Bizim inancımızda dağa çıkmak yok!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Yasama yürütme ve yargının yetki ihlaline karşıyız. Biz bir kere kuvvetler ayrılığını en kuvvetli şekilde savunan ülkeyiz. Çünkü biz bunu ağır bedelini ödedik, iktidar partisinin kapatıldığı bir ülkeyiz' dedi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Yasama yürütme ve yargının yetki ihlaline karşıyız. Biz bir kere kuvvetler ayrılığını en kuvvetli şekilde savunan ülkeyiz. Çünkü biz bunu ağır bedelini ödedik, iktidar partisinin kapatıldığı bir ülkeyiz' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, NTV'de yayınlanan programda gündeme ilişkin soruları cevaplandırdı. Erdoğan, kuvvetler ayrılığı tartışmasıyla ilgili olarak, 'Yasama yürütme ve yargının yetki ihlaline karşıyız. Biz bir kere kuvvetler ayrılığını en kuvvetli şekilde savunan ülkeyiz. Çünkü biz bunu ağır bedelini ödedik, iktidar partisinin kapatıldığı bir ülkeyiz. Bir defa yargının, yürütmenin yasalara aykırı almış olduğu bir karar varsa tabii ki bunu denetleme hakkı vardır. Denetme hakkına söyleyecek bir şeyimiz yok. Benim bakanım şube müdürünü alıyor tayini yapacak. Ve bu tayini siz 11 kez 12 kez atama durduruluyor. Bir bakan şube müdürünü atayamazsa siz bunda ne ararsınız. Bir hukuk oluşturuluyor ve birileri bu hukuku koruyor' dedi.
367 olayını yaşadık
Yargının 'yerindelik' alanına müdahalesi olarak bazı örnekler veren Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: Özellikle mesela bir 367 olayı yaşadık ki, cumhurbaşkanıyla ilgili konuda, yargı Meclis'e, yasama organına müdahil oldu. 411 olayı yaşadık ki tarihi bir olaydır, bir anayasayı, özellikle anayasa maddesini değiştirmeye yönelik bir olaydır, kalktı Anayasa Mahkemesi, yargı, burada buna müdahil oldu. Burada yargı, 'Bu hukuka uygun mudur değil midir' ancak buna bakabilir. Bunun dışında herhangi bir yerindelik değerlendirmesi yapamaz. Yani kendisini yasama organının yerine koyamaz. Ama burda kalkmış, yasama organının yerine koymuşlardı."
Galataport'ta gördük
Erdoğan, Galataport, özelleştirilmesi sürecinde karşılaştıkları engelleri de hatırlatarak, "Bir başka konuyu Yürütme'de yaşadık. Yürütme organı, Hükümet olarak biz adım atıyoruz, Galataport'un satışı... Satışı biz yapıyoruz, ama Yargı, bunu engelliyor. Burada Yargının yapacağı nedir, 'Siz bu satışı bu şartlarda yapamazsınız, şu eksik' dersin. Ben o eksiği gidermek suretiyle gene bu özelleştirmeyi yaparım. Ama sen bana 'Yapamazsın' diyemezsin. Çünkü yapmamı engelleyen bir yasa maddesi yoktur." dedi.
İzmir Limanı'nın satışında karşılaştıkları engelleri de anlatan Erdoğan, "Danıştay 2 ayda kararını vermesi gerekirken, 2 yılı aşkın bir sürede karar vermiş, dolayısıyla orayı alan firma, satıştan çekilmiştir. Buradan da biz Türkiye Cumhuriyeti olarak hem dünyada prestij kaybediyoruz, hem de böyle bir imkanı ülke olarak kaybediyoruz. Burda kaybeden kimdir, millettir. Neden, yargının bu şekildeki yasanın dışında çıkarak atmış olduğu adımlar sebebiyle. Bizim burada karşı olduğumuz konu budur. Yasama, yürütme ve yargının buradaki yetki ihlaline karşı oluşumuzdur. Bunun dışında herhangi bir şey değildir. Biz bir defa kuvvetler ayrılığını en güçlü şekilde savunan ülkeyiz. Çünkü bunun bedelini biz ağır ödedik. Geçmişte ödedik. Düşünün Türkiye'de 330'a yakın bir oya sahip iktidar partisiyken kapatılmayla karşı karşıya kalmış olan partiyiz biz. Onun için diyoruz ki biz burada, erkler, yetki ihlaline gitmesin. Yasama da gitmesin, yütürme de yargı da gitmesin." diye konuştu.
"Bizim yolumuz bu değil"
Erdoğan Bülent Arınç'ın sözlerini de değerlendirdi. Arınç'ın "Ben de dağa çıkardım" sözlerini Erdoğan şu şekilde değerlendirdi. Erdoğan "Hayır bizim yolumuz bu değil. Bir kere dağdaki dağdan kaçanı infaz ediyor. Bizim değerlerimiz içinde bu yol yok. Bizim değerlerimizde anlatmak konuşmak ikna etmek var. Terörle mücadelede ittifak sağlayamıyorsak bu bizim için büyük bir açıktır. İçeriğiyle ilgili çok çalışma yaptık. Bir yere geldik. Ancak bakın bir yanlış başka bir yanlışla temizlenemez. Burada bir kan varsa kanla temizleyemezsiniz. Bu adamı iyi atmamız lazım. Diyarbakır cezaevi hakkında görüşlerimiz çok önceden açıklanmıştır. O işkenceleri ben de gördüm. Biz bunu meydanlara taşımadık oralarda söylemedik. Ama dikkat edilirse bazı partilerin ilk işleri hemen meydanlara inmek. Bunlar çıkış yolu değil. Demokrasiyi benimsemiş parlamentoya girmişseniz bütün çözümü burada aramanız lazım.
Biz teröristlerle müzakere etmeyiz ancak parlamentodaki uzantısıyla konuşuruz dedim. Üstelik bazı şeylere rağmen. İspanya, İngiltere, İrlanda ve Uzak Doğu'da bu müzakereleri görürsünüz. İlgili bakanlarımız gitti konuşmalar ve araştırmalar yaptı. Derdimiz terörle mücadelede ülkemizi nasıl huzura kavuştururuz' dedi.
'Şehit anasını ağlatamam'
Başbakan Erdoğan, terörle mücadele konusundaki çalışmalara ilişkin soruya karşılık, herkesin yerli yerinde bazı kanaatleri sergilerken, hükümetiyle, medyasıyla eğip bükmeden konuşması gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Ülkemizde öyle hassas konular var ki, bu konular içerisinde bizim bir dayanışmamızın olması lazım. Terörle mücadelede bir ittifak sağlayamıyorsak bu bizim için çok büyük bir açıktır. Onun için biz bir başlık attık, 'Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi' dedik. Başlık ortada. Bu başlığın eleştiri alacak yanı nedir, bunu merak ediyorum. İçeriği ile ilgili biz çok destek arayışına girdik. Medya, akademisyenler, siyasilerle görüştük, muhalif olan partilerle bu konuda görüşme yollarını aradık. Belli bir noktaya geldik. Bu konuyla ilgili çalışmamızda tabii şunu çok açık ve net söylüyorum, bir yanlış bir başka yanlışla düzeltilemez. Her zaman söylediğim bir şey var, burada bir kan varsa bunu kanla temizleyemezsiniz, pisliği pislikle temizleyemezsiniz, daha pis olur. Bu adımı iyi atmamız lazım.'
Diyarbakır Cezaevi ile ilgili kanaatlerini daha önceden açıkladığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
'Bunları ben lanetle kınamışımdır. Çünkü o işin içinden geldik. O işkenceleri ben de gördüm. Hiçbir zaman çıkıp da meydanlarda bunları söylemedim. Partimiz kapatılmayla karşı karşıya kaldığı zaman biz tabanımızı meydanlara dökmedik. Dikkat edilirse bazı partilerin bu tür şeylerde ilk işleri hemen meydanlara dökmek, cam çerçeve indirmek, bazı yerlerde molotoflarla, bombalarla, şunu yapmak, bunu yapmak... Bunlar çıkış yolu değil. Demokrasiyi benimsemişseniz ve parlamentonun da içine girmişseniz bütün şeylerinizi burada aramanız lazım. Onun için dikkat edilirse ben bir yolculukta ifadeyi şöyle kullandım, 'Biz teröristlerle mücadeleye devam ederiz ama parlamentonun içindeki uzantılarıyla müzakere ederiz' dedim. Bunu da bir şeylere rağmen söyledim. Bu konuyla ilgili daha önce Oslo'ydu, İmralı'ydı, bu konuda da devletin eli ayağı var. Hükümet bu enstrümanları yerli yerinde kullanır. Bu sadece Türkiye Cumhuriyeti'ne ait bir şey değil. Dünya bu işi böyle uygulamış. Biz bunları çok kullandık ve ben bu ülkelere ilgili bakan arkadaşlarımı gönderdim, oralara gidip ilgili bakanlarla görüşmeler yaptılar. O ülkelerin başbakanlarıyla bu konuları uluslararası toplantılarda bir araya geldiğimizde konuştum ve bu uygulamaları yaptım. Derdimiz, terörle mücadelede ülkemizi refaha, huzura nasıl ulaştırırız. Parlamentonun içindeki uzantının elinde bir yetki yoksa, hakikaten burada temsil kabiliyeti yoksa, bir irade kullanamıyorsa, gidip de teröristle de kucaklaşıyorsa, sarmaş dolaş olup öpüşüyorsa, ben onunla görüşemem. Çünkü ben şehidimin anasını ağlatamam, onları sıkıntıya sokamam. Bir kişiye şirin görüneceğim diye kalkıp böyle bir tarihi yanlışın içine giremem.'
'DERİN DEVLET TEMİZLENDİ DİYEMEM'
Devletteki derin yapıyla ilgili olarak Erdoğan, 'Devletteki derin yapı tamamen temizlendi diye bir iddia içinde olmadık. O kadar büyük bir iddiada bulunamam. Derin yapının sıfırlandığı bir ülke yoktur. Her ülkede bu tür yapılanmalar vardır. Önemli olan bu tür yapılanmaların darbelere neden olup olmadığıdır. Bu tür yapılar geçmişte bize zarar verdi. Biz bu yapıların zararını en aza indirdik. Mafya çete bunlarla olan mücadelemiz toplumu rahatlatmıştır. Diyelim ki siyasette belli yerlere geçmişte atama yapan bir yapı şimdi bunu yapamaz. Bizim çete ve mafyalarla olan mücadelemiz çok önemlidir' dedi.
"Ofisimde dinleme cihazı bulundu"
Hozat'taki fişlenme iddialarıyla ilgili Erdoğan, 'İddialar üzerine başlattığımız takip devam ediyor. Devletin bazı kurumlarında 'derin devlet'ten kalma kötü alışkanlıklar var. Ben dahil bu dinlemeler bitmemiştir. Evimin altındaki ofisimde dinleme cihazı bulundu. Derin devlet denen olay boş durmuyor' dedi.
ÖZAL'IN ÖLÜMÜ
Özal'ın ölümüyle ilgili olarak Erdoğan, 'Cumhurbaşkanımız Devlet Denetleme sistemini devreye soktu. Birtakım sonuçlar ortaya çıktı. Ama Adli Tıp Kurumu bile daha net sonuç söyleyemedi. Abdullah Bey'de ben de zehirlenme konusunda hassastır' dedi.
Deniz Baykal'la ilgili kaseti kimin yaptığıyla ilgili soru üzerine Erdoğan, 'Deniz Baykal'la ilgili kaseti de kimin yaptığı bulunamadı. Olayı duyduğumda Meclis'te kulisteydim, Bakan Yıldırım'a talimat verecek yayını kestik. Ama Deniz Baykal bu konuyla ilgili hassasiyetimi anlayamadı' dedi.
ODTÜ'DEKİ OLAYLAR
ODTÜ'deki olayların ardından yaşanan gözaltıların ve açıklamaların hatırlatılması üzerine Erdoğan, 'Ben bu üniversitenin yönetimini anlayabilmiş değilim, bunlar samimi değiller. Yine aynı şekilde bir toplantı sırasında, öğrenciler toplantı mahaline gelerek taşlamaya başladılar. Bu son olay ise bunun çok çok ötesinde. Polis oraya neden geldi? Kampüse sırt çantalarında bulunan molotoflarla gelen kişiler, eylem sırasında bunları yaktılar ve bunun üzerine polis destek istedi. Siz nasıl bir üniversitesiniz. Sizin yetiştirdiğimiz öğrenciler bunlarsa Türkiye batmıştır. Bu öğrenciler uydumuz fırlatılırken gururlanacağı yerde lastik yakıp eylem yapıyor. Sonra neymiş protesto için derse girmiyorlarmış. Böyle üniversite öğretim görevlisi olsa ne olur olmasa ne olur. Sonra bakıyoruz medya bu insanları sahipleniyor. Her olay polise fatura ediliyor. Orada lastik yakılmamış olsa molotof atılmamış olsa polis oraya neden girsin?' dedi.
GÜL'ÜN DAVET EDİLMEMESİ
Cumhurbaşkanı Gül'ün davet edilmemesinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, 'Organizasyon tamamen TÜBİTAK'a aittir. Bizim burada bir durumumuz yoktur. TÜBİTAK keşke Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü davet etmeyi atlamamış olsaydı. Medya bunun faturasını yine bize kesti ama organizasyon tamamen TÜBİTAK'a aittir' dedi.
'Kılıçdaroğlu mu Baykal mı?' sorusu üzerine Erdoğan, 'Kılıçdaroğlu, Baykal ile görüşmesinin ardından gazetecilerin aday mısınız sorusuna aday değilim demişti ertesi gün aday olmadı mı? Başka bir şey demiyorum. Ya göründüğün gibi ol ya olduğun gibi görün' dedi.
'CUMHURİYETLE HESAPLAŞMA İÇİNDE DEĞİLİZ'
Cumhuriyetle hesaplaşma yapıldığı sözleri üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
'Biz son 10 yılın 79 yılla kıyaslamasını yapıyoruz. Biz, bu nedenle Cumhuriyet'le hesaplaşmakla suçlanıyoruz. Biz 79 seneyi bütün olarak alıp son 10 senede nereye geldiğimizi gösteriyoruz. Devletin borçlanması, nerelerden nerelere geldi. Merkez Bankası döviz rezervi 121 milyar doları aştı. IMF'ye borcumuzu da Mayıs ayında sıfırlıyoruz. IMF'ye 5 milyar dolar borç verecek duruma geldik. Bankalarımız iflas ediyordu, biz kamu bankalarının borçlarını ödedik. KEY denilen ödemeleri yaptık. Bunları anlatmayalım, anlatınca Cumhuriyet'le hesaplaşıyorlar deniliyor. Bizim cumhurun sahibiyle bir alıp veremediğimiz yok.'
Muhafazakarlaşma konusunda ise Erdoğan, 'Ben hala muhafazakarım, bunda değişen bir şey yok' şeklinde konuştu.
'ZENGİN OLANDAN DAHA FAZLA VERGİ ALACAĞIZ'
Zenginden daha çok vergi alınmasıyla ilgili Erdoğan, 'Zengin olandan daha fazla vergi alacağız. Bu gelişmiş ülkelerde de böyle. Çok kazananlar da bundan rahatsız olacaklar ama rahatsız olmasınlar. Sonuçta kazanan bu ülke olacak' dedi.
'TÜRKİYE'NİN PUANINI GIDIM GIDIM YÜKSELTİYORLAR'
Kredi derecelendirme kuruluşlarıyla barışmasının mümkün olmadığını söyleyen Erdoğan, 'Bunlar tamamen siyasi. Yunanistan batmış durumda 6 puan birden yükseltiyorlar. Türkiye'nin puanını gıdım gıdım yükseltiyorlar. Bunlar samimi değiller. Adalarını satan ülkenin kredi puanını hala 6 basamak yükseltiyorlar' dedi.
KADINA ŞİDDET
Kadına şiddet konusuyla ilgili Erdoğan, 'Kadına şiddette Türkiye oran olarak artmıyor, eksiliyor. Geçmişte medya bunları takip etmiyordu. Algılamada bir sıkıntı yaşanıyor. Eskiden bunların istatistiki verileri yayınlanmıyordu. Şimdi hepsini takip ediyoruz. Bizim dinimizde kadına kalkıp da vuramazsın, kadın da erkeğe vuramaz. Bunu yapıyorsan burada hukuk devreye girer' dedi.
ASKER İNTİHARLARI
Asker intiharlarıyla ilgili olarak Erdoğan, şunları söyledi:
'Kışlada intihar genelde er ve erbaşlar arasında oluyor. Bu tür olaylarda ABD bir numara. Bu tür olayları A'dan Z'ye inceletiyoruz. Bu olayların son yıllarda yarı yarıya azaldığını görüyoruz. Kontroller sayesinde bu azalma sağlandı.
Askerin içerisinde intihar oluyor da dışarıda olmuyor mu? Birilerine fatura kesmek doğru değil. Yazılı ve görsel medyadan ricam bu konuda daha hassas olmasıdır.'
OTOYOL ÖZELLEŞTİRMESİ
Erdoğan, otoyol ve köprü özelleştirmesiyle ilgili olarak da, 'Fiyat daha iyi olabilirdi ama günümüz şartlarına göre iyi olduğu söyleniyor. Geçiş ücretlerine istenildiği gibi zam yapılamayacak. 'Bunlar özel sektör istenildiği gibi zam yaparlar' gibi bir anlayış söz konusu değil. Zamlar konusunda enflasyon kriter olacak. Ama bakım onarım işlerinde taviz yok' dedi.
SURİYE'DEKİ OLAYLAR
Suriye'deki olaylarla ilgili olarak Başbakan Erdoğan, 'Suriye'nin geleceğiyle ilgili olarak Esad'ın siyasi ömrüyle ilgili süre vermedim ama gidicidir. Halk sizi istemiyorsa er veya geç gidecektir. Esad işi mezhep savaşına getirmiştir. Suriye'de azınlığın çoğunluğa tahakkümü vardır. Esad'ın karada bir hakimiyeti kalmamıştır. Suriye politikasında geri adım atmayacağız. Esad'ın en büyük destekçisi İran'dır. BM Güvenlik Konseyi'nden beklenen kararın çıkmaması Esad'ı güçlendirmiştir. Batı destek veriyor Esad'a karşı ama beklediğimiz destek değil.
Irak'ta da bir mezhep savaşı var ve Suriye'ye dönüşebilir. Bağdat hükümeti orada azınlık hükümeti halindedir. Irak'ın bölünmesi konuşuluyor ama benim temennim bunun gerçekleşmemesidir. Orada halka dayalı bir sistemin oturtulması gerekmektedir' dedi.
'İRAN GENELKURMAYI BAŞKANI SAÇMALIYOR'
Patriotlarla ilgili İran Genelkurmay Başkanı'nın sözlerinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
'Patriotlar yerleştirilirse 3. dünya savaşı çıkar diyen İran Genelkurmay Başkanı saçmalıyor. Gereksiz bir şey. Genelkurmay Başkanı önce kim adına konuşuyor, ne adına konuşuyor? Biz cumhurbaşkanı ile konuştuğumuz zaman 'o kendi düşüncelerini söylüyor, bizim öyle bir düşüncemiz yok' diyor. Bakıyorsunuz sonra bir başkası çıkıp başka konuşuyor. Yani İran'da kim kim adına konuşuyor ne adına konuşuyor, orada söylem kimdedir, böyle devam edip gidiyor. Biz kendi kararımızı kendimiz veririz. Gerçi kendi ülkemin muhalefeti bile bizi anlayamıyor ve topraklarımızı NATO'ya devrettiğimizi söylüyor. NATO'nun amir hükmünde üye ülkelerin topraklarının savunucusu NATO'dur hükmü var. İran'da herkes konuşuyor. Patriotlar, Adana, Gaziantep ve Kahramanmaraş'a yerleştirilecek."
Bakmadan Geçme