Bir özlem hikâyesi: Telgraf
Yakın tarihin en etkili haberleşme araçlarından biri olarak kabul edilen telgraf, iki yer arasında belli başlı işaretler yardımıyla haberleşmeyi sağlayan bir düzenektir. Aslında bu düzenek Samuel Morse'nin karısının ölümü üzerine yaptığı bir icattır.
Morse böyle bir acı ve özlem yaşamasa belki de telgraf asla icat edilmeyecekti.
Samuel Morse “Mors Alfabesi”nin ve elektrikli telgrafın mucididir. 27 Nisan 1791'de Boston'ın Charlestown kentinde dünyaya gelen Morse, esasında çok başarılı bir ressamdı. Yaptığı resimler büyük övgü toplayarak tanınmasını sağladı. Ancak mekaniğe olan ilgisi onu elektrikli telgraf yapmaya doğru sürükledi. Özellikle Şubat 1825’te babasından aldığı mektup bu icadın fitilini ateşledi. Morse’nin babası mektupta karısının çok hasta olduğunu e acilen onu görmeye gelmesi gerektiğini yazıyordu. Fakat o dönemde mektubun alıcıya ulaşması bir hayli zor bir işti. Morse günler sonra gelen mektubu alıp, yola çıksa da evine ulaştığında karısının çoktan hayata gözlerini yummuş olduğunu gördü. Morse’nin içerisinde büyük bir acı oluştu.
TELGRAFIN İLK MESAJI, “TANRI NE YAPTI?”
Morse bu yaşananlardan sonra tekrar şehre dönüp ressamlığa devam etse de aklının bir köşesinde hep karısının ölümü kaldı. Uzak mesafelerle daha kısa sürede iletişim kurmanın bir yolunu düşündü. 1832 yılında çıktığı yolculuk esnasında kendisine elektro mıknatıs adında bir şeyden bahseden bir yolcuyla tanıştı. Yolcunun bahsettiği elektro mıknatıs üzerine çalışan kişi Charles Thomas Jackson’dı. Bunun üzerine kafasında bir ışık yanan Morse, onunla tanışmak için Avrupa’ya gitti. Telgraf üstüne zaten çalışmaları olan Morse, bu defa Charles Thomas Jackson ile elektro mıknatıslı telgraf için çalışmalar yapmaya başladı. Morse artık bunu geliştirebileceğine inanıyordu. Tüm çaba ve çalışmalarının sonucunda, 1844 yılında Morse, Washington ile Baltimore arasında telgraf ulaştırmayı başardı. Telgrafın ilk mesajı İncil’de yer alan, “Tanrı ne yaptı?” sözüydü. Morse belki de karısı için böylesine büyük bir acı ve özlem yaşamasa telgraf asla icat edilmeyecekti.
MORSE İLK MADALYASINI ABDÜLMECİD HAN’DAN ALDI
Başlarda telgraf Avrupa için pek fazla önem arz etmedi. Fakat icat edilen bu yeni buluşu duyan Sultan Abdülmecid Han cihazı Osmanlı Devleti’ne de getirmek istedi. 1847’de Beylerbeyi Sarayı’na getirttiği elektrikli telgrafı çok beğenen Sultan, Morse’a teşekkür niteliğinde Osmanlı figürlü hediyeler gönderdi. Morse’a ilk madalyasını da Abdülmecid Han verdi. Ardından Gülhane’de bir telgraf merkezi kuruldu. Osmanlı Devleti’nde 1855 yılında İstanbul –Varna- Sivastopol arasına ilk telgraf hattı kuruldu. İlk telgraf ise 1847 yılında çekildi. İlk irtibat ise Kırım Savaşı sırasında oldu.
ELEKTRİKLİ TELGRAF DÜZENEĞİ
Elektrikli telgraf, bir verici, bir alıcı ve ikisi arasına çekilmiş elektrik hattından meydana gelir. Verici, maniple olarak adlandırılmıştır ve telgraf şebekesindeki elektrik akımını açıp kapayan anahtarlardır. Manipleye basınca devre tamamlanır ve telgraf şebekesinden akım geçer. Karşı tarafta ise alıcılar bulunur. Alıcılar, elektro mıknatıs bobinlerden yapılmışlardır. Elektro mıknatısın karşısında ileri geri hareket edebilen madeni bir çubuk vardır. Bu çubuk elektro mıknatıstan akım geçtiği zaman hareket eder. Çubuğun ucundaki mürekkepli kalem bir kâğıt şerit üzerine nokta (.) veya çizgi (-) şeklinde şekiller çizer. Sesle çalışan alıcılar da bulunmaktadır. Bu alıcılar, kâğıt bir şeride yazı yazmak yerine, sert bir cisme vurarak tıkırtı çıkarırlar. Deneyimli telgraf operatörleri, bu tıkırtıları dinleyerek mesajı çözerler. Burada kısa tıkırtı nokta (.), uzun tıkırtı çizgi (-) anlamına gelmektedir.
GÜLŞEN YILMAZ / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme