- Haberler
- Gündem
- Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, 'Sıkıntıların esas sebebi Cumhurbaşkanlığı seçimi'
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, 'Sıkıntıların esas sebebi Cumhurbaşkanlığı seçimi'
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, 'Sıkıntıların esas sebebi Cumhurbaşkanlığı seçimi. Cumhurbaşkanlığı seçimini ilk defa milletimiz doğrudan yapacak.'
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, "Sıkıntıların esas sebebi Cumhurbaşkanlığı seçimi. Cumhurbaşkanlığı seçimini ilk defa milletimiz doğrudan yapacak. İlk defa doğrudan halkın seçeceği bir cumhurbaşkanı görev başında olacak. Bundan dolayı milletin doğrudan seçeceği, kendi bağrından kopan, kendi duygularını, hislerini paylaşan bir cumhurbaşkanını seçtirmek istemiyorlar" dedi.
Başbakan Yardımcısı İşler: "Sıkıntıların esas sebebi Cumhurbaşkanlığı seçimi. Cumhurbaşkanlığı seçimini ilk defa milletimiz doğrudan yapacak. İlk defa doğrudan halkın seçeceği bir cumhurbaşkanı görev başında olacak. Bundan dolayı milletin doğrudan seçeceği, kendi bağrından kopan, kendi duygularını, hislerini paylaşan bir cumhurbaşkanını seçtirmek istemiyorlar"
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, sıkıntıların esas sebebinin Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu belirterek, "Cumhurbaşkanlığı seçimini ilk defa milletimiz doğrudan yapacak. İlk defa doğrudan halkın seçeceği bir cumhurbaşkanı görev başında olacak. Bundan dolayı milletin doğrudan seçeceği, kendi bağrından kopan, kendi duygularını, hislerini paylaşan bir cumhurbaşkanını seçtirmek istemiyorlar" dedi.
İşler, yerel seçim çalışmaları kapsamında gittiği Konya'nın Ereğli ilçesinde gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Bir basın mensubunun "Seçimlerden sonra doğudaki illerin karışacağı ve BDP'nin özerklik ilan edeceği yönünde haberler çıktı. Bu konuda ne söylemek isterseniz?" sorusunu üzerine İşler, şunları kaydetti:
"Aslında 30 Mart'a kadar sokakları yeniden harekete geçirip terörize etme gayreti içindeler. Van'a gittiğimde Muradiye ilçesinde bize nahoş bir karşılamada bulundular. BDP binası önünden geçerken taşlar, sopalar atıldı orada. Oradaki paralel yapıları harekete geçiriyorlar ve Türkiye'yi karıştırmak istiyorlar. Ancak Güneydoğu'da bu çözüm süreci başladıktan sonra ilk giden grup arasındaydım. Oradaki insanlarımız barışa, huzura, istikrara susamışlar ve şu an bu çözüm sürecini en çok benimseyenler onlar. Bundan dolayı BDP ve taraftarları da, orada karşılık bulamıyorlar, zemin bulamıyorlar. Orayı da karıştırmak isteseler de bundan sonra inşallah başaramayacaklar. Çünkü oradaki insanlar şunu gördü. Son 1 yıl içinde terör dönemiyle şu anki huzur dönemi arasındaki farkı çok iyi gördü. Oradaki Kürt kardeşlerimiz de artık huzurdan yana tavırlarını net bir şekilde ortaya koyacaklar."
AK Parti olarak Türkiye'nin yegane partisi olduklarını vurgulayan İşler, şöyle devam etti:
"Türkiye'nin 81 ilinde olan tek parti biziz. Malum, BDP belli bölgede olan dar bir çerçevede varlık gösteren bir parti. Diğer ana muhalefet ve muhalefet partileri, meşhur söylemle Sivas'ın ötesine geçemeyen, Güneydoğu'da, Doğu'da neredeyse ismi zikredilmeyen partiler. AK Parti olarak Van'ı ziyaret ettiğimde şunu gördük. Allah'ın izniyle Van'ı alıyoruz. Büyükşehiri ve ilçeleri alıyoruz. Bunun huzursuzluğunu BDP'lilerde gördüğümüz için zaman zaman da onlar da orada provokasyona kalkışıyorlar ama ben orada da şu mesajı verdim. Akıllarını başlarına alsınlar. Ülkedeki huzuru bozmaya kimse kalkmasın. Şurada seçim sürecini centilmence götürelim ve seçimi 30 Mart'ta huzur içinde yapalım."
- Cumhurbaşkanlığı seçimleri
Sadece doğuda değil İstanbul'da ve başka yerlerde de seçim bürolarına saldırıların olduğunu ifade eden İşler, sözlerine şöyle devam etti:
"Yakılan seçim bürolarımız var. Bazen diğer partilere de oluyor. Birileri gizli elle Türkiye'yi karıştırmak istiyor. 30 Mart'a kadar buna benzer olaylar olabilir. Buradan da milletimiz sağduyuya, aklı selime çağırıyorum. Sıkıntıların esas sebebi Cumhurbaşkanlığı seçimi. Cumhurbaşkanlığı seçimini ilk defa milletimiz doğrudan yapacak. İlk defa doğrudan halkın seçeceği bir cumhurbaşkanı görev başında olacak. Bundan dolayı milletin doğrudan seçeceği, kendi bağrından kopan, kendi duygularını, hislerini paylaşan bir cumhurbaşkanını seçtirmek istemiyorlar. Tüm bu karışıklıkların arkasında yatan esas sebep de budur. Acaba yeni bir olağanüstü durum yapıp da bizim dayatacağımız Cumhurbaşkanını millete seçtirebilir miyiz hesabı yapılıyor ama bunların hiçbirinin Allah'ın izniyle tutmayacağını düşünüyorum."
- Dershaneler
CHP'nin dershanelerle ilgili yasayı Anayasa Mahkemesi'ne götüreceği iddialarıyla ilgili İşler, "Anayasa Mahkemesi'ne ana muhalefet partisinin başvurması haktır, o hakkı da kullanabilirler. Ancak biz, bu yasayı hazırlarken, bu yasada Anayasa'ya aykırı bir şey olduğunu düşünmüyoruz. Bu haktan yararlanabilirler. Bu yasa Cumhurbaşkanının onayından çıkmıştır. Götürsünler sonucu hep birlikte göreceğiz" dedi.
Başbakan Yardımcısı İşler: "Bu ülkede yıllarca başörtüsü zulmü yapıldı. Başörtüsü mağdurları yüzlerce protesto yaptı. Siz hiç birinde gördünüz mü bir yerlerin yıkılıp yakıldığını? Otobüslerin yakıldığını, polislerin dövüldüğünü, taş atıldığını, molotof kokteyli atıldığını? O zaman maksat hak aramak değil. Maksat üzüm yemek değil bağcı dövmek. Bunun çok iyi anlaşılması lazım"
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, şiddet eylemlerinin amacının hak aramak olmadığını belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası söz konusu. Böyle bir çeteyle mücadele etmek her vatan evladının boynunun borcudur. Başbakanımız da bu mücadeleyi başlattı. Ama ne gariptir ki geçmişte bu çetenin mağduru olan CHP ve MHP'den ses çıkmıyor. Bunu da milletin çok iyi bilmesinde yarar var" dedi.
İşler, yerel seçim çalışmaları kapsamında gittiği Konya'nın Ereğli ilçesinde gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin "Doğuda işlerin karışacağı yönünde bir takım haberler basında yer aldı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine İşler, şunları kaydetti:
"30 Mart her ne kadar bir yerel secim olsa da bir genel seçim havasıyla şu an bu kampanyalar yürütülüyor. Son aylarda yaşananlardan dolayı bu seçime genel seçim önemi atfediliyor. Milletimiz bu seçimin Türkiye'nin geleceğinin oylanması olduğunu, Türkiye'nin kaderinin belirleneceğini biliyor ve Başbakanımıza milletimiz sahip çıkıyor. Meydanlar adeta 'Recep Tayyip Erdoğan'ı yedirtmeyeceğiz' mesajı veriyor. Bütün kamuoyu yoklamaları şunu gösteriyor ki AK Parti açık ara önde gitmekte ve bir önceki yerel seçimle karşılaştırdığımız zaman en az 8-10 puan inşallah oy oranımızı artıracağımızı gösteriyor. Bundan dolayı da Sayın Başbakanımız AK Parti birinci parti çıkmazsa ben siyaseti bırakırım açıklamasında bulundu. Sandıkta sonuç alamayanlar şimdi tekrar sokağa sarıldılar. Sokaktan medet umar hale geldiler. Doğrusu son aylarda sürekli kasetler, montajlar, şantajlar tehditler uygulandı ama milletimizin bunlara itibar etmediğini herkes gördü. Bundan dolayı birkaç gün önce gezi olaylarında yaralanan bir gencin ölümü bahanesiyle sokaklar yeniden terörize edilme gayreti içerisine girdi. Aslında bu yapılan, sokakları harekete geçirme olayı gezi olaylarının bir kopyası şeklinde cereyan etti. İlk gün neredeyse 30-32 ilde protestolar yapıldı. Arkadaşlar, Türkiye demokratik bir ülke. Demokratik ülke de protestoyu bir hak olarak kabul ediyoruz ancak protestoların meşru zeminde yapılmasından yanayız. Siz protestoları polisi taşlamaya, polise molotof kokteyli atmaya, burun kırmaya, yakmaya, yıkmaya çevirirseniz bu protesto olmaktan çıkar. Bu demokratik hak olmaktan çıkar. Bu ülkede yıllarca başörtüsü zulmü yapıldı. Başörtüsü mağdurları yüzlerce protesto yaptı. Siz hiçbirinde gördünüz mü bir yerlerin yıkılıp yakıldığını? Otobüslerin yakıldığını, polislerin dövüldüğünü, taş atıldığını, molotof kokteyli atıldığını? O zaman maksat hak aramak değil. Maksat üzüm yemek değil bağcı dövmek. Bunun çok iyi anlaşılması lazım. Milletimiz bu sokak olaylarından dolayı mağdur durumdadır."
İşler, ana muhalefet partisinin sürekli provokasyondan bahsettiğini, AK Parti'nin sokakları provoke ettiğini söylediğini dile getirdi.
"Bu akıllara ziyan bir açıklama. Hem genel başkan olarak kendisi, hem de milletvekilleri sürekli sokağı adres gösteriyorlar" diyen İşler, "Hatta sokak gösterilerinde protestolarda, ön saflarda yer alıyor ve militanca tavırlar sergiliyorlar. Kendileri bunu yaparken de bir yandan da bizi provokasyonla suçluyorlar. Doğrusu buna şaşırmamak elde değil. Biz iktidar olarak huzurdan istikrardan yanayız. Kaos iktidarlara yaramaz. Olsa olsa başka güçlere yarar. İşte muhalefette özellikle CHP bunu her zaman yapıyor ve alenen yapıyor. Herkes onların milletvekillerinin ne kadar militanca tavırlar sergilediğini geçtiğimiz olaylarda gördü. Bugünlerde de aynı şekilde attıkları tiwitlerde bu provokasyonları devam ettiriyorlar" ifadelerini kullandı.
- Dinlemeler
"30 Mart'a kadar başka ses kaydı ve kasetlerin yayınlanacağı iddiaları" konusunda ise İşler, şunları söyledi:
"30 Mart'a kadar bir takım provokasyonlar, tehditler, şantajlar, montajlar, kasetler, dublajlar gelebilir ama milletimiz artık şunu gördü; bunlar hiçbir fayda vermiyor ve vermeyecektir. Biz iktidara geldiğimizde ülke çetelerden geçilmiyordu. Çoğunuz o çetelerin isimlerini bilir. Biz o çetelerin hepsini teker teker temizledik. Ülkeleri çetelere bırakmadık. Bugün bir paralel çetenin, bir yapının, bir örgütün devlet içine sinsi sinsi yerleştiğini görüyoruz. Geçtiğimiz hafta yayınlanan 2012 ve 2013 yılında yapılan dinleme rakamları vardı. Bu rakamlar dudak uçuklatan rakamlardı. Neydi, 509 bin insan dinlenmiş. Bu kadar insan dinlendi. Bu hakikaten şaşırtıcı bir rakam. Ama aynı zamanda bunların 217 bin tanesi mahkeme kararıyla dinleniyor. En ilginç olanı da burası. Yan bir takım dinlemeler gayri meşru yasal olmayan dinlemeler ama bir de yasal hale getirilerek, yasal kılıf içerisinde yapılan dinlemeler var. Bu sayısı 217 bin bakınız. 217 değil, 2 bin 170 değil, 21 bin 700 değil 217 bin. Dile kolay. Yani bazı hakimlerin, savcıların işi gücü yok dinleme kararı çıkarıyorlar. Öyle bir yapı var ve tek hakimle bu kararı alıyorlardı. Şimdi biz 2 hafta önce yaptığımız düzenlemeyle buna son verdik. Bundan sonra oy birliği şartını getirdik. 3 hakim oy birliğiyle eğer dinleme kararı verirse o zaman yasal dinleme yapılabilecek, aksi takdirde böyle bir şey söz konusu olmayacak."
İşler, yapmış oldukları bu düzenlemelere karşı müthiş muhalefet uygulandığını, Anayasa Mahkemesi'ne götürme girişiminde bulunulduğunu dile getirdi.
Vatandaşları korumak için bu düzenlemeleri yaptıklarına dikkati çeken İşler, "Herkesin dinlenme endişesiyle yaşamasına son verme gayreti içindeyiz. Hakikaten 519 bine baktığınız zaman siyasetçiler, devlet adamları, bürokratlar, gazeteciler, akademisyenler, iş adamları Türkiye'de ne kadar kalburüstü ön planda insan varsa hepsi dinlenmiş. Bunları ne yapacaksınız siz. Herhalde turşusunu kuracak değiller. Bunları tehdit ve şantaj aracı olarak, geçmişte yaptıkları gibi bundan sonra da yapma hedefiyle yapıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası söz konusu. Böyle bir çeteyle mücadele etmek her vatan evladının boynunun borcudur. Başbakanımız da bu mücadeleyi başlattı. Ama ne gariptir ki geçmişte bu çetenin mağduru olan CHP ve MHP'den ses çıkmıyor. Bunu da milletin çok iyi bilmesinde yarar var."
- Ergenokon davası...
İşler, Ergenokon Davası'nda yaşanan tahliyelerle ilgili de şöyle konuştu:
"Ergenekon davası sonuçlandı. Üzerinden 7,5 aya yakın zaman geçti. Normalde mahkeme kararlarının gerekçeli kararının 15 gün içinde yazılması gerekirdi ancak bu kararı veren mahkemenin 7 ay geçmiş olmasına rağmen hala gerekçeli kararı yazmaması çok manidar. Türkiye'de erkler ayrılığı vardır. Yani yargı ayrıdır, hükümet ayrıdır, yasama ayrıdır. Fakat milletimiz herhangi bir olumsuzluk olduğu zaman tüm suçu Hükümet'e atıyor. Mahkemelerin kararlarında, yaptıkları yanlışlarda Hükumetin herhangi bir suçu yoktur. Bunu milletimizin çok iyi bilmesi lazım. Herhangi bir hakime 'kararı yazdır' diye bir dayatmada bulunamayız. Ancak kanunların kendilerine vermiş olduğu hakkı, bu şekilde kötü kullanan hakimlerin de elbette yargı içinde gerekli cezayı alması gerekmektedir. Dolayısıyla bunun çok iyi anlaşılmazı lazım. Bireysel başvuru hakkını biz 2010 referandumunda vatandaşlarımıza verdik. İlker Başbuğ'un avukatı gitti bireysel başvuruda bulundu ve Anayasa Mahkemesi 7 ay geçmiş olmasına rağmen gerekçeli kararın yazılmamasından dolayı burada bir kişilik hakkı ihlali olduğunu tespit etti ve tahliye kararı verilmesi gerektiği görüşünü açıkladı. Buna binaen de ağır ceza mahkemesi kararını verdi. Diğerleri de başvurdular ve emsalden dolayı şu an serbest kaldılar, tahliye oldular. Bu şu demek değildir. Bu yargılanan arkadaşların hüküm giyen arkadaşların beraat ettiği anlamına gelmez. Çünkü yasal süreç devam ediyor. Gerekçeli mahkeme kararı yazıldıktan sonra o sanıklar, tutuklular, hükümlüler ve onların avukatları da elbetteki bir üst mahkemeye, Yargıtaya gidip temyize gidecekler. Hukuk sürecini sonlandırma gayreti içinde olacaklar. Bunun Hükumetle doğrudan bir alakası olmadığını altını bir kez daha çizmekte fayda görüyorum."
Bakmadan Geçme