Çöp dağından gül bahçesine
28 Nisan 1993 tarihinde İstanbul'un Ümraniye ilçesi Hekimbaşı çöplüğünde biriken Metan gazının patlaması sonucu meydana gelen facia. Olayda 27 kişi öldü, 12 kişi kayboldu. Kaybolan 12 kişinin cesedi ise bulunamadı.
28 Nisan 1993 tarihinde İstanbul'un Ümraniye ilçesi Hekimbaşı çöplüğünde biriken Metan gazının patlaması sonucu meydana gelen facia. Olayda 27 kişi öldü, 12 kişi kayboldu. Kaybolan 12 kişinin cesedi ise bulunamadı
Türkiye'de insan yaşamına verilen önem, bundan tam 17 yıl önce İstanbul'da bir kez daha ortaya çıktı. Ümraniye'de bulunan Hekimbaşı Çöplüğü'nün altında biriken metan gazı, usulüne uygun en küçük bir önlem bile alınmaması yüzünden bir yanardağ gibi patladı. Tonlarca çöp, çöplüğün üzerine kurulmuş olan evlerin üzerine aktı. İnsanlar daha neler olduğunu anlayamadan öldüler, onlarcası sakat kaldı.
TONLARCA ÇÖP EVLERİ YUTTU
Ümraniye Hekimbaşı Çöplüğü, günde 2 bin 300 tondan fazla çöpün depolandığı, 350 bin metre kare alan üzerine kurulu, muazzam büyüklükte bir yer. Çöplükte gereken tedbirlerin hiç biri alınmadığı için, 28 Nisan 1993 sabahı saat 10:00 sularında ardı ardına muazzam patlamalar yaşandı. Çöplüğün içindeki organik maddelerin bakteriler tarafından çürümesiyle açığa çıkan metan gazı birikerek sıkışmış, sonunda patlamıştı. Çöplüğün üzerine yapılmış olan gecekondular, tonlarca çöpün altında kaldı. Toplam 27 insanın cesedine ulaşılabildi, 12 insan ise kayboldu. Dönemin başbakanı Tansu Çiller ve İstanbul valisi Hayri Kozakçıoğlu, insanlarla alay edercesine, bundan sonra gereken önlemlerin alınacağını söylediler. Onlarca insanın ölümünden sonra tedbir almakta biraz geç kalıp kalmadıkları sorusuna büyük bir pişkinlikle yanıt vererek, ölümlerin sorumlusunun bölgeye gecekondu inşa eden insanlar olduğunu anlattılar. Evet, bu binaların çoğu ruhsatsız olarak inşa edilmiş yapılardı, ancak elektrik, su ve kanalizasyon gibi belediye hizmetlerinin tümünden faydalanıyorlardı. Yani resmi makamlar burada insanların yaşadığının farkındaydı, tehlikenin farkındaydı ve gereken hiçbir önlemi almamıştı.
MAHKEME YILLARCA SÜRDÜ
Çöplüğün patlamasından sonra yaşamını yitirenlerin yakınları ve sakatlananlar, çeşitli tazminat davaları açtılar. Bu davalar genellikle ruhsatsız gecekondularda yaşamaları nedeniyle sorumluluğun kendilerinde olduğu gerekçesiyle kaybediliyor ya da küçük tazminatlarla geçiştiriliyordu. İç hukuk yollarının tükenmesi sonucunda, davalar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AHİM) götürüldü. Haklarını arayan mağdurlar, açtıkları tazminat davasının sonucu için yıllarca bekledi. İlk davayı biri nikâhsız 2 eşi ve 7 çocuğunu kaybeden Maşallah Öner Yıldız ile eşi ve 3 çocuğunu kaybeden Ahmet Nuri Çınar 1999 yılında açtı.Yıldız'ın davası ise 2003'te karara bağlandı. Ancak Türkiye karara itiraz edince dosya, AİHM'in bir üst kurulu Genel Kurula gönderildi. Genel Kurul'dan 2 yıl sonra karar çıktı ve AİHM, Türk Hükümetini Yıldız'ın kaybettiği 9 can için 164 bin euro ödemeye mahkûm etti. Bu karar aynı zamanda AİHM dava açan diğer 4 aileye de emsal oldu. Türkiye devleti, mağdurlara toplam 500 bin TL tutarında tazminat ödemek ve insanların yaşam hakkını ellerinden aldığını kabul etmek zorunda kaldı.
ŞİMDİ ÇİÇEK AÇTI
Hekimbaşı Çöplüğü'nün üzerinde şimdi, rengárenk çiçekler hákim. Çöp kokusunun yerini, yaban otu çiçeklerinin kokusu aldı. 39 cana mezar olan Ümraniye Hekimbaşı ve Halkalı'daki kötü görünümlü çöplüklerde şimdi hayat var. Yerlerinde muhteşem yaşam ve spor merkezleri yükseliyor.
HÜSEYİN KOYUNCUOĞLU / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme