Bugün büyük bir gurur ve heyecanla kutladığımız Çanakkale Zaferi’nin 100. Yıldönümü. 100 yıl önce 18 Mart günü tarihimizin en büyük destanlarından biri yazıldığını belirten Tarihçi-Yazar Akif Sarıbaş, Çanakkale’nin Sadece Türk tarihinin değil dünya tarihinin de en şaşırtıcı sahnelerinden biri olduğunu belirterek “Çanakkale Zaferi en ihtişamlı zafer” dedi.
Bugün büyük bir gurur ve heyecanla kutladığımız Çanakkale Zaferi’nin 100. Yıldönümü. 100 yıl önce 18 Mart günü tarihimizin en büyük destanlarından biri yazıldı. Çanakkale Deniz Zaferi’nin yüzüncü yıldönümünü büyük bir gururla kutluyoruz. Bu topraklarda yaşamanın bedelini bin yıldır ödeyen milletimiz, en büyük bedellerden birini 1915’te Çanakkale’de ödedi. Şehitlerimizi unutmamız için 18 Mart ‘Şehitleri Anma Günü’ olarak kabul edilmiştir. Bugün 100. yıldönümünü büyük bir gurur ve heyecanla kutladığımız Çanakkale Zaferi, vatan topraklarını ve bağımsızlığımızı korumak için varını, yoğunu ortaya koyan bir milletin gücünü dünyaya duyuran bir destandır. Çanakkale Zaferi, vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı söz konusu olduğunda, içinde bulunduğu şartlar ne olursa olsun, milletimizin, bulunamayacağı fedakârlık, kazanamayacağı başarı olmayacağının da bir kanıtıdır. İşte bu yönüyle Çanakkale Zaferi, milletimize nesilden nesile ilham kaynağı olabilecek, yol gösterebilecek büyük bir öneme ve yere sahiptir. Dünyaya “Çanakkale Geçilmez” diyerek tarihin akışını değiştiren şanlı ecdadımızın sarsılmaz inancı ve mücadelesi sonucu, bugün bizler bu topraklar üzerinde geleceğe gururla, güvenle yürümekteyiz. Kazanılan zaferlerin ardından Türk ordusunun verdiği 253 bin kayba karşılık zafer kazanılmış oldu.
ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 100’ÜNCÜ YILINDA BİR İLK GERÇEKLEŞECEK
Diyanet İşleri Başkanlığı, Çanakkale Şehitlerini Anma Programı kapsamında bu yıl bir ilke imza atıyor. 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin 100. Yılı münasebetiyle 81 il ve 957 ilçe olmak üzere tüm yurtta 18 Mart günü Sabah namazında aynı anda şehitlerin ruhu için eller duaya açılacak. Her il ve ilçenin merkezi bir camisinde sabah namazında gerçekleşecek programda, Kuran'ı Kerim'den ayetlerin okunmasının ardından tekbirler, tehliller ve salat ü selamlarla aziz şehitlerin ruhları şad edilecek. Aynı anda tüm yurtta eller semaya açılıp, şehitlerin aziz ruhları için milyonlarca kişi dua edecek. 18 Mart sabahında tek yürek haline gelecek Türkiye, şehitlerini rahmet ve minnetle anacak. 81 ilde sabah namazı ile başlayacak Çanakkale Şehitleri'ni anma programı kapsamında namaz sonrası vatandaşlara, Çanakkale'de vatanını savunmak için mücadele veren askerlerin yaşadıklarının hissedilmesi için "asker tayını" dağıtılacak.
ŞAN VE ŞEREFLE DOLU ÇANAKKALE
Çanakkale’nin Sadece Türk tarihinin değil dünya tarihinin de en şaşırtıcı sahnelerinden biri olduğunu belirten Tarihçi-Yazar Akif Sarıbaş, Çanakkale’nin Türklerin şan ve şerefle dolu tarihinden bir sayfa olduğunu söyledi. Çanakkale Savaşları’nın I.Dünya Savaşı sırasındaki cephelerden biri olduğunu ifade eden Sarıbaş,” I.Dünya Savaşı'ndan önceki yıllarda Osmanlı Devleti Kuzey Afrika topraklarını İtalya'ya kaptırmıştır. Balkan Savaşlarındaki yenilgi de Osmanlı’yı çaresiz kılmıştır. Dolayısıyla I. Dünya Savaşı'na rastlayan günlerde Osmanlı devleti yalnızlıktan kurtulmak ve Balkan Savaşının kötü hatıralarını silmek istiyordu. Alman İmparatorluğu, savaşta, Osmanlı devletinin hiç değilse bir kısım düşman kuvvetini meşgul edebileceği gerekçesiyle Osmanlıyı kendi yanına çekmek niyetindeydi. Dönemin Osmanlı iktidarı olan İttihat ve Terakkiciler de Almanya yanında savaşa girmeyi çoktandır istiyorlardı. Osmanlı doğuda kaybetti. Güçsüzdü. Çanakkale’de de yenileceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Fazla önemsenmeden Çanakkale’ye hareket edildi. Düşman gemisinde yukarıdaki diyaloglar geçti” dedi.
BURASI ÇANAKKALE BURADAN GEÇİT YOK
“Çanakkale Zaferini kazanan kuvvet bu küçümsenen kuvvettir” diyen Sarıbaş, “Mehmetçiğin Çanakkale Savaşı’nı kazandıran yüksek karakterini Mustafa Kemal şöyle anlatıyor:
‘Bombasırtı olayı ( 14 Mayıs 1915 ) çok önemli ve dünya harp tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir hadisedir. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hepsi düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kuşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur’an-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenlerse kelime-i şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak, cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngüyle çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebriğe değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.’ Diye konuştu.
HAYATLARINI HİÇE SAYARAK SAVAŞTILAR
25 Nisan ve 6 Ağustos 1915 tarihleri arasında düşman kara kuvvetlerinin Gelibolu Yarımadasına çıkartma yaptıklarını belirten Sarıbaş, “Asıl kuvvetler Gelibolu Yarımadasının güney ucuna iki ayrı noktadan çıkacak ve boğazları kontrol eden tepeleri alacak, bunu başarmak için, iki tümenden oluşan bir kuvvet Kabatepe bölgesine çıkacaktı. İki İngiliz ve bir Fransız tümeni ile bir Hint tugayından oluşan kuvvet, Seddülbahir bölgesini ele geçirecektir. Aynı anda bir aldatmaca olarak, boğazın güneyinde Kumkale bölgesinde ikinci bir çıkarma yapılacak ve bazı donanma birlikleri orada da çıkarma olacağı izlenimi vermek üzere Saroz körfezine doğru seyredecektir. Fakat, kahraman Türk askerinin hayatını hiçe sayarak kahramanca dövüşmesi Türk komutanlarının ve bilhassa Mustafa Kemal'in üstün sevk ve idareleri sonucunda düşman başarısızlığa uğrayarak savaş, siper savaşı halini almıştır.
Gelibolu Yarımadasında çıkarma yapan düşman kuvvetlerini meydana getiren askerlerin milliyetleri son derece enteresandır. İngiliz ve Fransızların yanısıra, bizimle hiç ilgisi olmayan Cezayir Berberilerini Sengal zencilerini, Avustralyalı, Kanadalı, Yeni Zelandalı ve Hintlileri üzerimize salmışlardır” şeklinde konuştu.
BİZ YAŞAYALIM DİYE ŞEHİT OLDULAR
“Düşman yalnızca birkaç devletten ibaret değildi, sanki karşımızda bütün dünya vardı”diyen Sarıbaş, “Düşman donanması II. Dünya Savaşı'na kadar, dünyanın gördüğü en büyük ve en modern donanmasıydı. Hal böyle iken kazanılan zaferin değeri daha iyi anlaşılmaktadır. Bu savaş bir azmin zaferidir. İmkansızı başarmanın başka bir adı yoktur. İlerde vereceğimiz kurtuluş savaşımız için en güzel bir örnek kabul edilmiştir. 1919 1922 arasındaki İstiklal Harbimiz de de durum çok farklı değildir. Orada da sayısız düşmanla savaştı atalarımız orada da hepsini dize getirdiler. Çünkü inançları vardı azimleri vardı umutları vardı. Dönmeyi düşünmediler babalarıyla cephede helalleştiler anneleriyle eşleriyle zaten helalleşmişlerdi. Kiminin adı Yusuf’tu kiminin adı Mehmet. Kimi evliydi kimi bekar. Kimi zengindi kimi fakir. Kimi evden çıkarken son kez öptü evladını kimi bu fırsatı bile bulamadı. Onlar biz yaşayalım diye şehit oldu” ifadelerini kullandı.