• Haberler
  • Dünya
  • Biyolojik silahları pasifize edecek programı geliştirdi! Başına gelmeyen kalmadı

Biyolojik silahları pasifize edecek programı geliştirdi! Başına gelmeyen kalmadı

İnsanları biyolojik silahların yol açacağı tahribatlardan koruyacak orijinal bir program üzerinde çalışıyordu.Bu programın başarı ile sonuçlanması halinde ABD'nin milyarlarca dolar sarf ettiği biyolojik silahlar etkisiz hale gelecekti.

Biyolojik silahları pasifize edecek programı geliştirdi! Başına gelmeyen kalmadı
TAKİP ET Google News ile Takip Et

İnsanları biyolojik silahların yol açacağı tahribatlardan koruyacak orijinal bir program üzerinde çalışıyordu.Bu programın başarı ile sonuçlanması halinde ABD’nin milyarlarca dolar sarf ettiği biyolojik silahlar etkisiz hale gelecekti. Başına gelmeyen kalmadı.İşte Afiyet Sıddıki’nin o acıklı hikayesi…
 
afiyeee.jpg
 
Adı Âfiyet Sıddiki, otuz yaşlarında, Pakistanlı bir nöroloji uzmanı, Harvard’dan fahri diploma almış tek doktor, çeşitli üniversitelerden 144 fahri diploması var, sinir sistemi alanında birçok üniversitede çalışarak diploma almış, onun seviyesinde ABD’de dahi bir tıp adamı yok…
 
Tıbbı ve nörolojiyi ABD’nin en önemli üniversitelerinden biri olan Massachusetts Teknoloji Üniversitesi (MIT)’nde tamamladı, annesi, kardeşleri ve kocası da tıpçı. Kritik çalışmasını Amerikalılara duyuran kocasından ayrıldığı için üç çocuğu da yanında kaldı.
 
İnsanları biyolojik silahların tahribatından koruyacak bir orijinal program üzerinde çalışıyordu, bu programın başarılı sonuçlanması ABD’nin milyarlarca dolar sarf ettiği bu silahları etkisiz hale getirecekti.
 
ABD istihbâratı kendisine “programı sonlandırması ve geldiği noktaya kadar olanı büyük bir meblağ karşılığında satın almayı” teklif etti, o, “henüz bitirmedim” diyerek teklifi reddetti.
 
ABD istihbaratı, asılsız ve delilsiz olarak onu el-Kaide ilişkisi ile itham ederek üç çocuğu ile birlikte ve Pakistan’dan izin alarak kaçırdı, 2003 Mart’ından bugüne kadar zindanda. Onu, ABD-Afganistan’ın şöhreti en kötü olan Bagram Cezaevi’ne ve erkeklerin yanına hapsettiler. Koğuşu gardiyanlara ve diğer tutuklulara açık, gardiyanlar durmadan işkence yapıyorlar, mahkumların tecavüzleri sebebiyle onun çığlıkları gece boyunca kulakları tırmalıyordu.
Bir İngiliz gazetesinin (Yvonne Ridley) açıklamasına göre ona yapılan işkencelere değil bir kadın en güçlü erkeklerin bile dayanması mümkün değildi. New York’ta ilk mahkemeye çıktığında durumu içler acısı idi, yakalandığı sırada göğsünden yaralanmış doğru dürüst tedavi edilmemişti, böbreklerinden biri ve bağırsaklarından bir kısmı alınmıştı, ayakta duramıyordu, otururken de birilerine dayanıyordu, çok zayıf düşmüştü, vücudunda kanamalar görülüyordu.
Yapılan işkencelerin birini şöyle naklediyorlar: Kur’an-ı Kerim parçalanmış, sayfaları yere serilmiş ve kanları akarken üzerinden yürümesi istenmişti, maksat diğer mahkumlara, onun kanı ile kirlenmiş Kutsal Kitab’ı göstermekti.
Yakaladıklarında zerk ettikleri bir ilaç ve sonraki işkenceler yüzünden psikolojisi altüst olan, kaybolan çocuklarının acısıyla hayal görmeye başlayan, ruh ve bedeni acil müdahale ve tedaviye muhtaç olduğu halde buna izin verilmeyen mazlum Afiyet’in son durumu hakkında henüz bir bilgi yok.
Tanıyanların anlattığı üzere Sıddıki daima inandıkları doğrultusunda yaşayan bir kadın oldu. Daha Massachusetts Institute of Technology’de öğrenciyken, yerel hapishanelerdeki Müslümanlara Kur’an ve islamî kitaplar dağıtmak için organizasyonlar düzenliyordu.
Boston Magazine’de 2004 tarihli bir haberde “Sıddıki’nin islamiyeti anlatmak isteyenlere yönelik 3 kılavuz yazdığı; okul etkinliklerinde ve islamı tanıtmak için açılan stantlarda nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine yönelik yöntem sunduğu” yazıyor.
Urdu gazetesi Jang “Sıddıki’nin hapishanede Amerikan askeri birlikleri tarafından fiziksel ve cinsel işkencelere uğradığını; erkeklerle aynı koğuşta kaldığını, ayrı bir tuvalet bölmesinin olmadığını, diğer mahkûmların görüşüne açık bir şekilde duş almak zorunda kaldığını” yazdı.
Eylül 2008’de Afiyet Sıddıki’ye New York Federal Bölge Mahkemesi tarafından Gazne’de ABD’li yetkililerle bir görüşme esnasında işlediği iddia edilen cinayete teşebbüs ve saldırı suçları isnat edildi.
İşlediğini reddettiği bu suç isnadı sebebiyle 18 ay adil yargılanma hakkına aykırı biçimde gözaltında tutuldu. Ardından 2010 yılında 86 yıl hapse mahkum edildi. Ablası Dr. Fowzia Sıddıki Pakistan Yüksek Mahkemesi’nde Afiyet’in ABD’den iadesinin istenmesini talep etti.
Dava, Haziran 2018’in başlarında reddedildi. Yargılama sonunda mahkeme başkanı, ancak Afiyet’in yaşayıp yaşamadığına dair bilgi alabileceklerini ifade etti.
Mahkeme; “Pakistan Yüksek Mahkemesi’nin Amerikanlara direktif verme yetkisini haiz olmadığı ve davacının ABD mahkemelerine başvurması gerektiği” yönünde hüküm tesis etti.
Son 16 yıldır ABD’de hapis tutulan Dr. Afiyet Sıddıki’nin Pakistan’a iadesi bekleniyor. 16.03.2019 tarihli haberlerde medya bu beklentinin olumlu sonuçlanacağına dair haberler servis etse de süreç halen aynı noktada.
 
Şimdi soruyoruz…Her fırsatta demokrasiden ,insan haklarından,kadın haklarından bahseden vahşi,tek dişi kalmış canavar Batı ve kadın hakları savunucuları bu zulme neden sessiz. Dr. Afiyet Sıddıki’nin çığlığını kim duyacak ve bu zulme kim dur diyecek?
Dr.Afiyet Sıddıki’ye yapılan zulmü tüm Müslümanlara yapılmış sayıp, bu vahşetin dünya kamuoyuna ve bilgisine ulaştırılması her bilenin,duyanın birinci vazifesi olmalıdır.
afiye-2.jpg

Bakmadan Geçme