1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Çebi: Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz
Çebi: Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz

Çebi: Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, beIN SPORTS'ta yayınlanan be UNITED programında açıklamalarda bulundu.

A+A-

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, yayıncı kuruluş beIN Sports ekranlarında Güntekin Onay'ın sorularını yanıtladı.

Başkan Çebi, gündeme dair birçok konuda dikkat çeken açıklamalar yaptı. Adaletin olmadığı yerde huzurun olmayacağını vurgulayan Çebi, "Adaletsizlik ve haksızlık duygusunu hissettiğiniz zaman infial ediyorsunuz. Onun için bütün mesele tabii ki infial etmemek için gerekli sabrı göstermektir ama birinci vazife, size haksızlık ve adaletsizliği yapanların bu tavırdan uzaklaşması gerekmektedir." dedi.

Güntekin Onay: Aslında omuzlarınızda büyük yük var. Hem bir iş adamsınız hem Kulüpler Birliği Başkanlığı hem Beşiktaş Kulübünün Başkanlığı… Bayağı yoğun bir mesai harcıyorsunuz bütün bu süreçte. Kulüpler Birliği Başkanlığı süreci nasıl gelişti Sayın Başkan? Öyle başlayalım. Siz pek niyetli gözükmüyordunuz.

Ahmet Nur Çebi: Beşiktaş’ın tabii ki daha fazla zaman ayırman gereken sürecin içerisindeydik ve zaman istedim arkadaşlarımdan hatta Mehmet Sepil Başkan görevi bırakmak istediğinde bana bu yükü devretmek istediler bir görevi. Ben de arkadaşlarına şunu söyledim. En azından 3-5 ay daha zamana ihtiyacım var. Bir başkası yapsın tercih ederim ama benim yapmamı istiyorsanız 3-5 ay kadar daha bunu erteleyelim dedim. Sepil başkan sağ olsun erteleyebildiği kadar erteledi. Sonuçta artık ısrarlı bir şekilde tamam dedikten sonra diğer kulüp başkanı arkadaşlarımın baskılarıyla bu görevi üzerime almak zorunda kaldım. Zaten hepimizin bir görevi. Sırayla bu işi yapmak zorundayız ama bu dönem zor bir dönemdi. Hem benim için hem de Beşiktaş. Hem kulüpler adına pandeminin olduğu bir ortamda ağır bir yük olduğunu kabul ediyorum ama bunun altından kalkmak zorundayız"

 

Güntekin Onay: Kulüpler Birliği Başkanlığı’nın sorumlulukları nelerdir? Kulüpler Birliği Başkanı görev, yetki ve sorumlulukları nelerdir? Kulüpler Birliği başkanı olunca nasıl bir misyon yükleniyor?

Ahmet Nur Çebi: Temsil ediyorsunuz. Oradaki arkadaşları ve kulüpleri temsil ediyorsunuz. Hem onları temsil etmek mecburiyetiniz göreviniz olduğu gibi aynı zamanda da gizli de olsa görev daha var birlik ve beraberliği sağlamak anlamında çok önemli bir görevim olduğunu düşünüyorum. Bütün Kulüpler Birliği başkanı olacaklarında bundan sonrası için de görevidir. Birlik ve beraberliği sağlamak adına çok önemli bu. Çünkü sizin de programınızı takdir ile karşılıyorum. Birlik ve beraberliğe ülkede ihtiyaç var. Özellikle her konuda var ama biz konumuz olan futbolda bunu sağlamak gibi bir görevi kendimize vazife edinmemiz gerekiyor. Bunlardan kaçamayız. Sonuçta her zaman söylüyorum. Futbolun en güzel tarafı sahada oynandığı zaman içerisindeki keyiftir. Bittikten sonra 5-10 dakika bunun keyfini sürersiniz. Arkadaşlarınızla şakalaşırsınız ama bu burada kalmalı ve bir sonraki haftaya heyecanla seyredeceğiniz maçı beklemelisiniz. Aradaki o yaşanan bir sürü itiş kakış, söylemler, hoş olmayan tavırlardan artık uzaklaşmamız gerekiyor. Taraftarımız bizden alacakları mesajlarla bu işlerden uzaklaşacaklar. Sadece keyfini sahada sürmenin taraftar olmanın sahada taraftar olmanın keyfini yaşatmalıyız. Görev olarak üstlerine vermeliyiz taraftarın. Bunun için kulüp başkanlarına çok önemli görevler düşüyor.

Güntekin Onay: Siz genel anlamda başkanlığı aldığımızdan beri Beşiktaş başkanı olduğunuzdan beri yapıcı, pozitif ve sorumluluk duygusuyla hareket ettiğinizi gözlemliyorum. En azından ben böyle gözlemliyorum. Kamuoyunun da aynı fikirde olduğunu düşünüyorum. Fakat genel anlamda futbolda huzuru tesis edemiyoruz. Kulüplerin farklı menfaatleri olabilir. Menfaat çatışması da söz konusu olabilir ama saygı sınırları içerisindeki bu ilişkileri veya tartışmaları yönetemiyoruz gibi geliyor bana. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Ahmet Nur Çebi: En önemli şey insanın kaldıramadığı, zorlandığı insanın fıtratında bu var. Adaletsizlik ve haksızlık duygusu bunu yaşanmış hissettiğiniz zaman yaşadığınız, hissettiğiniz zaman infial ediyorsunuz. Onun için bütün mesele tabii ki infial etmemek için gerekli sabrı göstermektir ama birinci vazife size haksızlık ve adaletsizliği yapanların bu tavır ve davranışlardan uzaklaşması gerekmektedir. Tek taraflı bir işlem değil. Ben sabırlı olabilirim ama bir yere kadar. Karşı tarafa haksızlık, adaletsizlik yapmış olanların bunu artık bir dereceden sonra durdurması gerektiği ya da tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini de mücadele ettiğini bize hissettirmesi lazım. Adalet olmadığı yerde huzur olmaz.

Güntekin Onay: Peki bu adalet duygusu şöyle bir şey var mesela Fenerbahçe diyor ki bizi hakem hataları bizi olumsuz etkiliyor. Galatasaray’da Abdurrahim Albayrak çıktı bir maçtan sonra adalet istiyoruz diye hatta haykırdı. Beşiktaş’ın zaman zaman şikayetleri oluyor. Hepsi kendilerince haklıdır tabii ki ama kim için adalet? Ortadaki sorun ne önce onu çözmek lazım. Hakemlerimiz mi kötü veya herkes kendi penceresinden mi sadece bakıyor? Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Ahmet Nur Çebi: Hakemler konusunda tabii futbolda adalet nedir? Gelirin iyi paylaşılması lazım. Maç sonuçlarının realize edilirken hakemlerimizin az hata yapması lazım veya mümkün olduğu kadar hiç yapması lazım. Ancak şunu belirtmek istiyorum ki taraftarın bir şekilde kendini kötü hissettiğin anlar oluyor. Hakemlerin hata yaptığı anlar taraftarın hata yapılan takımın taraftarın kötü hissettiği.

Gündekin Onay: Herkes kendi aleyhine hata yapıldığını düşünüyor.

Ahmet Nur Çebi: Yanlış anlaşılmazsa bir şey ifade etmek istiyorum. Bizler şimdi hocalarımız çıkıyor hakemlerle ilgili bir yorum yapıyor. Maçı kaybetmiş veya istediği gibi maç yürümemiş veya hakkını alamadığını düşünüyor. Yönetici aynı şeyi yapıyor ama bir taraf daha var ki mesela televizyon programları var. Programlarda maçların bittiği saatlerde şey başlıyor tartışmalar başlıyor. Sizler de yapıyorsunuz. Bazı programlarda bazı yorumcuların hakemleri eleştirdiğini görüyoruz. Neredeyse programlar hakemlerin tartışıldığı programlar haline geldi. Çizgiyi çek sağdan soldan omuza vuruyor falan. Bu tartışmalar sonuçta seyirciler tarafından taraftarlar tarafından seyrediliyor. Sonuç itibariyle onlar da etkileniyorlar bundan. Şimdi biz bir şey söylediğimizde hemen aynı yorumcular bize tepki gösteriyorlar. Hakemleri eleştiremezsiniz şunu yapamazsınız. Tamam doğru anlıyorum. Saygı duyuyorum ama aynısını siz o hakkı nereden buluyorsunuz. Buradan da onlara seslenmiş olmak istiyorum. Yani bunu onların da biraz dozajlı yapması gerekiyor. Çok ağır şekilde hakemlerimizin maçlar bittikten sonra hocalar, başkanlar ve yöneticiler tarafından eleştirilmesinin dışında televizyon programı yapan medyadaki bazı yorumcuların da biraz hakemlerimizi aşırı derecede eleştirmesi de taraftarı olumsuz etkiliyor.

Güntekin Onay: Bu Komplo teorileri, sert eleştiriler daha fazla reyting yapıyor. Oyunu konuşmaktan ziyade belki de.

Ahmet Nur Çebi: Yayıncılarında, yorumcularında bir payı olduğunu artık kabul edelim. Sadece hocalar, taraftar, oyuncular, başkanlar, yöneticiler değil bir yan tarafı da yayın kuruluşlarımızdaki bazı programlarda bazı yorumcuların bize hak vermediği konularda kendilerine hak görmelerini doğru bulmuyorum. Onlarda o zaman biraz sakinleşsinler.

Güntekin Onay: Sayın Başkan, Kulüpler Birliği’nin görev, yetki ve sorumlulukları çerçevesi konusunda Türkiye Futbol Federasyonu bir taraf Kulüpler Birliği bir taraf, yayıncı ayrı bir taraf, kulüp başkanları burada farklı bir görev tanımı talep ediyor musunuz Kulüpler Birliği olarak? Mesela kurulların seçilmesi veya bazı kararlarla ilgili söz hakkı sahibi olmak gibi bunda yeni bir yapı mesela bazı ülkelerde farklı yapılanmalar var bu konuda.

Ahmet Nur Çebi: Kurullar önemli TFF kurulardan oluşuyor. Sadece TFF’nin başkan ve yönetim kurulu değil. Tahkim Kurulu var, Disiplin Kurulu var. Şu anda aklıma gelmeyen birçok kurul var. Bu kurulların sağlıklı çalışmadığı adil olmadığı, olamadığını şeklinde algılar var. Bu algıların yıkılabilmesi maalesef bugüne kadar mümkün olmadı. Sonuçta bazen de bakıyorum ve hak veriyorum. Bir kurul A konusunda 30 gün aynı kurul A konusunda B'ye 45 gün. Standart yok. Şimdi bu sonuç itibariyle kurulların federasyondaki seçim şeklinin değiştirilmesi bunların görev almadan önce nasıl seçileceği şeklindeki değişiklikle ilgili kulüplerimizin talebi oldu. Bazı kulüp başkanlarımızın oldu. Biz de destekliyoruz. Kurullar artık genel kurullarda genel kurul üyelerinin oylarıyla seçilsin. Yönetim kurulları tarafından seçilen kurullar değil. Genel kurul tarafından seçilen kurullar olması şeklinde bir talebimiz var. Bununla ilgili yapılabileceği yer Federasyon başkanımız bize söyledi. Genel kurulda bir değişikliktir bunun değiştirilmesi oradan çıkar. Veyahut Spor Bakanlığı’nın hazırlanan spor yasasında bir ekle yapılabilecek. Biz bu treni kaçırdık genel kurulda. Dolayısıyla bunun spor yasası içerisine koyularak kurulların bundan sonra bağımsız bir şekilde genel kurul tarafından seçilmesini arzu ediyoruz.

Güntekin Onay: Herkes tarafından talep ediliyor. Bununla ilgili mutlaka gereken düzenleme çalışması yapılıyordur herhalde.

Ahmet Nur Çebi: Bakanlığın hazırladığı yasanın içerisine koyma durumları var. Koyulursa çözülmüş olacak. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi zaten bu kurulları sağlıklı bulmadığını beyan etti. Biz de uyum için yapmak zorundayız.

Güntekin Onay: Atama ile değil seçimle gelmesinden yanasınız. Peki şunu soracağım az önce bir yasadan bahsettiniz. Bu yasa ile ilgili kulüpler yasası yıllarda telaffuz ediliyor. Bununla ilgili gelinen nokta nedir veya beklentiniz nedir?

Ahmet Nur Çebi: Bu konuda çalışıyoruz. Ankara’da mecliste bu kanunu çıkarmakla ilgili organlarla temas halindeyiz. Buradaki amaç şu. Gördüğünüz üzere kulüpler pandemiden zaten ağır bir darbe aldıkları malum ama bundan pandemi olmadan evvel darbeyi almış şekildeydik. Vaziyetimiz iyi değildi. Bunların önüne geçebilmesi için sorumlu olan kişilerin bu işlerden elini taşın altına tamamen koymuş olduklarını kendilerine algılattırılması gerekiyor. Bu yasaya bunun konulmasını istedik. Ben de zamanında gittim bu kredilerimizi yapılandırma ile ilgili kredinin çıkartılması ile ilgili tam 1 yıl olmuş dolmuş oldu. Sayın Cumhurbaşkanımıza durumu arz ettik. Sağ olsun önümüzü açtılar. Gerçekten çok teşekkür ediyorum. Minnettarız aksi halde kulüplerin önü çok kapalı olacaktı. Belki de birkaç ay sonra yürüyecek halimiz kalmayacaktı. Bu sebeple yapılması gereken şu bu kadar kaynak Türk futboluna aktarılırken bir şekilde Türk futbolu tarafından geri ödenmesi gerekiyor. Size hibe değil borç. Bunların yapılabilmesi için kulüpleri yöneten kişilerin çok sağlıklı ve sıhhatli idare etmesi gerekirken biraz yapmadığın bir şey konusunda yapman gerekeni veya yapmaman gerekeni yaptıysan da bu konuda biraz cezai durum olması gerekir. Bununla ilgili spor yasasında yöneticilerin sorumluluk alması ceza alması hususunda Sayın Cumhurbaşkanımızın o günkü mütalaamızda gündeme geldi. O yasa bu çerçevede hazırlanıyor. Çok detayları var ama asıl neden ve sebep o yasada beklenen yönetici arkadaşlarımızın bundan sonra bu değerli kulüplere zarar verebilecek tavır ve davranışlardan uzak durmasını sağlayacak. Cezai muadillerinin yasa içine konulmasıdır. Asıl amaç bizi ilgilendiren tarafı bu olacak.

Güntekin Onay: Burada yapılması gereken çok da zor değilmiş gibi geliyor bana. Kulübün gelirleri, giderleri, harcamaları, borçları denetleme mekanizması gerekiyor. Katı bir şekilde Nihat Bey de söyledi. Yapıyoruz harcama limitleri olsun bu konularda gereken çalışmaları sürdürüyoruz. Taviz vermeyeceğiz şeklinde neticede birçok kulübümüz sizin Karabük memleketiniz sanıyorum. Karabükspor’un geldiği nokta birçok kulübümüzün işte yaşadığı ekonomik sorunlar, borçlar birçok kulüp batakta niye borçlandırdılar, borçlandırdılar, borçlandırdılar sonra bırakıp gittiler. Yasada bunun için sanırım.

Ahmet Nur Çebi: Yasa bunun için. Borçlandırmazsın. Borçlandırdıysan da elini kolunu sallayarak dolaşamazsın. Şu anda dönün bakın. Birçok kulüplerin bu hale gelmesinin sebebiyet veren yöneticiler sokaklarda elini kolunu sallayarak geziyorlar. Şu an ortalıkta yok ama şu anda bizler acı çekiyoruz. Bu paraları nasıl bulacağız? Nasıl yapacağız? Bu kulüpler çok büyük değerlerdir. Cumhuriyetten evvel kurulmuş değerlerdir. Ülkenin milletin değeri olan bu kulüpler mahvına sebebiyet olacak tavır ve davranışlardan her şekilde kaçınmamız gerekiyor. Federasyon başkanı haklıdır. Koymuş oldukları transfer limitleriyle bütçenize sadık kalmanız gibi şartlarla zaten siz bunu aşmaya kalksanız tescil etmiyor. Gelir ve giderinize ayak uydurun gibi bir tavır var. Dolayısıyla bunun dışına çıkanları Federasyon tescil etmiyorum diyor. Başka yollardan çıkarsanız spor yasası ile bunun cezasının olduğunun tescillenmesi ile bu güzide kulüplerin korunabilir hale getirilmeye çalışılıyor. Ben de buna destek veriyorum.

Güntekin Onay: Bankalar birliği anlaşması yapıldı. Dört büyük kulüp bunun içerisinde bununla ilgili ne söylemek istersiniz 2 yıl sanıyorum geri ödemesiz ardından 9 yıla mı yayıldı. Nedir?

Ahmet Nur Çebi: 2 yıl ödemesiz artı 7 yıl planlandı ama bu süreç 1 artı 8 olmak üzere 1 buçuk artı 7 buçuk tam tarihlere baktığımız zaman. Buradaki süreç daha evvel sözleşme 4-5 yıllıktı. Yaklaşık bugünden itibaren bu süre arttırıldığı için iki katı ile süre uzatılmıştır. Yani gelirlerinizin tamamını bize temdit ettiniz yıllarca bunlarla yaşayamayacağınız belli oldu. Gelir sağlayamıyorsunuz. Özellikle pandemi de buna sebep verdi. Dolayısıyla bunun yarısını biz alalım. Diğer yarısıyla siz idare edin demeye geliyor sözleşmenin özü aslında bu yarısıyla idare edebilmek mümkün değil. Çünkü elimizde daha halen devam eden özellikle Beşiktaş adına söylüyorum çok ağır kontratlar var. Sahanın kenarında topa bir defa Beşiktaş adına vurmamış adamlara milyonlarca Euro ödüyoruz. Kenarda koşup faydalanamıyorsak bunun sebebi başarılı olmadıkları içindir. Kimse başarılı olmuş olan futbolcuyu bedeli ne olursa olsun tutmaz. Bu sürecin iki yıl 2 yıl olması bu 2 yılın herkesin üzerinde taşıdığı ağır yüklerden kurtulması gerekiyor ki o zaman yeni dönemde bizler yeni kontratları yaparken şimdiden dikkat etmeliyiz ki 1 buçuk sene sonra elimizde 10 liramız yok. Bu 10 liranın 5’i bankaya ait. 5 lirası da kulübe ait. 5 liralık takım yapacaksın kardeşim. Kendini buna göre ayarla. Bunun anlamı şu başarı istiyorsan çok iyi scout yapacaksın. O bütçenin içerisinde çok pahalı olmamış henüz ama ilerde yıldız olabilecekleri bulacaksınız bir böylece kulüplerinize hem başarıyı hem de ekonomik getiri sağlamış olacaksınız. Bu anlaşmanın içerisine baktığınız zaman başka çareniz kalmadı. Artık durum bundan sonra bu tür gelire göre gider bunun dışına çıktığımız takdirde hiçbir şekilde lisans futbolculardan alamayacaksınız TFF’den. Dikkat edeceksiniz. Hatta bir süre sonra da gelirinizin yarısını bankalara vereceksiniz. Eski borçları karşılamanız gerekçesiyle geriye kalan yarısıyla da takımınızı yapacaksınız. Altyapı burada önemli iyi scout yapıp parlamamış, fiyatı artmamış futbolcuları bularak hem sportif başarıyı kovalayarak hem de onlardan ekonomik faydalanarak bir yol bu saatten sonra artık tek yol bu.

Güntekin Onay: Son 1 yılda pandemi sürecinin ardından maçlar seyircisiz oynanıyor ve çok ciddi gelir kaybı var. Borçlar artıyor, milyarlarca euro’luk bir futbol ekonomisinden bahsediyoruz. Özellikle 4 büyükler ve diğer 17 takımımız ciddi anlamda mali kayıpları var. 21 kulübün başkanı olarak masanın etrafında oturduğunuz zaman Kulüpler Birliği’nde bu gelir kaybının kompanse edilmesi için ne yapabiliriz diye bir görüşme yaptınız mı, ne kadar kayıptan bahsediyoruz ve nasıl telafi edebiliriz?

Ahmet Nur Çebi: Gelirimiz zaten giderimizi karşılamazken, mevcut olan gelirimiz 3’te 1 oranında düşmüştür. Gelirimizin bilet satışlarından, loca satışlarından kaynaklandığını söylememiz gerekiyor. Bunların telafisi, umarım pandemi çok çabuk biter çünkü seyirci gelirini başka türlü telafi edemezsiniz. Ama o açığı kapatabilecek şekilde kaynak sağlayabileceğiniz şeyler yayın ve sponsor gelirleridir. Sponsor gelirlerinizi firmalardan sağlıyorsunuz, onların da bu ekonomide kayıp yaşadığını göz önünde bulundurursanız geriye yayın geliri kalıyor. Yayıncı kuruluşlarımızla son derece iyi ilişki içerisinde olmamız gerekiyor. Onların kazanabilecekleri ortamın oluşmasına bizim de katkı vermemiz gerekiyor. Yayın geliri ile ilgili günlerce, aylarca birçok şey söylendi. Pandemi şartlarında yayıncı kuruluşun da zor durumda kalmadığını kabul etmek mümkün mü, değil? Bir yandan bakıyorsunuz dekoder satışlarında korsan yayınlar, yasak yayınlar… Bunların önüne geçilmesi gerekiyor. Dolayısıyla böyle bir adım attık. Umarım korsan yayıncılığı ortadan kaldırırız da yayıncı gelirimizin kaynaklarının gelirlerini artırırız ve oradan daha fazla gelir sağlayabiliriz. İnşallah pandemi çabuk biter, yayıncı kuruluştan gelirleri artıracak bir talebimiz olurken, ona da destek olacak tavır ve davranışlar göstermemiz gerekiyor.

 

Güntekin Onay: Korsan yayın meselesi çok ciddi bir mesele. Yayıncı büyük bir yatırım yapıyor. Ve kulüplerin en temel gelir kalemi yayın geliri. Falanca kulüp taraftarısınız, korsan yayın satın alıyorsunuz ve bu para kulübünüze girmiyor. Buradaki çözüm; yasaların sertleşmesi ve insanların sağ duyulu davranıp hukuka saygılı olması lazım

Ahmet Nur Çebi: Kurallar, kanun ve yasalar caydırıcıdır. Buradan şöyle bir anlam çıkıyor; Taraftar var, taraftar var. Gerçekten gönlünü ve kendini takımına adamış, onun kazançlarına hassasiyetlerine saygılı olan bir taraftar var. Bir yandan da eh işte taraftar var. Bu sadece yayıncı kuruluş da değil, atkı satın alıyorsunuz korsanı var, forma satıyorsunuz korsanı var.

Güntekin Onay: Ben geçen gün oğluma büyük bir alışveriş sitesinden maske siparişi verdim. Korsan olduğunu düşünüyorum.

Ahmet Nur Çebi: Satın alan sizlerin daha hassas olması lazım.

Güntekin Onay: Kulüpler Birliği’nin yayıncı kuruluştan beklentisi nedir? BeIN SPORTS’un sözleşmesi devam ediyor. Aylar öncesinde kulüpler sahaya çıktılar ve 1 dakika beklediler. Gelirleri alamadıkları konusunda bir protesto yaptılar. O dönem siz olsaydınız bunun yapılmasını ister miydiniz? Kulüpler Birliği, yayıncı, federasyon üçgenini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ahmet Nur Çebi: Bazen geçmişte bazı şeyler olur, yapılmış olan şeyleri ben çok negatif görmüyorum. O gün bizim canımız yanmıştı o tepkileri ben de olsam aynı tepkiyi veririm. Ama önemli olan o tepkileri verip orada kalmak değil. Reaksiyonları daha pozitif hale getirmek için adım atmak önemli. Bu sebeple yayıncı kuruluşa ben saygı duyuyorum ve anlayışla karşılıyorum bu durumu ama bizler de kulüp olarak LİG A.Ş. gibi bir kuruluş kurarak yayıncı kuruluşlarla pazarlık yapmak ve gelirlerimizi artırmak için faaliyet içinde olacağımızı söylemek zorundayız. Bizim görevimiz kulüplerimizin gelirini artırmak ama az önce de söylediğim gibi yayıncı kuruluşun da gelirinin artırabilmenin katkılarını verebilmeliyiz. X ya da Y kuruluş da olabilir yayıncı kuruluş. Bizim doğru yolda bulunmamız gerekiyor.

Güntekin Onay: Hakemler ve VAR uygulaması konusunda Kulüpler Birliği’nin genel tavrı nedir? Yabancı hakemler gelsin diyen var, VAR hakemleri Yabancı olsun diyenler var, hakem yetiştirmek için farklı uygulamalar yapılmasını savunanlar var. 21 kulübün başkanlarının nabzını tutuyorsunuz. Kulüpler bu konuyla ilgili ne diyorlar. Hakem sorunu ile ilgili farklı fikirler var mı?

Ahmet Nur Çebi: Kulüpler Birliği olarak geçmişte hakemlik yapmış olan kişilerle bir çalıştay yapmak istiyoruz. Buradan alacağımız fikirler, vereceğimiz fikirlerle oluşacak bir tabloyla sayın federasyona sunmak istiyoruz. Eksiler, artılar, şöyle olsa böyle daha iyi olur gibi bir çalıştay planı içerisindeyiz. Bunları da tamamıyla iyi niyetli ve Türk futboluna hizmet etmek amacıyla yapmak istiyoruz. Bu konudaki çalıştayı tahmin ediyorum önümüzdeki günler içerisinde realize edeceğiz, oradan çıkacak sonuçları da federasyona katkı olarak sunmak istiyoruz. Genç hakemlerden yanayım, yaşlılar hata yapana kadar gençler yapsın. Eğer bir bedel ödenecekse; yaşlıların yaptıklarını kaldıramıyoruz, gençler için bedel ödüyoruz deriz. Benim hakemlerle ilgili söylemlerimde derdimi anlatmakta çok mu zorlanıyorum bilmiyorum. Sayın federasyon başkanımız; “Bizim hakemlerimiz çok iyi, yurt dışına hakem gönderiyoruz” diyor ama benim derdim bu değil ki; hakemlerimiz gidiyorsa gitsin, gelebiliyorsa gelsin. Özellikle derbide yapalım dedim. Geçmişte derbiye çıkan hakemlerimiz takımlar tarafından mimlenmiş. Her hakem açıklandığında, maça çıkmadan taraftarlardan darbe yiyorlar. Ben, yabancı hakem derken, bu baskılar yüzünden söyledim. 50 yıl önce de tartışılıyordu hakemler, bugün de tartışılıyor.

