Bilal-i Habeşi'nin yolundalar
Hz. Peygamber Efendimizin döneminden bugüne kadar namaza çağrı için müezzinlerin görevlendirildiğini kaydeden Konya İl Müftü Yardımcısı Dr. Hamza Küçük, 'Müezzinlik doğrudan doğruya sese bağlı bir meslektir' dedi.
Hz. Peygamber Efendimizin döneminden bugüne kadar namaza çağrı için müezzinlerin görevlendirildiğini kaydeden Konya İl Müftü Yardımcısı Dr. Hamza Küçük, “Müezzinlik doğrudan doğruya sese bağlı bir meslektir” dedi.
Namaza çağrı için Peygamberimiz döneminden bugüne kadar “Müezzinlik” görevinin süregeldiğini belirten Konya İl Müftü Yardımcısı Dr. Hamza Küçük, “Müezzin ‘duyuran’, ‘nida eden’ anlamına gelmektedir. Hz. Peygamber’in Bilal-i Habeşi’yi namaza çağırmak üzerine görevlendirmesinin ardından müezzinlik özellikle namaza çağırı anlamında devam edegelmiştir. Kıyamete kadar da böyle gidecektir. Bunun yanında bazı rivayetlerde müezzinliğin övgüsüyle ilgili kayıtlar da vardır. Bazı rivayetlerde müezzinlerle ilgili “kıyamet günü en uzun boylu kişiler onlar olacaktır” şeklinde belirtilmiştir. Bu rivayetler tartışılabilir ama literatüre girmiştir. Bir kurum olarak müezzinlik İslam tarihi itibariyle gelmektedir. Burada müezzinliğin birinci fonksiyonu çağrı olunca bu durum doğal olarak sesle bağlantılı hale geliyor. Çünkü ezan okuyarak insanları namaza çağıracaksınız. Bu okuyuşun insanların hoşuna gidip gitmemesi de bir değer taşımaktadır. Müezzinlik doğrudan doğruya sese bağlı bir meslektir. Hiç ses sanatlarını kullanmadan da bir ezan okunabilir. Fıkhen bir engel yoktur. Fakat yapılan mesleğe ilgi duyma, sevme gibi noktalardan sesin çağrıyla bir bağlantısı vardır” ifadelerini kullandı.
“SES MÜEZZİNLER İÇİN OLMAZSA OLMAZDIR”
Sesin müezzinler için en önemli araç olduğunu kaydeden Dr. Hamza Küçük, “İşin uygulamasına baktığımız zaman ses müezzinler için olmazsa olmaz gibidir. İmamlar için bu kadar değil çünkü imam caminin içerisindedir. Camiye gelenler onu duymaktadır. Ama müezzinlerin sesi minarelerden yankılanınca, bir de hoparlörlerden kilometrelerce uzağa gidince camiye gelen, gelmeyen, Müslüman olan, olmayan herkes bu sesi duyabiliyor. Öyleyse müezzinlerin birinci derecede dikkat etmesi gereken şey eğer varsa seslerini ayarlamasıdır. Günümüzde müezzinlerin görevlendirilmeleri seslerinin eğitilmesi konusu bir problem olarak gözükmektedir. Ses Allah vergisi bir şeydir. Eğitim sesi terbiye edip törpüler ama varsa bunları yapabilir. Ses yoksa bir şey yapamazsınız. Sesi güzel olmayan bir kişiye ne kadar terbiye yaparsanız yapın ne bir makam uygulatabilirsiniz, ne de nota okutabilirsiniz. Öncelikle Allah vergisi bir ses olacak. Bugünkü şartlarda Türkiye’de diyanet görevlileri olarak bunu sağlamak ancak yüzde 25 mümkün gözükmektedir. Allah vergisi güzel sesli birisi gelirse onun eğitimi sağlanır fakat bunun dışında çoğunluğu itibariyle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın koymuş olduğu şart yerine geldiği taktirde ek kriterler aranmadan müezzinlik ataması gerçekleşir” şeklinde konuştu.
