Bacıyân-ı Rûm'dan kadın üniversitelerine
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Japonya ziyareti sonrası tartışmaya açılan Türkiye'de de kadın üniversiteleri kurulması fikri toplum tarafından konuşulmaya devam ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Japonya ziyareti sonrası tartışmaya açılan Türkiye'de de kadın üniversiteleri kurulması fikri toplum tarafından konuşulmaya devam ediyor. Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hacı Ahmet Şimşek, kadın üniversitelerinin geçmişini ve tarihimizdeki örneklerini kaleme aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28-29 Haziran'da Osaka'da düzenlenen G-20 Zirvesi sebebiyle Japonya'ya yaptığı ziyaret esnasında Mukogawa Kadın Üniversitesini de gezdi. Cumhurreis'imiz, kendisine fahri doktora unvanı veren üniversitede düzenlenen törende yaptığı konuşmada “Kadın üniversitelerini incelemek suretiyle ülkemizde de bunun adımını atacağız” diyerek Türkiye'de de kadın üniversiteleri kurulması fikrini tartışmaya açtı. Hemen bunu savunanlar ve karşı çıkanlar fikirlerini beyan etmeye başladılar.
TARİHİMİZDE KADININ İÇTİMAİ RUHU OLDUKÇA İYİYDİ
Ben konuya iki açıdan bakmak istiyorum. Birinci veçhesi dinî, daha doğrusu İslami yönü. Burada Peygamberimizi ve sünnetini ölçü alırsak kadının eğitim sahasında çok önemli bir yeri vardır. Ancak sonradan ortaya çıkan erkek egemen görüşleri örnek alırsak uydurma hadislerle kadını eğitimden ve toplumdan dışlayan bir saplantı vardır. İkinci veçhesi ise Türk milletinin örf ve âdetleridir. Türklere ait bilgiler ise (MÖ) 4.000 yıl gerilere kadar ulaşır. Eski Türklerde kadın ata biner, silah kullanabilir, savaşabilirdi. Elçilerin kabulünde Hakan ve Hatun beraber bulunurlardı, savaş toyuna yani savaş meclisine Hatun da üyeydi. Kadının içtimai durumu oldukça iyiydi, erkek ancak tek kadınla evlenirdi, sadece hanlar ve beyler çocukları olmaz ise soyunun devamı için Hatun'un izniyle ve seçtiği kızla ikinci bir evlilik yapabilirdi. Çocuk üzerindeki velilik hakkı baba kadar anneye de aitti. Kadının toplumsal statüsü her zaman önemli görülmüştür. Kadınlar devlet işlerinde, ailede önemli kararların alınmasında ve uygulanmasında eşi ile birlikte hareket ederdi. Göçebe hayat tarzı aynı zamanda kadın eğitimini de şekillendirmekteydi. İslam öncesi dönemde yaygın eğitim yoluyla genellikle savaş ve ev işlerine dayalı bir eğitim veriliyordu. Üretilen ürünlerin ve yetiştirilen hayvanların korunması, göçebe hayatı, kadim Türk kadınlarının aynı zamanda savaşçı olmalarını gerektiriyordu. Erkekler oba dışındayken yerleşim yerlerinin müdafaasını kadınlar üstleniyordu.
BACIYÂN-I RÛM: ‘ANADOLU KADINLAR TEŞKİLATI’
Anadolu’nun Türk yurdu olmasında Bacıyân-ı Rûm adı altında kadınların çok önemli bir yeri vardır. Bacıyân-ı Rûm, ‘Anadolu Kadınlar Teşkilatı’ manasına gelmektedir. “Bacı”, abla-kız kardeş demektir. “Bacı" kelimesi, günümüzde Anadolu’nun birçok şehrinde yaygın olarak kullanılmaktadır. (Çocukluğumda ablama “bacı” derdim. Akraba ablalarıma hâlen isimlerine ‘aba’ ekleyerek hitap ederim) “Rum” kelimesi ise Anadolu anlamını ifade etmektedir. İlme, sanata ve ahlaka son derece önem verilen Ahilikte, kadının da sosyal ve ekonomik hayatta mühim bir yeri vardı. Kadınların teşkilatlanıp gelişmesi için Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı, dünyanın ilk kadın teşkilatı olan “Bacıyân-ı Rûm” teşkilatını yani Anadolu Kadınlar Teşkilatını kurmuştur. Bacıyân-ı Rûm teşkilatı, Anadolu kadınlarını, gerektiğinde düşmanlara karşı vatan savunmasında eşlerinin yanında mücadele etmesi ve gerektiğinde de kültür, sanat, edebiyat, sosyal ve ekonomik alanlarda kalkınıp gelişmesini sağlamak için teşkilatlandırmıştır. Anadolu Kadınlar Teşkilatı, kadınlar arasındaki yardımseverliğin, misafirpirverliğin, doğruluk ve merhametliliğin gelişmesine katkı sağladığı gibi Türk dilinin, Türk kültürünün ve İslam anlayışının kadınlar arasında yayılmasını da hızlandırmıştır.
DEVLETİN İLK KADIN MEMURELERİ
Tanzimat Dönemi ile başlayan batılılaşma sürecinde 1859 yılında kızlar için İstanbul’da Cevri Kalfa Kız Rüştiyesi açılmıştır. Ayrıca, sayıları giderek artan kız rüştiyelerinden mezun olan kızların lise ve üniversiteye gitme istekleri, Maarif Nezaretini yeni okullar açılması için zorlayan etmenlerden biri olmuştur. Kız rüştiyelerine öğretmen yetiştirmek amacıyla 1870 yılında Dârü’l-Muallimât (Kız Öğretmen Okulu) açılmıştır. Maarif Nezaretinin Dârü’l-Muallimât'a öğrenci alımı için açtığı ilk imtihana katılan 32öğrencinin hepsi de başarılı bulunmuş ve bunlardan yirmisi 1872-73 ders yılında mezun olmuştur. Böylece 1873 yılında ilk defa kız rüştiyelerinde nakış dışındaki derslere hanım öğretmenler girmeye başlamış, bu hanımlar Türk eğitim tarihinde resmî okuldan yetişerek vazife alan ilk öğretmenler ve devletin ilk kadın memureleri olmuşlardır.

