Bağımsız yargı rahatsız etti!
Yargının FETÖ işgalinden kurtarılması vesayetçi kesimleri rahatsız etti. Yargıdan iktidar devşirenler, arka bahçeleri gibi gördükleri güç ellerinden gidince isyan etmeye başladı.
Yargının son yıllarda yapılan anayasal ve yasal düzenlemelerin yanı sıra belli grupların etkisinden kurtarılması, vesayet odaklarını rahatsız etti. Özellikle Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturma ve davalarında yargının vereceği kararları sulandırmak ve etkilemek için adeta seferber olan belli çevreler, yargı mensuplarına ve kararlarına karşı güvensizlik oluşturmak için start verdi. İstanbul Barosu, tam sayfa ilanlarla yargı süreçlerini tartışmalı hale getirmek isterken, azı yayın organları da FETÖ davalarının muhtemel bireysel başvurularına bakacak olan Anayasa Mahkemesi üzerinde şaibe oluşturma çabası içine girdi.
FETÖ SÖZCÜSÜ GİBİ
İstanbul Barosu dün verdiği ilanda “Adaletsiz savunma, savunmasız adalet” adalet iftirasında bulundu. İstanbul Barosu Adli yıl açılışı vesilesiyle yayınladığı ilanda terör örgütleriyle mücadeleyi eleştirdi. İstanbul Barosu, FETÖ’nün devlete karşı kullandığı argümanları savundu. OHAL kapsamında çıkartılan kanun hükmünde kararnamelerle tasfiye edilen terör örtü mensuplarına haksızlık yapıldığı öne sürülen skandal ilanda, “Terörle mücadele için ilan edilen OHAL+KHK rejimi ile elde edilen ‘sorumsuzluk’ muhalif unsurların sindirilmesi amacıyla kullanılıyor” denildi.
SKANDAL İFADELER
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın İstanbul Adliyesindeki makamında avukat kılığındaki DHKP-C’li teröristlerce rehin alınarak şehit edilmesinden sonra adliyelere girişte avukatlarında aranmasına yönelik başlatılan uygulamayı eleştiren İstanbul Barosu, FETÖ’nün cezaevindeki mensuplarının talimat almasını engellemeye yönelik başlatılan önlemleri de eleştirdi. Skandal ilanda Baro, FETÖ soruşturmalarına göndermede bulunarak “burun sürtme cezaları” verildiğini ve OHAL uygulamalarının “Hukuk devleti ilkesini körelttiği”ni iddia etti. Aynı şekilde Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu da Yargıtay’ı “siyasi iktidarın dediğini yapmak”la suçladı.
İstanbul Barosu, FETÖ›nün güdümündeki hakim ve savcıların başlattığı 17/25 Aralık kumpasında ise doğrudan FETÖ yargısının yanında yer alan açıklamalarda bulunmuştu. FETÖ›cü hakim ve savcıların kumpasıyla ilgili daha sonra verilen takipsizlik kararlarını eleştiren İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, kararı veren savcıları “yetki gaspı yapmak”la suçlayarak, “kimse 17 Aralık dosyasının kapandığını, bittiğini düşünmesin. Vakti zamanı gelince, gerçek anlamda bağımsız bir yargı söz konusu olunca kamu davası tekrar açılabilir” dedi.
AYM BAŞKANI HEDEF
Güvensizlik oluşturma çabası sadece ilk derece mahkemesi ve Cumhuriyet savcılarıyla sınırlı tutulmadı. Bireysel Başvurulara bakan Anayasa Mahkemesi (AYM) de hedefe konuldu. 30 Ağustos kutlamalarında AYM Başkanı Zühdü Arslan’ın protokol selamı “boyun eğme” olarak lanse edilerek, algı oluşturulmaya çalışıldı. Bazı gazetelerde Arslan’ın selamı “Erdoğan’ın önünde eğilmek” diye verildi.
BAŞKANLARA DA SALDIRI
Geçmişte yargı belli grupların, cemaatlerin, mezheplerin, siyasi partilerin “arka bahçesi” olarak sıkça eleştirildi. Bu yüzden bir dizi anayasa ve yasa değişiklikleri yapıldı. “bağımsız” olan yargı aynı zamanda “tarafsız” da kılındı. Geçmişte vesayet kurumlarından biri gibi hareket eden AYM’ye her fırsatta başvuran CHP, artık istedikleri gibi kararlar çıkartamayınca sert eleştirilerde bulundu. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Bu AYM ve yargıçları bu topluma güven vermiyor” söylemine sarıldı. Kılıçdaroğlu daha sonraki açıklamalarında işi daha da ileri götürerek, “O Yargıtay başkanı Türkiye’de adalet dağıtamaz. O Danıştay başkanı Türkiye’de adalet dağıtamaz. Sayıştay başkanı zaten bir anlamda AKP’nin arka bahçesi konumuna gelmiştir. Adalet dağıtamazlar” dedi.
NEREDE O ESKİ YARGI!
Kılıçdaroğlu, mevcut yargı sistemine yönelik suçlamalarını “Böyle bir tablo cumhuriyet tarihinde hiç olmamıştır. İlk kez böyle bir tablo ile karşı karşıyayız” diyerek sürdürdü. Oysa geçmişte ilk incelemesi bile aylar süren başvurularda AYM, CHP liderinin çağrısı üzerine 367 kararını günlerle ifade edilebilecek bir sürede karara bağladı. Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın “Başvurumuz kabul edilmezse çatışma çıkar” açıklaması sonrasında AYM, jet hızıyla verilen kararla Cumhurbaşkanlığı seçimleri için 367 şartına “evet” diyerek bir skandala imza atmıştı.
DARBECİLERE ALKIŞ
28 Şubat postmodern darbesinde Genelkurmay’ın verdiği brifinglere neredeyse tam kadro katılan Yüksek Yargı, vesayet odaklarının tahakümünden kurtarıldı. Yargıtay Başkanı Cirit’in de dünkü Adli Yıl Açılış Konuşmasında dediği gibi tarihinde ilk kez 15 Temmuz’da darbecilere karşı net bir tavır alarak, halkın yanında yer aldı. Yargı tarafını vesayetçi odaklar yerine “Halk” olarak belirleyince de saldırıların odağına oturtuldu.
TERÖRİSTLERİ KORUYANLAR BİZE DERS VEREMEZ
Adli yıl açılış töreninde konuşan Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit, FETÖ mensuplarının yurt dışına kaçmaları ve bulundukları devletlerin, bunları, suçluların iadesine ilişkin kuralları hiçe sayarak iade etmemelerinin, meselenin oldukça farklı ve derin boyutlarını ortaya koyduğunu belirterek, “Adil yargılanmadan söz eden uluslararası kuruluşların ve devletlerin öncelikle Türk adaletine yardımcı olmaları gerekir. Bir yandan şüphelileri iade etmeyerek adil yargılamaya engel olurken, diğer yandan adalet ve hukuk nutukları atanların samimiyetleri son derede sorunlu görünmektedir. Bu nedenle, kanun kaçaklarını iade etmeyen, aksine onları himaye eden devletlerin, öncelikle kendilerinin hukuka saygı duyması gerektiğini vurgulamak istiyorum” dedi. Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin yargılamalarda, insan haklarına ilişkin standartlardan taviz vermeden objektif delillere göre karar verilmesi gerektiğini belirterek, “Emanete ihanet ederek, kamu görevini ve özellikle yargı yetkisini belli bir örgütün amaçları doğrultusunda kullananlara adaletten başka bir borcumuz bulunmamaktadır. Bu kişilerin, adil bir şekilde yargılanması, hukukumuzda öngörülen cezalara çarptırılması ve sarsılan kamu düzeninin yeniden tesisi kuşkusuz sağlanacaktır” dedi. Yargıtayın iş yüküne ilişkin rakamları da açıklayan Cirit, şu anda Yargıtay’da 1 milyon 292 bin 700 dosya bulunduğunu, bu sayıyı iki yıl içinde eritmeyi planladıklarını söyledi.
İŞTE ÖZLEDİKLERİ YARGI
- Üyeleri hukukçu bile olmayan İstiklal Mahkemeleri (1926)
-Seçilmiş Başbakanı asan darbe alkışçıları (Yassıada)
- Cuntadan brifing alan sözde yüksek yargı mensupları
- Talimatla karar veren mahkeme üyeleri (28 Şubat darbesi)
- İktidara muhalefet için kullanılan kurumlar
- Milletle savaşa aracılık eden ‘militan hukukçular’
STAR
Bakmadan Geçme