Güntekin Onay: Herkesin bu sorunu çözebilmesi için futbolun tüm paydaşlarının sağ duyulu ve empati yapabilecek beceride olması lazım. 4 büyük kulüp şikâyet ediyor, 17 kulüp ne yapsın. X kulüp beni şampiyon yapmayacak diyor, z kulüp de şikayetçi. Bence gerektiğinden fazla konuşuluyor. MHK de bence hatalı politika izliyor. Falanca hakem, bir takım maçında o takımın başında hoşuna gitmeyen bir düdük çalıyor sonra 7-8 ay görev alamıyor hakem. Bunu bence iyi idare edemiyor. MHK’nin daha hakemlerini koruyacak bir politika izlemeleri gerekiyor. Hakemleri kamuoyunun önüne atmamaları lazım.

Ahmet Nur Çebi: Biz de bu yüzden çalıştay yapmak istiyoruz. Belki sizin söylediğiniz şeyleri gündeme getireceğiz. Bilmiyorum. Belki de sezon başlamadan önce hakemlerin hangi maçlara gidecekleri kura çekilir, açıklanmaz ve noter kayıtlarına geçer. Bu tartışmalar biter. A maçını kötü yönetmiş, B’de ceza veriyor. Kötü yönettiği nota göre ceza veriyorsan, yedek hakem çekersin kurada yine onun yerine o gider. Televizyon yorumcuların bazıları, hepsi değil. Hakemleri son derece ağır eleştirdiği zaman taraftarlar sizin ağzınıza bakıyor. Hemen arkadaşına bakıyor ‘Bak gördün mü?’ diye. Tamam biz hakemlerle ilgili konuşmuyoruz. Anlıyoruz da ama biraz da yayın yapan arkadaşlarımız hakemlerle ilgili reyting uğruna siz televizyonlarda çıkıp bunu kullanıyorsunuz. Paydaşsak, bütün paydaşlar hep birlikte fedakârlık yapacağız.

Güntekin Onay: Beşiktaş meselelerine geçelim. Beşiktaş başkanlığına zor bir zamanda geldiniz. Bunu kabul etmemiz lazım. Ekonomik açıdan. Elinizi büyük bir taşın altına koydunuz. Mali olarak çıkmazlar vardı, borçlar birikmişti, alacaklılar kapıda bekliyordu, nakit akışı konusunda sıkıntılar vardı. Bayağı zor dönemden geçtiniz. Şu an bakıldığında ligde lider, güçlü, iyi oynayan bir takım var. Bu süreci nasıl toparladınız?

Ahmet Nur Çebi: Daha toparlandığını söylemem doğru olmaz. Geldiğimde içinde bulunduğumuz durumu camiaya anlatmaya çalıştım. Eğer camia yanımda olmazsa ben bu durumu toparlayamam dedim. Bu dönemde çok eleştirildim. Bana, negatif mesajlar verme, sürekli şikâyet etme, pozitif ol dediler. Ben pozitifim. Bu dertleri anlatırken, ben bu takımın şampiyon olabileceğini de ifade ediyorum. “Ben şampiyon olacağım, her şey çok güzel, paramız var” diye bir şey yok. Ben camiayı idare ediyorum. Bu camia benim değil, ben parçasıyım. Dolayısıyla herkesin en az benim bildiğim ve hissettiğim kadar herkesin bilmesi ve hissetmesi gerekiyor. Ama ben hiçbir zaman için umudumu kaybetmedim. Ben Beşiktaş camiasının umudunu kaybetmediğini ve kaybetmemesi gerektiğini biliyorum. Her ne kadar muhalif seslerden yanlış ve art niyetli sesler geliyorsa da değerli camia üyelerine ve değerli taraftarlarına sesleniyorum, kulaklarınızı tıkayın, sadece bana inanın. Gideceğim gün ben size neler yaptığımı ve yapamadığımı açık yüreklilikle itiraf edeceğim. Dolayısıyla güvenin ve rahat oldun. Şu anda Bankalar Birliği’nin anlaşmasının bütün sorunları çözdüğü şeklinde bir algı yaratılıyor. Bu da doğru değil, nefes alabilecek hale getirildik. Bize bir tek şans verildi; Nefes alıyorsunuz, ayaklarınızı kullanın ve doğru yolda yürüyün. Eğer biz o doğru yolda yürümezsek kulübümüz için kötü günlere sebebiyet vereceğiz. O yüzden tekrar ediyorum; transfer konusunda limitler var, bizden çok şey beklemesinler. Benden istemelerini isteyeceğim tek bir şey var; “Hesaplı ol, kitaplı ol, Beşiktaş’ın kuruşunu harcama ama aynı zamanda genç futbolcular yetiştir, scout’unu iyi yap, doğru futbolcu bul” desinler. Benim bir lafım var; “4’te bir ücretine 4 kat daha fazla Futbol oynayan futbolcular takımımıza kazandırdık”. Buna baktığınızda her şey bunun içinde var. Bizim ekonomik anlamda düzelebilmemiz için 9-10 seneye ihtiyacımız var. Bu süreçte bütün mesele aşağı doğru değil, uçağın kafasını yukarı doğru kaldırabilmeniz önemli. Bu süreç devam edecek daha.

Güntekin Onay: Döviz kuruyla ilgili dalgalanmalar oluyor. Kulüpler de herhalde bu durumdan çok ciddi etkileniyor. Bu da işinizi çok güçleştirir…

Ahmet Nur Çebi: Maalesef bu bir realite. Yabancı futbolcu getiriyorsunuz o da euro ile maaş almak istiyor. Eğer getirecekseniz bedeli bu. 10 gün evvel ödeyeceğiniz 10 milyon euro maaşlarınız varsa, şu an onları 110’dan 1 milyon euronuz 10 günde gitti. Gelirleriniz genelde Türk Lirası bazında. Yayıncı kuruluş öyle, forma satıyorsunuz öyle, bilet alıyorsunuz öyle. Tek yabancı kur Şampiyonlar Ligi. İnşallah Allah bize bunu nasip edecek, Beşiktaşımız da buradan büyük bir gelir elde edecek. Buna uğraşıyoruz…

Güntekin Onay: Şampiyonluk yarışında iki ezeli rakibiniz var, Trabzonspor da yaklaşabilir. Süper Lig yarışındaki bu heyecanı nasıl karşılıyorsunuz?

