Ambargoya rağmen neşesini kaybetmeyen halk: Kübalılar

Ambargonun getirdiği ekonomik sıkıntıların etkisiyle Kübalılar bakımsız binalarda, camsız evlerde teknolojiden uzak yaşasa da sokaklardan neşe, müzik, dans ve canlılık eksik olmuyor.

Ambargoya rağmen neşesini kaybetmeyen halk: Kübalılar
TAKİP ET Google News ile Takip Et

ABD'nin senelerdir ambargo uyguladığı Küba'da halk, ekonomik zorluklara rağmen neşesini kaybetmemiş görünüyor. Küba'nın sokaklarında ilk bakışta müzik, dans ve neşeli insanlar göze çarpıyor.

Devrim Meydanı, 1950'lerden kalma klasik rengarenk taksiler, rom ve puro fabrikalarıyla anılan başkent Havana'nın arka sokaklarına ambargonun getirdiği zorluklara rağmen neşe ve canlılık damgasını vuruyor. 

Yaklaşık 3 milyon nüfusa sahip Havana'nın merkezinde binaların bakımsızlığı, birçoğunun harabeye dönüşmüş hali dikkati çekerken, genellikle iki veya dört katlı binaların altında işyerlerinin bulunduğu, üst katların daha çok konut olarak kullanıldığı görülüyor. 

Kent merkezinden uzaklaştıkça sokakların havası değişmeye başlıyor. Merkezden uzaklaşınca ara sokaklarda sıklıkla kiralık özel odalara rastlanıyor. "Casa de particular" denilen bu uygulamayla devletten izin alan Kübalılar, evlerinde kullanmadıkları odaları turistlere kiralıyor.

Son zamanlarda otel fiyatlarındaki artış nedeniyle kiralık odalar, ucuz konaklama olanağı nedeniyle turistler tarafından tercih ediliyor. Dolayısıyla kentte odalarının kiraya verildiği evlerin sayısında son dönemde büyük bir artış olduğu belirtiliyor. 

Asfaltlı geniş yollara, taş kaldırımlara sahip sokaklardaki evlerde dikkat çeken noktalardan biri de kapı ve pencerelerin sürekli açık olması. Buna rağmen kentte neredeyse hiç hırsızlık görülmediği ifade ediliyor.

Evlerin pencerelerinde cam yerine panjurlar bulunuyor. Panjurlar, havanın içeri girmesini sağlarken güneşi ve içerinin görülmesini engelliyor. Camsız evler ilk bakışta terk edilmişlik hissi verse de evlerde yaşama dair en dikkat çekici işaret iplere asılı çamaşırlar.

- Salsa'nın doğduğu mahalle Casino Deportivo

Havana'nın arka sokaklarında ilerlerken kaldırımda, bina girişlerinde veya dükkanların önünde sıkça keyifle zaman geçiren insanlara ve top oynayan çocuklara rastlanıyor. Günlük yaşamı en iyi yansıtan bölgelerden biri ise Havana'nın merkezindeki Casino Deportivo mahallesi.

Bağlı olduğu belediyenin en gözde noktalarından olan mahallede insanın içini ısıtan Latin müziğinin gelmediği sokak bulmak zor. Mahalle, 1956 yılında Salsa dansının ortaya çıktığı yer olarak biliniyor. İlk önce Casino diye isimlendirilen dans, daha sonra salsa adıyla anılır olmuş.

- Futbol beyzbolun yerini alacak gibi

Kübalıların en çok rağbet gösterdiği spor beyzbol ancak son yıllarda futbolun daha popüler olmaya başladığı söyleniyor.

Akşam saatlerinde her mahallede gençlerin futbol maçı yaptığı görülüyor. Sokak maçlarında oyuncuların en çok İspanyol takımlarının formalarını giyildiği dikkati çekiyor. Gençlerin en büyük zevklerinden biri haline gelen futbolun, ülkede 15 takımdan oluşan bir ligi var. Her şehrin bir futbol kulübü bulunuyor.

Caddeleri süsleyen 1950'li yıllara ait eski ve rengarenk araçların yanı sıra sokaklarda canlı renkleriyle göz dolduran bir diğer şey şemsiyeler. Yakıcı güneşten korunmak isteyen kadınlar, caddelerde çeşitli renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyor. Havana caddelerinde kadın sürücü görmek ise neredeyse imkansız.

- Dilencisiz, reklamsız ama devrim koruma komiteli sokaklar

Birçok ülkedekinin aksine Havana sokaklarında evsizlere ve dilencilere rastlamak mümkün değil. Görüntü kirliliğine neden olan reklam tabelaları da yok denecek kadar az. Sayıları çok az olan tabelalar da devlet kurumlarına ait.

