Bekleyen tehlike: Ruhsal pandemi mi?
Salgının insanlar üzerinde psikolojik etkileriyle ilgili birçok öngörü bulunuyor. Salgından sonra insanları neler bekliyor? Konya Pandomim Psikolojik Danışma Merkezi Psikolog Dilara Uyar, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Pandemi koşulları nedeniyle birçok insan sıkıntılı günler yaşıyor. Uzmanlar bastırılmış olan şeylerin eskiye dönüşte aşırıya neden olabileceğini söylüyor. Bazı uzmanlara göre, salgından sonra toplumu bekleyen tehlikenin aşırıya kaçılması olacağı yani çok sosyalleşme sürecinin gerçekleşeceği öngörülüyor. Bazı uzmanlar ise salgın sonrası insanların yaşadıklarından ders çıkaracağını söylüyor. Buna göre salgın sonrası kimileri anı yaşamak isterken kimileri de her olumsuzluğa hazırlıklı olacak.
‘KİŞİNİN DÖNEMİ NASIL YAŞADIĞIYLA ALAKALI BİR DURUM’
İnsanların salgından sonra nasıl bir süreç yaşayacağının kişiden kişiye göre değişeceğini ifade eden Psikolog Dilara Uyar, “İnsanları bekleyen kasırga çok sosyalleşme mi yoksa sosyalleşememe mi? Salgından sonra ileriye dönük senaryolar neler olacak?” sorularına şöyle cevap verdi: Mevcut durumu değerlendirerek ileriye dönük tahminler yapmamız mümkün ama bu tahminleri yaparken çok kesin, net ve uzun bir zaman aralığını belirten ifadelerden kaçınmamız gerekmektedir. Bunun en önemli nedeni herkesin pandemi dönemini farklı anlamlandırmasıdır.” Herkesin kriz anlarını atlatma şekillerinin farklı olduğunu kaydeden Uyar, “Önemli olan kişinin bu süreci nasıl anlamlandırdığı ve yaşadığıdır. Ekonomik anlamda dahi bu dönem bazı insanların işten çıkarılması ile sonuçlanırken, bazı kişilerin bulundukları sektörde kendi lehine dönük çalışmalar yaptığını gördük. Çoğu insan için olumsuz geçen bu süreç azınlıktaki insanlar için çok daha kârlı geçti. Örneğin birçok esnaf ekonomik olarak sıkıntıya girerken hijyen ürünleri üreten firmalar kâra geçti” ifadelerini kullandı.
‘SUÇLULUK VE ÇARESİZLİK DUYGULARI ARTTI’
Pandemi sürecinin herkesi farklı şekillerde ve farklı ölçülerde etkilediğini kaydeden Uyar, “Bu süreçte suçluluk, çaresizlik duyguları, kendisi veya sevdikleri için bir şey yapamama, depresif hissetme, sosyalleşmenin azalmasıyla yalnız hissetme gibi durumlarda artışlar gözlenebildi. Psikolojik etkiler kişinin iç dinamiklerine göre değişir. Kimisi bu süreci aşırı kaygılı ve korkulu bir dönem olarak geçirdi. Sağlık kaygıları tetiklendi, ölüm korkusu, hastalık korkusu çok fazla yaşandı. Bazı insanların ise bu süreçte çok daha kayıtsız kaldıklarını gördük. Bazı kişilerde duruma daha kaderci yaklaştılar. Pandemi döneminin mevcut psikolojik alandaki sıkıntıları tetikleyip artırabildiğini de gördük. Kimi insanlar böylesi kriz anlarına çok daha uyum sağlayabiliyor ve oradaki sorunlar daha geçici oluyor ancak bazı kişilerde uzun süreli, şiddetli ve kalıcı etkiler de olabiliyor. O noktada insanları psikolojik destek almaları noktasında yönlendirmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
‘BİR SONRAKİ ADIMI KESTİREMİYORUZ’
