Cemreler bilimsel mi?

Cemre, birer hafta arayla havaya, suya ve toprağa düştüğüne inanılan bir ısıtıcı güçtür. Üç tane olan Cemre'nin birincisi havaya (19-20 Şubat), ikincisi suya (26-27 Şubat), ve üçüncüsü de toprağa (5-6 Mart) düşer.

Cemreler bilimsel mi?
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Peki, bilimsel olarak cemre düşmesi gerçekten var mı?

Halkımızın arasında yaygın olarak baharın müjdecisi olarak bilinen sıcaklığın artması olayına cemre deniyor. İnanışa göre 20 Şubat’ta havaya, 27 Şubat’ta suya ve 5 Mart’ta toprağa düşen cemre bu ortamlarda ısınmanın başlangıcının bir işareti olarak sayılıyor.

Eskiler, seneyi kış ve yaz günleri diye ikiye ayırmışlardır. Kış günlerine Kasım, yaz günlerine ise Hızır denirdi. Kasım günleri Miladi 8 Kasımda girer ve 179 gün sürer, Hızır günleri de 6 Mayıs' ta girer ve 186 gün sürerdi. Cemrelerin düşüşü Kasım günlerinde olur. Birinci Cemre Kasımın 105’ inde havaya, ikinci Cemre 112’sinde suya, üçüncü Cemre 119’unda toprağa düşer. Bu günler 20 Şubat, 27 Şubat ve 6 Marta (Şubatın 29 çektiği 4 senede bir 5 Mart' a) rastlar.

CEMRE DÜŞMESİ NE DEMEK?

Zamanı geldiğinde cemre düştü deriz. Düşen bir şey var mıdır, ne nereye düşmüştür? Bu söz söylendiğinde bir şeyin bir yere düştüğü düşünülür. Fakat büyüklerimiz aslında pek görünmeyen bu olayı, aklımızın daha kolay kavrayabilmesi için böyle söylüyorlar. Ateş anlamına gelen cemrenin havaya düşmesini, sanki havaya bir ateş değmiş gibi düşünebilirsiniz. Ateş değer, yani cemre düşer, hava ısınır. ‘Cemre’nin havaya düşmesi ile hava sıcaklığının arttığı düşünülür. Birinci cemre düştüğü zaman havalar ısınmaya başlar, ikinci ve üçüncü cemreler düşünce artık hava sıcaklığı iyice artmıştır.

TÜRK KÜLTÜRÜNDE CEMRE

Türk ve Altay halk kültüründe ve mitolojisinde İmre (İmere veya Emire) adı verilen cinin neden olduğuna inanılır. İlkbaharda görünüp titrek ışıklar saçarak göğe yükselir. Sonra buzların üzerine düşerek onları eritir. Oradan da yere girer. Bundan sonra ısınmış topraktan buhar yükselir. Emire baharın gelişini temsil eder. Bulgarlarda Zemire olarak yer alır. Anadolu Türkçesindeki Arapçadan gelme Cemre sözcüğünün aslında bu adın benzetme yoluyla değişmiş hali olduğu söylenebilir. Arapça olan sözcük kor durumunda ateş anlamına gelir. Mina Vadisi'nde Arafat'tan gelen hacıların attıkları taşlarla oluşan yığınlara da "cemre" adı verilir. Cemre düşmesi Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. Kültür ve edebiyat alanında kendine yer bulmuştur. Osmanlı zamanında Divan şairleri cemre zamanlarında önemli kişilere övgü şiirleri yazarlardı. Bu şiirlere ‘cemreviye’ denilmektedir. Meteorolojik bir olay olarak bilinen cemre ise takvimlerde ilkbahardan önce birer hafta aralıkla havaya, suya ve toprağa düştüğü inanılan ısıtıcı güç veya sıcaklık yükselmesi olarak tanımlanır. Cemre düşmesi tecrübelere dayanan bir inanış olsa da bazen cemrenin düştüğü günlerde havalar soğuyabilmektedir. Ülkemiz incelendiğinde özellikle Marmara Bölgesinde cemre düştüğü zaman havaların %80’e varan oranlarda ısınmaktadır.

