Çağın yeni hastalığı: Dijital yorgunluk

Teknolojik aletlerin kullanımı artarken, TÜİK 2020 yılında 16-74 yaş aralığında internet kullanımının yüzde 79 olduğunu açıklamıştı. 2019 yılında evden internet erişim yüzde 88 iken bu oran 2020 yılında yüzde 90'lara çıktı.

Çağın yeni hastalığı: Dijital yorgunluk
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Teknolojik aletlerin kullanımı artarken, TÜİK 2020 yılında 16-74 yaş aralığında internet kullanımının yüzde 79 olduğunu açıklamıştı. 2019 yılında evden internet erişim yüzde 88 iken bu oran 2020 yılında yüzde 90’lara çıktı. İnsanların, pandemiden önce günlük ortalama 4 saat teknoloji kullanımı varken bu saat pandemiyle birlikte 8 saate çıktı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Psikolog Betül Palancı, “Sosyal medya üzerinden özellikle Koronavirüsle ilgili gelen bilgileri olumsuz bir şekilde algılamaya başladığımızda maalesef karşılaşacağımız bir sıkıntı da psikolojik problemler olacaktır” dedi. 

dijital-yorgunluk-1.jpg

Evden çalışmanın artmasıyla beraber, evde teknoloji kullanımı da arttı. Dijital yorgunluk, kişinin farkında olmadan arkadaşlarıyla ve sosyal çevresiyle olan iletişimini olumsuz yönde etkiliyor! Teknolojik bağımlılığın artmasıyla birlikte hastalıkların da arttığını söyleyen Uzman Klinik Psikolog Betül Palancı, “Telefondan ayrı kalamama korkusu, sürekli gündemi takip etme, bununla beraber başlayacak göz problemleri, bel, boyun ağrıları bu izolasyon sürecinde yeme içme bozuklukları, uyku problemleri gibi birçok sıkıntıyla karşı karşıya kalacağız” diye öngörüde bulundu.

‘PANİK, KAYGI VE TAKINTI YAPABİLİR’

Psikolog Palancı, salgın sürecinde teknoloji kullanımıyla birlikte var olan takıntıların daha çok artabileceğine, daha yoğun kaygı yaşanabileceğine ve zaman zaman paniğe kapılmaların artabileceğine dikkat çekti. Korona salgınıyla beraber neredeyse tüm sosyal ilişkilerin ve eğitimlerin de değişime uğradığını ifade eden Palancı, şunları aktardı: “Artık günün 24 saati çevrimiçi iletişim halindeyiz. Her türlü işimizi teknolojik cihazlar üzerinden yapıyoruz. İş zamanı ve aile zamanı kavramları da karmakarışık bir hal aldı ve işin ne zaman başlayıp bittiği, aile hayatımızın sınırlarının ne olduğu iyice belirsizleşti. Artık eğitimlerin de internet üzerinden verilip alındığı bu dönemde, ebeveynlerin çok dikkatli olması gerekiyor. Çocukları bekleyen tehlikeler arasında; siber zorbalık, kimlik avı, kötü amaçlı yazılımlar, psikolojik, cinsel istismar, dolandırıcılar gibi pek çok tehlike bulunuyor.”

dijital-yorgunluk-3.jpg

‘ÇOCUKLARDA TEKNOLOJİ KULLANIMININ ÖNÜNE GEÇİLMELİ’

Çocuklarda teknolojik kullanımının önüne geçilmesi içi yapılması gerekenleri anlatan Palancı, “Öncelikle karşı karşıya kaldığımız bu virüs durumu çocuğun gelişim dönemine uygun bir şekilde anlatılmalıdır. Bu süreçte olay somutlaştırılabilir veya oyun haline getirilebilir. Doğru el yıkamanın ve sosyal mesafenin önemi, hapşırırken ve hapşırdıktan sonra ne yapması gerektiği gibi durumlar kuklalarla, hikâyelerle vb. yaratıcı oyun teknikleriyle öğretilebilir. Evde kalınan bu dönemde çocuklarla birlikte spor yapma, okuma etkinlikleri, resim ve boyama yapma, sek sek oynama, bilmece oyunları, hayal dünyasını kullanabileceği yaratıcı oyunlar, drama etkinlikleri, yaş ve gelişim düzeylerine uygun sorumluluklar verme vb etkinlikler yapabilir. Çok fazla teknolojik aletlerle zaman geçirmelerinin yerine çocukların gelişimleri destekleyici faaliyetlerde bulunabilir” şeklinde konuştu.

SALGIN DÖNEMİ DEĞİŞİKLİKLERE NEDEN OLUYOR!

Salgın döneminin hem ebeveynlerde hem de çocuklarda bazı fiziksel ve duygusal değişikliklere neden olduğunun altını çizen Palancı, şöyle konuştu: “Bu dönemde aileler salgın ile ilgili olumsuz konuşmaktan sürekli evde bu konu ile ilgili haberler izlemekten kaçınmalıdır. Çocuğun ağlama, öfkelenme, vurma, bağırma, uykusuzluk gibi görülebilecek sorunlarına karşı sabırlı ve anlayışlı olmaları önerilmektedir. Çocukların istenmeyen davranışlarını engellemek için Koronavirüs ile korkutulması ve tehdit edilmemesi gerekmektedir. Çocukların evdeki hareket alanları kısıtlanmamalıdır. Günlük rutinler belirleyip ona göre hareket etmeleri sağlanmalıdır. Evde oyun ihtiyaçlarını giderecek aktiviteler yapılmalıdır. Ailesi sağlık çalışanı olan veya bu salgın sebebi ile anne-babalarını görmeyen çocukların anne ve babası ile olan iletişimi koparılmamalı, çocuk ağladığı veya inat ettiği zaman anne ve babasıyla tehdit edilmemelidir.”

dijital-yorgunluk-4.jpg

‘PSİKOLOJİMİZİ İYİ KORUMAMIZ GEREKİYOR’

Özellikle bu dönemden sonra psikolojik rahatsızlıklar ve evde kapalı kalma insanları çok olumsuz etkileyeceği için psikolojimizin iyi korunması gerektiğine vurgu yapan Palancı, “Ailemizle birlikte pozitif düşünerek, iyi vakit geçirerek daha fazla teknoloji bağımlısı olmadan bu süreci el birliği ile atlatmamız gerekiyor” diyerek sözlerine son verdi.

SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme