• Haberler
  • Siyaset
  • Başbakan Erdoğan, 'Dinleme casusluk suçuna girer, gereği yapılacak'

Başbakan Erdoğan, 'Dinleme casusluk suçuna girer, gereği yapılacak'

Başbakan Erdoğan, bir başbakanın, cumhurbaşkanının, dinlenemeyeceğini belirterek, 'Eğer dinleniyorsa bu casusluk suçuna girer. Gereği de tabii ki yapılacaktır' dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bir Başbakanı, Cumhurbaşkanını, Meclis Başkanını, Genelkurmay Başkanını, Bakanlarını siz hiçbir şekilde dinleyemezsiniz. Eğer bunlar dinleniyorsa ve bunları dinleyenler ortaya çıktığı anda bu, casusluk suçuna girer. Bunu ben söylemiyorum, hukuk söylüyor. Hiçbir demokratik rejimde bunların yeri yoktur. Bu, bir casusluk suçu olduğu için de bunun gereği tabii ki yapılacaktır" dedi. 

Başbakan Erdoğan, TRT 1, TRT Haber, TRTTürk ve TRT Arapça televizyon kanallarının ortak canlı yayınında gazeteci Nasuhi Güngör'ün moderatörlüğünde gazeteciler Ahmet Taşgetiren, Nihal Bengisu Karaca ve Hakan Albayrak'ın gündeme dair sorularını yanıtladı.

Güngör’ün, "Paralel yapı"ya ilişkin, “Türkiye bir hesaplaşma içine girdi, ortada bir çete, örgüt var, insanların özel hayatlarına giren bir yapı var. Bu yapı bizi nereye götürmek istiyor” sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin gündeminin böyle olmasını istemediklerini söyledi.

Konunun “Hesaplaşma” şeklinde değerlendirilmesini uygun bulmadığını ifade eden Erdoğan, “Fakat bu ülkenin bir Başbakanı olarak, bir örgütün, çetenin adeta Türkiye Cumhuriyeti devletini ele geçirme operasyonunu sinsince yürütmesi karşısında sessiz kalmamız mümkün değildir” diye konuştu.

Erdoğan, yapılacaklar neyse bunların hukuk içinde yapılacağına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Çünkü bu ülkenin 657’si vardır, 657’nin dışında bu ülkede memur nasıl çalışır bunun şartları bellidir. Bir Başbakanı, Cumhurbaşkanını, Meclis Başkanını, Genelkurmay Başkanını, Bakanlarını siz hiçbir şekilde dinleyemezsiniz. Eğer bunlar dinleniyorsa ve bunları dinleyenler ortaya çıktığı anda bu, casusluk suçuna girer. Bunu ben söylemiyorum, hukuk söylüyor. Hiçbir demokratik rejimde bunların yeri yoktur, bu bir casusluk suçu olduğu için de bunun gereği tabii ki yapılacaktır.

Şimdi kaçışlar başladı, kimisi hemen emekliliğini isteyip kaçıp gidiyor, kimisi izin kullanıp kaçıp gidiyor ve dönmüyor. Niye? Çünkü işin başındaki bir defa kaçmış gitmiş. Ne zaman? 99’da kaçarak, başka hülyalar içerisinde belki bir hedef kendine belirlemiş. Ben, 2 yıl önce bir olimpiyatta çağrı yaptım, ‘gelin, ülkenize dönün’ dedim ve çok kaçak cevap verdi, tabi o gelemeyeceğini aslında ifade edebilen bir cevap değildi. Çünkü emekli olup da giden bir insan değildi, istifa ederek giden, ama yine o paralel yapının ona uydurma bir yeşil pasaport vermesiyle Amerika’ya giden bir kişi, bu kişi oradan ülkemi karıştırıyor. Şu anda bizim ulusal güvenliğimizi tehdit eden bir durum söz konusu ve buna karşı tedbirleri almak bizim görevimiz. Şu anda bizim yaptığımız bu tedbirleri alma adınadır ve bu tedbirleri almak için de ne gerekiyorsa A’dan Z’ye bunun hepsini hukuk içerisinde kesinlikle alacağız. Bunlar konuşulduğu zaman çevresindeki kişiler, yani bunlara kişi bile demek bir irtifadır o da denmez, çünkü bunların uhudiyet anlayışında bir defa sıkıntılar var. Diyorlar ki 'inzivaya çekildi' diyorlar, Amerika’da inzivaya çekilmek, bu nasıl bir inziva anlayışıysa, eğer inzivaya çekileceksen bizim bu güzel ülkemizde çok yerler var. Eğer münzevi arayacaksak kusura bakmasın, bizim ülkemizde, tarihimizde hele hele ilim, tasavvufta bizim münzevileri çok iyi tanımışız, keşke sen de öyle bir münzevi olabilseydin, ama maalesef böyle bir şey söz konusu değil.”

Başbakan Erdoğan, "Paralel yapı"nın mali, parasal işlere organize şekilde girdiğini, kendilerine ait televizyonlardaki dizilerin senaryolarına dahi müdahale eden bir yapı oluşturulduğunu söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:

“Malum televizyon kanallarından kendilerine ait dizilerin olurunu veren... Sevgili Peygamberimizin Miraç’tan inişinde onu kamyonete bindirip, ondan sonra o kamyonetin sürdürülmesi olaylarından tutunuz da bunun dışındaki birçok senaryolarda onun olurunu görüyorsunuz. Bu, nasıl bir iştir, bunun gerçekten dini ilimlerle ilişki halinde olan bir insana bunlar yakışır mı? Bakıyorsunuz yok bilmem filancaya rafineri verilmesi olayına nasıl bakarsınız? Uygundur, uygun değildir, oradan bunun olurunu almak, yok bilmem ananaslar gitmiş, ananaslar gelmiş, eğer bu normal bir ananassa bunu oraya sormanın anlamı nedir? Bu kadar garip şeyler.

Hele hele bir gece yarısı bir alüfte ile bir siyasinin bir durumu olacakmış, bunun haberi kendisine gidiyor ve kendisi de hemen buna anında müdahale ediyor ve alüfte ile bir araya gelmeyi engelliyor. Bu, bir bir şantajcının yapacağı iştir, bir istihbarat reisinin yapacağı iştir. Bir dini ilimlerle ilgilenen hocaefendinin böyle bir şeyle ilişki halinde olması veya ilgilenmesi diye bir şey olabilir mi? Zaten bunlar tamamıyla şantaj olarak kullanılan şeyler. Partilerden istifa edenlerin istifa aslında nedenlerini araştırırsak altından bu tür şeyler de çıkabilir, bu tür şantajlar çıkabilir. Bunun zaten bunların üzerine gidilecek, şu 30 Mart bir kırılma noktasıdır."

Bunların devletin yapısı içerisinde az sızdıkları veya çok sızdıkları yerler var

Başbakan Erdoğan, "Paralel yapı"nın Türkiye'de 35 yıllık bir süreç içerisinde attığı adımlar bulunduğunu, 12 yıllık AK Parti iktidarında da iyi niyetlerini koruyarak bu günlere kadar geldiklerini ifade ederek, "Bunların devletin yapısı içerisinde az sızdıkları veya çok sızdıkları yerler var. Bunlara gönül vermiş kardeşlerime sesleniyorum, her şeyden önce bu kardeşlerimizin şunu bilmesi lazım. Şu ifade çok kullanılıyor, ‘hocaefendi dediyse bundan bir keramet vardır, hikmet vardır, bunda şu vardır, bu vardır.' Bu yaklaşım tarzı çok çok yanlış bir tarz" değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu yapının kendi amaçları için her şeyi meşru gördüğünü, her şeyi kullanabildiğini ve buna kendisini şahit olduğu için bu konuda rahat konuşabildiğini anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bunlara ben şahit olduğum için bunu rahatlıkla söylüyorum, ama bunu açmak benim edebime ters düşüyor, özel görüşmelerde bazı dostlarımız, kardeşlerimiz sorduklarında açıyorum, ama bu tür programlarda bunu açamam, bunu da zaten onların anlaması lazım. Fakat ben o kardeşlerime en basitinden şunu söylerim; Sevgili Peygamberimize bireysel yanlışlar sebebiyle, diyelim ki zina yapmış, soruyor Peygamber Efendimize ‘zina yaparsa bir kişinin durum ne olur’, Peygamber Efendimiz ‘günahkar olur’, çalarsa ne olur şöyle olur, en sonunda diyor ki ‘yalan söylerse’ ne olur, orada Peygamber Efendimiz ayağa kalkıyor ‘asla’ diyor. Çünkü yalanın toplumsal bir bedeli, karşılığı var, bundan dolayı bu kadar önemli.

Bunlarda yalan var, bunlarda takiye var, bunlarda iftira var, fitne, fesat var. Ben bu kardeşlerime şunu söylemek istiyorum; aldığınız görevde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Tayyip Erdoğan ve ekibi 12 yıldır bu görevde son 2 yıla kadar herhangi bir şey yoktu veya 3 yıla kadar hatta bize de zaman zaman bazı kitaplarını, eserlerini gönderiyor, kapağın içinde de kendi kelamı içerisinde methiyeler düzüyordu, bize tespihler falan, bize de geldi o tespihlerden. Fakat ne oldu ki son 2 yılda şahsım, ailem hepsi A’dan Z’ye hepsini bu ülkede, bir anda yani akla gelebilecek her türlü yalanı, her türlü iftirayı atma durumuna girdiler, bu iftiraların içerisinde düşünebiliyor musunuz?"

"Bir Müslüman acaba kalkıp da bir Müslümanı veya bir başka insanı dinleyebilir mi?

Başbakan Erdoğan, paralel yapının kendisini, eşini, çocuklarını hatta güvenli hat ile konuştuğu Bakanlarla olan görüşmelerini dinlediğine dikkati çekerek, "Yasal olarak bu mümkün değil, yasal olmanın dışında bir Müslüman acaba kalkıp da bir Müslüman'ı veya bir başka insanı dinleyebilir mi, gözetleyebilir mi, bizim dinimizde böyle bir şey var mı? Bunlar, bunu yaptı ve yapmaya da devam ediyorlar, bütün bu konularda şantajı da kullanıyorlar" dedi.

Paralel yapının yaptığı dinlemelerin ulusal boyutu olduğu kadar uluslararası boyutu da olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, "Ben diyelim ki Enerji Bakanımla görüşüyorum. Enerji Bakanımla yaptığım görüşme uluslararası özelliği olan bir görüşme. Bizim herhangi bir ülkeyle sıkıntımız var, tahkime göndereceğiz, uluslararası bir tahkime. Sen bunu dinler, oradaki bilgiyi de ilgili yerlere servis edersen bunun bedelini kim ödeyecek, Türkiye ödeyecek" diye konuştu. 

Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bir, bu dört dörtlük bir vatana ihanet suçuna girer, biz burada vatanımızın çalınan bir imkanını geri kazanmak istiyoruz. İki, sen bir yerlerle iltisak halindesin. Tabi bunlar şimdi birçok uluslararası tahkimdeki davalar halloldukça ondan sonra bunlar dökülecek ortaya. Bir başka olay bizim bu görüşmelerimizin neticelerini de uluslararası bazı yerlere servis etmedikleri ne malum. Bu da var. Bunların içerisinde tabii çok çok sıkıntılı olaylar var. Sen bir yerlerle iltisak halindesin, tabii bunlar şimdi birçok uluslararası tahkimde falan davalar halledildikçe bunlar dökülecek ortaya. Bizim bu görüşmelerimizin neticelerini yine uluslararası bazı yerlere servis etmedikleri de ne malum, bu da var."

Adana olayının yenilir yutulur olmadığının altını çizen Erdoğan, "Ben onun CD'lerini izlediğim zaman vurulmuşa döndüm. Sizler de kısmen bazı şeyleri izlediniz. Şimdi oralarda Bayırbucak Türkmenleri'ne giden yardımı sen savcı çık, kapağı açtır, onların hepsini kameraya aldır, resimle. Sen bunu nereye servis edeceksin. Sen bunu ne adına yapıyorsun ve orada MİT mensubu olduklarını söylüyorlar ve kimliklerini çıkarıp gösteriyorlar. Bunların içinde asker olan MİT mensupları da var. Onları yere yatırıyorsun sanki PKK'lıymış gibi de onlara orada 10-15 kişi üzerine saldırıyor. Ve orada onlara yerde işkence ediyorsun. Bunları görünce şok oldum. Bunu yapan paralel yargının bir mensubu. Bunu nasıl yaparsın? Böyle bir şey olabilir mi? Bu nasıl vatanperverlik, nasıl milliyetini sevmektir, bunu anlamak mümkün değil ki" diye konuştu. 

Paralel yapılanmanın ne zaman farkına varıldı?

Erdoğan, paralel yapıda hiçbir sınır bulunmadığını ifade ederek, en yakın arkadaşlarını bile dinlediklerini kaydetti. Latif Erdoğan'ın bir televizyon kanalında 15 yıl dinlendiğine dair bilgiler verdiğini anımsatan Erdoğan, "Çok ilginç bir şey. Soruyor kendisine, 'hocam' diyor. 'Beni niye dinlediniz?' diyor. Alınan cevap ilginç. 'Ne yapıyorsun, nereye gidiyorsun, bunu bilmemiz lazım.' Böyle bir şey olabilir mi" diye sordu. 

