CHP Grup Başkanvekili Gök:

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'ın siyaseti şekillendirmeye çalıştığını belirterek, "Çok meraklıysan siyasete, bırak o kaçak sarayda oturmayı siyasete gir" dedi. 

Gök, düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimlerin "başkanlık sistemi" tartışmalarıyla geçeceğini söylediğini belirterek, hala siyaseti bırakmadığını ve şekillendirmeye çalıştığını savundu.

Erdoğan'a seslendiğini belirten Gök, "Anayasa Mahkemesi Başkanı, falanca öğretim üyesi konuştuğunda 'cübbeni çıkar da siyasete gir' diyorsun. Çok meraklıysan siyasete, bırak o kaçak sarayda oturmayı çık siyasete gir. Otur oturduğun yerde, Anayasal yetkilerini kullan. Böyle otoriter, totaliter, diktatör anlayış dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Başkanlık sistemi bu değildir" dedi.

Dünyada başkanlık sisteminin köklü denetim mekanizmalarına oturtulduğunu kaydeden Gök, konunun gündemi değiştirmeye yönelik algı operasyonu olduğunu ileri sürdü. Cumhurbaşkanı'nın aklından geçeni bildiğini ileri süren Gök, "Yolsuzluktan istifa etmiş dört Bakan'ın olduğu yerde, kendi yandaşlarına, şirketlerine, çocuklarına nasıl kaynak aktardıkları ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı 'paranın gidişatını ben kontrol edeyim, kimin cebine ne kadar girecek ben karar vereyim' demek istiyor. Cumhurbaşkanı hala bu alışkanlıklarını sürdürmek istiyor. Anlaşılıyor ki para çok tatlı geldi" diye konuştu.  

Gök, ülkede her alanda geri adım atılmak istendiğini belirterek, kıdem tazminatında yapılmak istenen değişikliğin bunlardan biri olduğunu belirterek, "İşçi kardeşlerime sesleniyorum;  bunlarım yakasına yapışın, bunlar işçi düşmanı. Sizleri her türlü haktan mahrum edecek uygulamalar içindeler. Böyle bir uygulama kabul edilebilir değil" dedi.  

Kaçak elektrikte özelleştirilen şirketlere olağanüstü imtiyaz sağlanmak istendiğini, Meclis'e sevkedilen tasarıyla kaçak elektrik faturasının tüm abonelere yayılmak istendiğini, vatandaşın dava açma hakkının elinden alındığını anlatan Gök, bunun hukuk devletinde mümkün olamayacağını ifade etti. Yandaş şirketlerin menfaatlerinin artırıldığını savunan Gök, toplumun kaynakların nereden nereye aktarıldığını görmesi gerektiğini belirtti.  

Gök, Cizre'de yaşanan olaylarda 7 kişinin yaşamını yitirdiğini ancak kimsenin hesap vermediğini belirterek, 12 yaşındaki Nihat Kazanhan'ın ölümünün ardından Başbakan ve İçişleri Bakanı'ndan "olayın polisle alakası olmadığı, polisin kullandığı silahla ilgisi olmadığı"nın söylendiğini kaydetti. "Kazanhan'a isabet eden cisim polis envanterinde kayıtlı değil, niteliği tespit edilemedi" denildiğini belirten Gök, "Başbakan ve İçişleri Bakanı, halkın gözüne baka baka nasıl böyle yalan söyleyebilir? 12 yaşındaki çocuğun öldürülüşünü nasıl gizlersiniz? Yazıklar olsun size. Sonunda çocuğa saplanan mermiyle bir polis tutuklandı. Polis kurşunuyla öldürülmüştür ve polis tutuklanıyor. Bunun hesabını sormayacak mıyız? Polis şiddetini sorgulamayacak mıyız?" diye konuştu.  

 

-"Türkiye'de çatışmaları artıracak" 

 

İç Güvenlik Paketi'nin geri çekilmesini isteyen Gök, "Bu yasa Türkiye'de çatışmaları artıracaktır. Türkiye'de otoriter rejimin artık son adımlarından biridir. Türkiye bu yasayı taşıyamaz. Valilere, polislere getirdiğiniz olağanüstü yetkiler, oluşturacağınız emniyet yapısı, jandarma için İçişleri Bakanlığı'na atama yetkisi veren bu düzenlemeyle, Türkiye'de tüm kurumları iktidarın tek parti devletinin hegemonyasına sokmak istiyorsunuz. En barışçıl gösteriyi dahi yaptırmamak istiyorsunuz. Yazıktır, günahtır. Türkiye'ye dinamit, bomba koyuyorsunuz. Bu bomba patlar, sizler yok olursunuz. İç barışı zedelemeyin. Yasayı geri çekin. anayasaya aykırıdır, Bu konuda sivil toplum ile birlikte CHP, üzerine düşeni yapmaya devam edecek" dedi.  

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'nun katıldığı bir televizyon programında Yüce Divan oylamasıyla ilgili nasıl oy kullandıklarını ifade ettiğini belirten Gök, "Sayın Kuzu, kuzu kuzu şunları söyledi; 'oğlan bizim, kız bizim.' Bu sözler, Yüce Divan oylaması yapılan bakanlar için. 'Oğlan bizim, kız bizim, elbetteki ortadaki yolsuzluklar da bizim, eğer biz bunları gönderirsek siyasi hayatımız biter.' Siyasi rüşvetle oy kullanıldığını belgelemiştir" görüşünü savundu.

Fethullah Gülen'in sınırdışı edilmesi konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sözlerini nasıl değerlendirdiği sorusuna Gök, "Cumhurbaşkanı böyle konuların muhatabı değildir. Kendisine ait olmayan konularda konuşuyor. Türkiye'de yargı kararıyla konuşulur. Cumhurbaşkanı'na ne oluyor ki... Daha ortada ne var ki... Mahçup oluyor, kendisini ciddiye de almıyorlar. Yargı kararları ve koşullar varsa, iadesi mümkünse elbette olabilir. Ama daha ortada daha yargı kararı ve bir şey olmadan Cumhurbaşkanı'nın konuşması görevi değildir. Cumhurbaşkanı daha ciddi olmalı" karşılığını verdi.

Gök, Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanlığı forsunun çıkarılması konusunda, "Kaçak sarayın yapılmasının nedeni Cumhuriyet ile hesaplaşmaktır, Atatürk'ün izlerini silmek içindir. Oradan rahatsızlar. Çankaya dendiği zaman herkesin aklına öncelikli olarak Mustafa Kemal Atatürk gelir. Muhafazakarlık tarihe sahip çıkmayı, tarih bilincini savunmayı da gerektirir. Atatürk'ü, Cumhuriyet'in izlerini örtme çabalarının tipik örneğidir. Kaçak sarayı asla ve asla benimsemeyeceğiz, bizim gönlümüz Atatürk'ün oturduğu Çankaya'da kalmaya devam edecek" dedi. 

Doların yükselişiyle ilgili sorulara karşılık Gök, "Doların yükselişindeki sebep de Cumhurbaşkanı'nın dayattığı ve direttiği ekonomik yaptırımdır. Cumhurbaşkanı'nın yetkisi yok ama etkisi var. Ekonomiyi de etkiliyor. Dolar'ın yükselişi de bu açıklamalara bağlıdır" karşılığını verdi. 

Bakmadan Geçme