HAFIZLAR VEYA İHL MEZUNLARI ATANABİLİR
Müezzinlik kriterlerinde ses güzelliğinin resmi bir şart olmadığını dile getiren Dr. Küçük, “Müezzin olarak görev alabilmeleri için insanların ya İmam Hatip Liselerinden mezun olması ya da herhangi bir liseden mezun olup hafız olması gerekmektedir. Ön şart olarak ses güzelliği resmi kriterler arasında yoktur. Daha sonra bazı mülakatlar yapılır. Bu mülakatlardan imam ve müezzin olacaklardan kimin hangisine daha çok kabiliyeti varsa böyle bir seçim yapılabilmektedir. Ama bu her zaman olmamaktadır. Örnek vermek gerekirse Türkiye’de 500 tane müezzine ihtiyaç var diyelim. 300 kişinin müezzinlik başvurusunda bulunduğunu bunun 150’sinin sınavı geçtiğini düşünürsek ve onları da ses güzellik kriterlerine koyarsak bunlardan sesi uygun olan 30 kişi çıkıyor. 500 kişilik boş kadroyu 30 kişiyle dolduramıyorsunuz. Diyanet olarak kadroyu doldurma gibi bir sorumluluğunuz da var. 500 kişiden 30 tanesi terbiye edilebilir sese sahip insanlardan oluyor diğerleri normal sesli insanlar oluyor. O yüzden de bu kriterin çok fazla önde tutulma imkanı olmuyor. Onun için camilerimizde, piyasada, elde tutulur, sesi güzel, nota, makam bilebilen müezzinimiz çok azdır” dedi.

MERKEZİ EZAN KALKINCA EĞİTİMDEN GEÇTİLER
Konya’da merkezi ezan kaldırılınca bu durumu düzeltmek için bazı çalışmalar gerçekleştirdiklerini söyleyen Dr. Hamza Küçük, “Örneğin Konya’da 200 müezzin varsa bunun 20 tanesi dediğimiz boyutta ezan okuyabilecek kişilerdir. Genel müezzinlerin tamamını bir oryantasyon eğitiminden geçirmeye başladık. Onları güzel ezan okuma kurslarına tabi tutuyoruz. Ehil arkadaşlar tarafından tabi tutuluyor. Makam algısı, makam bilgisi, sesi, diyaframı kullanma gibi kriterlerde eğitimler veriliyor. Ama bu eğitimin, dediğimiz yüzde 20-30’luk dilime faydası oluyor. Onun dışındakilere teorik bilgi açısından faydalı, nasıl yapılacağını biliyor fakat ses olmadığı için yapamıyor. O konuda yüzde yüz başarılı olabildiğimizi söyleyemiyoruz. Bunun önündeki engeller doğal engellerdir. Onun için yöntem ve sistem değiştirilmelidir. Müezzin olabilecekleri tercih ederken birinci merhalede istenecek şey öncelikle ses olmalıdır. Fakat mevcut sistemimiz buna uygun değildir” ifadelerini kullandı.
“SESTEN DOLAYI CESARETLERİ KIRILIYOR”
Konya’da son zamanlarda müezzin sayısının giderek artmasına karşın henüz hala beklenen seviyede bir talep olmadığını dile getiren Dr. Küçük, “Bunu engelleyen en önemli kriter ses problemidir. Sosyal medyada veya bazı mecralarda güzel sesli müezzinlerin paylaşımlarını gören, bu işe müracaat etmek isteyenlerin cesareti kırılıyor. Kendi seslerini uygun görmedikleri için başvuruda bulunmuyorlar. Bazı kesim de dünyevi gayelerini düşünerek sesi güzel olsa da olmasa da müracaat ediyor. Bazen bunlar mecburen alınmış oluyor. Bazı zamanlarda büyük camiler yapılıyor ve oralara acil müezzin alımları yapılması gerektiği için bu kriterler ön planda olmuyor. Bu biraz imkan ve malzeme meselesidir. Müezzin olmak isteyenlerin talep etmesi gerekmektedir” şeklinde konuştu.
HÜSEYİN KOYUNCUOĞLU/ YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme