1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı
Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: (4)- "Montrö'yü tartışmaya açmayız. Montrö Boğazlar Anlaşması, Türkiye'ye boğazlar konusunda tam yetki veren bir anlaşmadır"- "(Kanal İstanbul) Türkiye için bu yapılabilir bir projedir. Bunu 'Yaptırmayız' gibi yakla

A+A-

ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Montrö'yü tartışmaya açmayız. Montrö Boğazlar Anlaşması, Türkiye'ye boğazlar konusunda tam yetki veren bir anlaşmadır." dedi.

Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Bir basın mensubunun asgari ücretle ilgili sorusuna Kalın, kabine toplantısında bu konunun gündeme gelmediğini belirtti.

Asgari ücret konusunda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un bir çalışma yaptığını anlatan Kalın, "Bu diğer kurumların ve asgari ücrete taraf olan işveren-işçi tarafların bütün değerlendirmeleri alınmak suretiyle bir noktaya gelecek. O noktada da tabii ki Cumhurbaşkanımızın da bir değerlendirmesi olacak. Burada jesti, rakamın inmesi-çıkmasından ziyade 'herkesin taleplerini karşılayacak bir orta yolun bulunması' şeklinde anlamak daha isabetli olur. O konudaki çalışma devam ediyor." diye konuştu.

İbrahim Kalın, Kanal İstanbul ile tartışmaların sorulması üzerine, bunun İstanbul'un yeni bir konu olmadığını ifade etti.

Kanal İstanbul'un, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "çılgın proje" diye isimlendirdiği İstanbul'un özellikle boğaz trafiğini rahatlatacak, güvenliğini artıracak bir proje olduğunu belirten Kalın, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Daha önce de bu konu konuşuldu. Bununla ilgili ön çalışma daha önce de yapılmıştı. Şimdi neden gündeme geldi? Muhalefet Partisi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi, sanki kendi yetkilerindeymiş gibi 'Biz bu projeyi yaptırmayız' diye bir tezle ortaya çıktılar. Kanal İstanbul her şeyden önce bir devlet projesidir. Bu bir belediye projesi değil, bu bir siyasi parti projesi değil, bir siyasi muhalefet partisi projesi değil. Bununla ilgili bütün değerlendirmeler yapıldı, yapılmaya da devam edecek. Bunun hukuki tarafı, ÇED Raporu, finansal tarafı bütün boyutlarıyla incelendi ve bunun yapılmasının İstanbul'un bundan sonraki 10-20-30 yıllık geleceği ve gelişmesi açısından çok büyük katkılar sağlayacağı açık bir şekilde görülüyor."

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Kanal İstanbul'un, İstanbul Boğazı'nın trafiğini de rahatlatacağını ve geçmişte yaşanan kazaların tekrar etmemesi için de yeni imkanlar sunacağını aktardı.

Orada ikinci bir şehir kurmak suretiyle Sur içi ve civarındaki yoğunlaşma ile diğer yerlerdeki yoğunlaşmayı da şehrin diğer tarafına taşıyacağını vurgulayan Kalın, şöyle konuştu:

"Nüfusun da biraz daha dengeli dağılımını sağlayacak. Yeni yaşam alanlarının ortaya çıkmasına imkan sağlayacak bir proje. Muhalefetin, konuyu buradan 'Yaptırırım, yaptırmazsın' meselesine getirmesi çok garip. Bu konuda ilgili kurumlarımız çalışmalarına devam ediyor. Çevre Bakanımız da bugün bir açıklama yaptı. O konuda yetki tek taraflı olarak Belediye Başkanı'nın kendisinde değil. Mecliste bir yetkilendirme yapılmıştır. Bununla ilgili Çevre Bakanlığımızın da bir değerlendirmesi olacaktır. Hukuki olarak buna tabii ki bakılacak. İstanbul'da yapıldığı için, İstanbul'daki paydaşlar, Büyükşehir Belediyesi ve diğer paydaşlarla bu sürecin bir parçası olacaklar. Ancak netice itibarıyla Türkiye için bu yapılabilir bir projedir. Bunu 'Yaptırmayız' gibi yaklaşımlarla engellemeye çalışmak çok anlamlı gelmiyor."

Kalın, 15 Temmuz hain darbe girişiminden 2 ay sonra üçüncü köprü Yavuz Sultan Selim'i açtıklarını hatırlattı.

"Yapılamaz, finans bulunamaz ve kimse bu işe girmez." denilen İstanbul Havalimanı'nı yaptıklarına işaret eden Kalın, bu tür büyük projelerin artık Türkiye için "yapılamaz, imkansız, uzakta, birtakım fantastik fikirler"den ibaret olmadığını belirtti.

Geçmişte de "Yaptırmayız, ettirmeyiz" tarzı yaklaşımların netice vermediğini vurgulayan Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da bu projeye inandığını bildirdi.

Bilimsel olarak Kanal İstanbul'un yapılması gerektiğini düşündüklerini anlatan Kalın, "Bu süreç tabii devam edecek. Belli ki bu konu bir siyasi polemik meselesi olmaya devam edecek. Ben tekrar ifade edeyim, Kanal İstanbul bir devlet projesidir. Bir siyasi partinin ya da belediyenin projesi değildir." dedi.

- "Montrö'yü tartışmaya açmayız"

"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Montrö tartışması başladığında, 'Acaba faydası mı oldu? Acaba ne kazandırdı, ne kaybettirdi, bunu bir düşünelim' demişti. Sayın Cumhurbaşkanı'nın sözleri Montrö'nün tartışmaya açılması anlamına mı geliyor? MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de bu konuyla ilgili bir uyarısı oldu. 'Montrö'yü tartışmaya açmak bir beka sorunudur' dedi. Bu uyarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Kalın, şu yanıtı verdi:

"Montrö'yü tartışmaya açmayız. Montrö Boğazlar Anlaşması, Türkiye'ye boğazlar konusunda tam yetki veren bir anlaşmadır. Bunun belli şartları var. Oradan geçişler, geçitler, geçirilen malzeme, askeri malzeme ile diğer teknik birtakım şeyler, malları saymıyorum. Bunlarla ilgili kurallara bağlanmış bir anlaşma var. Kanal İstanbul, bu anlaşma kapsamında yapılacak bir projedir. Montrö'yü ortadan kaldıracak bir proje değildir. Bunu açık bir şekilde ifade edelim. Boğazlar, Türkiye'nin yetkisi içerisinde Montrö Boğazlar Anlaşması çerçevesinde kontrolü yapılan bizim coğrafyamızın parçası olan bir yerdir. Kanal İstanbul'un statüsü de bundan farklı olmayacaktır."

- "Rus tarafına üzerine düşeni yerine getirmesi çağrımızı yeniliyoruz"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Suriye'nin Haseke kentinde YPG/PKK teröristlerinin işgali altındaki bölgelerde Rusya'nın bir askeri birlik kuracağı ve 400 kişiden oluşacak birliğe katılacak YPG/PKK teröristleri eğiteceği yönündeki haberler için ne söylersiniz?" sorusunu şöyle cevapladı:

"Rusya'nın Haseke'de, YPG/PYD terör örgütü ile böyle bir angajmana girdiğiyle ilgili haberleri biz de gördük. Bunu Rus mevkidaşlarımıza da hemen ilettik. Fırat'ın doğusunda YPG/PYD'yi, anlaştığımız 30 kilometrelik o hattın dışına çıkarma dışındaki bütün faaliyetler ve angajmanlar, YPG ve PYD ile yapılan bütün angajmanlar, bir tür o terör örgütü ile iş birliği yapmaktır. Doğrudan ya da dolaylı olarak onlara destek vermektir. Bu konuda Rus tarafına üzerine düşeni yerine getirmesi çağrımızı tekrar yeniliyoruz.

Burada bu terör örgütünün ne amaçla hareket ettiği, bulunduğu bölgelerde neler yaptığı herkesin malumu. Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği açısından bu terör örgütünü orada tamamen nötralize edilmesi gerekir. İlk planda 30 kilometrenin altına indirilmesi gerekiyor. YPG'nin amacının DEAŞ'la mücadele olmadığını, DEAŞ'ı kendine alan açmak için bir koz olarak kullandığını açık bir şekilde gördük, görüyoruz. Müttefiklerden beklentimiz de bu terör örgütüne yeni imkan ve fırsat alanları açacak her tür adımdan kaçınmalarıdır."

- Togo Kuleleri meselesi

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile eski CHP Milletvekili ve Ankara Ticaret Odası Başkanı mühürlenen Togo Kuleleri inşaatının müteahhidi Sinan Aygün arasında yaşanan gelişmelere ilişkin görüşleri sorulan Kalın, bu konuyla ilgili İçişleri Bakanlığının müfettiş görevlendirdiğini anımsattı.

Bir tartışma ve birtakım iddiaların olduğunu aktaran Kalın, "Bütün gerçeklerin ortaya çıkması kamu yararınadır. Dolayısıyla İçişleri Bakanlığımızın bu konudaki tasavvuru, tasarrufu son derece yerindedir. Ne çıkacak hep birlikte göreceğiz." ifadelerini kullandı.

Kendisini mahkeme yerine koyup, lehte veya aleyhte bir görüş belirtemeyeceğine işaret eden İbrahim Kalın, sözlerini şöyle tamamladı:

"O soruşturmadan ne çıkacağını hep birlikte izleyeceğiz. Ancak prensip olarak, geçmişte de belediye başkanları veya diğer kamu görevlileri olsun, hep şu ilkeyle hareket ettik. Hiç kimse kanunun üzerinde değildir. Bir belediyede veya bir başka kamu kurumunda bu tür iddialar varsa, rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanmak gibi bunlarla ilgili her zaman İçişleri Bakanlığı, savcılık harekete geçer, geçmelidir de. Geçmişte AK Parti belediyeleriyle ilgili de benzer soruşturmalar yapılmıştır, bu tür iddiaların olduğu yerlerde. Dolayısıyla biz hiçbir zaman şu ya da bu parti arasında bir ayrım yapıp, kanun önünde 'Bunlar eşittir, bunlar değildir' gibi bir tutum içerisinde olmadık.

Buradaki temel prensip de yine hiç kimse kanunun üstünde değildir. Kanunlar neyi gerektiriyorsa, bu konuda İçişleri Bakanlığımız teftişini yapar, raporunu hazırlar, ondan sonra mahkeme süreci başlayabilir, bilemiyorum. Çünkü onların kendi aralarında da birtakım karşılıklı suç duyuruları ve başvurular var. Bu süreci hep birlikte izleyeceğiz. Ancak bizim açımızdan önemli olan bu iddiaların en kısa sürede aydınlatılması. Bir ihlal, bir suç varsa bunun gereğinin de yargı makamları tarafından yapılmasıdır."

(Bitti)

HABERE YORUM KAT