1914 YILINDA AÇILDI VE 1920 YILINDA KAPATILDI
1914’te hazırlanan Islâh-ı Medâris Nizamnamesi ile İstanbul medreselerinin Dârü’l-Hilâfeti’l-Aliyye adıyla tek bir medrese hâline getirildi ve darülfünun bünyesindeki Ulûm-i 'Aliye-i Dîniyye şubesi kapatılarak öğrencileri Darülhilafe’nin 'Aliye kısmına devredildi. 12 Eylül 1914’te kız talebeler için Edebiyat, Riyâziyyât ve Tabî'iyyât şubelerinden oluşan İnâs Darülfünunu kuruldu. 1917’de ilk mezunlarını veren İnâs Darülfünunu 1920’de lağvedildi. Bunun üzerine 1921’den itibaren önce edebiyat ve fen fakültelerinde, ardından da hukuk fakültesi ile tıp fakültesinde birer sene ara ile karma öğretime geçildi. Yani sizin anlayacağınız Türkiye’de ilk Kızlar Üniversitesi 1914 yılında açıldı ve 1920 yılında belki de savaş sıkıntıları yüzünden kapatıldı. Cumhurbaşkanı'mız Japonya’da sadece kızların eğitim gördüğü ve hemcinsleri hanımların idare ettiği üniversiteyi ziyaretinde dünyada bunun ilk olduğunu sandığına hiç ihtimal vermiyorum. Bazı uygulamaların zaman ve zemini önemlidir.

BİRÇOK ÜLKEDE ÖRNEKLERİ VAR
Kazakistan’ın Almatı şehrinde 1944 yılında açılan ve JENPİ adıyla maruf Kızlar Eğitim Üniversitesi var. Burada da tıpkı Japonya’da olduğu gibi sadece kız öğrenciler var ve yöneticileri de hanımlardan oluşuyor. Birçok ülkede de bunun örnekleri var. Türkiye’de de bundan rahatsız olmamak lazım. Hatta güzel Konya’mızın da bu eğitim kurumunu üstlenebilecek potansiyeli mevcut.
SEYFULLAH KOYUNCU/ YENİ HABER GAZETESİ


Bakmadan Geçme
Konya belediyeleri için yeni dönem: Sürdürülebilir kalkınma karnesi geliyor
Plaka işlemlerinde yeni dönem!
Konya merkezde babasını yere yatırıp tekmeledi! Sosyal medyanın gündemine oturdu
Konyaspor’un yeni transferleri şehre geldi!
Başkan Hasan Görgülü'nün acı günü
Özlenen geleneksel döner lezzeti Konya’da bu mekanda satılıyor