Arabuluculuk uygulaması, yargıda iş yükünü azaltıyor
Arabuluculuk uygulaması ile yargıda iş yükünün azaldığını ifade eden Avukat Yavaş, 'Bakanlık 2018'de 355 bin dosyayı arabuluculara dağıttı. Dava dosyası bir anda 98 bine düştü. Bu büyük başarı oranıyla mahkemelerin dosya sayısı azaldı. Bunun üzerine Bakanlık 2019'da ticari davalarda da arabuluculuğu zorunlu hale getirdi' dedi.
Arabuluculuğun, Müslüman toplumların yapısına uygun bir uygulama olduğuna dikkat çeken Güven Arabuluculuk Yönetim Kurulu Başkanı Arabulucu Mehmet Yavaş, “Özellikle Türk-İslam toplumunda Arabuluculuğu öze dönüş olarak tanımlamak gerekir. Mevcut mahkemelere gidenlerde; davanın uzun sürmesinden, gecikmelerden, mahkeme masrafından, yargılama giderinin yüksek olmasından dolayı mağduriyetler oluşuyor. Bunun neticesinde davasını kazanan da kaybeden de yargılamanın neticesinde tatmin olmuyor. Bir taraf kazanıp bir taraf kaybetmiş olsa da mahkeme bittikten sonra toplumsal barış ve toplumsal bir uzlaşı olmuyor. Bunun sebebi, ‘Sen beni dava ettin, sen beni mahkemeye verdin’ anlayışıyla adeta husumetli iki taraf meydana getiriliyor. Ancak Arabuluculukta öyle değil. Arabuluculukta taraflara konuşarak anlaştırma noktasında yardımcı olunuyor. Ve bir anlaşmaya varılırsa zamandan ve maddiyattan kazanılıyor, hedefe daha hızlı ulaşılıyor” ifadelerini kullandı.
‘ASIL OLAN HELALLEŞMEKTİR’
Israrla vurguladıkları şeyin helalleşmek olduğunu söyleyen Yavaş, “Mahkemede davayı kazanabilirler ya da kaybedebilirler. Ancak biz; ilahi mahşerde, ilahi adalette hesap vermenin ağır olduğunu anlatmaya çalışıyoruz insanlara. Bu nedenle hesabı öbür tarafa bırakmadan, burada helalleşerek, kucaklaşarak sorunlarını burada halletmelerini tavsiye ediyoruz. Bu toplamda bir uzlaşı ve barışı getiriyor. Anlaşma sağlayan insanlar sokakta birbirlerini gördükleri zaman çekinmeden selam verebiliyorlar. Hatta ticaretlerine bile devam ediyorlar. Ama mahkemelik olan taraflar kazansalar da kaybetseler de bir süre sonra aralarında husumet gelişiyor ve insanlar artık birbirlerine bakmaz, ticaretlerini karşılıklı olarak devam ettirmez hale geliyorlar. Bu anlamda Arabuluculuk Türkiye’de gecikmiş de olsa faydalı bir uygulama oldu” diye aktardı.

‘ARABULUCULUK ADALET SİTEMİNE KATKI SAĞLIYOR’
Arabuluculuğun adalet sistemine de katkı sağladığını ifade eden Yavaş, “2017 yılında Türkiye’de toplam 377 bin iş davası açıldı. Arabuluculuk zorunlu hale geldikten sonra Bakanlık tarafından 2018 yılında bir yılda 355 bin küsur dosya arabuluculara dağıtıldı. Mahkemeye sirayet eden dava dosyası 98 bine düştü. Yani 377 bin davanın yargılaması, hakimi, memuru, evrakı, süresi, zamanı 98 bine düştü. Bu gerçekten büyük bir başarı oranı. Zaten bu faydayı gördükten sonra Adalet Bakanlığı 2019’da ticari davalarda da Arabuluculuğu zorunlu hale getirdi. Arabuluculuk uygulamasının, aile hukukunda, tazminat, nafaka gibi konularda başvuru mercii haline geleceği planlanıyor. Belki bir tık ötesi eşlerin birbirleri ile anlaşarak boşanmasında ya da yuvayı kurtarmalarında da Arabuluculuğun bir merci haline geleceği tartışılıyor. Bu arada tüketici davalarında da Arabuluculuğun zorunlu hale geleceği söylenmişti. Muhtemelen önümüzdeki yargı paketinde bu konular da mecliste gündeme gelecek” ifadelerini kullandı.

‘İDARİ DAVALARI DA ARABULUCU YÖNLENDİREBİLİR’
Geçtiğimiz ay Adalet Bakanlığı’nın idari davalara yönelik bir açıklama yaptığını kaydeden Yavaş şöyle aktardı: “Adalet Bakanlığı, vatandaş ile idare arasındaki ihtilafın arabuluculuğa yönlendirilmesinin faydalı olacağını açıklamıştı. Bu doğrultuda da yargı sisteminde Arabuluculuk gerçekten oturacaktır. Arabuluculuk sisteminin işleyişi; ihtilaflı olduğunu düşünen bir kişi, herhangi bir arabulucuya giderek, ‘Bizim falan kişiyle bir ihtilafımız var. Arabuluculuğumuzu yapar mısınız?’ dediği takdirde; biz karşı tarafı arıyoruz. Arabuluculuk sistemini anlatıyoruz. İki taraf bizi Arabulucu olarak kabul ettikten sonra Bakanlığın UYAP sistemi üzerinden dosya açıyoruz. Ve tarafları anlaştırabilirsek anlaşma tutanağını sisteme yükleyerek işi bitirebiliyoruz. Öte yandan diyelim ki karşı taraf sizin bulduğunuz Arabulucuyu kabul etmedi, o durumda adliyeye gidiyor ve Arabulucu talebinde bulunuyor. Adliyenin görevlendirmesiyle Arabuluculuk işlemi başlıyor. Arabuluculukta anlaşma tutanağı ilam hükmündedir. Taraflar anlaşılan bir konuda eğer sonradan mahkemeye giderse; hakim, siz bu konuda daha önce anlaşmışsınız, ortada bir Arabulucu tutanağı var, yeniden bu konuyu dava edemezsin diye reddeder.”

‘KONYA’DA 180 TANE ARABULUCU VAR’
Konya’da aktif olarak 180 tane Arabulucu olduğunu ifade eden Yavaş, “Herkes gelişi güzel arabulucu olarak çalışamıyor. Biz Bakanlık üzerinden çalışıyoruz. Yaptığımız işi bireysel olarak yapsak da aslında biz devlet adına, Adalet Bakanlığı adına arabuluculuk yapıyoruz. Dünyada arabuluculuğun örnek uygulamaları var. Adalet Bakanlığının, birçok Avrupa ülkesinde olan bu sistemi model alarak ve bizim sistemimizle harmanlayarak yasalaştırma noktasında çalışmaları devam ediyor. İşveren davalarında da Arabulucuların ön plana çıktığını anlatan Yavaş, işverenlerin ellerini kuvvetlendirmeleri adına Arabuluculuğu tercih ettiklerini sözlerine ekledi.

‘ÜLKEMİZDE ÖNEMİ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR’
Arabuluculuğun Türkiye’de son zamanlarda gittikçe önem kazandığında değinen Yavaş, ”Geçtiğimiz günlerde arabuluculuk sınavının da olmasıyla birlikte konu sosyal medyada ve kamuoyunda yoğun bir şekilde gündeme geldi. Eski bakanlardan, eski milletvekillerinden, mevcut milletvekillerine kadar birçok kişi toplamda 35 bin kadar kişi arabuluculuk sınavına girdi. Fakat birçok milletvekilli, eski bürokrat ve hatta eski bakan sınavı kazanamayarak başarısız oldu. Bu durum aslında arabuluculuk konusunda şaibenin olmadığını da kanıtlanmış oldu” ifadelerini kullandı.
•SEYFULLAH KOYUNCU / YENİ HABER GAZETESİ