Paralel yapılanmanın ne zaman farkına varıldığına dair bir soru üzerine Erdoğan, öncesinde bazı şeylerin başlamış olmakla birlikte 8 Şubat'ın zirve olduğunu belirtti. Daha geri gidilmesi durumunda ise işin Oslo görüşmelerine dayandığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hatırlarsanız Oslo müzakerelerinden sonra bunların yandaşı durumunda olan bir gazete tetikçi olarak o kullanıldı. O gazeteden sonra diğerleri alıntı yapmaya başladılar, onlarla yaygınlaştırdılar. Oslo'da güya biz bölücü terör örgütünün lehine bazı adımlar atmışız, bazı sözler vermişiz. Yalan yanlış şeyler, hiç alakası yok. Daha sonra o bir zemin oluşturmaydı. Ondan sonra bir kısım yargı, -hepsini tenzih ederim, birçok dürüst insanları-, müsteşarımızı ifadeye çağırdılar. Tabi burada benim iznim şart. Bunlar hiç dümdüz gitmek istediler. Doğrusu o aralar benim açıklamalarım vardı. Oslo'ya onu gönderen benim. Ondan önceki Emre Beyi gönderen de benim, Afet Hanımı gönderen de benim. Eğer böyle bir şeye gücünüz yetiyorsa beni alacaksınız demiştim. Onları alamazsınız. Onlar görevini yaptı. Dünyada istihbarat teşkilatının görevi zaten budur. Bunları yapmaktır. Ondan daha doğal ne olabilir. Ama bunların derdi Türkiye'nin istihbarat gücünü artırmak değil, tam aksine azaltabilmek. Çünkü orada kendileri devreye girmek istiyorlar. Biz burada çomağı sokunca bundan rahatsız oldular."

Paralel yapının hedefi

Erdoğan, "Hedef ne? Böyle bir paralel yapı var ve 17 Aralık'ta taarruza girdiği müşahede edilebiliyor. Sebep sizin tasarruflarınızdan şahsen rahatsız olması mı bu yapının, yoksa aslında bir bölgesel dizayn çabasında icbar mı ediliyorlar?" şeklindeki soruya, bunlar içerisinde hükümetin attığı bazı adımlar arasında yer alan dershane konusunun paralel yapıyı direkt rahatsız ettiği yanıtını verdi.

Dershane konusunun yeni başlamadığını, Milli Eğitim Bakanlığı görevi sırasında Hüseyin Çelik'e ilk talimatı verdiğini kaydeden Erdoğan, ülkede dolaşırken vatandaşın dershaneler konusunda rahatsızlığının kendisine iletildiğini belirtti. Davarını, bileziklerini satarak çocuğunu dershaneye gönderen ancak üniversiteyi kazanamayan anne ve babaların rahatsızlıklarını kendisine aktardığını dile getiren Erdoğan, "Her dershaneye giden çocuk üniversiteye gidecek diye bir kayıt yok. Ama tabi bunlarda son zamanlarda bir çok şeyler ortaya çıkıyor. Şimdi onlarda inceleniyor tabi. KPSS'lerde olanlar, üniversite imtihanlarında olanlar... Şimdi bunlarla ilgili de bazı inceleme ve araştırmalar var. Kim bilir belki de buralardan nerelere ulaşılacak" değerlendirmesinde bulundu. 

Erdoğan, "Kuşku duyuyorsunuz" denilmesi üzerine "Duymaz olur muyuz? Yani bakıyorsunuz, KPSS'de karı koca aynı puanı alıyor ve tam, hata yok" dedi.

Dershanelerin dönüştürülmesi kararı 

Dershanelerin dönüştürülmesi kararının camianın alanının ortadan kaldırılması için verilip verilmediğine dair bir soru üzerine Erdoğan, dershaneleri kapatmak suretiyle kendi faaliyet alanlarını veya samimi niyetlerini tıkamak bir gibi bir şey düşünmelerinin mümkün olmadığını söyledi. Dershane sahipleriyle çok görüştüğünü, hizmet alımı yöntemi ile okullar yaptırmalarını ve bunun karşılığında da garanti vermeyi önerdiklerini anlatan Erdoğan, bunun bütün dershaneler için geçerli olduğunu ve bu yönde de adımları attıklarının altını çizdi.