CEMRE HAKKINDA RİVAYETLER

Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğüne göre ise cemre, Şubat’ın 21, 28 ve Mart’ın 7 sinde havaya, suya ve toprağa düşüp bunları ısıttığına ihtimal verilen hadise için kullanılan tabir olarak belirtilmektedir. Nevsal-i Ragıp' ta cemreler başlıklı yazıda şu şekilde ifade edilmektedir. Cemre ve dönemleri hakkındaki rivayetler üç kısma ayrılır. Bunun ikisi ananelere göre yapılmıştır. Birincisi; bazı rivayetlere göre Arapları bir kısmı çok soğuk dönemlerde mağaralara girerler ve kendileriyle birlikte koyun, inek, öküz ve sair hayvanları da yanlarına alıp kendilerine bir mevki tayin ettikleri gibi hayvanları için de yerler tahsis ederek ateş yakarlardı. Soğuğun azaldığını hissettikleri zaman sıra ile söndürürlerdi. İşte böylece "sukut-u cemerat" tabir ettiler ve her birine de "sukut-u cemre" dediler. İkincisi; Çin zenginlerinden bazıları soğuğun şiddetli zamanlarında evlerinde üç soba ve ocak yakarlar, soğuk kırıldıkça sobaları birer birer söndürürlerdi. Buna da sukutu cemerat denilirmiş. Bu tanımdan dolayı cemrelerin düşmesi tabiri, hava, toprak ve suda soğukluk şiddetinin kırılmasını ifade etmektedir. Üçüncüsü ise bazı eserlerde belirtildiği üzere cemre üç yıldızdan ibarettir. Bunlar sıra ile tarf, hen'a ve cephe yönündedir. Bunlara cemre denilmesinin sebebi parlak ve bir çeşit kırmızılığa meyilli olmalarıdır. Düştüğü denilmesi de guruba meyilleri anlamındadır. Şöyle ki, Şubatın yedinci günü, güneşin doğumundan öğleye kadar olan vakitte guruba temayül edince suda ısınma meydana gelir. Şubatın on dördüncü sabahında guruba başlayınca havada ısınma belirtileri görülür. Şubatın yirmi birinci burç vakti toprakta ısınma meydana gelirmiş. Bu nedenle ilkine "cemre-ül-ma", ikinciye "cemre-ül-hava", üçüncüsüne de "cemre-üt-türab" denilmiştir.

CEMRE, BİLİMSEL DENEYLERLE ISPATLANDI

Tekillik analizi olarak incelenen, cemre olayının bir günlük, çok küçük zaman ölçeği olmasından dolayı sonuçlar çok belirgin olamamaktadır. Sıcaklık verilerine ait istatistik parametrelerin değişim grafiklerinden, cemrelerin düştüğü belirtilen günlere yakın zamanlarda veya o günleri kapsayacak şekilde bazı dönemlerin diğer günlerden farklı olduğu gözlenmiştir. Cemrelerin düşme tarihleri olarak belirtilen günlerin kaynaklara göre farklı olması, bu olayın tarihlerinin değişken olduğunu düşündürmektedir. Bu sebeple her cemre için 2-3 günlük bir zaman aralığı söz konusu olmaktadır. Cemrelerin oluşma tarihleri ve kaç günlük bir olay olduğu belirsiz olduğu için, grafiklerdeki diğer günlerden farklı olan bu dönemlerin her birini cemre olarak adlandırabiliriz. Sonuç olarak bazı araştırmacılara göre cemre düşmesinin modern meteroloji ile ilgisi fazla bulunmamaktadır. Küresel ısınma ve atmosfer olayları mevsimlerin değişmesine neden olmuştur.  Bu tür olaylar cemrenin geçerliliğini yitirmesine sebep olmuştur. Ancak cemre düşmesi olayı yüzyıllar öncesinden itibaren halk tarafından gözlenilmiş ve tecrübelere dayandırılmış bir olaydır. Bunun aksine bazı araştırmacılar ise çok eski bir Türk inanışı olan ve nesilden nesile aktarılarak gelen “Cemre” olayının bilimsel gerçeklerle örtüşdüğünü iddia ediyor. Sakarya BİLSEM öğrencilerinden Gökay AKSOYLU ve İrem ÇAKIR’ın gerçekleştirdiği deneyde içi hava, su ve toprak dolu olan kavanozlar kullanıldı. Eşit bir şekilde 10 dakika ısıtılan farklı özelliklerdeki kavanozlarda ısınma da farklı oldu. Deney sonucunda aynı sürede hava % 5,4 ısınırken, su % 3,5, toprak ise % 1,5 oranında ısındı. Bu sonuçlar cemrenin önce havaya, sonra suya, daha sonra da toprağa düşmesi söylemiyle de tam olarak örtüşüyor. Böylece ısınmanın önce havadan başladığı, bunun sırasıyla su ve toprakla devam ettiği ortaya çıkarıldı.

BÜŞRA AKSAKBAĞI / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme