Av. Özkan Öztürk: Mesele artık istikbal meselesi
Bütün ülkeyi gözyaşına boğan terör örgütünün Ankara Saldırısının arka planını değerlendiren Her yerde adalet Platformu Başkanı Avukat Özkan Öztürk önemli açıklamalarda bulundu.
Yaşanan terör saldırısına iki açıdan bakmak gerektiğini ifade eden Öztürk 100 yıl önce emperyal güçler tarafından çizilen haritaların bugün yeniden şekillendiğini hatırlatarak sözlerine başladı. Batı ülkelerinin bu şekillenmelerin kendi denetimlerinde olması için yoğun çaba içinde olduklarını kaydeden Öztürk Ankara’da yaşanan patlamanın da, Türkiye’nin diğer bölgelerinde yaşanan terör olaylarının da temelinde bu nedenin yattığını belirtti.
Öncelikle son birkaç ayda şiddetlenen terör saldırılarının nedenleri hakkında düşündüklerinizi sorarak başlamak istiyorum. Tabi son olarak da Ankara saldırısının altında yatan nedenleri de öğrenmek istiyoruz bu bağlamda?
“SAVAŞLAR ARTIK TERÖR ÖRGÜTLERİNE SERVİS EDİLDİ”
Emperyalist güçler yeniden şekillenen Ortadoğu’da Türkiye’nin söz sahibi olmaması için uğraş veriyorlar. Hem de büyük bir uğraş. Savaşlar 100 yıl öncesi gibi artık yüz yüze olmuyor artık. Şimdi Vekalet Savaşları dediğimiz terör örgütleri aracılığıyla yürütülen bir savaş var Ortadoğu’da. Ortadoğu’nun aktörleri Türkiye bu oyunun bir parçası olmasın istiyorlar. Ankara’da yapılan saldırının, Silopi’de açılan hendeğin, Cizre’de yapılan barikatın arkasında bu gerçek yatıyor. Bu oyunu biz kurarız siz uzak durun denmek isteniyor. Uzak durmazsanız başınıza bunlar gelir diyorlar. Amaç Türkiye’yi etkisizleştirmek, rol almasını engellemek ve kendileri Ortadoğu’nun geleceğini planlarken Türkiye masadan uzak dursun. Ankara saldırısında dillendirilen bir başka neden daha var. Onu da şu şekilde özetleyeyim; Terör örgütü yöneticilerinden Murat Karayılan’ın korumalarıyla birlikte ele geçirildiği yönünde. Bu iddia henüz doğrulanmadı ancak ihtimal dahilinde bir olay. Bunun intikamını almaya çalışmış olabilirler. Önümüzdeki süreçte bu iddianın doğruluğunu da öğrenmiş olduk.
Peki ya sonuç? Nereye gidecek bölge. Nereye kadar gidecek bu saldırılar? Ve nereye gidiyor Türkiye?
“GERİYE DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR YOL AYIRIMINDAYIZ”
Türkiye’nin üzerine büyük bir dalga geliyor. Türkiye’nin önünde iki şans var ya Türkiye’nin bu dalgayı bertaraf edip üzerinde sörf yapacağız. Yada altında kalacağız. Türkiye’nin Suriye meselesine hep insani olarak yaklaştı. Batı ülkelerinin ise bölgeye hep çıkarları doğrultusunda baktı. Biz Suriye meselesi konusunda Hükümetiyle, STK’sıyla, vatandaşıyla hep insani boyutunda yer aldık. Mültecilere bu topraklar sahip çıktı. Ama emperyalist güçler menfeatlerine göre pozisyon aldı. Amerikan Dışişleri Bakanı’nın açıklamalarına bakın üç dört kere geldi ülkemize. Her gelişinde açıklamasını ve fikirlerini değiştirdi. PYD ile müttefik olduklarını açıklamaya kadar götürdüler menfaat ilişkilerini. Olması gerekeni ise hep Türkiye yaptı.
Egemen güçlerin istekleri doğrultusunda yaşanıyor tüm bu yaşananlar. Biliyoruz. Peki onlar ne istiyor. Ne bekliyor?
“TÜRKİYE’YE DİZ ÇÖKTÜRMEK İSTİYORLAR”
Bir irade koymaya çalıştığında da her zaman olduğu gibi Türkiye’yi diz çöktürmeye çalıştılar. Ve yine taşeron terör örgütlerini kullandılar. Hatta sadece eli silahlı teröristleri değil. İçeriden de terör işbirlikçilerini kullandılar. Kendi ülkesine ihanet eden muhalefet partilerini kullandılar. Terörle iç içe olan HDP’yi, PYD terör örgütü değil diyen CHP’yi, kendi ülkesini jurnalleyen Akademisyenleri ve medyayı kullandılar. İlk önce yapılması gereken şey buydu halbuki. Fakatsız, amasız teröre karşı bütün ülke dimdik durmalıydı. Ama ne oldu. Dün Cizre’ye karşı imza toplayanlar bugün PYD için topluyorlar. HDP teröre karşı bildiriye imza bile atmıyor. Kınamanın ötesinde ortaya irade koymamız gerekirken.
Türkiye’nin gelişmelere karşın yaklaşımını bugüne kadar olanı ve bugünden sonra olması gerekeni nasıl değerlendiriyorsunuz? Neler oldu, neler yapılmalı?
“KONU İNSANİ OLMAKTAN ÇIKMIŞ, İSTİKBAL MESELEMİZ OLMUŞTUR”
Türkiye irade koymaya çalıştığındada terör olaylarıyla diz çöztürmeye çalıştılar. Kendi ülkesine ihanet eden büyük bir ihanet içerisinde olan, terör ve küresel operasyonlar karşısında kendi ülkesini kendi milletini jurnalleyen ne siyasetçi ne medya nede akademisyen bulabilirsiniz. Dört tarafı hainlerle çevrilmiş. Dün cizreye karşı imza toplayanlar bugün pyd ye karşı imza topluyorlar. Önce ülke içinde birlik gerekiyor. Tesis ederek terörü amasız fakatsız terörü lanetlemek. Kınamanın ötesinde de ortaya irade koymak gerekiyor. Uluslararası üst akıl, Suriye üzerinden sahneye koyduğu MEGA PROJEYİ saf dışı etmeden, bu büyük oyunu bozmadan Türkiye’ye rahat yok. Şimdi uygulanmak istenen proje ile Büyük Kürdistan devleti şekillendirilmeye çalışılıyor. Şunu çok iyi anlamak gerekir; Bu proje ile hem Türkiye’yi hem de Sünni İslam Devletlerini büyük bir tehlike beklemektedir. Suriye meselesi Ankara saldırısı ile birlikte bir insani kriz olmaktan çıkıp ya tamam ya devam diyeceğimiz varlığımız ve istikbalimizi ilgilendiren bir konuma dönüşmüştür.
İstikbalimizi ilgilendiren bir konu derken? Daha kötü neler yaşanabilir ki?
“BOŞLUK İRAN VE PYD TARAFINDAN DOLDURULURSA FELAKET OLUR”
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki PYD yapılanmasını vakit kaybetmeden yok etmeli. Çünkü bölgede yapılmak istenen açık ve net; Kuzey Irak’tan Akdeniz’e PKK-PYD koridoru. Bu gerçekleşirse güneyimizde Akdeniz’e kadar uzanan Kürt yönetimi oluşmuş olacak. Esad’ın kaldığı İran’ın kazandığı bir durum bizim için felakettir. Türkiye’nin olmadığı boşluk PYD ve İran tarafından doldurulacaktır. Bunun adına ne derseniz sonucu ne olursa olsun yok etmeli. Temizlenmeli bölge bir an önce bu yapılanmadan. Şu an bu riski alamazsak ileride çok daha büyük bedeller öderiz. O bölgenin temizlenmemesinin bedeli, temizlenmesinin bedelinden daha ağır olur. Bu asla unutulmamalı. Bu yapı orada kurulursa geleceğimiz adına her şey çok daha kötü olur. Hükümet bunun farkında ve bu nedenle bu noktada bu kadar ısrarcı. Güneyimizde oluşturulacak bir PYD kantonu bizi o coğrafyadan ayırır. Cizre’de, Silopi’de, Nusaybin’de yapamadıkları öz yönetimi daha rahat yaparlar. Bölünme hızlanır. Bunu biliyor ve bunun önüne geçmek üzerine kurulu hükümetin politikası. Bu her halükarda önlenmesi gereken bir çabadır. Savaşın altında kalırız diyenler var. Bu açıklamalar bile göz önünde bulundurulmamalı gerekirse. Suriye’nin kuzeyine müdahale edilmezse Türkiye bölgede bir daha asla sağlıklı ve huzurlu bir hayat süremez. İstikbalimiz açısından, birlik ve bütünlük açısından müdahale şart.
Bu gelişmeler karşısında Türkiye’nin genel itibariyle takındığı tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz?
“İÇİMİZDEKİ HAİN SAYISI DIŞARIDAN FAZLA”
“Tüm anlattığım gerçekler göz ününde dururken acı olan taraf şu. Teröre karşı partiler deklarasyon yayınlıyor. Ama yasal siyasal parti bu ülkenin vatandaşlarının gözüne baka baka imza atmıyor. Teröre karşı bir duruş sergileyemiyor. Nasıl dursun ki teröre karşı. Terörün bir kolu haline gelmiş. Vatana göz göre göre ihanet edenler var bu ülkede. Türkiye küresel güçlerin saldırısı altında. Terörün saldırısı altında ama hainler safını karşı tarafta tutmuş. Terör olaylarının hiçbirinde istihbarat zaafiyeti yok bence. Hukuk zaafiyeti var. Bir arama kararını ne kadar zamanda çıkarabiliyorlar haberleri var mı? Vatana ihanet edenler için hukuki olarak ne yapabiliyoruz? Ben söyleyeyim hiç? Öncelikle her türlü vatan hainleri için hukuki düzenlemeler şart. Mevzuatlar buna göre düzenlenmeli. Bu zafiyet sona ererse örgüt için, sempatizanları için, destekçileri için korkulu rüya başlar. ihanet edenlerin en büyük cezaya çarpıtıldığı bir hukuk gerekiyor”
Peki ya sonuç? En kötü veya en iyi senaryoyu düşündüğümüzde nasıl bir gelecek bekliyor bölgeyi ve Türkiye’yi?
“SURİYE’DE KAYBEDEN BÖLGEYİ KAYBEDER”
Suriye’de kazanan bölgeyi kazanır. Suriye’de kaybeden bölgeyi kaybeder. Etkinliğini de kaybeder. Geleceğini tehlikeye atar. Buna özellikle dikkat edilmeli. Türkiye ya sahaya inip oyunu bozacak, yada bölünmenin yolunun açıldığı bir ülkede yaşayacağız. Ya bu durumdan güçlü çıkacağız. Yada bölünüp parçalanmış bir figüran olarak rol çalmaya çalışan bir ülke olacağız. Ülkemizde her gün acı her gün gözyaşı görülmesinden se bir kez ölelim. Yaşanacaksa da bir kez yaşayalım. Ama üzerimizde oynanan oyunu oynana kepazeliği oturup izlemeyelim. Geleceğimiz tehdit altında ve bu tehdidi bütün taşeronları kullanarak yapıyorlar. Siyasetçiler eliyle, akademisyenler gazeteciler eliyle yapıyorlar. Önlem almak gerekir. Konya milletvekillerine seslenmek istiyorum. Onlar mesela bu hainlerin dokunulmazlıkları için harekete geçebilir. Savcılar bu hainlere gereken soruşturmaları açabilir. Mücadele her yönüyle yapılmalı. Çünkü mevzu geleceğimiz. Ülkenin geleceği”
HÜSEYİN ATAK / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme