Anadolu'yu ebedi Türk yurdu yapan lider: Tuğrul Bey
Selçuk Bey'in torunu Mikail Bey'in oğulları olan Tuğrul Bey, devletinin sınırlarını kuzey, güney ve doğu yönlerinde genişletmesinin yanında, Türkmen akınlarını Anadolu'ya kanalize etmek suretiyle, bu toprakların ebedî bir Türk yurdu olmasına katkı sağladı
Türk Tarihine baktığımız zaman en çok dikkat çeken isimler hiç kuşkusuz Tuğrul ve Çağrı Bey’lerdir. Selçuk Bey’in torunu, Mikail Bey’in oğulları olan bu beyler, Büyük Selçuklu Devleti’nin de temellerini attılar. Mikail Bey’in savaş meydanında şehit edilmesinin ardından dedeleri Selçuk Bey’in yanına giden cengâverler orada, ilerde Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulmasını sağlayacak sıkı eğitimlere tabi tutuldular. Selçuk Bey’in vefatının ardından Yabgu olan amca Arslan Bey’in yanında ikamet etmeye başlayan kardeşler artık kendi başlarına hareket etmeleri gerektiğinin de farkındalardı. Çok zeki olan Tuğrul ve Çağrı Beyler o dönem Karahanlılar başta olmak üzere birçok devlete tabiri caizse kök söktürdü. Ancak 1034 senesinin Ekim ayında Selçuklu halkı zor bir süreçten geçti. Şah Melik’in saldırması ile 8 bin Türkmen hayatını kaybetti. Hem mallarına hem canlarına kastedilen Türkmen halkı yurtlarını terk etmek zorunda kaldı. Horasan’a kadar gelen Tuğrul ve Çağrı kardeşler 900 atlı ile Gaznelilerin topraklarına girdi. Gazneli hükümdarı onları sığınmacı olarak görüp topraklarına girmelerine ses çıkarmadı. Fakat bir süre sonra Arslan Yabgu’nun kuvvetleri de Tuğrul ve Çağrı Bey’e katıldı ve sayısı 10 bin atlıya yakın büyük bir kuvvet haline geldiler. Kınık oğullarının bu kadar güçleneceği ve pek yakın zamanda böylesi göz kamaştırıcı bir orduya sahip olması kimsenin aklına gelmezdi.
ANADOLU’YU TÜRK YURDU YAPTI
Burada bulundukları müddetçe Selçuklular güçlendiler. Devlet haline gelme noktasında büyük adımlar atmaya başladılar. Bölgede yaşanan tüm zaferlerden sonra, bir kurultay toplandı ve Tuğrul Bey hükümdar ilan edildi. Nişapur’u kendisine başkent seçti, Çağrı Bey ve birçok aile mensubunu değişiklik yerlere tayin etti. Tuğrul Bey’in devletinin sınırlarını kuzey, güney ve doğu yönlerinde genişletmesinin yanında, Türkmen akınlarını Anadolu’ya kanalize etmek suretiyle, bu toprakların ebedî bir Türk yurdu olmasına katkı sağladı. Dandanakan Zaferi’nin kazanılmasından sonra Oğuzlar, büyük kütleler halinde Selçuklu ülkesine göç etmeye başladılar. Büyük bir düzensizlik baş gösterince Tuğrul Bey, bu ırkdaşlarına yurt bulmak ve geçim imkânlarını hazırlamak için kafa yordu. Bu vaziyet karşısında İslam ülkelerine giren Türkmenler, isabetli bir biçimde Bizans ülkesine yönlendirildiler. Böylece bölgenin Türkleşmesine önemli katkılar sağlandı.
MÜTEVAZI BİR TÜRKMEN HAYATI YAŞADI
Hükümdar olan Tuğrul Bey ve kardeşi Çağrı Bey, son derece mütevazı bir Türkmen hayatı yaşadılar. Aslında bu kadar kudretli olmalarının tek sebebi kardeşliklerine olan bağlılıklarıydı. Bu kuvvetli kardeşlik Türk tarihinden ziyade dünya tarihinde de eşine az rastlanan bir durum olduğundan son derece önemlidir. Birbirlerine karşı sevgi ve saygıları tükenmez bir bağ ile bağlıydı ve aralarında bir mücadele asla olmadı. Örneğin; Çağrı Bey ve Tuğrul Bey, kendi adına ayrı para bastırdı. Şayet eğer aralarında büyüklük küçüklük durumu olsaydı, Çağrı Bey’in, paralarında Tuğrul Bey’in adını kendi adından önce belirtmesi icap ederdi. Toprakları genişledikçe, Oğuz Türkmenlerinin kurduğu devlet, yabancı boylardan yerleşik halka dayalı bir devlet haline gelmeye başladı. Çağrı Bey’in vefatından derin üzüntü duyan Tuğrul Bey onun ardından kendini toparlayarak tek başına da birçok zafere imza attı. Sırf devletini düşündüğü için hasta olmasına rağmen ilaç almayan Tuğrul Bey bir zaman sonra kuvvetten düştü ve Türk tarihinin büyük şahsiyeti, 70 yaşındayken 4 Eylül 1063’te vefat etti. Tahran’a 22 km. uzaklıkta bulunan Rey’deki türbesine gömüldü. Ölümü önceleri halktan ve ordudan gizli tutuldu. Yerine ise oğlu olmadığından, varis olarak tayin ettiği yeğeni Süleyman getirildi. Onun ölümünde devletin sınırları; Ceyhun’dan Fırat’a kadar ulaştı. Ayrıca o, Türkmenleri Bizans’ın idaresinde bulunan Anadolu’ya sevk ederek burasının bir Türk yurdu haline gelmesine de vesile oldu.
GÜLŞEN YILMAZ / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme