Burundi'deki siyasi krizin çözüm yolları

Burundi'deki siyasi krizin çözüm yolları
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Uzmanlar, Burundi'de Devlet Başkanı Pierre Nkurunziza'nın bir yıl önce üçüncü kez devlet başkanlığı için adaylığını açıklamasının ardından çıkan siyasi krizin, rejime yakın bir ismin darbe yapması, yaptırımlar karşısında iktidarın muhalefetle uzlaşmak zorunda kalması veya uluslararası toplumun doğrudan müdahalesiyle son bulacağını belirtti.

Uluslararası toplumu, ülkedeki şiddet olaylarının sona ermesi ve kapsayıcı bir siyasi diyalog süreci oluşturulmasını dört gözle beklerken, hükümet "radikal" olarak tanımladığı muhalefetin bir kısmıyla uzlaşmayı reddediyor. Batılı güçler, şiddet olaylarını, hükümetle muhalefetin anlaşamamasına dayandırırken Nkurunziza, barışı tesis etmek için ülkeye gelen arabulucuların bir kısmıyla görüşmeyi reddetti.

Anayasa Mahkemesinin 25 Nisan 2015'te Nkurunziza'nın adaylığını kabul etmesinin ardından 26 Nisan'da halk ve güvenlik güçleri arasında başlayan ilk çatışmalarla bir yıldır süren siyasi kriz, uzmanlara göre üç senaryodan birisinin gerçekleşmesiyle sona erecek.

- Rejime yakın bir isimin darbe düzenlemesi

Dakar Üniversitesinde Kamu Hukuku Profesörü Arona Ndiaye, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Nkurunziza'nın Doğu Afrika Topluluğu (EAC) Zirvesi için Tanzanya'da bulunduğu sırada eski Genelkurmay Başkanı Gaudefroid Niyombare tarafından 13 Mayıs'ta düzenlenen başarısız darbe girişiminin ardından ordunun Nkurunziza'nın güvendiği kişilerle yeniden şekillendiğini belirtti.

Ndiaye, ülkede düzelmeyen siyasi ve güvenlik durumunun mevcut rejimin içerisinde bölünmelere yol açabileceğine ve rejime yakın bir ismin krize son vermek amacıyla darbe düzenleyebileceğine dikkati çekti.

Ruanda'nın ayrılıkçı grupları desteklediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını söyleyen Ndiaye, dış destekli darbe olasılığının düşük olduğunu ifade etti.

- Hükümetle muhalefetin uzlaşması

Demokratik Kongo'nun Bukavu Üniversitesinde Siyaset Bilimi Profesörü Blaise Muderwa, rejime yakın kişilerce düzenlenen bir darbenin siyasi krizin durağan dönemine son verebileceği gibi iktidardaki gücün çıkarlarını da koruyabileceğini söyledi.

Uluslararası güçlerin, muhalefetle uzlaşamaması nedeniyle Burundi'ye verdiği desteği askıya aldığını hatırlatan Muderwa, "Nkurunziza rejiminin yüzde 50'si uluslararası güçlerin yardımlarından oluşuyor. Hükümet, bu yaptırımlarla uluslararası güçlerin önerilerine sıcak bakmaya başlayacak" ifadesini kullandı.

Avrupa Birliği geçen ay, krize son verecek önlem almadığı gerekçesiyle bütçe desteği dahil Burundi hükümetine doğrudan sağlanan finansal desteğini askıya aldığını duyurmuş, Uluslararası Fransızca Konuşan Ülkeler Örgütü (OIF) de bu ay başında, Burundi ile işbirliğini askıya aldığını bildirmişti. Kuruluşlar, söz konusu yaptırımlarla hükümetin muhalefetle uzlaşma yoluna girmesini sağlamaya çalışsa da bu doğrultuda henüz olumlu bir gelişme kaydedilemedi.

Krize çözüm bulmak ve yetkililerle görüşmek amacıyla şubat ayında ülkeyi ziyaret eden Afrikalı bir heyetin sunduğu çözümleri reddeden Nkurunziza, Mayıs 2015'teki darbeyi desteklemekle suçladığı heyetle görüşmeyi kabul etmedi.

- Uluslararası toplumun doğrudan müdahale etmesi 

Büyük Göller Ülkeleri Ekonomik Topluluğunda (CEPGL) uluslararası ilişkiler uzmanı Kongolu Telesphore N'landu, Büyük Göller bölgesinde hiçbir ülkenin uluslararası toplumun yaptırımlarına karşı direnemediğine dikkati çekerek Burundi'nin en sonunda uluslararası toplumun talep ettiği diyalog sürecine doğru ilerleyeceğini ifade etti.

Hükümetin diyalog sürecine girmediği takdirde ülkedeki kaosun devam edeceğini kaydeden N'landu, şiddet olaylarının Birleşmiş Milletler (BM) veya Afrika Birliği'nin ülkeye askeri müdahalede bulunmasına yol açabileceğini vurguladı.

Afrika Birliği'ne başkanlık yapan Çad'ın Dışişleri Bakanı Musa Faki Mahamat, geçen ay AA muhabirine yaptığı açıklamada, Afrika Birliği'nin, güvenlik amacıyla 5 bin askerinin Burundi'de 6 ay görevlendirilmesini kararlaştırdığını ancak Burundi hükümetinin buna karşı çıktığını hatırlatarak "Burundi'deki siyasi krizin çözümünde istenilen hızda olmasa bile gelişmeler yaşanıyor. Ülkede yaşananları tespit etmek amacıyla yeterli sayıda uzman sahaya çıktı. Yaptırım uygulamak istemiyoruz ancak olası durumlarda devreye girecek bazı mekanizmalar oluşturuldu. Örneğin ciddi tehditler karşında istikrarı sağlamak amacıyla Afrika güvenlik güçleri devreye girebilir" demişti.

- Siyasi krizin arka planı 

Burundi'de 10 yıldır iktidarda bulunan Nkurunziza, hükümetle silahlı gruplar arasında Ağustos 2000'de imzalanan Aruşa Anlaşması'nda yer alan "devlet başkanının yalnızca iki kez seçilebileceğine" ilişkin maddeye rağmen Nisan 2015'te üçüncü kez devlet başkanlığına adaylığını açıklamıştı. Anayasa Mahkemesi de adaylığın önünde yasal bir engel bulunmadığı yönünde karar almıştı.

Bunun üzerine muhalefet ve sivil toplum kuruluşları, kararı protesto etmek için sokaklara dökülmüştü. Birleşmiş Milletler'in (BM) verilerine göre, olayların başladığı Nisan 2015'ten bu yana ülkede 500'den fazla kişi öldü, 600 kişi işkenceye maruz kaldı, 270 binden fazla kişi de ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.

Ülke, 13 Mayıs 2015'te General Niyombare'nin önderliğinde düzenlenen başarısız darbe girişimine de sahne olmuştu. Çok sayıda subay, başarısız girişimin ardından Ruanda başta olmak üzere komşu ülkelere kaçmıştı.

Nkurunziza, 21 Temmuz 2015'te düzenlenen devlet başkanı seçiminde oyların yüzde 69'unu alarak 20 Ağustos'ta yemin etmişti.

Bakmadan Geçme