Büyük hadis alimi: İmam Buhari

Hadis ilminde otorite olmakla kalmamış, senet açısından da ilmi ehliyetini ortaya koyan, özellikle senet konusunda, ravi değerlendirmede temel bilim olan İlel ve Ricâl biliminde büyük bir deha olan İmam Buhari'yi rahmetle anıyoruz.

İslam’ın ilk yıllarında Kur’an ayetleri ile karışabilir endişesiyle hadisler toplanmadı. Ancak Kur’an cem edilip bu tehlike ortadan kalkınca Peygamber’in (SAV) söylediği sözler ve yaptığı fiilleri toplamak için çalışmalar yapıldı. İşte bu çalışmalardan en önemlisi, Kur’an’dan sonra ikinci kaynak olarak kabul edilen ve Sahih-i Buhârî olarak tanınan Camiu’s-Sahih’in derleyicisi İmam Buhârî’nin H. 194, M. 810 yılında Buhara’da dünyaya geldi. H. 256, M. 870 yılında Semerkant yakınlarındaki Hartenk köyünde hicri yıla göre 62, miladiye göre 60 yaşında vefat etti. Kaynaklar kendisinin Buhara’da 13 Şevval günü, miladi takvime göre 31 Ağustos’ta vefat ettiğini belirtmektedirler. Buhârî’nin doğum yeri olan Buhara, Batı Özbekistan’da Amuderya’nın doğusunda bir kenttir. Doğduğu yer münasebetiyle Buhârî olarak anılmıştır. Kendisinin Türk veya Fars olduğu hususu tartışmalıdır. Buhârî, on yaşlarında Buhara’lı bazı muhaddislerden hadis dersleri almaya başladı. Hocalarının yaptığı rivayet hatalarını düzelten Buhârî, bu zekâsıyla dikkatleri üzerine çekti. 16 yıllık seyahatinden sonra H. 226’da, 32 yaşında memleketine döndü. Kendisi bin 800 hocadan hadis dinlemiştir. Öğrencilerinin sayısı bir hayli fazladır. 90 bin kişinin kendisinden hadis rivayet ettiği bildirilmektedir. Çeşitli şehirlerde verdiği toplu derslerde 20 bin kişinin kendisini dinlediği rivayet edilir. Önemli öğrencilerinden Müslim, Tırmizi, Ebû Hatim Râzî, İbrahim b. Ma’kıl Nesefî, İbni Davud, Firabrî, Nesai ve İbni Hüzeyme’yi sayabiliriz.

KESKİN BİR ZEKÂYA SAHİPTİ

Buhârî’nin en önemli özelliklerinden birisi hadis-i şeriflerin ravilerini çok incelemesi idi. Hadislerin metnini ezberlediği gibi, hadisi rivayet eden zatların künyesini, doğum-ölüm tarihlerini, ahlakını, yaşayışını, kimden rivayette bulunduğunu, o raviden başka kimlerin hadis aldığını öğrenirdi. Bir kimse hadis rivayetinde ve ravilerin senedinde hataya düşse, hemen İmam Buhârî’yi bulurdu. İmam Buhârî, keskin bir zekâ ve ezberleme yeteneğine sahipti. Herhangi bir şeyi ezberlemesi için ona bir defa bakması veya bir defa dinlemesi yeterliydi. Bu anlamda binlerce hadis ezberlemişti. İmam Buhârî hadis ilminde otorite olmakla kalmamış, senet açısından da ilmi ehliyetini ortaya koymuştur. İmam Buhârî, ömrünün son yıllarında, Nişâbûr’a döndüğünde, ilimdeki üstünlüğünü bilenler etrafında toplanmıştı. İlim meclisine devam edenlerin çokluğu ve gördüğü itibar, bazı kimselerin kıskanmasına ve iyi olmayan tutum içine girmelerine yol açtı. Bundan dolayı Nişâbûr’dan ayrılıp, Buhâra’ya gitti. İmam Buhârî Buhâra’dan çıkış yapınca, Semerkantlılar kendisini davet ettiler. Giderken yolda Semerkantlı bir topluluğun kendisini isteyip, bir kısmının istemediği haberini alınca, Hartenk’de akrabalarının yanında kaldı. İnsanların bu hâlinden kalbi daraldı ve canı sıkıldı. Teheccüd namazından sonra ellerini açıp, “Yâ Rabbî! Yeryüzü bu genişlikle bana dar oldu. Beni tarafına al!” diye duâ etti. O ay, orada hastalandı ve Ramazan bayramı gecesi vefat etti.

• AYŞE AKINCI

Bakmadan Geçme