Ülkede devrimden sonra devrim karşıtı hareketleri önlemek, tespit etmek, terör eylemlerine müdahale edebilmek amacıyla Devrim Koruma Komiteleri kurulmuş. En küçük yerleşim biriminde bile bulunan bu komitelere dünyaya gelen her Kübalı üye yapılıyor.

Ayda bir defa toplantı yapan komiteler, genellikle mahallede bozulan, onarılması gereken türlü işleri not ediyor. Delege olarak adlandırılan milletvekillerine mahalledeki ihtiyaçlara ilişkin rapor sunan komiteler tarafından yılda bir defa da kutlama yapılıyor.

- Evinde tartışma istemeyenlerin bitkisi "Lengua duro"

Başkent Havana'nın arka sokaklarında dikkat çeken şeylerden biri de neredeyse her evin bahçesinde palmiye ağacının bulunması. Bunun yanı sıra bahçelerde mango ve C vitamini deposu olarak tanımladıkları guava ağaçları dikili.

Havana'da 80 türde palmiye olduğu söyleniyor. Bunların en meşhuru ise "Kraliyet Palmiyesi".

"Kraliyet Palmiyesi"nin gövdesini çiftçiler ev yapımında kullanıyor, yapraklarıyla da tütünün fermantasyonu yapılıyor. Bu palmiyenin en ilginç özelliği ekildiğinde hemen çıkmaması. İlk ürünü almak için en az iki, hatta bazen beş yıl beklemek gerekiyor. Palmiye ağaçları ana caddelerin kenarlarında da şehre güzellik katıyor. 

Havana'da evlerde yaygın olarak bulunan bir diğer bitki de "Lengua duro". “Sert dil” anlamına gelen bitki halk arasında oldukça popüler, bunun sebebi de bir batıl inanç.

Kübalılar, bu bitkinin yaprakları kırmızı renkli bir iple birbirine bağlanırsa evde herkesin dilini tutacağına ve herhangi bir tartışma yaşanmayacağına inanıyor. 

- Halkı hüzünlendiren şey kültürel zenginliklerini kaybetmek

Havana'da ara sokaklarda sıklıkla rastlanan mekanlar arasında "paladar"lar yer alıyor. Evden restorana çevrilen irili ufaklı bu işyerleri, çok uygun fiyata lezzetli ve doyurucu geleneksel Küba yemekleri sunuyor.

Zemin katta yer alan bu mekanların menüleri sıradan restoranlar kadar geniş değil ancak "palada"lar, Küba'ya özgü ev yapımı yemekleri tatmak isteyen turistlerce tercih ediliyor. Bu mekanların tek dezavantajı ise yemeğe eşlik edecek Küba müziği yapan bir grubun olmaması. Merkezdeki lokantalarda ise Küba şarkıları söyleyen gruplar, ada ülkesinin geleneği haline gelmiş durumda.

Küçük hediyelik eşya dükkanlarından manav ve kasaplara kadar birçok işyerine ve sokak satıcılarına sıklıkla rastlanan Havana'da derme çatma tamirci dükkanları da ara sokaklarda en çok görülen yerlerden. Daha çok 1950'lerden kalma klasik araçları onaran tamirciler kendilerini diğer ülkelerdeki meslektaşlarıyla aynı görmüyorlar.

Lawton bölgesinde yaşayan Estebean adlı tamirci, "Ben tamirci değilim çünkü tamirci bozulan aracın parçasını genellikle yenisiyle değiştirir. Biz de yedek parça diye bir şey yok. Bu arabaların hepsi eski. Orijinal parça diye bir şey bulamazsınız. Olmayan bir parçayı yapabilmek için de torna işlemi dahil birçok zahmete giriyoruz" diyerek, bir keresinde bir aracı onarabilmek için yedi ay zaman harcadığını söyledi.

Estebean, eski model arabaların tamirinin ne kadar zahmetli olsa da yok olmasını istemiyor. Estebean, ABD'nin Küba'ya yönelik ambargosunun kaldırılması halinde bu araçların trafikten kaldırılmasından endişe ediyor.

- "Ambargoya rağmen mutluyuz"

Her türlü ekonomik sıkıntıya rağmen Kübalıların yüzlerinde her daim tebessüm var. Etrafına neşen saçan 58 yaşındaki Kübalı Carmen Domingez, Havana'nın Sevillano bölgesinde bir odası ve mutfağı olan, bahçeli bir evde yaşıyor. Sokakta yaşayan 9 köpeğin bakımını üstlenen Domingez oldukça basit bir hayat yaşıyor.

