Çelik: Kılıçdaroğlu çıkıp açıklasın
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik gündeme ilişkin açıklama yaptı.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik gündeme ilişkin açıklama yaptı.
Çelik'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
Ankara'daki menfur terör saldırısında 1 Kasım seçimleri hedef alındı.
Mülteci meselesi sadece Türkiye'nin meselesi olmaktan çıkmıştır. 20 bin kişiyi almak için Avrupa Birliği'nin ülkelerinde ciddi tartışmalar yürüyor. Bu tartışmalar duyarsızlığın hala devam ettiğini gösteriyor. Aynı şekilde terör meselesi sadece Türkiye'nin meselesi değildir. Ankara'da meydana gelen bir güvenlik sıkıntısı Avrupa başkentlerini de ilgilendiriyor; Avrupa başkentlerindeki güvenlik sıkıntısı Ankara'yı da ilgilendiriyor.
Türkiye'nin Suriye politikasında bir değişiklik yok. Esed'in kalıcı olduğu hiçbir formül Türkiye açısından makbul değildir.
Esed-Putin görüşmesi
Suriye'de iç savaş başladığından beri Esed ilk defa yurt dışına çıkıyor. Esed'e bir meşruiyet verme şeklinde sonuçları olursa, tabii ki bu oradaki halkın meşru demokratik mücadelesine büyük bir zarar vermiş olur. Sayın Cumhurbaşkanımız da aradı, Sayın Putin'den bilgi aldı. Kim ne derse desin, her türlü siyasi çözümün aranması gereken şartı, burada Suriye halkının iradesi var mıdır? Önemli olan Suriye halkının iradesinin ne söylediğidir. Bütün siyasi çözüm arayışları, Suriye halkının beklentilerine karşılık versin, hepimiz bu çağrıyı yapalım.
"Yeni anayasa yapılması gerekiyor"
Bizim Türkiye'deki en büyük arzularımızdan biri, Türkiye'nin çağdaş anayasasını yapmasıdır. 2023 hedeflerine hızlı ilerlememiz için yeni bir anayasa yapılması gerekiyor. Bizim bu konuda çok iyi bir hazırlığımız var. Ama muhalefet partilerinin uzlaşmaz tutumu nedeniyle bu olmadı. 400 vekil meselesi de, gerek Cumhurbaşkanımız, gerek Başbakanımız tarafından bir temenninin ifadesi olarak söylenmiştir. Bu, Türkiye ile ilgili iyi dileklerin ifadesidir.
"Kılıçdaroğlu çıkıp açıklasın"
İktidar her rejimde var, ancak muhalefet sadece demokrasilerde var. Muhalefet, dünyanın ileri demokrasilerinde kendisini iktidar alternatifi olarak görür. Bunun için de muhalefetin güven icra etmesi lazım. "Ben Oslo belgelerini gördüm, hükümet bunun altında eziliyor" demesi yerine, ilk yapması gereken, çıkmalı kamuoyu önüne, "Bakın bu belgelerde dönemin Başbakanının imzası var, bu sözler verilmiş" demesi gerekir. Bu ispat edilirse hükümet gereğini yapar. Ülkenin böyle önemli bir konusunda, iddianın sahibi ispat edemiyorsa istifa etmelidir.
Biz, yaptığımız hiçbir işin altında ezilmeyiz. Doğru yaptığımız işin arkasındayız, yanlış yaptıysak düzeltiriz. Hemen 1 saat içinde açıklasın, bu belgelerde neler varmış, biz de merak ediyoruz. Bunu açıklasınlar, biz de gereğini yaparız. Ülkenin sorumluluğu sadece birinci partinin sırtında değildir. Madem ki Meclis'teyiz. Türkiye'nin sorumluluğu tek başına AK Parti'nin sırtında diyorlarsa, biz bu sorumluluğu kaldırırız. Ama Türkiye'nin sorumluluğu herkesin üzerindedir. "Birtakım belgeler gördüm, tavizler verilmiş" deniyorsa, bunun hemen açıklanması lazım. İkincisi, bu belgeleri size kim getirdi? Bunun sorulması lazım. AK Parti kadrolarından bu milletin razı olmayacağı tek bir siyaset çıkmaz.
"Bahçeli'nin hedefi yok"
Sayın Bahçeli sadece AK Parti ile ilgili konuşuyor. MHP'yi iktidar yapma iddiası yok, iktidar ortağı yapma iddiası da yok. Sayın Bahçeli'den beklenen şudur: MHP'nin geleceği ile ilgili ne söylüyor? Bugün seçime gidiyoruz, MHP teşkilatları da çalışıyorlar, peki MHP teşkilatları ne için çalışıyorlar? Sayın Bahçeli önlerine bir şey koyuyor mu? Bahçeli'nin dediği şu: Siz ne kadar çalışırsanız çalışın, ben sizi iktidar ortağı yapmayacağım. Peki ne öneriyor? Bekleyin AK Parti'nin içinde bölünme olacak. AK Parti içerisinde böyle bir tartışma yok. Zaten gördünüz, 7 Haziran'dan sonra AK Parti bir blok halinde Meclis Başkanını seçti.
AK Parti'nin seçim kampanyası
Sayın Faruk Çelik de açıklama yaptı, kendilerine bazı klipler hazırlanması için çeşitli çalışmalar sunulacakmış. Fakat bunlardan bir tanesi, henüz onay verilmeden sosyal medyaya verildiğini ifade edildi ve bununla ilgili hukuki yollara başvurulacağını ifade etti. Kendisi eğer onaylasaydı, bir de genel merkezin onayına getirecekti. İllerde özel kampanyalar söz konusu değil. Biz onay vermemişsek, bizim dışımızdadır. Faruk Bey de kendi onayı dışında çıktığını söyledi, dolayısıyla o klibin partimizle ilişkilendirilmesi söz konusu değildir.
Suriye'deki iç savaş ve terör
Türkiye'yi tehdit eden faaliyette bulunan bir yapının, Türkiye ile iyi ilişkilerde olan bir ülkede barınmasına olumlu bakmayız. Bu yapılar, bölge dengelerinin değişmesiyle dağılıp gitmiştir. Suriye Kürtlerinin haklarını ilk dile getiren aktörler, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımızdır.
Bakmadan Geçme