Elektrik kesintisi yüzünden Baro ile Başsavcılık arasında yaşanan kriz, “sorun sevgi ve hoşgörü! çerçevesinde halledilmesi gerekiyor” diyen Kayacan’ın geri adım atmasıyla aşıldı.
Baroda yaşanan elektrik kesintileri için kameralar karşısına çıkan Baro Başkanı Fevzi Kayacan, kendilerinin sorun çıkarmak yerine sorun çözmek istediklerini ve konunun halledildiğini açıklayarak, hazırladığı basın açıklamasını okumadan açıklamalarını bitirdi. Kayacan’dan sonra açıklama yapan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Fevzioğlu ise Konya’nın barış ve hoşgörü kenti olduğunu bu nedenle sorunların bu çerçevede hallolması gerekliliğinin altını çizerek sorunun bir iki gün içinde hallolacağını kaydetti.
KRİZİN PERDE ARKASI NEYDİ?
Türk Hukuk Enstitüsü olayın iç yüzünü ve perde arkasını yayınladığı bir bildiriyle kamuoyuna sundu. Çok çarpıcı açıklamaların bulunduğu bildiride elektrik kesimi sürecinin neden ve nasıl yaşandığı konusuna açıklık getiriliyor. Bildiri, Baro yönetiminin aslında olayı nasıl çarpıttığını da açıklıkla gözler önüne serdi. Konu ne Baro yönetiminin ilan ettiği gibi bir haksız uygulamanın sonucu nede bir kaçak kullanım sonucu yaşanan bir gelişme. Kesinti tamamen ‘Barolar ticari faaliyette bulunamaz” hukuksal gerçekliğinin bir sonucu. İşte Enstitünün tarihi bir vesika olarak yaptığı deşifrenin ve açıklamanın satırbaşları; “13.07.2015 tarihi itibarıyla Konya Adliyesi içerisindeki Konya Barosu'na tahsis edilmiş alanlarda yürütülen fotokopi faaliyetlerine Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından son verildiği meslektaşlarımıza duyrulmuştur. Baro Başkanlığınca yapılan açıklamada bu sürecin nasıl meydana geldiği hiçbir şekilde belirtilmemiş sadece sonuç olan mevcut durum üzerinde değerlendirmeler yapılmıştır. Konuya ilişkin olarak Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından safahat ile ilgili açıklamalar yapılmış ve bu açıklamaya göre mevcut duruma ilişkin sürecin bir yıla yakın bir zamandır sürdüğü gözlemlenmiştir. Başsavcılığın yaptığı açıklamaya göre mevcut durumun temelinde Adliye binası içerisinde baroların ticari ve gelir getirici faaliyet yürütemeyeceğinden bahisle sözkonusu yerlerdeki ticari faaliyetlerin sonlandırılması hususunda iki kez Konya Barosu'na yazılı bildirim yapılmıştır. Burada üzerinde durulması gereken temel durum şudur. Başsavcılığın sözkonusu alanların boşaltılması ve ticari faaliyetlerin durdurulması ile ilgili yazısı üzerine Konya Baro Başkanlığı ne gibi bir hukuki yola müracaat etmiştir? Hangi davayı açmış, yürütmenin durdurulması için hangi taleplerde bulunmuştur? Eğer dava açılmış ise akıbeti ne olmuştur? Dava açılmamış ise hangi gerekçelerle dava açılmamıştır? Konunun suhuletle çözülmesi için baro başkanının ne gibi bir girişimi olmuştur? Kimlerle görüşmüş ve çözüm için neler yapmıştır? Bu aşamaya gelinceye kadar meslektaşlar neden bilgilendirilmemiştir? Burada üzerinde durulması gereken temel husus baro fotokopi odalarının elektriklerinin kesilmesi değil baro fotokopi odalarındaki ticari faaliyetlerin sonlandırılmasıdır. Bu nedenle rasyonel bir bakış açısı ile sorunun çözümü hususunda yapılması gerekenler tespit edilebilmelidir.
KONYA BARO BAŞKANI TARAFINDAN ŞU SORU DA CEVAPLANMALIDIR.
Adliyenin muhtelif katlarında faaliyette bulunan Avukat odaları başsavcılığa neden devredilmiştir? Konya Baro Başkanı 2010 yılında "baro kapılarının açılması, kısıtlı alanın bitirilmesi ve adliye dolmuşlarının artırılması" konusunda gösterdiği mahir çözüm yeteneğini bu olayda neden gösterememiştir? 2010 ve 2012 yıllarında kapıların açılması için gösterdiği fedakarlığı anlatmak için meslektaşları için kapı kapı dolaşacağını bildiren baro başkanı bu konunun çözümü için hangi kapıları aşındırmıştır? Adalet Bakanı ya da yetkililerle bu konuda bir görüşme gerçekleştirmiş midir? Barolar Birliği nezdinde bir girişimde bulunulmuş mudur? Eğer bunlar yapılmamışsa mevcut duruödan şikayet etmek Konya Baro Başkanı'nın hakkı mıdır? Konya Baro başkanı mevcut durumu daha da çözümsüz hale getirerek meslektaşlarımızı daha fazla mağdur ederek kendine bir mağduriyet alanı mı oluşturmak istemektedir? Bugün yargı mensuplarının siyasiler karşısında dik duruş sergilemesi hususunda tavsiyelerde bulunan baro başkanı geçtiğimiz yıllarda meslektaşlarının oylarıyla seçildiği makamını dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e neden bırakmıştır? 2014 yılı Ekim ayında gerçekleştirilen seçim öncesinde ve genel kurulda zikrettiğimiz ve olması muhtemel olarak gördüğümüz hususlar ne yazı ki bir bir gerçekleşmektedir.
KAYBEDEN MESLEĞİMİZ, MESLEKTAŞLARIMIZ VE MESLEĞİMİZİN İTİBARIDIR.
Konya Barosu, baro başkanının mensup olduğu ideolojik ve cemaatsel grubun hükümet ile yakınlık ya da uzaklığına göre savrulabilecek kadar basit bir kurum değildir. Mevcut baro başkanının sorun çözme kabiliyeti geçmiş dönemde de olmamıştır bugün de yoktur. Geçmiş dönemde iktidara fazlasıyla yakın olmanın avantajıyla, korunan kollanan ve tüm istekleri karşılanan baro başkanı bugün mensup olduğu ideolojik ve cemaatsel grubun iktidar ile arasının açılması üzerine bağlantıları ortadan kalkınca hiçbir sorunun üstesinden gelememiştir. Mevcut haliyle sorunların çözülebilmesi mümkün değildir. Kendisine oy veren meslektaşlar tarafından meşruiyetini kaybettiği belirtilen baro başkanı hangi platformda mesleğimizi rahatlıkla temsil edebilecektir? Mesleğimiz ve meslektaşlarımız için her türlü fedakarlığı yapmaya hazırız. Mesleğimizin onuru ve itibarı için her türlü çabayı göstereceğiz ancak bu süreçten mağdura oynayan bir Fevzi Kayacan'ın ortaya çıkmasına müsaade etmeyeceğiz. Tük Hukuk Enstitüsü Konya Şubesi olarak yıllardan beri sürdürdüğümüz ilkeli ve kararlı duruşu devam ettireceğiz. İdeolojik ve siyasi kamplaşmanın tarafı olmayacağız. Biz mesleğimizin ve meslektaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kamuoyuna ve meslektaşlarımıza saygıyla duyurulur.
HÜSEYİN ATAK / YENİ HABER