Borçlanmada 'para birimine' dikkat!

Genç MÜSİAD Genel Başkanı Engin Akdağ, Yeni Haber'e önemli açıklamalarda bulundu. Akdağ, 'İş dünyası olarak hangi para biriminden gelir elde ediyorsak, o para biriminden borçlanmaya özen göstermeliyiz.' dedi

Komşu ülkelerde ve dünyanın belli ülkelerinde yaşanan ekonomik sarsıntıdan Türkiye ekonomisi de etkileniyor. Birçok ülkeye ihracatta bulunan Türkiye, pamuk ipliğine bağlı olan kur değişim oranlarından etkilenmemek için tedbirler alması gerekiyor. Konu ile ilgili olarak Yeni Haber’e görüş belirten Genç MÜSİAD Genel Başkanı Engin Akdağ, iş dünyasının borçlanmaya dikkat etmesi hususunda uyarılarda bulunuyor.

İŞ DÜNYASINA ÖNEMLİ UYARI

Akdağ, “Son dönemde kurda yaşanan gelişmelerin, bilhassa üretim maliyetlerinin artışı sebebiyle ekonomiye olumsuz yansıdığını ifade edebiliriz. Üretim maliyetlerinde gözlenen artışlar tüketici fiyatlarına da olumsuz yansımaktadır. Tarım ve sanayi üretiminde ithal girdi payının yüksekliği nedeniyle döviz fiyatı artınca enflasyon yukarı yönlü baskı altında kalıyor. Ekim ayında yüzde 11,9 seviyesine yükselen yıllık enflasyon oranı bunun en önemli göstergelerinden biri. Bu bağlamda, tarım ve sanayi üretiminde ithal girdi payının düşürülmesi ve yerli üretimin artırılmasına yönelik hamleler yapılması gerekiyor. Bir diğer husus ise, döviz üzerinden yüksek borçluluk oranları olarak dikkat çekmektedir. Bu bağlamda, iş dünyası olarak hangi para biriminden gelir elde ediyorsak o para biriminden borçlanmaya özen göstermeliyiz. Böylece kurda meydana gelen hızlı değişimlerle ortaya çıkacak muhtemel riskleri asgari düzeyde tutmak daha mümkün hale gelecektir.” dedi.

TÜRKİYE BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK

Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde güçlü büyüme performansını sürdüreceğine inandıklarını aktaran Engin Akdağ, “2008 yılında yaşanan küresel finans krizinin etkilerinin henüz aşılmaya başlandığından ve son dönemde küresel ekonominin ılımlı bir toparlanma süreci geçirdiğinden bahsedebiliriz. Ancak kriz öncesi performansın hala çok uzağındayız. Nitekim 2002-2007 yılları arasında ortalama olarak yüzde 4,8 büyüyen küresel ekonomi, 2008-2017 yılları arasında yalnızca yüzde 3,2 büyüyebildi; 2018-2020 arasında ise yüzde 3,8 büyümesi bekleniyor. Benzer şekilde küresel ticaret hacmi de kriz öncesi büyüme seviyelerine henüz ulaşamadı. Küreselleşmenin yoğun bir şekilde hissedildiği ve gün geçtikçe ülkelerin ticari ve finansal anlamda birbirlerine daha fazla entegre olduğu günümüz ekosisteminde, elbette Türkiye de bu gelişmelerden olumsuz etkilenmektedir. Ancak bu zorlu koşullar altında bile 2017 yılının ilk iki çeyreğinde ortalama olarak yüzde 5,1 büyüyen Türkiye ekonomisinden bahsedebiliyoruz. İkinci çeyrekte, en büyük 20 ekonominin temsil edildiği G20’de en yüksek büyümeyi gerçekleştiren üçüncü ülke konumundayız. Son dönemde büyümenin kaynaklarında ise hem iç talep hem de dış talep var. Bu bağlamda Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde de güçlü büyüme performansını sürdüreceğini ve gelişmekte olan ülkelerden pozitif anlamda ayrışacağını düşünüyorum.” diye konuştu.

EKONOMİ KOBİ’LER ÜZERİNDE BÜYÜYECEK

Ekonomik büyümede KOBİ’lerin önemli bir yer tuttuğuna dikkat çeken Akdağ, “Sürdürülebilir bir ekonomik büyüme için bir yandan iç talebi canlı tutmak, diğer taraftan da dış talepten yeterli desteği almamız gerekiyor. Bunun için başta ekonomi yönetimi olmak üzere, reel sektör temsilcileri olarak üreticilerden, nihai tüketici olarak hane halkına varana kadar; ekonominin bütün aktörlerine çok önemli görevler düşüyor. Bu bağlamda iş dünyası olarak üretimi güçlendirmek ve ihracata yönelik imalat üretimine ağırlık vermek gibi önemli bir sorumluluğumuz var. Yine bununla bağlantılı olarak, Türkiye ekonomisinin dinamizm ve büyümenin itici motoru olan KOBİ’lerin üzerinde büyüyeceğine inanıyoruz. Teminat ve teşvik mekanizmalarının yanı sıra özel sanayi bölgelerinin geliştirilmesiyle KOBİ’lerin önünün açılması, ekonomimizin köklerini sağlamlaştıracak ve birçok yapısal problemin çözümünde kritik rol oynayacaktır.” şeklinde konuştu.

SALİH KÖPRÜLÜ / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme