Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akıllı Şehirler ve Belediyeler Kongre ve Sergisi'nde konuştu: (2)

"Ülkemizde ister belediyeler, ister diğer kurumlar veya özel sektör tarafından hayata geçirilecek tüm akıllı çözüm uygulamalarının birbiriyle uyumlu olması kritik öneme sahiptir. Aksi takdirde Türkiye, teknoloji çöplüğüne döner"- "Rastgele, keyfekeder, pl
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akıllı Şehirler ve Belediyeler Kongre ve Sergisi'nde konuştu: (2)

ANKARA (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkemizde ister belediyeler, ister diğer kurumlar veya özel sektör tarafından hayata geçirilecek tüm akıllı çözüm uygulamalarının birbiriyle uyumlu olması kritik öneme sahiptir. Aksi takdirde Türkiye, teknoloji çöplüğüne döner." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ATO Congresium'da düzenlenen Akıllı Şehirler ve Belediyeler Kongre ve Sergisi'nde katılımcılara hitap etti.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının da akıllı şehir uygulamalarını destekleyen çalışmalar yürüttüğünü anımsatan Erdoğan, "Kimi belediyelerimizin şimdiden akıllı şehirlerle ilgili hem kurumsal kapasiteyi geliştirme hem de fiili uygulamalar yönünde adımlar attıklarını biliyoruz. Tüm bu hazırlıklarla Türkiye, akıllı şehirler konusunda dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. Belediyelerin akıllı şehir kavramı çerçevesinde altyapı, güvenlik, enerji, yönetim, eğitim ve öğretim, sağlık, bina ve ulaşım gibi alanlarda önlerinde çok geniş bir potansiyeli bulunuyor. Bu alanlardaki uygulamaların ortak amacı daha az maliyetle daha verimli ve etkili hizmet sunabilmektir." ifadelerini kullandı.

Akıllı şehir hizmetleriyle insanların hayat kalitelerinin ne kadar yükseltilir ve kolaylaştırılabilirse vatandaşların da bu işe sahiplenme düzeyini de o derece yüksek tutulabileceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, marka şehirler hedeflerine giden yolun akıllı şehir çözümlerinden geçtiğini söyledi.

Erdoğan, "İşte biliyorsunuz bir adım attık, dedi ki Çevre Şehircilik Bakanlığımız, '100 bin sosyal konut inşasına başlayacak.' Müracaatlar şu an itibarıyla bitmiş bulunuyor. Hamdolsun genel toplam, 1 milyon 92 bin 741. Bu nereden geliyor? Demek ki halkımız, şu anda yönetimine güveniyor. Söylenen neydi? 'Konut satışı olmuyor, konutlar satılmıyor.' Eğer siz güven verirseniz benim halkım gelir senden konutu alır ama güven vermezsen almaz. Şimdi bütün bu plan ve projeler aynı zamanda neyi çağrıştıracak? Bu önemsediğimiz akıllı şehir planlamalarını, projelendirmelerini çağrıştıracak." diye konuştu.

- "Ülkemizi teknoloji çöplüğü olarak görmek istemiyoruz"

Teknoloji yatırımlarının ciddi bir kaynak gerektirdiğini belirten Erdoğan, "Önemli olan bu iş için altına girilecek finansal yükle elde edilecek neticenin doğru tespit edilebilmesidir. Şayet bu denge iyi kurulabilirse belediye bütçesi yanında yatırımcıların desteğiyle de alınabilir. Esasen akıllı şehir uygulamaları hepsi belediyeyle de ilgili değildir." dedi.

Yeni nesil teknoloji altyapısının insan hayatında yol açacağı büyük dönüşüm düşünüldüğünde bu konunun çok geniş bir uygulama alanı olduğunun görüleceğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu konuda önce kim harekete geçerse en çok onun kazançlı çıkacağını söylemek mümkündür. Ülkemizde ister belediyeler, ister diğer kurumlar veya özel sektör tarafından hayata geçirilecek tüm akıllı çözüm uygulamalarının birbiriyle uyumlu olması kritik öneme sahiptir. Aksi takdirde Türkiye, teknoloji çöplüğüne döner. Biz, ülkemizi teknoloji çöplüğü olarak görmek istemiyoruz.

Bunun için hem ilgili bakanlıklarımızın ve kurumlarımızın hem de Türkiye Belediyeler Birliğimizin öncü bir rol üstlenmesi gerekmektedir. Gerekirse bu işe hukuki bir altyapı kazandırmak dahil birbiriyle uyumlu teknoloji alt yapısı kuruluşu konusunda gereken her türlü tedbiri almak zorundayız."

- "Sıkı bir denetimle bu süreci yöneteceğiz"

Türkiye'nin, 90'lı yıllarda her kurumun farklı teknolojilere dayalı sistemler kurması sebebiyle sıkıntı yaşadığını ifade eden Erdoğan, "Bir süre sonra elektronik devlet uygulamasıyla tüm sistemlerin birbiriyle konuşabilir, birbiriyle özellikle veri alışverişi yapabilir hale getirme zorunluluğu ortaya çıktığında daha önce yapılan yatırımların çoğu çöpe atılmıştır. Bunu bir daha yaşamak istemiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Şehirlerde altyapı yatırımı yapan farklı kurumların, belediyelerin farklı birimleri arasında doğru dürüst bir koordinasyon kurulamadığı için aynı işin defalarca tekrarlandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu elektrikte görürsünüz, bunu suda görürsünüz, bunu fiber optikte görürsünüz, bütün bu alanların hepsini de görürsünüz. İnşallah akıllı şehirler konusunda aynı hatayı yapmayacağız. Hep birlikte standartları belirleyecek ve sıkı bir denetimle bu süreci yöneteceğiz." diye konuştu.

Bundan sonra şehirlerde yapılan her yatırımın, atılan her adımın akıllı şehirler stratejisine uygun yapılmasını sağlamakta kararlı olduklarının altını çizen Erdoğan, "Rastgele, keyfekeder, plansız, programsız, hesapsız, kitapsız iş yapma devrine geri dönüşe izin veremeyiz. Diğer alanlarda olduğu gibi akıllı şehir uygulamalarında da sadece kendi ihtiyaçlarımızı karşılamak da kalmayacak, dünya pazarlarına ihraç olarak gireceğiz. Birkaç yıl içinde pazar büyüklüğü 800 milyar doların üzerine çıkacağı hesaplanan bu alanda önemli bir oyuncu olmak için ne gerekiyorsa yapmakta kararlıyız." ifadelerini kullandı.

- "Sadece 'istemezük' diyorlar"

Türkiye'nin dünyada her alanda artık en üst ligde yer alan, tüm hazırlıklarını buna göre yapması gereken bir ülke olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Eski Türkiye'nin standartlarıyla bugünümüzü kıyaslama yapamayacağımız gibi eski Türkiye'nin alışkanlıklarıyla geleceğimizi de inşa edemeyiz. Bunun için önce zihinlerimizi, düşünce yapımızı, kavrayışımızı değiştirmeliyiz. Dünya değişmiş, bölgemiz değişmiş, Türkiye değişmiş, şehirlerimiz değişmiş, demokratik ve ekonomik standartlarımız değişmiş, yönetim sistemimiz değişmiş ama bazı kafalar hala 20 yıl öncesinde hatta 70 yıl öncesinde kaldı. Maalesef sayıları, az da olsa böyle bir kesimin var olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. 'Ön yargıları parçalamanın atomu parçalamaktan zor olduğu' söylenir.

Kendi ülkesine, kendi toplumuna, kendi insanlarının değerlerine, kültürüne, sembollerine, düşmanlığı adeta hayat biçimi haline getirmişleri ne yaparsanız yapın, ne söylerseniz söyleyin değiştiremiyorsunuz. Türkiye'nin çok partili hayata geçildikten sonra teşebbüs ettiği her büyük yatırımda, her büyük değişimde, her büyük projede, her büyük atılımda bu anlayışın direnişini görmek mümkündür.

Hatta son olarak Türkiye'nin Otomobili gibi iftiharla yaklaşılması gereken bir projeye bile kulp takma yarışına girenlere rastladık. Yapılana karşı çıkanlar bunun yerine daha iyisini, daha büyüğünü, daha faydalısını mı teklif ediyor? Hayır. Sadece 'istemezük' diyorlar. Ülkemizde tüm siyasi ve bürokratik kariyerini tuğla üstüne tuğla koymadan sadece yapılanlara direnerek geçirmiş nice insan var. Keban Barajı'ndan İstanbul Boğazı'na gerdanlık kimi dizilen köprülere, yollardan turizm tesislerine, konut projelerinden sanayi yatırımlarına kadar her şeye karşı çıkmanın adı ne siyasettir, ne memleket sevgisinin ne millet aşkına kendisidir."

(Sürecek)




Kaynak: