• Haberler
  • Siyaset
  • Bu süreç Türkiye'nin 'İstiklal Mücadelesi' sürecidir

Bu süreç Türkiye'nin 'İstiklal Mücadelesi' sürecidir

Başbakan Erdoğan, 'Bu çirkin komplodan güçlenerek çıkacağız ve yeni Türkiye'yi inşaa edeceğiz. Bu süreç yeni Türkiye'nin 'İstiklal Mücadelesi' sürecidir' dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, teşkilatından çalışmalarına devam etmelerini isteyerek, "Bu süreç, yeni Türkiye'nin istiklal mücadelesi sürecidir" dedi.

Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, önceki gün İzmir Alaybey Tersanesinde meydana gelen kazada şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa dileğinde bulundu.

 

VİDEO GÖRÜNTÜLERİNİ İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

 

22 Aralık tarihinin, 1914 yılında Osmanlı ordusu tarafından başlatılan Sarıkamış Harekatı'nın 99. yıl dönümü olduğunu belirten Erdoğan, "Sarıkamış'tan itibaren Kars dahil olmak üzere Kafkasya'nın işgalini sonlandırmak için başlatılan hareket maalesef çetin kış şartları nedeniyle arkasında çok hazin tablo bırakmıştı. Allahuekber Dağları'nı aşmak için çok sayıda Mehmetçik, soğuk ve tipinin etkisiyle şehitlik mertebesine ulaştı. Benim büyük dedem de o harekatta şehit oldu. 99. yıl dönümünde Sarıkamış şehirlerini rahmetle minnetle yad ediyoruz" diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu'ndaki 2014 bütçe görüşmelerine de değinen Erdoğan, muhalefetin görüşmelerde kullandığı red oyuna işaret ederek, "Yani bağırmaları, çağırmaları hiçbir şey oradaki oya yansımıyor" ifadesini kullandı.

Yapılan sözlü, fiili saldırılara rağmen AK Parti Gurubunun tam ciddiyetle bütçe görüşmelerin sürdürerek sonlandırdığını kaydeden Erdoğan,  2014 bütçenin hayırlara vesile olması yönünde Allah'tan niyazda bulundu.

"Milletimizi hayal kırıklığına uğratmadık"

Erdoğan, Afyonkarahisar'dan yola çıkarken millete bir söz verdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Milletimizi mahcup etmeyeceğiz. Milletimize, ülkemize hayal kırıklığı yaşatmayacağız. 11 yıldır hükümet görevimizde hamdolsun bu sözümüzü tuttuk. Mahcup olmadık. Mahcup etmedik. Milletimizi hayal kırıklığına uğratmadık. Buradan aziz milletimize, bizi ekranları başında izleyen tüm kardeşlerime bir kez daha bunun sözünü veriyorum. Milletim müsterih olsun, gönlünü ferah tutsun. Milletim bize güvensin. Biz her zaman hakkı söylemeye, doğruya doğru, eğriye eğri demeye devam edeceğiz. Halkın önünde hesaba çekileceğimizi biliriz. Bundan da öte hesap gününde mahşerde hesaba çekileceğimizi de biliriz. Her adım bu şuurla, bu anlayışla, bu korkuyla atarız. Bizim partimizi bu seviyelere çıkaran, bizi bu makamlara getiren, 11 yıl bizi burada tutan en başta dürüstlüğümüzdür. Emanete olan bağlılığımızdır. Yolsuzluklar karşısında sert, kararlı, tavizsiz duruşumuzdur. AK Parti yolsuzluklara göz yummaz, müsamaha göstermez. Zira bunu yaparsa var oluş zeminini ortadan kaldırmış olur. Bizi bugünlere dürüstlüğümüz ulaştırdı. Bizi bugünlere dik duruşumuz ulaştırdı. Biz cesur olduğumuz için Türkiye'ye aşkla sevdayla bağlı olduğumuz için, eser ürettiğimiz için, hizmet ürettiğimiz için bugünlere ve buralara geldik. Bundan asla taviz vermeyeceğiz."

"Süt kadar ak bir sicille yürüyoruz" 

Başbakan Erdoğan, kendilerine okul yıllarında hocalarının, "Sizin hayat şeridiniz bembeyaz derlerdi. Eğer tek bir yanlış yaparsanız tek bir kusurunuz olursa o bembeyaz şerit üzerinde o yanlış, o kusur bir leke olarak dikkat çeker derlerdi. Hayat şeridi simsiyah olanların üzerindeki lekeler ise dikkat çekmez derlerdi" şeklinde öğüt verdiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizler AK Parti'nin ak kadroları olarak bembeyaz süt kadar ak bir sicille yürüyoruz. En küçük bir çamur parçası, en küçük bir siyahlık bizim sicilimizde hemen dikkat çeker. Çektiğinde de biz bu noktada gereği neyse onu yaparız. Biz böyle bir hassasiyetle yürüyoruz. Bizim başkalarını örnek almamıza gerek yok. İyiler bize örnek olabilir. O ayrı bir konu. Ama bizim sicili siyah olanlar bize örnek teşkil edemez. Onların yaptıkları zaten ortada. Biz kendi sicilimize bakarız ve o sicilin üzerinde en küçük bir leke olmaması için de azami dikkat ederiz.

11 yıl içinde zaman zaman hakkımızda ithamlar oldu, iftiralar oldu, karalamalar, çamur atma girişimleri oldu. Hiç tereddüt etmedik. Sicilimizin bembeyaz kalabilmesi adına kötüleri aramızdan ayıkladık. Hakkından iftira olanların da aklanıp gelmesini sabırla bekledik. Dikkatinizi çekiyorum; bizim bu noktadaki hassasiyetimiz sırf iftiraya maruz kaldı, sırf çamur atıldı diye de söylentiler üzerinden kimse kusura bakmasın, biz o tür operasyonlara da aramızda girmeyiz. Çünkü biz bir şeyi eğer müdellel hale gelmediği sürece kabul etmemiz de mümkün değildir. Burada bir gerçeğin üzerinde özellikle durmam lazım; hukuk hakkın, adaletin, tecelli etmesi, iyinin kötüden ayrılabilmesi için vardır. Mahkemeler, hakimler savcılar hakkı haksızlıktan, haklıyı haksızdan, iyiyi kötüden ayırt etmek için vardır. Meclis mahkemelerin yerine geçemez. Siyasi partiler siyasi parti genel başkanları, hakimlerin yerine geçemez. Özellikle de medya, gazeteler, televizyonlar, yazarlar, yorumcular hakimin savcının yerine geçemez."

"İçeriden dışarıya sürekli bilgi sızıyor"

Erdoğan, 9 gündür, bir operasyon yürütüldüğünü, ilk günden operasyonun adının "büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu' adı konulduğunu kaydederek, şöyle konuştu:

"Ardından bir sıfat daha takıldı. Tarihin en büyük yolsuzluğu. Daha ikinci günden itibaren gözaltı, sorgu, savunma, mahkeme aşamaları geçildi, medya tarafından siyasetçiler tarafından doğrudan infaz yapılmaya başlandı. Bu arada içeriden dışarıya sürekli bilgi sızıyor. Güya gizlilik kaygısı olan bir süreç. Bu nasıl gizlilik kaygısıysa. Bu gizlilik kaygısının olmasına rağmen bu adımların atıldığı bir sistem içerisinde başka şeyler var. O zaman kusura bakmasınlar, burada yürütmenin uzantısı veya yargının belli bir yapı içerisindeki safhası, demek ki bunlar burada servis yapıyor. Şimdi burada bize düşen nedir? Burayı da temizlemektir. Bir taraftan hukuk içerisinde beraati zimmet asıldır diyeceksin, böyle yürüteceksin işi, öbür taraftan da dışarıya servis yapmaya devam edeceksin. Bu insanları kirletmeye kimsenin hakkı yok. Bugüne kadar birçok olaylar yaşandı ve bu olayları yaşayanlar belli bir müddet sonra beraat ettiler. Peki bu beraat eden insanların, o süreç içerisindeki kirletilmelerinin temize çıkarılmasının bedelini kim ödeyecek? Bunları bir kenara koymak mümkün mü? Bunlar da bizim ülkemizde yaşandı."

"Bu mudur hukuk?"

"Fotoğraflar, bilgiler, iddialar her gün manşetlerde, her gün ekranlarda" diyen Erdoğan, "Garip garip bakıyorsunuz ki montajlar. Bunlar bundan sonra da bunu yapabilecek karakter, kabiliyettedir. Bunun üzerine yetiştiler. Bu mudur hukuk? Yürütmenin içerisinde olanlara söylüyorum, bu mudur yürütme? Eğer kararı o operasyonun ikinci gününde anamuhalefetin, yavru muhalefetin temsilcileri verecekse hakime ne ihtiyaç var, mahkemeye ne ihtiyaç var? Eğer kararı medya verecekse, anında infaz yapılabilecekse böyle bir yetkisi varsa bütün bu uzun hukuk süreçlerine ne ihtiyaç var" şeklinde konuştu.

 Günlerdir Halk Bankası genel müdürünün evinden çıkan kutuların konuşulduğuna işaret eden Erdoğan, "Ya siz bu kutuların ne olduğunu nereden biliyorsunuz? Kim yaptı bunların servisini? O  paraların ne olduğunu nereden biliyorsunuz? Eğer evinde para çıktı diye bir insan anında suçlu oluyorsa buradan ben şimdi CHP'nin genel müdürüne soruyorum: Evinden 2,5 milyon avro çıkan şahsı siz neden milletvekili yaptınız? Hani çok temizdiniz? Bu iş bu kadar basit mi?" ifadelerini kullandı.

Bakmadan Geçme