• Haberler
  • Gündem
  • Ceren Kenar: Brüksel'den sonra Türkiye'deki aydınlar neden mutsuz oldu?

Ceren Kenar: Brüksel'den sonra Türkiye'deki aydınlar neden mutsuz oldu?

Türkiye Gazetesi yazarlarından Ceren Kenar, 24 TV'de Söz Bitmeden programına Elif Çakır'ın sorularını yanıtladı...

Türkiye Gazetesi Yazarı Ceren Kenar'ın konuk olduğu Söz Bitmeden'in bu bölümünde Başbakan Erdoğan'ın Brüksel Ziyareti ve Cenevre Görüşmeleri ve görüşmeler öncesi basına yansıyan vahşet fotoğraflarının görüşmeleri nasıl etkilediği konuları konuşuldu.

İşte Ceren Kenar'ın Söz Bitmeden'deki açıklamalarından bazı satır başları:

AB ile ilişkiler de yoğun bir sürece mi giriyoruz?

Evet ben de aynı kanıdayım. zaten sayın Başbakan da '2014 AB yılı olacak' derken zannediyorum bunu müjdeliyor. Bir süredir AB ile Türkiye arasında düşük seviyede bir ilişki vardı. Bunun sebebi sadece Türkiye değil. Baktığınız zaman Sarkozy'nin Merkel'in özellikle Türkiye'ye karşı negatif tutumları ile başlayan ve dolayısıyla Türkiye'nin AB sürecindeki kararlılığına zarar veren bir durum oluşmuştu ve Türkiye de açıkçası son 2-3 senedir AB'ye yönelik bu kararlılığına rağmen bu sürece katkı sağlamıyordu. Fakat bunun değiştiğini görüyoruz bu çok olumlu bir gelişme bence. Türkiye'nin AB'yi tekrar öncelik haline getirdiğini ve hem AB'de değişen bu siyasi atmosfere olumlu bir cevap verdiğini görüyoruz. Dolayısıyla 2014 yılı gerçekten AB yılı olacak gibi görünüyor. 

Brüksel'deki sonuç Türkiye'deki aydınları(!) mutsuz mu etti?

O KONUŞMALARDAN O SONUCU NASIL ÇIKARABİLDİLER?

Ne yazık ki.. Çok üzücü.. Yani bakıyorsunuz şimdi Türkiye ile AB ilişkilerinin gelişmesini isteyen herkesin memnun olacağı bir görüşme gerçekleşti aslında. Eğer siz Türkiye'nin Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinin güçlenmesini istiyorsanız bu görüşmeler sizi tatmin etmeli. Hatta mutlu etmeli.. Çünkü hakikaten gelen mesajlar son derece pozitif. Aksine gelinen noktada sevinmek gerine bir hayal kırıklığı ve mutsuzluk eşliğinde bunu karşıladılar. Bu çok üzücü. Fakat bunu yaparken ne yazık ki dezenformasyon faaliyetleri de var ki bunu ben çok üzülerek görüyorum. Baktığınız zaman Başbakan Erdoğan'ın AB'de gerçekleştirdiği görüşmelerden sonraki basın toplantıları Türkiye'deki kanallarda da canlı yayınlandı ve tarafların ne dediğini herkes izledi. O taraflardan nasıl 'AB'den Türkiye'ye sert mesajlar, AB Türkiye'yi kınadı' gibi bir yorum çıkarabiliyorlar? 

Başbakan'ın görüşmelerinden çıkan sonuç neydi?

Söylenen şeyler şunlardı. Türkiye'yi kritik süreçlerde desteklediğini beyan etti Avrupa Birliği.. Bu nedir? Kürt meselesinin çözümünde Türkiye'nin adımlarını çok olumlu bulduklarını bunu desteklediklerini, Suriye politikası ve Suriye'ye sağlanan insani yardım sebebiyle desteklediklerini söylediler. Bununla beraber şu söylendi.. Denildi ki, "Avrupa Birliği olarak biz, Türkiye'deki güçler ayrılığı ilkesini önemsiyoruz ve Başbakan Erdoğan bu konuda bize bir teminat vermiştir bu ilkenin zarar görmeyeceği yönünde.. Bu anlamda biz de ikna olduk ve Türkiye'deki demokratikleşme sürecinin devam ettiğini düşünüyor, destekliyoruz" Bu bence son derece net ve açık bir mesaj..

Ceren Kenar'ın şahsi gözlemleri nelerdir?

Benim gözlediğim şey şu, hem Türkiye'nin hem Avrupa Birliği'nin bu üyelik sürecine yeni bir gözle bakmaya başladığını görüyorum ben. İç siyasette Türkiye'yi kullanan aşırı sağcı (Sarkozy gibi..) siyasetçilerin gerilemesi ile birlikte Türkiye'ye yeni bir gözle bakılmaya başlandığını görüyorum. Türkiye AB için çok önemli bir aktör ve bunun tekrar tekrar ön plana çıktığını görüyoruz. Erdoğan'ın basın toplantısında, "Biz yük olmaya değil, yük almaya geliyoruz" demişti ve gerçekten de öyle.. Şu anda baktığımız zaman Türkiye bundan 15 sene önce AB için bir yük olarak görülüyordu. Ekonomik ve siyasi anlamda bir yük olmakla beraber güvenlik riskli de oluşturabilir diye bakılıyordu ancak şu an ekonomisi Avrupanın bir çok ülkesine kıyasla son derece başarılı bir şekilde gelişiyor. 

Aynı zamanda ciddi anlamda bir demokratikleşme hamlesi gerçekleştirmiş ve gerçekleştiren bir ülke resmi var Türkiye'de.. Dolayısıyla bunun yarattığı bir algı değişikliği var ortada.. Ayrıca kendisini hristiyan bir topluluk olarak tanımlamayan AB'nin Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkması AB'nin kendi kimliğini tanımlamasının da önünde bir engel.. AK Parti hükümetnin başarısını anlamak için önemli olan bir kelime var. O da 'entegrasyon' Bu entegrasyon hem AB hem de bölgeye yönelik oldu. Yani AK Parti iktidarı sırasında hem batı ile daha güçlü ve organik ilişkiler kuruldu hem de ortadoğu ile daha güçlü ilişkiler kuruldu ve bunlar birbirlerini dışlayan ilişkiler değildi. Aksine birbirlerini mümkün kılan ilişkilerdi.

Brüksel'in sembolik önemi neydi?

Özellikle ortadoğu'daki gelişmelerin çok hızlı olması ve çok trajik ilerlemesiyle beraber Türkiye'de baktığımız zaman dış politikada denilince sadece 'ortadoğu' gibi bir algı çıktı ortaya. Ancak tüm bu 'Türkiye batıdan uzaklaşıyor' eleştirilerinin olduğu bir dönemde böyle bir ziyaretin gelmesi manidar (son günlerin popüler deyimiyle) oldu.

 

 

 

Bakmadan Geçme