Pandemi sürecinin insanlarda kanaatkârlık, tasarruf ve garanticiliğin artmasına sebebiyet verdiğini söyleyen bazı uzmanların olduğunu ifade eden Uyar, sözlerine şöyle devam etti: “Pandemide insanları en çok yoran şey belirsizlik durumudur. Ne zaman biteceğini bilmiyoruz. Olası hastalıklarla bizi nasıl etkileyeceğini bilmiyoruz. İş konusunda bilinmezliklerimiz var. Şu an birçoğumuz kendimizi güvende hissetmiyoruz. Bu da insanların olası duygularını ve korkularını daha da tetikleyici bir etki yaratıyor. İnsanlar yatırım yaparken daha dikkatli davranma, daha tasarruflu hareket etme gibi durumlarla karşı karşıya kalıyorlar. Şu an bir sonraki adımı kestiremiyoruz. Pandemiden sonra aşırı savurganlık olur mu? Belki bir kesimde yapamadıklarını yapmak için ilk etapta bir savurganlık olabilir ama bunun çok uzun süreli olup olmayacağı yine belirsiz bir konu.” Uyar, pandeminin hemen ardından bu dönemdeki tasarruf eğilimlerini devam ettirmeye yönelik hareketlerde bulunan kişilerin olmasının da mümkün olduğunu ifade ederek, bu noktada farklı eğilimlerin görülebileceğini: ancak bu etkinin çok uzun soluklu olamayabileceğini kaydetti.
‘ANLIK REAKSYONLAR YAŞAYABİLİRİZ’
“Genelde bir şeyi çok fazla baskılar ve ket vurursak anlık bir patlama olabilir” diyen Uyar, şöyle devam etti: “ Ömrümüzün sonuna kadar bu reaksiyonla yaşayacağımız anlamına gelmiyor. Bunlar genelde daha anlık olurlar. Bu sürecin bitmesiyle insanlar bir dengeye gireceklerdir. Sosyalleşme anlamında baskılanmışlığın sonucunda bir sosyalleşme olacaktır. Sadece pandemi değil bizi bireysel olarak etkileyen yaşam olaylarının sonunda bile çok büyük radikal kararlar alırız. Bir süre uygularız ama ömrümüzün sonuna kadar da o kararlarla devam etmeyebiliriz. Toplumun her kesiminde aynı reaksiyonun görülmesi ve bu sürecin de çok uzun sürmesi çok olası değil. Bazı insanlar kendine ket bile vurmadı. Zaten bundan şikayetçiyiz. Sosyal mesafe kuralına uymayanların, virüse inanmayanların, ‘alın yazısında varsa bu olacaktır’ diyenlerin kendini çok baskılamış bir durumları da yok. Sosyal patlamayı gerçekleştirecek bir güruh kendini çok fazla ve bazı alanlarda isteğinin dışında bastırmış bir güruh olacaktır.”
‘RUHSAL YOĞUNLUK YAŞIYORUZ’
Pandemi döneminde insanların psikolojik danışma merkezlerine başvurularında artış yaşandığını söyleyen Uyar, “Ebeveynler sıklıkla, çocuklarının dikkatlerini toplayamadıklarını ve konsantre olmakta zorlandıklarını belirterek danışmanlık talebinde bulunuyorlar. Normalde aile danışmanlığı hizmetini uzun süredir veriyoruz ama aile danışmanlığı hizmetine şu an talep çok daha fazla. Bu süreçte sosyal kaygı konusunda yoğun kaygı yaşayan insanlarda rahatlamalar olduğun da gördük. Okulların açılma ihtimalinden korkan gençlerimizin olduğunu da gördük. İnsanların kontrol yönündeki davranışlarında artışlar oldu. Sağlık çalışanlarının da kaygıları var. Zaten mevcut devam eden görüşmelerimiz vardı ancak pandemi döneminde biraz daha arttığını söyleyebiliriz” diyerek sözlerini sonlandırdı.
SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