Lüks, teknolojik eşyalardan eser bulunmayan mutfağında 1970'lerden kalma araç gereçleri kullanan Domingez, basitliğin mutluluk getirdiğini söylüyor. "Bazen zorluk çekiyorum ama çok mutluyum. Bu hayatı Miami için bile değiştirmem" diyen Domingez, Küba'nın sisteminden oldukça memnun.

Domingez, Küba'daki hayatının nasıl olduğunu şöyle anlatıyor:

"Önemli olan şeyler var hayatta. Benim çok sağlıklı iki kızım ve bir torunum var. Hastaneye gitmeme gerek yok, sağlığım yerinde. Eğer gideceksem de para ödemiyorum. Yıllar önce akciğer ameliyatı oldum. 6 defa kan takviye ettiler. Tek kuruş para ödemeden çıktım. Bir gün bisikletle giderken düştüm, bir demir çubuk saplandı karın bölgeme. Hastaneye götürdüler. Bir kez daha ameliyat oldum. Her türlü müdahaleyi yaptılar, yine bir kuruş para vermedim. Torunum kreşe gidiyor, hiç para vermiyoruz. Dert edeceğim bir şey olmuyor ki."

Küba'da sokakta silah taşıyan insanlara neredeyse hiç rastlanmadığını vurgulayan Domingez, silahlı kavgaların ve cinayetlerin çok nadir rastlanan olaylar olduğunu belirtiyor.

Ülkesinde huzurun, neşenin hakim olmasını dileyen Domingez, "Burada her şey saygıyla yapılır. Polis tarafından da kontrol altındadır her şey. On yıllardır süren ambargoya rağmen mutlu olabiliyoruz. Beni korkutan şey bunun değişmesi. En büyük endişem bu. Genç insanlar sosyal ve ekonomik değişiklikler istiyor ama benim gibi yaşını almış olanlar birazcık iyileşme istiyoruz daha rahat geçinelim diye, hepsi bu. Bizler böyle mutluyuz. Köklü değişiklikler olmasın. Amerikalıları seviyoruz ama Amerikan hükümetini değil" sözleriyle duygularını ifade ediyor. 

Ancak gençlerin bazıları Domingez’den farklı düşünüyor.

Dünyadaki teknolojik gelişmelere ve diğer insanlarla daha fazla iletişime geçmek isteyen gençler, temel hayat standartlarının daha fazlasının özlemini çekiyor.

Odasında internet isteyen ilkokul öğrencisinden, modayı takip etmeyi arzulayan lise öğrencisi ile turizmde gelişmek isteyen restoran sahibine kadar bazı Kübalılar artık değişim zamanın geldiğini söylüyor.

- Kentin turistik merkezi "eski şehir"

Havana denilince gezilmesi gereken yerler arasında devrimden önce diktatör Batista'nın kullandığı parlamento binası Capitol, Katedral Meydanı, Küba Devrim Müzesi de bulunuyor.

Turistlerin uğrak mekanlarından biri de Silahlar Meydanı. Meydan, geçmişte İspanyol askerlerinin talim yaptığı bir alan. Ayrıca eski Havana'nın kurulduğu yer olarak da biliniyor. Havana'da tezgahlarda en çok kitap satılan yerlerden birisi de burası.

Meydanı farkı kılan diğer bir unsur da bir köşesindeki sokağın taş yerine ahşapla döşenmiş olması. Rivayete göre, zamanında meydanda yaşayan İspanyol valinin eşi, sokaktan geçen faytonların çıkardığı gürültüden rahatsız olduğu için malikanesinde sokağa bakan yatak odasını değiştirtmektense sokağın taşlarını söktürerek ahşaptan küçük parkeler döşettirmiş. Dikdörtgen şeklindeki parkeler de yıllardır bozulmadan muhafaza ediliyor.

Meydanın yakınındaki Obispo sokağı da müzik seslerinin eksilmediği trafiğe kapalı bir cadde.

Nobel ödüllü Amerikalı yazar Ernest Hemingway'in yıllarca kaldığı otel sokağın ünlenmesinde rol oynamış. "İkili Dünya" anlamına gelen Ambos Mundos Oteli'nin beşinci katında Hemingway'in kaldığı oda ziyaretçilere açık. Hemingway'in, "Afrika'nın Yeşil Tepeleri" kitabını burada yazdığı biliniyor.

Bakmadan Geçme