Danıştay'ın bunu engellediğini ve o zaman gazetelerde "Cemaatin okullarına veya cemaatin dershanelerine hükümet zemin hazırlıyor" şeklinde haberler yapıldığını anımsatan Erdoğan, "Halbuki bizim derdimiz o değildi. Bizim derdimiz, hem biz, okullaşmada yatırım noktasında devlet olarak daha az yatırım yapmış oluruz. Çünkü özel sektör bu yatırımı yapmış olur, biz de hizmet alımı ile onlardan bu hizmeti alırız. Biz sadece sadece onlara şunu söylüyorduk- diyorduk ki böyle böyle... Zaten sektörde yüzde 20 payınız var. Gelin biz sizden 30 kişi sınıfta ortalama olarak değerlendirelim. Kaç öğrencin var sınıfta. 10 öğrencin var. 20 öğrencinin garantisini biz verelim. Ya öğrenci gönderirim sana, öğrenci gönderemiyorsam bedelini gönderirim. 20 varsa, 10 vesaire. Bütün bunları söyledik" ifadelerini kullandı. 

Erdoğan, görüşmelerde dershanelerin okullaşmasına ağırlık verilmesini, dershanenin sonuna kadar savunulamayacağını belirttiklerini anlatarak, şöyle konuştu:

"Okullaşmaya giderseniz hem sizin samimi niyetiniz ortaya çıkar. Hem de bu özel sektör okulları ile devlet sektörü okulları arasında tatlı bir rekabet getirir. Bunlar yine okul da yaptılar ama az sayıda, ağırlığı yine dershaneye verdiler. Niye? Çünkü dershane olayında seçerek öğrenci alıyordu. Bunlar öyle zannedildiği gibi, söyleniyor ya '500 liraya öğrenci dershanelere alıyoruz' Yalan. Böyle bir şey yok. Bir defa dershanelerin bedelleri bin 500-2 binlerden başlıyor. 20-22 bin liraya kadar gidiyor. Bunların özel bir de çalışmaları falan da var. Tabi burası seçici olduğu için onlara çok çok rahat geliyordu. Bu şekilde bu işi sürdürdüler. Bunların hepsi dökülüyor. Başladı ortaya çıkmaya. Zaten 2015, 1 Eylül'üne kadar buna sabredeceğiz."

Öğretmenlerin pedagojik formasyonu yok

Dershanelerde AK Parti aleyhine açık açık propaganda yapıldığına işaret eden Erdoğan, dershanelerde ders veren 50 bin kişiden 15-20 binin pedagojik formasyonu bulunmadığını kaydetti. Bunların kaçak olarak öğretmenlik yaptıklarını vurgulayan Erdoğan, "Ucuz öğretmen. Pedagojik formasyon yok. Bu şekilde bunu götürüyorlar. Dolayısıyla bunlar dersten öte bir, kendi dershanelerinin propagandasını, iki bize de hakaret etmenin her nevisini yapıyorlar. Bunlar bize gelmeye başladı artık" dedi.

Erdoğan, bazı yerlerde ciddi korkular bulunduğunu, gittiği bir şehirde yanına gelen kız öğrencilerin kaldıkları evlerde denileni yapmadıkları takdirde anne ve babalarının aranarak "Sizin kızınız erkeklerle meşru olmayan ilişkiler içerisinde" tehdidine maruz kaldıklarını kaydederek, öğrencileri ev ve yurtlardan atılması durumunda Kredi Yurtlar Kurumunda, tesislerde ve otellerde ağırlamaya hazır olduklarını bildirdi. Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığının hafta sonları takviye kursu vereceğini, bunun hazırlıklarının ve planlamalarının süratle yapıldığını aktardı.  

