''Barolar asli görevine dönsün''
HAYRETTİN ATAK, İSMAİL POÇAN - YENİ HABER
Bir meslek kuruluşu olmaktan ziyade, sürekli bir siyasi parti gibi gündemde kalan Baroların asli vazifelerine dönmeleri gerektiğini savunan Avukat Özkan Öztürk, avukatların içinde bulunduğu olumsuz şartlardan bi haber olan, haberi olsa da sorunlar hakkında çözüm odaklı çalışmayan Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve 81 baronun kısır siyasi söylemlerin yaşandığı yerler olmak ziyade asıl görevi kendi üyelerinin sorunlarına makul ölçüde çözüm bulmaları gerektiğini söyledi.
HUKUK SİSTEMİNİN BAŞLANGICI HUKUK EĞİTİMİ VE SONRASINI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
“Türkiye’de son yıllarda artış gösteren Hukuk Fakülteleri var. Bu fakültelerde aşırı derece de kontenjan yüklemeleriyle sayıları epey yüksek olan hukuk mezunu kişiler var. Bu mezunlardan adli yargıda hakim ve savcı olmak isteyenler bir sınava tabi tutuluyor. Bu sınavdan başarılı olma durumunda sözlü sınava tabi tutuluyorlar ve akabinde de belli bir satj süresinden sonra mesleğe kabul ediliyorlar. Bu kadar mezunun hiçbir şekilde sınava tabi tutulmadan staj bitiminde avukatlık belgelerini almasıyla avukatlık sayısında ciddi manada artış oluyor. Bunun sonucunda da meslekte bir irtifa kaybı meydana geliyor.”
SORUNUN KAYNAĞINI NE OLARAK GÖRÜYORSUNUZ?
“Bu bakış açısıyla baktığımız zaman avukatların başta ekonomik olmak üzere bir çok sorunları var. Bu sorunlar karşısında da Türkiye’deki 81 baronun ve Barolar Birliği de dahil buraların tamamen siyaset mekanizmasına döndüğünü halbuki meslek grupları olan bu tür grupların kendi mecralarından çıkarak siyasi söylemler içerisinde olduğunu görüyoruz. Böyle olduğu zamanda avukatların mesleki sorunlarına duyarsız, avukatların içeridinde bulunduğu olumsuz şartlardan bi haber olan, haberi olsa da sorunlar hakkında çözüm odaklı çalışmayan Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve 81 baro var. Bu bakış açısından baktığımız zaman kısır siyasi söylemlerin yaşandığı yerler olmak ziyade asıl görevi kendi üyerlerinin sorunlarına makul ölçüde çözüm bulabilmektir”
ASLİ VAZİFEDEN TAMAMIYLA UZAK OLARAK NİTELENDİRİYORSUNUZ YANİ BAROLARI?
Türkiye’de geçmişte de böyleydi şimdi de böyle siyasetin bir ön kapısı olarak görülüyor. Savunma mesleğini icra eden avukatların kendi haklarını savunmaktan ve kendi haklarını savunmaya yönelik bir takım projeler üretmekten uzak durduklarını görüyoruz. Dolayısıyla asıl mesele burada siyasi söylemlerden ziyade bir iç çekişmeden ziyade birlik ve beraberlik içerisinde Türk yargısını nasıl ileriye taşıyabiliriz, avukatların haklarını nasıl daha ileri götürebiliriz ve itibarını nasıl daha iyi yerlere taşıyabilirizi konuşmaları, düşünmeleri ve bunun üzerinde çalışmaları gerekiyor.
GELİNEN NOKTAYI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
Ama bakıldığında gelinen noktada hala eski tarz tekniklerle Baro seçimlerine gruplar kurulduğunu adaylar çıktığını görüyoruz. Bu son derece yanlış görüyorum ve yanlış olduğunu değerlendiriyorum. Artık bu körüne körüne davranıştan kurtulup, mesleği daha iyi nereye taşıyabilirizi konuşulması gerekiyor.
SORUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÖNERİNİZ NEDİR?
Yeni Türkiye vurgusunu dillendireceğiz, gerek milletin temsilcileri gerekse iktidara gönül vermiş hukukçuların hala eski Türkiye’ye ait söylemler üzerinde hareket etmelerini barolar noktasında yanlış buluyorum. Yeni Türkiye’de baroların artık eski alışkanlıklarından vazgeçmeleri gerekiyor. Grupçu, siyasal bakış açısından ziyade asıl iştikak etmeleri gereken konulara geri dönmeleri gerektiğini düşünüyorum. Enerjimizi boşuna boşuna siyasal ve ideolojik kamplaşmalarla harcamak yerine, kendi mesleklerinde daha iyi bulmak için harcamalıyız.
YARGININ GELECEĞİNİ BU BAĞLAMDA NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
Son yıllarda büyük barolarda grupçu anlayışı reddeden bağımsız gruplar çıktı. İlerleyen dönemlerde genç meslektaşlarımızın bu tip harekete yön vereceğini destekleyeceklerini düşünüyorum. Çünkü biz bu anlayışla bir yerlere varamayız. Sadece birileri koltuğunu korur ve gücünü devam ettirir. Bunlar haricinde değişen bir şey olmaz. Nitelikli avukatların yetişmemesi Türk yargısına olan güveni olumsuz bir pozisyona sürüklüyor. Konya’da da bir grup bilinciyle hareket edildi. Bu gruplar belli bir siyasi temeller üzerine oluşturulmuştu. Diğer şehirlerde olduğu gibi Konya’da da bu durum aynı. Konya Barosunda da siyaset ön plandaydı. Konya barosunda mesleğin sorunları üzerinde çalışma yapan arkadaşlara bir destek gelmedi. Bu da mesleğin ilerisi açısından ciddi manada sıkıntılar doğuracak diye düşünüyorum.