyük bir çoğunu eşim ve iki çocuğumla geçiriyorum. Hafta sonu boş olduğumda çocuğumu futbol okula götürüyorum. Orada köşede kamuflajlı şekilde idmanı izliyorum. Rahatsız olduğumdan değil de çocuğa farklı davranmalarını istemiyorum. Bazen de takım arkadaşlarımda bir araya geliyorum. Özellikle Ali Turanla çok görüşüyoruz. Çünkü ben Kayserispor’a ilk geldiğimde tanışmıştık. Onunla 8 yıllık bir muhabbetimiz var.
KONYA’DA SİZİ ÇOK ÜZEN BİR OLAY OLDU MU?
Eskişehir maçında bir pozisyon oldu. Rakip 1-0 öndeydi. Biz de maça iyi başlayamamıştık. Bizim taraftarımız rakibi alkışlamıştı. Buna üzülmüştüm. Çünkü biz deplasmana gittiğimizde bizi hiç alkışlayan olmadı.
EN UNUTAMADIĞINIZ MAÇ HANGİSİYDİ?
Fenerbahçe’yi 2-0 geriden gelerek 3-2 yendiğimiz maç oldu.
FUTBOLCU OLMASAYDINIZ HANGİ MESLEĞİ TERCİH EDERDİNİZ?
Ben bankacıydım. Bankacılık okudum. Diplomam da var. 2.5 yıl futbolla beraber Almanya’da staj yaptım. Orada baya bir gençliğimi feda etmiştim. Yani bankacı olarak devam edebilirdim.
FUTBOLU NOKTALADIKTAN SONRA NE YAPMAYI DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Sporun içinde olmak isterim ama sahada olmak istemiyorum. Şuanki düşüncem öyle. 3 yıl sonra hocalık yapar mıyım bilemem. 5 yabancı dil biliyorum. İnsanlarla çabuk iletişime geçebiliyorum. Bunu üzerine bir iş yapabilirim.
YENİ HABER GAZETESİ CANLI YAYIN DERGİSİ 3. SAYISI
Bakmadan Geçme