Bir zamanların devalüasyonlar ülkesi: Türkiye
Cumhuriyet tarihi ekonomide gerçekleştirilen devalüasyonlarla doludur. Kısaca millî paranın dış değerinin, yabancı paralara göre devlet tarafından düşürülmesi olarak tanımlanabilecek olan devalüasyonlar ülke ekonomisine çok büyük zararlar vermektedir.
Devalüasyon, "sabit kur sistemlerinde ödemeler dengesi açık veren ülkelerin ulusal parasının dış satın alma gücünün, hükümetler tarafından düşürülmesi" olarak tanımlanıyor. Eski Yunan ve Roma'da devalüasyon, paranın temsil ettiği maden miktarının azaltılmasıyla gerçekleştiriliyordu. Günümüzde ise yerli para biriminin değeri düşürülüyor. Bir ülkenin milli parasının değeri düşünce, dış ülkelere sattığı ihraç mallarının değeri de ucuzlamaktadır. Bu durum görünürde ihracatı arttırsa da, esasta milli ekonomiye büyük bir yara açmakta ve zarar vermektedir. Çünkü devalüasyon sonucu mallar, devalüasyon yapan ülkede eskisine oranla daha ucuz ve düşük fiyatlarla dışarıya gidecektir. Devalüasyon, üretim maliyetini artırır, yatırımları zorlaştırır ve pahalılaştırır. Türkiye'de ilk büyük devalüasyon 7 Eylül 1946'da yapılarak Türk Lirası'nın değeri, yüzde 54,3 oranında düşürüldü. Türkiye'de 1946, 1958, 1970, 1977, 1978, 1979, 1980, 1994 ve 2001'de büyük devalüasyonlar yapılarak, TL'nin dolar karşısındaki değeri ayarlandı.
EKONOMİNİN KARA DELİĞİ DEVALÜASYONLAR
Devalüasyonun bütün ekonomik dengeleri alt üst ettiği aşikârdır. Bundan dolayı devalüasyon yapan ülkeler için hiç bir faydası yoktur. Devalüasyon, uluslararası bir ekonomik sömürü aracı olarak kullanılmaktadır. Çünkü bundan devalüasyona sebep olan ülkeler, büyük kârlar elde etmektedirler. Devalüasyona başvuran ülkeler de, hayat pahalılaşır ve adeta çekilmez bir hal alır. İthal edilen emtia fiyatları yükselir. Böylesi bir durumdan Batılı Finans Kurumları ve Çok Uluslu Şirketler avantajlar sağlayarak akıl almaz bir şekilde kârlar elde ederler. Devalüasyon, modern ekonomik sömürü için, sömürgeci güçler tarafından bulunmuş bir tuzaktır. Türk parasının ABD doları karşısındaki değeri Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş tarihi olan 1923 yılında 1 dolar 0,75 kuruş idi. Fakat Türkiye ekonomisinin zaman içinde geçirdiği sarsıntılar ve gittikçe döviz taleplerinin karşılanmasında çekilen güçlükler devalüasyon olgusunu kaçınılmaz hale getirmiştir. Böylece Türkiye’de hükümetler için devalüasyona başvurmak tek çare olarak görülmüştür. 1923’den itibaren ekonomik dengeleri temelden çökerten ve hakikaten kalıcı etkileri olan büyük devalüasyonlara başvurulmuştur.
TÜRKİYE’NİN DEVALÜASYONLAR TARİHİ
Türk parası 1923’den 1940 yılına dek İngiliz Sterling’i karşısında değer kaybına uğrarken, ABD doları karşısında hiçbir değer kaybına uğramadan ve değişmeden gelmiştir. Ancak 1940 yılından sonra dış satımı artırmak ve dış kredi taleplerini gidermek üzere sürekli devalüasyonlar gündemde yer almıştır. 1940 yılında resmi kura ek olarak döviz satışlarında yüzde 48 oranında prim uygulanmaya başlamış olup, 1 dolar 1940’da 1,11 TL, 1945’de de 1,31 TL olmuştur. Türkiye’de ilk büyük devalüasyon 7 Eylül 1946 tarihinde yapılmıştır. 7 Eylül Kararları olarak adlandırılan ve Recep Peker Hükümeti’nin gerçekleştirdiği bu devalüasyonla yüzde 116 oranında bir artışla ABD dolarının fiyatı 2,83 liraya çıkarılmıştır. İkinci devalüasyon Adnan Menderes Hükümetince 4 Ağustos 1958 tarihinde yapılarak 2,83 TL olan ABD doları 9 liraya çıkarılmıştır. Üçüncü büyük devalüasyon Süleyman Demirel hükümeti tarafından 10 Ağustos 1970 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Bu devalüasyonla 1 ABD doları 9 liradan 15 liraya çıkarılmıştır. Daha sonra 1978 yılına kadar değişik zamanlarda mini devalüasyonlar uygulamasına gidilmiştir. Türk Lirası küçük çaptaki devalüe işlemleri ile dolar karşısında bir miktar daha değer kaybına uğrayarak 1978 yılı öncesinde ABD dolarının fiyatı 19 liraya ulaşmıştır.
İSMAİL KOÇ / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme