Bölgeyi uçuruma sürüklemek istiyorlar

İran ve Suudi Arabistan arasında yaşanan krizin bölgeyi geri dönülemez bir savaşa sürüklediğinin altını çizen Yrd. Doç. Dr. Yusuf Sayın Ortadoğu'da çıkarılmak istenen Sünni-Şii çatışmasıyla bölgenin iyiden iyiye uçuruma sürüklenmek istendiğini söyledi.

Suudi Arabistan hükümetinin ülkenin önemli Şii liderlerinden Şeyh Nimr El-Nimr’i idam etmesinin ardından, İran’da birçok protesto gösterisi düzenlendi. Suudi Arabistan, İran’daki diplomatik temsilcilerini hedef alan saldırılar üzerine İran’la tüm diplomatik ve ticari ilişkilerini kesti. Bunun üzerine İran kabinesi, tüm Suudi Arabistan ürünlerine yasak kararı aldı. Kabine ayrıca, İran vatandaşlarının ikinci bir emre kadar Mekke'ye umreye gitmesine de yasak getirdi.

SÜNNİ- Şİİ ÇATIŞMASI DEVAM ETTİRİLMEK İSTENİYOR

İran’ın jeopolitik ekseni içindeki ülkelerin bir kısmı İran’ın tarafında yer alırken bir kısmının da Suudi Arabistan’ın yanında yer aldığını ifade eden Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yusuf Sayın, Kabuk bağlamış bir yara Sünni- Şii çatışması yarasının kanatılmaya çalışıldığını söyledi.  Sorunun Suudi Arabistan ile İran arasındaki bir din adamının idam edilmesi olmadığını belirten Yusuf Sayın, “Bölgedeki durum iki radikal görüş arasındaki çok gerilimli bir noktaya bir toplu iğnenin batırılmasıyla ilgili bir durum. Kabuk bağlamış bir yara olan Sünni- Şii çatışması yarasının kanatılmaya çalışılıyor” dedi.

SUUDİ ARABİSTAN’A DAHA YAKIN DURUMDAYIZ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret sonrasında olayların ortaya çıkmasının gerilimi artmasında önemli olduğunu düşünmediğini ifade eden Sayın,  “Türkiye, Suudi Arabistan ile stratejik partner olduğu için Suudi Arabistan taraftarı görünüyor. Son zamanlardaki Suriye meselesinden dolayı derin görüş ayrılıklarının daha da derinleştiği İran ile çok yakın değiliz.  Suudi Arabistan’a daha yakın durumdayız. Suudi tarafını tuttuğumuzun da geçen hafta İran Büyükelçisinin çağrılmasında anlayabiliriz” diye konuştu.

bolge--(1).jpg

TÜRKİYE EN ETKİN ARABULUCU

Türkiye’nin her iki taraftan biri değil de iki ülke arasında bir arabulucu görev üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Sayın, “Türkiye’nin arabuluculuğunun da en etkin arabuluculuk olur. Her iki ülke rejim arasında diplomatik kanallarla gerilimin düşürülmesi ve gerekirse de hukuki yolların aranmasıyla atlatılabileceğini düşünüyorum. Sünni blokun temsilcisi durumundaki Türkiye, Suudi Arabistan’ın yanında yer alırsa Şii blokla arasındaki Sünni dünyanın sorunları daha da derinleşecektir. Şii İran’ın yanında yer alırsa aynı şekilde Sünni dünyasıyla kendi içinde sorunlar yaşayacaktır.  Bu noktada Türkiye mezhepsel bir bakış açısı yerine daha çok ülkesinin menfaatlerini gözeten bir vatan bilinci içinde sınırlarının ve topraklarının bütünlüğünü gözeten bir dış politika uygulaması gerektiği kanaatindeyim. Mezhepsel bir dış politika yerine milli bir dış politika yürütmek zorundadır” şeklinde konuştu.

bolge--(2).jpg

GİRİŞİMLER YETERSİZ

Bu çerçevede Türkiye tarafından girişimlerin yetersiz olduğunu belirten Yusuf Sayın, “Daha çok Sünni tarafın yani Suudi Arabistan tarafını tutan tavır eş zamanlı olarak Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye’nin de olduğu bir taraf ve bunun karşında İran, Rusya ve İran’ın ekseni içindeki ülkelerin dahil olacağı bir karşı hilal olarak karşılıklı kutuplaşmanın daha da derinleşeceğini düşünüyorum. Fakat Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimde Türkiye’nin izleyeceği dış politikanın iki yansımasının olacağı ve bu yansımaların da stratejik olacağı kanaatini taşıyorum. Birincisi Türkiye’nin Suudi Arabistan tarafını tutması İsrail ile ilişkilerini geliştirecektir. İsrail ile olan ilişkilerin eski zamanlarda olduğu şekilde büyükelçilik düzeyine yükseltilmesi yani taslak anlaşmanın nihai anlaşmaya dönüşmesi düşünülebilir.  İkinci olarak da Mısır ile yakınlaşma Türkiye’nin İran’a yönelik Suudi Arabistan ile yapacağı bir girişim eş zamanlı olarak bölgedeki önemli bir Sünni devlet olan Mısır ve eski ama hala önemli bir partner olan İsrail ilişkilerin daha da artacağı kanaatindeyim” dedi.

MÜSLÜMAN DÜNYA BİRLEŞMELİ

Olayların istenilen bir şey olmadığını vurgulayan Yusuf Sayın, “İran, Suudi Arabistan, Türkiye, adı hangi ülke olursa olsun mezhepsel bakış açılarına, ulusal çıkarlarını birinci öneme getirdikleri, kendi çıkarları, kendi gelecek beklentilerinden dolayı mezhepsel argümanları sürekli masada tuttukları için maalesef Şii ve Sünni olarak bölünmüş olan Müslüman dünyanın daha da çok bölünmeye devam etmesi bu krizin daha da derinleşmesine neden olacak. İki ülke arasındaki olan bu kriz aslında Müslüman dünyayı birbirinden daha da çok ayırıyor. Müslüman dünya artık ayrılık projeleri yerine birleşme projelerini konuşması gerekiyor. Türkiye’nin arabulucu olarak İşbirliğine destek vermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.  
İSMAİL POÇAN / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme