Dede Korkut kültürümüzün ışığıdır
Başbakan Ahmet Davutoğlu Dede Korkut kitabının tanıtım toplantısında tarihten gelen zenginliğimize ve kültürümüzün çeşitliliğine dikkat çekti.
Başbakan Ahmet Davutoğlu Dede Korkut kitabının tanıtım toplantısında "Ben Anadolunun Türkmen lehçesine yerleşen Dedem Korkut'un dilini o kadar doğal şekilde hissettim ki anaannem ile karşılıklı oturur, "Horasandır bizim ilimiz" der ve konuşurduk. İsfahan ve tarihimiz bir yolculuktur, bir kapıdan girer diğer kapıdan çıkarsınız. Asırlar geçmiş mert ve namert birbirine karışmış." açıklamasında bulundu.
Yunus Emre bir meczup değil, bilgedir
Davutoğlu, "Yüzlerce sürünün içinde binlerce koyun ve keçinin kendine ait dilleri vardı. "Sordum sarı çiçeğe" derken Yunus Emre bir meczup değil, doğanın dilinden anlayan bir bilgenin dilidir. Kayaya "Kıple" diyerek, fizik ile metafiziği birleştiren bir bilgeliğin diline şahit oluruz..." ifadelerine yer verdi.
Kültürün tarihten geleceğe sirayet ettiğine dikkat çeken Davutoğlu, "çocuklarımıza verdiğimiz isimlerimiz de tarihin süzgecinden gelen bir bilincin tezahürü var, Dedem Kurkut'ta da bu vardır ve bizlere sirayet etmiştir" açıklamasına yer verdi.
Kitapların tarihin serüvenini ve damıtılmış ürünleri olduğunu vurgulayan Davutoğlu konuşmasına akademik olarak nasıl değerli olduğuna da değinerek şu sözlere yer verdi. "Doktora tezlerimde geçiş dönemlerinin analizini ve Yunan Felsefesinin mitolojik ve tarih ötesi analizi en kritik geçişini anlatım. Paganizmden dinler arası geçişlere bakıldığı zaman ince bir ayrıntı dikkat çeker. Bizim tarihimize baktığınız da da tarihin dokusunu ve milli kültürümüzü anlamak isteyenlere bu eserler ışık tutar. Bu izlere gözünüzü kapattığınız zaman anlayışınız eksik kalır. İslamiyet ve İran'dan geçip Anadoluya gelen tarihimizin süzgecinde Dedem Korkut ve Hoca Ahmet Yesevi kültürlerinin anlaşılması gerekiyor. Bu kültürleri anlamayan, kendi geçmişini anlayamaz bunlar tarihimizin ana unsurlarını oluşturur. Dile baktığınızda da Dedem Korkut'ta bütün dillerin Türkçesini anlamış olursunuz. Kutatgu Bilig ve Nağmeler eserleri kendi kültürümüzün izlerini yansıtır. İslamda Dedem Korkut eserlerine dair pek çok ipucu taşır. " “Ağız açıp över olsam, Tanrı güzel, Tanrı dostun din ulusu Muhammed güzel. Muhammed’in sağ yanında namaz kılan Ebûbekir Sıddık güzel. Âhir otuzuncu cüz başıdır Amme güzel. Hecesince düz okunsa Yâsin güzel. Kılıç çaldı, din açtı erlerin şâhı Ali güzel. Hasan ile Hüseyin iki kardeş beraber güzel. Yazılıp düzülüp gökten indi, Tanrı ilmi Kur’ân güzel. O Kur’ân’ı yazdı düzdü, ulemâlar öğreninceye kadar bekledi biçti, âlimler sultânı Osman Affanoğlu güzel. Çukur yerde yapılmıştır Tanrı evi Mekke güzel. O Mekke’ye sağ varsa, esen gelse îmânı bütün hacı güzel. Hesap gününde Cumâ güzel. Cumâ günü okuyunca hutbe güzel. Kulak verip dinleyince ümmet güzel. Minâreden ezân okuyunca müezzin güzel. Dizini bastırıp oturunca helâlı güzel. Şakağından ağarsa baba güzel. Ak sütünü doya doya emzirse ana güzel. Yanaşıp yola girince kara erkek deve güzel. Sevgili kardeş güzel. Yan tarafta, ev yanında dikilse gelin odası güzel, uzunca çadır ipi güzel. Oğul güzel. Hiç birine benzemedi cümle âlemleri yaratan Allah Tanrı güzel.” destanına baktığımız zaman gönlü yüce bir bilgenin izlerini görürüz... 8 Mart Kadınlar Günün hemen ardından bu destan ile anlıyoruz ki, Dedem Korkut ve tarihimizden bugünümüze gelen bütün değerlerimiz en güzel değeri kadınlarımıza, eşlerimize, analarımıza vermiştir" ifadelerine yer veren Davutoğlu, devletin değerini ve niye olması gerektiğini de yine Dede Korkut'dan öğrendiğimizi ve Batı'dan ziyade kendi kültürümüzün bize ışık tuttuğunu sözlerine ekledi.
Dede Korkut bizim için bulunmaz bir nimettir
Davutoğlu Dışişleri Bakanlığı'nda görevli olduğu günlerden de örnek verdiği konuşmasında Dede Kokut'un kendisine referans olduğunu sözlerine ekleyerek, "Dede Korkut'un dualarının esintisi kulağınıza sirayeti varsa, omzunuz ve başınız dik olarak bir meclise girersiniz. Sözlü ve yazılı olarak sizleri dualarla destekler ve cesaret verirler. Milliyetçilik ve Kültür'üne sahip çıkmak budur. Orhun Anıtları, Hoca Ahmet Yesevi'nin dergahına vardığımda bizi bu kültür kuşatır. O küçük çilehanerleden nasıl büyük idrakların doğduğunu görüyor ve varlıklarını hissediyorsunuz. Bu değerlerimizi biz restore ettik, o güzel mekanları ziyaret ettiğiniz zaman, o derin irfandan fışkıran derin bir ok ile adalet anlayışının nasıl serpiştirildiğini görürsünüz. Yeni nesil evlatlarımız gibi onların ellerinde telefon, ayped vs yoktu, iman ve bilgi aşkı vardı. "Yaratılanı severim, Yaradandan ötürü" ifadeleri ile büyüyen felsefe ve imanları vardı" ifadeleri ile günümüz gençlerine de önemli mesajlar verdi.
Dede Korkut anlayışında zillet olmaz
Dede Korkut, Hoca Ahmet Yesevi ve diğer bütün değerlerimizin öğretileri ile beslenen siyaset ahlakında, zillet olmaz ifadeleri ile gece gündüz koşturarak ve büyük birhizmet aşkı ile yol aldıklarını ifade eden Davutoğlu, "Ata biner yol alırız, yürürüz, yola çıkmayan ilerleyemez, Anadolu'da yörük diline sirayet eden "biz bu yola çıktık, yola düzüldük" ifadesi vardır, bu sözler ile yolun meşakkatli ve zorluğuna dkkat çekilirken aynı zamanda da imanı bir hizmet aşkının da bizlere nakşedildiğine şahit oluruz" sözlerine "Dedem Korkut'un söylediği gibi bir dua ile bitireyim, "Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgeli büyük ağacın kesilmesin Taşkın akan güzel suyun kurumasın. Kanatlanın uçları kırılmasın. Koşar iken ak boz atın sendelemesin. Vuruşunca kara çelik öz kılıcın çentilmesin. Dürtüşürken alaca mızrağın utanmasın. Ak bürçekli ananın yeri cennet olsun. Ak sakallı babanın yeri cennet olsun Han'ım eyyyy..." ifadeleri ile konuşmasına son verdi.
Bakmadan Geçme