Ahmet Nur Çebi: Şampiyonluk havasına girebilirsiniz ama kendinizi şampiyon ilan edemezsiniz diye sürekli herkesi uyarıyorum. Önümüzdeki 11 maç var, hatta kupa maçı dahil 12 maç oynayacağız. Dolayısıyla zor günler var. Pandeminin verdiği yük var. Sadece parasal değil, fiziki olarak da manevi olarak da etkileniyorsunuz. Aynı şey rakip takımlar için de geçerli. Onlar da başarılılar, onların da yolu açık. Bizle birlikte mücadele edecekler. İyi ki varlar. Onlar olmasa biz futboldan zevk alamayız. Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor ve diğer takımlar olmadan şampiyon olsak bir şey ifade etmez. Ama rakiplerimiz değerli olduğu için bu şampiyonluk çok şey ifade edecektir. Özellikle son 1-2 sene içinde Anadolu şehirlerimizin takımlarının da başarılı olduğunu görüyoruz. Antalyaspor’un finale kalması, Alanyaspor’un, Rizespor’un başarısı… Haksız rekabet ortadan kalkmak üzere. Siz kurallara göre, gelirlerinize göre idare ettiğiniz zaman siz iki liralık topçu alıyorsanız, Rizespor da bir liralık alıyordu. Daha evvel siz 10 liralık alıyordunuz, Rizespor 1 liralık topçu alıyordunuz. Onun için Türk futbolundan keyif de alıyorum. Anadolu takımlarının başarılarını da istiyorum, rakiplerimize saygı da duyuyorum. Gönlümden Beşiktaş’ın şampiyon olmasını istiyorum.

Güntekin Onay: Sergen Yalçın’ı göreve getirdiniz. Seyircili maça çıkamadı ama ona rağmen taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanan bir takım yarattı. Sergen hoca ile ilgili neler söyleyeceksiniz?

Ahmet Nur Çebi: Uzun yıllardır teknik direktör olarak Türk futbolunda hizmet ediyor. Beşiktaş’a onu getirmiş olmakla, göreve davet etmekle duygularımı ifade etmiş oldum aylar evvel. Bizim için kıymetli ve değerlidir. Beşiktaş’ın özünden gelmesi ayrı bir keyiftir, düzgündür, çalışkandır, zekidir, tekniği kuvvetlidir. Yani hocamın meziyetleri benim için, Beşiktaş için çok önemli ve gerçekten üst düzeyde. Kendisiyle uzun yıllar devam edeceğimizi düşünüyoruz. Birçok şey gündeme geliyor kontratla ilgili ama doğru değil. Beşiktaş taraftarına da sesleniyorum; böyle bir şeyi kafalarında hiçbir zaman düşünmesinler, yokmuş kabul etsinler. Umarım kupayı ve kupaları bundan sonraki süreçte de hocamızla birlikte kaldırmayı Allah bize nasip eder. Her dakika hoca değiştiren bir kulüp değil, 10 yıl en azından değiştirmeyen bir kulüp olabilirsek ve bunu da Sergen hocayla başarabilirsek. Ben de başkan olarak büyük keyif alacağımı söylemek istiyorum.

Güntekin Onay: Sözleşmesi bitecek futbolcular var. Kiralık mevcut kadronuzda olan oyuncular var. Kiralık oyunculardan bazıları çok iyi performans gösteriyor. Ghezzal, Rossier olsun. Bunlarla ilgili nasıl bir tasarrufunuz olacak sezon bittiği zaman. Herhalde almaya çalışıyorsunuz ama gelinen nokta ne?

Ahmet Nur Çebi: Bunlar başarılılar tabii ki onlarla yoluma devam etmek istiyorum. Sonuç itibariyle başarılı oldukları için tabii ki kıymetli futbolcular bunlar. Dolayısıyla çok kolay bir süreç olmayacak ama umarım birçoğu ile beraber önümüzdeki sene yine Beşiktaş formasıyla sahada olacağız.

Güntekin Onay: Peki hem Kulüpler Birliği apoletinizle hem Beşiktaş başkanı olarak seyircili maç oynama konusunda fikriniz veya öngörünüz nedir? Bakıyoruz şu anda vaka sayıları artıyor bütün dünyada. Dün Angela Merkel’in açıklaması oldu. İngiltere bazlı mutant virüs daha hızlı bulaşıyor daha ölümcül bir kapatmaya gideceğiz dedi. Almanya’dan bahsediyorum. Bütün dünyada bu sorunlar var. Bizde Nisan’da Mayıs’ta havalar güzelleştikçe vaka sayıları azaldıkça seyircili oynamanın önü açılır gibi bakılıyordu ama sanki bu mümkün gözükmüyor.

Ahmet Nur Çebi: Toplumun sağlığı çok önemli. Bireysel sağlıkta toplumsal sağlıkta her şeyden önemli. Bence futboldan da önemli yaşadığımız müddetçe keyif alırız. Keyif alacağımız futbolu da oynayabilmemiz için sağlıklı olmamız. Seyredebilmemiz için de hayatta olmamız gerekiyor. Onun için pandemiyle ilgili kurallara mümkün olduğunda değil. %100 uymak zorundayız. Maalesef bunu başaramadık. Olmuyor. Neden olmadığını bilemiyorum ama Kulüpler Birliği başkanı olarak söyleyebileceğim tek bir şey var. Seyircili futbol oynansın istiyor muyum? Evet, ben Beşiktaş taraftarını çok özledim Sergen Hoca 40.000 kişinin önünde top oynatmak ister mi takımını? İster ama bazen canım cennet istiyor ama günahlar bırakmıyor gibi klasik bir laf vardır. Çok severim o lafı. Pandemi var ise maalesef bu süreci böyle getirmek zorunda kalacağız. Gerekiyorsa oynamayacağız. Bir kupa maçı var o maçın bile seyircili oynanıp oynanmayacağının konuşulduğu bir süreç var. Orada şunu belirtmek istiyorum. Federasyona ricada bulunacağım. Tercihim 15’inde ligler bittikten sonra 3-4 gün sonra kupa maçının oynanması sonuçtan ligler Avrupa’da ayın 23’ünde bitiyor. Dolayısıyla bizi alıp 11 maçın arasına bir de bunu ekleyip Beşiktaş’ı yormalarını doğru bulmadığımı buradan beyan etmek istiyorum. Umarın onların kulaklarına buradan mesaj gider.

Güntekin Onay: Nisan’ın 3’ünden 4’ünden itibaren ligin biteceği 16 Mayıs tarihine kadar olan 1 buçuk aylık süreç içerisinde lig artı kupa 12 maç yani 45 gün civarında 12 maç oynayacaksınız.

Ahmet Nur Çebi: Biz de diyoruz ki bazı en azından bir tanesini kupa maçını ligin bitimini takip eden 3-4 gün sonra oynayalım. Pek bir sakıncası olduğunu düşünmüyorum Türk futbolu adına.

Güntekin Onay: Peki sayın başkan ekonomik sorunlardan bahsediyoruz ama basketbol takımınızda da iyi bir hava yakaladınız. Genç oyuncular aldınız ve o genç oyuncularla hakikaten takdiri topluyorsunuz kamuoyunda. Bununla ilgili politikanız alkışlanıyor. Çok yüksek maliyetler olmasa bile neticede iyi basketbol oynayan bir takım. Onun dışında kadın futbol takımınız başarılı. Hentbol her zaman Beşiktaş’ın önemli branşlarından biri olmuştur. Bu amatör branşlardaki durum bu da ciddi bir külfet. Tabii oradan da gelir gelmiyor. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz?

Ahmet Nur Çebi: Amatör faaliyetlerimiz genelde Türk spor kulüplerinde amatörlükten çok uzaklaşmış. Adı aslında amatör. 75 milyon TL harcıyorsunuz yarısı bile kasaya giriş yapmıyor. Kalanı futbol takımının gelirlerinden harcıyorsunuz. Futbol takımının geliri kendine yetmiyor. Borçlanıyorsunuz. O borçlara bir de faiz ödüyorsunuz. Sonra bir daha açılıyorsunuz derken belki de şu anda kulüplerin borçlarının 3’te 1’i amatör kulüplere harcanan amatör gibi davranmadığımızdan kaybettiğimiz paralardan kaynaklanıyor. Biz buna hassasiyet göstermeye çalışıyoruz. Özellikle Bankalar Birliği ile yapılan sözleşmede futbol takımının gelirlerinden hiçbir şekilde amatörlere para ödenmeyecektir. Bu demektir ki artık geçmiş olsun her koyun kendi bacağından asılacak kendi işini kendi görecek. Basket takımında kendi gelirleri içerisinde yoğurulmasını becermemiz gerekiyor. Kadın futboluna da aynı şekilde, voleybol da aynı şekilde. Benim burada söylemek istediğim tek bir şey var. Adı üstünde amatör. Burada bizim yapacağımız tek bir şey var. Çocuklarımızı bu sporlara teşvik etmek onlara temiz soyunma odalarını, spor sahalarını vermek aklı başında hocaları onların başına hoca olarak vermek. Onlara sağlıklı spor yaptırmak gerekiyorsa içlerinde iyi olanları yarışmacı takımlara yönlendirmek oradan da satabildiklerinize gelir sağlamak. Geçen sene basket takımında Bandırma Banvit kapandı maalesef. Biz onların 21 tane basketçisini aldık. Bedel ödedik çok cüzi bedel ödedik. Haklarını helal etsinler. O basketçilerle şu an neredeyse bir tanesinden 10’da 1 fiyatına aldık. Bir tanesini sattığımızda şu anda bize verilen fiyatlar var. Onun 10’da 1 fiyatına 21 kişi aldık. 1 kişi fiyatıyla. Onun için doğru iş yaptık ama bir risk aldık. Ağır bir riski tehlikeli bir riski hatta haftalarca biz küme düşme tehlikesiyle yönettik basket takımını ama hep içimde bir inanç vardı. Başaracağız dedim ve başardık. Şu anda ilk 5’in içerisinde birincinin harcadığı 25 milyon Euro ikincisinin harcadığı 15 milyon Euro üçüncünün harcadığı 10 milyon dördüncü 6 milyon biz 600 bin Euro. Onlarla potada çok sağlıklı mücadele ediyoruz. O zaman nasıl oluyor biz 600 bin Euro ile bu çocuklarla oynarken 25 milyonun tartışılması gerekir. Ben niye bu kadar ucuz takım yapıyorum diye tartışıyorlardı. Tartışılacak yer demek ki o değilmiş. 25 milyon Euro neden veriliyor onu tartışalım.

Güntekin Onay: Kadın futbolunuz takdir görüyor orada da şampiyon olmuştunuz ezeli rekabete yayılmasını ister misiniz kadın futbolunun?

Ahmet Nur Çebi: Kadınlarımız bizim çok önemli. Çok kıymetli. Kadınlarımız analarımız eşlerimiz kızlarımız çocuklarımız hepsi çok önemli. Kadınlarımız dünyanın temel taşı. Onlar bizim baş tacımız. Biz bunun için kulüp olarak gereken ehemmiyeti fiilen kulüp olarak da göstermeye çalışıyoruz. Bunu da kulüp olarak yaptık. Diğer rakiplere de sesleniyoruz. Kadın futbolunda da heyecanı daha ön plana çıkarabilmek için lütfen kadın futbol takımlarınızı kurun bizlerle birlikte çıkın yeşil sahada çıkın. Sözde değil fiiliyatta kadına değer verelim. Kadın futbolunu ön plana çıkaralım. Kadınlarımızın değerini gösterelim topluma.

Güntekin Onay: Beşiktaş camiasında en çok tartışılan konularından biri geçmiş yönetimlerinin mali yapılarının harcamalarının bilançolarının sorgulanması. Bununla ilgili Sayın Fikret Orman geldiği zaman camiada Demirören dönemi sorgulasın dediler. Fikret Orman ayrıldığı siz geldiğiniz zaman Fikren Orman dönemi sorgulansın dendi. Bununla ilgili bir çalışma yapılıyor mu?

Ahmet Nur Çebi: Evet böyle bir çalışma yapılıyor. Böyle bir çalışmanın yaklaşık sonlarına doğru geldik. Bu çalışmanın gecikme nedeninin pandemi olduğunu defalarca her bulduğum fırsatta Beşiktaş camiasına belirttim. Birkaç ay geciktik. 10 yılı inceliyoruz. Raporu toparlamaya çalışırken arkadan iki tane daha ihbar geliyor, onları da inceliyoruz. İncelemeyi yaptığınız kişiler insan. Pandemiden evde yatanlar var yatmayanlar var, işe gelmeyenler var. Bu süre. İçerisinde hoşgörü istedik ama maalesef bu süre içerisinde camianın bu konuda bize baskı yaptığını söylemek zorundayım. Bir şeyi çabuk yapıp eksik yapmaktansa geç yapıp tam yapın. Biz o şekilde uğraşıyoruz. Seçim zamanı Serdar Adalı ben 7 yılın hesabını soracağım dedi. Biz de seçimin sıcaklığıyla ben de 10 yılın hesabını soracağım dedim. Dolayısıyla ben bu 10 yılı inceletiyorum ve bunlar bitmek üzere ama bana zaman ver tarih ver diyorlar, ya kardeşim bekleyin. 7 sene 8 sene bir şey icra olmuşsa ağzımızı açmamışız susmuşuz e bir 7 gün değil bir 77 gün daha beklesek ne olur? Buradan itidale davet ediyorum ben Beşiktaş camiasını. Merak ediyorlar içinde bulunduğumuz durumun sorumlusu oldukları insanların neler yaptıklarını bilmek istiyorlar. Ben de diyorum ki biz bunları yapıyoruz. Bugüne kadar bu camialarda görmedim benim camiamda da görmedim. Fikret Beyin zamanında bir şeyler çalışıldı, yapıldı, dosya kendisinde bir sonuca varılamadı artık futbol akışı içerisinde yönetim olarak belki de gerek görülmedi bilmiyorum. Bugün biz bunların gereğini yapıyoruz. Ancak burada çıkan sonuçlarla ilgili ne yapılması gerekiyorsa bunun yapılacağından camiamın emin olması gerektiğini ve bana güvenmesini istiyorum. Eksik yapmak istiyorum ve rapor tamamlandığında da ne gerekiyorsa onun yapılacağını da camiamın bilmesini istiyorum. Ama bu kadar zaman için bizi itelemelerine gerek olmadığını da beyan etmek istiyorum.

Güntekin Onay: Türk sporunda Türk futbolunda bir şeyi değiştirmek elinizde olsaydı neyi değiştirirdiniz?

Ahmet Nur Çebi: Borçları silerdim bir kerede çünkü büyük sıkıntı mevcut olan borçlar ve faiz yükü çok büyük sıkıntı. Borçlu olan kulüplerin hepsinin borcunu bir sihirli değnekle sıfırlamayı çok isterdim. Ama başlarına da bundan sonra gelecek olan kişilerin de aklı selim olmaları eğer mümkün olsa da ben onları seçip oraya koyabilsem diye çok isterim.

Güntekin Onay: Yüzde yüz katılmamak mümkün değil. Bir de güven ortamını Türk futbolunda tesis etmek… Neticede bir güvensizlik var çok uzun yıllardır.

Ahmet Nur Çebi: Birlik beraberlik başladık biliyorsunuz. Eğer birlik beraberlik olursa zaten içerisinde güvende vardır. Güvenin olmadığı, adaletin olmadığı yerde birlik ve beraberlik olmaz. Eğer birlik ve beraberliği tesis edersek zaten güveni de içerisine koymuş olacağız adaleti de koymuş olacağız. Bütün meselemiz aslında başlarken konuştuğumuz gibi birlik ve beraberlik. Hep beraber olalım 90 dakika sahada mücadelenin dışında birbirimize saygılı ve sevgili olalım.

 

Güntekin Onay: Diğer kulüplerle olan ilişkileriniz iyi değil mi sayın başkan hiçbiri ile probleminiz yok?

Ahmet Nur Çebi: Hiçbiriyle bir problemim yok. 90 dakika maç yaparken onları yenmek istiyorum problemimi var onun dışında bir problemim yok. Son olarak Türk futbol camiasına ya da Beşiktaş camiasına söylemek istediğiniz bir şey varsa ifade edebilirsiniz. Şunu söylemek istiyorum başladığımız gibi bitirelim birlik ve beraberlik olmadan huzur olmayacak. Huzursuz bir futbolun tadı ve keyfi olmayacak. Keyifli ev huzurlu olabilmek adına birbirimize sevgili ve saygılı, adil olalım. Birbirimizin hak ve hukuklarına tecavüz edilmesine kendimize gelmemiş dahi olsa ortak müdahale edelim. Sonuç itibariyle hakemlerimize de buradan sesleniyorum çok dikkat etmek zorundalar görüyorlar milyonlarca insan var futbolla yatıp futbolla kalkıyorlar.

Güntekin Onay: Hakem konusu açılmışken VAR’dan çok söz etmediniz. VAR’dan memnun musunuz?

Ahmet Nur Çebi: VAR’ın hataları azalttığını düşünüyorum. Ama bir şeyi nasıl idare ettiğiniz ne niyetle idare ettiğiniz önemli. Eğer iyi niyetli idare ediyorsanız, gereken ihtimamı da gösteriyorsanız VAR kıymetli. Ama eğer bu gerekli ihtimam orada gösterilmiyorsa orada VAR’ın faydası yok zararı olur. Bütün mesele ihtimam, titizlik, hassasiyet ve saygı duymak yaptığınız işe, göreve ve karşınızdaki kişiye, insanlara, takımlara saygı duyduğunuz zaman VAR kıymetli ve değerlidir. Değilse VAR’ın hiç önemi yok. Sayın Başkan çok teşekkür ederiz katıldığınız için. Şu var tabi Medya, kulüpler, federasyon, kulüpler birliği, yayıncı kuruluş hatta taraftarla, hakemler futbolun farklı unsurları farklı paydaşları var. Burada hepimizin ortak özelliği bu oyunu seviyoruz. Bu oyunun adil güvenilir bir ortamda oynanmasını herkes istiyor. Herkes kazanmak istiyor belki çıkarlar çatışıyor, belki menfaatler örtüşmüyor ama neticede belli kurallar ve saygı çerçevesinde sorumluluk duygusuyla hareket eden bireylerin de katılımıyla bu işi çözebiliriz diye düşünüyorum. O yüzden Fair play kazansın iyi oynayan kazansın, centilmenlik ve barış kazansın. Söylemek istediğin son bir söz var. Sahada maçı yakın seyreden teknik direktörlerin hakemlerle ilgili söylediği sözlerin önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Yöneticilerin söylediklerinden daha önemli çünkü onlar daha önemli ve bilinçli konuşuyorlar. Son maçta hocamızın Fenerbahçe maçını yöneten hakemle ilgili bir söylemi vardı. Gerçekten hocam yakın seyrediyor. Onun o söylemi Beşiktaş camiasının söyleminin ta kendisidir. Önemsiyoruz ancak ve ancak hakemlerimizin de çok değerli olduğunu onların da yabancı hakemlerden daha değerli olduğunu Beşiktaş Başkanı olarak ifade etmek istiyorum. Sadece hassasiyet ve titizlik yapmaları gerektiğini buradan mesaj olarak eklemek istiyorum.

 

HABERE YORUM KAT