Ben sana en önemli insani görevimi orada yaptım

"Türkiye'nin her alanını kuşatmış, bir örgütten, bir şebekeden bahsediliyor. İktidara geldiğiniz ilk günlerde bir özel hayat tartışması vardı. Özel hayata müdahale edecek mi AK Parti diye. Sonra görüldü ki, böyle bir şey yok. İnsanların demokratik standartları yükseltiliyor. Bugün AK Parti dışındaki kesimlere, onların özel hayatı, özel hayata müdahale konusunda vereceğiniz bir mesaj var mı?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Ben CHP'ye, MHP'ye, BDP'ye şaşıyorum. Şimdi bunlar o dediğiniz konuları bize yüklemek isteyenlerdi. Şimdi dinlenen CHP'ydi, MHP'ydi, BDP'ydi. Daha önceki CHP genel başkanının gözlenmesi olayı ortada. Bunun kasedi ile zaten Kılıçdaroğlu CHP'nin başına genel başkan oldu. Geçenlerde Baykal, 'elindeki belgeleri açıklasın' diyor. Ben neyin belgesini açıklayacağım. Belge de ortada işte. Orada ben insani ve İslami görevimi yaptım. Ulaştırma Bakanıma talimatı verdim, hemen devreye girdi. Yarım saat içinde o görüntüler sosyal medyadan düştü. Ben sana en önemli insani görevimi orada yaptım. Benden bunun kağıdı mağıdını niye istiyorsun. İşte bak diyorum ki, sana bu işi yapanlar bunlar. Şantaj olarak yaptılar. İş buraya geldi. Biz o gün anayasayı tartışıyorduk, yeni anayasanın hazırlıklarını yapıyorduk. Bize teşekkür etmesi gerekirken aksini söylüyor."

Emekliliğini isteyip ayrılan, ahlaki yönden seviyesiz, kalitesiz birisi

Erdoğan, MHP'nin ve CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin başına gelenlerin arkasında da yine onların bulunduğuna vurgu yaparak, "Çıkıyor ortaya. Bunlar bu işi meslek edinmişler. Bugün kendileri veya yandaşlarının gazetelerinde emekliliğini isteyip ayrılan, ahlaki yönden seviyesiz, kalitesiz birisi diyor ki, 'Başbuğ ile ilgili konuda Başbakan talimat verdi.' Bu ne ahlaksızlıktır" dedi.

Ergenekon ve Balyoz davalarında tutuklamaların tamamından bilgisi olduğu yönündeki iddialar için Erdoğan, "A'dan Z'ye bunların hepsi yalan. Demin söyledim ya, bunlar o kadar ahlaksız, o kadar adi ki, o kadar seviyesiz ki, bunlar takiyeyi, yalanı, iftirayı leblebi çekirdek gibi yerler. Yaptıkları iş bu. Hayatları bu. Sen bi defa benimle hayatında kaç kere görüştün. Ya iki kere, ya üç kere görüştün. Ben senin yargı ile münasebetlerini bilen birisiyim. Bu işlede ne kadar tezgahtar olduğunu bilen birisiyim. Tabi bunun bedelini ödeyecek. Kimlerle iltisaklı bunları yaptığı çıktı ortaya, bunlar çıkıyor ortaya. Bu bazı malum operasyonları yapıp da şu anda İstanbul dışına gönderilen bazı savcılar var ya, işte bu savcılarla bunlar kankaydı. Beraber götürdüler bu işleri. Bunların hepsi tabi çıkacak meydana. İstifa etmekle veya emekli olmakla bu işi kurtaramaz" ifadelerini kullandı. 

AK Parti'ye gürültü filan sökmez

Erdoğan, Nihal Bengisu Karaca'nın "Somut delil yok gibi bir savunmaları var" ifadesini de şöyle değerlendirdi:

"Onlar onu istedikleri kadar söylesin. Kendileri için somut delil yok derken, Tayyip Erdoğan için somut delili nereden buluyorlar? Ona da mı bir montaj kaset ayarlayacaklar. Önce şu anda bunlara yandaş medya olarak hizmet verenler veya kendi medyaları, sadece bir şeye güveniyorlar. Nasıl olsa şu anda muhalefet bizim yanımızda, arkamızda. İşte bugün yaptıkları iş. Seçime şurada 10 gün var. Çok ilginçtir, bakın bugün fezlekeyle ilgili şey istediler; müracaat edip tartışma. Peki bu seçimden sonra yapılsaydı olmaz mıydı? Olurdu. Niye olmasın. Biz her türlü desteği zaten vermeye hazırız. Şimdi dert bugün bunu yapıp da buradan bekledikleri neticeyi alırlarsa, ha bunu şu 10 günde değerlendirebilir miyiz? Dertleri bu. Eee ne oldu, oylamaya bile kalamadılar ya. Aklımda kaldığı kadarıyla 151'de kaldılar ve bizim arkadaşlarımız da 249'la gereken cevabı onlara verdi. Yaptığınız bir işi insan gibi, adam gibi yapın. Bu ülkenin bir milletvekili olarak kalkıp da oraya geliyorsan dürüst ol. Orada kavga gürültü falan filan... AK Parti'ye kavga gürültü filan sökmez o işler geçti. Yapılacak olan çok şeyler var onları da yapacağız."

 

bjht0t-ceaa2btn.png

 

 

 

 

Bakmadan Geçme