• Haberler
  • Konya
  • Bülent Arınç Konya'da konuştu, 'Bizim hedefimiz ufuklar ötesi kadar büyük'

Bülent Arınç Konya'da konuştu, 'Bizim hedefimiz ufuklar ötesi kadar büyük'

Başbakan Yardımcısı Arınç, 'Biz Sultan Fatih gibiyiz. Hedefimiz büyük. Bizim hedefimiz boyumuz kadar değil, ufuklar ötesi kadar büyük' dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Beyşehir ilçesi Çarşı Cami Meydanı'nda partisinin düzenlediği mitingde, Türkiye'nin en güçlü hükumeti, en güçlü siyasi partisi olduklarını söyledi.

Bunu kuru bir övünme olarak söylemediğini, Türkiye'nin son 50 yıllık siyasi hayatına bakıldığında böylesinin gelmediğini vurgulayan Arınç, "14 Ağustos 2001'de bir avuç insan Anadolu insanının kalbine hitap etti. Dedik ki 'dürüst siyaset yapacağım. İlkeli, kararlı ve cesur olacağım. Başımı önüme eğmeyeceğim. Sizin emanetinizi karşıma kim çıkarsa çıksın sokakta bırakmayacağım. Siz de bana destek olun', hamdolsun yola çıktık. 15 ay sonra tek başına iktidara geldik. 2002 seçimlerinde bugüne kadar üç milletvekili seçimi geçirdik. Üçünde de grafik yukarıya doğru" diye konuştu. 

Bu oy oranını Türkiye'de yakalayan başka bir siyasi parti olmadığını dile getiren Arınç, şunları kaydetti:

"Son 64 yıla bakarak söylüyorum, bir parti içinde hüzün verici bir sonuç var. Cumhuriyet Halk Partisi 1950'de bir gitti, 64 yıldır gelemedi. 64 yıldır tek başına iktidar olamayan bir garip partiyle karşı karşıyayız. 15 ayda iktidar olduk, 12 senedir iş başındayız. Onlar bir gittiler bir daha gelemediler. Türkiye'de 11 yılda 7 seçim geçirmiş bir parti olarak hamdolsun ki başımız dik, alnımız açık, milletimiz bizi kucaklıyor, destekliyor. Biz de milletimize hizmetten geri durmuyoruz. 2001'e bakarsanız, 11 yıl öncesini hatırlarlayın. O gün hiçbir şey yoktu. Bugün her şey var. Akla kara gibi siyah beyaz gibi güneşle karanlık gibi o zamanda bir şeyler vardı, istifade edemiyorduk. Yetmiyordu. 'Para yok' diyorlardı. Partiler birbirlerini yiyorlardı."

"Koalisyon hükumetlerinde kavga kırmızı plaka uğruna olurdu"

Hükümetlerin ömrünün bir seneden fazla olmadığını, koalisyon hükumetlerinde pazarlıklar yapıldığını anlatan Arınç, şöyle devam etti:

"Bizden önce pazarlık olurdu. Bizden önce DSP, MHP, ANAP değil mi? Bu üç partili koalisyonda 38 bakan vardı. Biz geldik tek başımıza bakanlık sayısını 24'e indirdik. Bu akıl karı mı? Onlar 38, senin de 48 yapman gerekmez mi bakanlığı? Üç parti koalisyon kurarlarken memlekete nasıl hizmet edeceklerini konuşmazlardı, 'ben 8 bakanlık istiyorum', öbürü aşağıda kalır mı, '9 tane istiyorum', beriki 'ben 15 tane istiyorum, ben ikinizden de daha fazlayım' diyordu. Kavga kırmızı plaka uğruna olurdu. Bakanlık üzerine olurdu. 20 tane devlet bakanlığı vardı. Bizde şimdi bir tane devlet bakanlığı yok. Bizde 25 tane icracı bakanlık var. Peki o bakanların zamanında bunlar neye bakardı. Bakmak başka, görmek başka şey. Her yere bakarsınız ama gördüğünüz önemli. Bunların da adı bakandı. Kırmızı plakalı arabaları vardı. Neye bakıyorlardı, Gübre Sanayi Genel Müdürlüğüne bakan vardı, yapı krediden sorumlu, Ziraat Bankasından, Emlak Bank'tan sorumlu, hava sanayiden sorumlu bakan vardı. Bak ben bakanım şimdi ama 13 tane kuruma birden bakıyorum. Her yere ayrı bir bakanlık yok. Biz hızlı, enerjik, kararlı hükumetler kurmak istedik. Tasarrufa gittik çünkü tek başımıza iktidardayız."

"Biz sultan Fatih gibiyiz"

Eskiden hastanelerin bile ayrı olduğunu, SSK hastanesinde SSK'lılar, devlet hastanesine memurların, Bağ-Kur'luların gittiğini ifade eden Arınç,  Türkiye'nin her yerinde hastanelerin birinci sınıf hizmet verdiğini, hepsinin birleştiğini aktardı.

Şehirlerin merkezinde şehir hastaneleri yaptıklarına, sağlıkta sorunun kalmadığına dikkati çeken Arınç, "Her yıl devletin bütçesinden sağlık masraflarını karşılamak üzere 70 katrilyon para harcıyoruz. Ulaşımda çok büyük adımlar attık. Her yer bölünmüş yol, yerine göre otoyol, yerine göre yüksek hızlı tren ve yerine göre havaalanıyla ulaşıma açıldı. İlk iktidara geldik Sayın Başbakanımız dedi ki; '15 bin kilometre bölünmüş yol yapacağız'. İçimizden dedik ki 'Ya Başbakan biraz yukardan atıyorsun. Böyle bir şey olur mu? 69 yılda 6 bin kilometre yol yapmışlar sen 5 senede 15 bin kilometre yapacağım' diyorsun.  Biz Sultan Fatih gibiyiz. Hedefimiz büyük. Bizim hedefimiz boyumuz kadar değil, ufuklar ötesi kadar büyük. Biz böyle bir partiyiz. 15'i de yaptık şu anda 2003'ten bu yana yaptığımız bölünmüş yol 19 bin 500 kilometreye ulaştı" diye konuştu.

"Fotomontajlarla, kasetlerle bizi farklı göstermeye çalıştılar"

Arınç, şöyle devam etti: "Son günlerde, özellikle bu seçimde, AK Partiyi başarısız kılmak için bugüne kadar başarılı olamadıkları her şeyi yaptılar. Maalesef ahlaksızca, belden aşağı tabirini kullanırız, terbiyesizce iftiralar atmaya başladılar. Yalan söylemeye başladılar. Fotomontajlarla, kasetlerle bizi farklı göstermeye çalıştılar. Bunların hiçbirisine inanmayın. Tek amaçları var. Bizi bu seçimlerde başarısız kılmak. İftiralarla küçültmek. Arkadan Cumhurbaşkanlığı seçimi gelecek. Siz seçeceksiniz. Cumhurbaşkanını, onu da sizin sevdiğiniz biri olmasın diye engel çıkartmak istiyorlar. Bunların yargıya intikal etmiş, iddiaları araştırılır ama bir insan henüz hakkında dava bile açılmamış meclis soruşturması bile istenmemiş bir Başbakan hakkında ağız dolusu hakaretlerle seçim çalışması yapılmaz. Suç işleyenler yargı önünde hesabını verecekler. Haksızlık yapanlar, yanlış yapanlar mutlaka bunun hesabını verecek, vermesi lazım. Bu milleti geriletmeye, tökezletmeye, bu hükumeti yıpratmaya kimsenin hakkı yok. Biz yalanla, dolanla, iftiralarla yıkılacak, güçsüz bir hükumet değiliz. Bir ana muhalefet lideri, bir siyasetçi hakkında sadece montaj bir teyp kaseti bulunan bir insan hakkında ağzını doldura doldura hakaret eder mi, yakışır mı? Sen yarın iktidara geleceksen ana muhalefet partisiysen bir siyasetçinin ağzında bir hükumet başına, başbakana karşı böyle yanlış, böyle terbiye dışı şeyler söylenir mi? Bir konuşmanın yüzde 95'ini insan çocukların bile ağzına almayacağı, kötü insanların bile kullanmaktan imtina edeceği şeyleri söyler mi? Bu, ne kadar düşük ve ne kadar çirkin bir siyasettir. Biz onların diliyle bile cevap vermeyiz. Onların söylediği kelimeleri tekrar etmekten utanır, haya duyarız. Bir ülkenin en büyük talihsizliği böyle bir ana muhalefet partisinin oluşudur. 64 yıldır niye iktidara gelmediklerinin sebebi de budur. Milletin değerlerine hakaret eden insanların, yüzde 50 oyla başbakan olmuş bir insana hakaret etmeyi siyaset zanneden gafillerin bundan sonra da iktidara gelmesi mümkün değil." 

Muhalefet partilerine çağrı

Kendilerinin oylarını artıra artıra bugünlere geldiklerini ifade eden Arınç, iddialarının, 2009'dan daha iyi sonuç almak olduğunu, yüzde 38-39'un altına düşerlerse kayıpta olduklarını dile getirdi.

Bir önceki seçimlerin ne kadar üstüne çıkarlarsa o kadara başarılı olacaklarını belirten Arınç, şunları kaydetti:

"Başbakanımız her seçime girerken bir şey söylüyor. 'Bu seçimde ben ikinci parti olursam siyaseti bırakacağım' diyor. Onların böyle bir şey iddia etmesi mümkün mü? Sayın Başbakanın yerine ben üç aydır bir şey söylüyorum. Ey Kılıçdaroğlu, hükümet yıprandı, AK Parti düşüşte ve hakaret ediyorsun. Ey Bahçeli 'AK Parti yıprandı, düşüşte' diyorsun. Belki söyledikleriniz gerçekleşir. Onu 30 Mart'tan sonra görecegiz. Ama siz de bakın yıllardan beri bu siyasi partilerin başında olan insanlar için kendinize bir hedef koymanız lazım. Başbakan 'ikinci olursam bırakırım' diyor. İkinciliği üçüncülüğü bırak sen bu seçimlerde 'yüzde 30'un altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum' diyebilir misin? Hiç duymadı. Ağzından çıkan kulağından çıkan hakaret. Sayın Bahçeli'ye biraz insaflı davrandım. Biraz sevdiğim için dedim ki; senin için de yüzde 20 hedefini koyuyorum. Sen de Sayın Bahçeli; bu seçimlerde yüzde 20'inin altında oy alırsam 21 seneden beri sürdürdüğüm genel başkanlığı bırakırım diyebilir misin?"

"Sen kimsin Allah aşkına?"

"Kılıçdaroğlu 'bunlar kaçacak', uçak helikopter bulup gittiğimiz yerden bizi getirip, yargılayacakmış. Adamın boyuna bakın, söylediği sözlere bakın. Kalitesine bakın. Sen kimsin Allah aşkına, kim nerden kaçıyor da sen bizi yakalayıp getireceksin. Bir insan bu kadar edepsiz, bu kadar ufuksuz olabilir mi?" diyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sen, kongrelerde seçilerek genel başkan olmadın ki... Senden önceki genel başkanın bir şantaj kaseti çıktı, o adam bıraktı. Sen onu günde üç defa ziyaret ettin, elini öptün. Kapıdan çıkarken gazeteciler sana sordu, 'Kılıçdaroğlu, aday olacak mısın? Yüzün bembeyaz kesildi. Yedi defa yemin etti aday olmayacağım diye. Sonra arkasından motorunu kurdular, 'ben adayım' dedi. Kongreye girdi, başka da aday yoktu, seçimi kazandı. Böyle genel başkan olunmaz. Genel başkan olacak adam, 11 senede kendi partisinin kongresine tek aday olarak oy birliğiyle seçilir ve ülkeyi yönetir. Bahçeli, ben iktidar olursam güç benim elime geçerse, yumuşak bir şey söylüyor, Tayyip Bey'in evinin karşısına gelecek ilkokul çocuklarına haftada bir defa andımızı okutacakmış, onun cezası da böyle bize. Milletimizle, kimliğimizle, Türklüğümüzle, iftihar ediyoruz. Biz, bu topraklarda yaşayan yüz binlerce, milyonlarca insanın köküne, kökenine bakmadan onları bir kardeş gibi kucaklıyoruz. Yaradılanı seviyoruz, yaradandan ötürü. Hamdolsun tarihimizle de iftihar ediyoruz. Eğer bu seçim, bir hükümet seçimi, güven oylaması olacaksa rakiplerimizin söylediklerine bakın. Birisi andımızı okutacak evimizin önünde, öbürü de helikopterle bizi getirecek yakalayacak cezalandıracak. 64 yıldır iktidar olamamış insanın ağzından çıkan sözlere bakın. Yüzde 20'leri bile hedef olarak alamayan bir genel başkanın söylediklerine bakın."

"Bizim düşmanımız o şebekedir"

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Seydişehir'de Kızılay Meydanı'nda partisince düzenlenen mitingde, kasetlerle hükümet devirmeye çalışanların, hakaretlerle, yolsuzluk söylentileriyle duvara çamur atmaya çalışanların, çamur tutmasa da izi kalır hesabı yapanların hesabını bozmaları gerektiğini, bu seçimden sonra önlerinde cumhurbaşkanlığı seçiminin olduğunu vurguladı.

İçlerinde yanlış yapanlar varsa hepsinin hesabını göreceklerini anlatan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu hükumeti, yıpratmak itibarsızlaştırmak isteyenler var. Herkesi gelişi güzel dinleyip sonra da bu kasetleri şantaj amaçlı kullanmak isteyenler var. Maalesef bir kısmı emniyetin, bir kısmı yargının, bir kısmı TİB'in içinde ve başka yerlerde. Bu hükümeti devirmek için ele ele vermiş bir şebeke var. Bizim düşmanımız o şebekedir. Hesap soracağımız o şebekedir. Hukuka aykırı işler yapanlardır. Suç işleyenlerdir. Yoksa masum insanlar değildir. Değerli kardeşlerim, bunu şu amaçla söylüyorum. Çevremizde, sağımızda solumuzda hizmet amacıyla güzel hayırlı işler yapanlar, maddi destek sağlayanlar, çocuklarımızın geleceği için okullar açanlar, öğretmenlik yapanlar olabilir. Masum insanları ayırmak lazım. Onlar, bizim kardeşlerimiz. Onları seviyoruz, onlarla birlikteyiz. Ama onların içinde görünüp de düşmanlık yapanlara, hükumeti devirmeye çalışanlara, Türkiye'nin altını oymak isteyenlere nefes aldırmayacağız. Onların da hesaplarını bozacağız. Dolayısıyla inşallah biz o kardeşlerimizin de gerçekleri görüp AK Parti'ye daha çok sarılacaklarına inanıyoruz. AK Parti'yi daha çok destekleyeceklerine güveniyoruz."

 

 

 

 

 

 

 

 

Bakmadan Geçme