'Demokrat Parti ile Chp zulmü bitti'
Türkiye ilk olarak 1946'da çok partili sistemi tattı. 1923'te Cumhuriyet'in ilanından sonra CHP'nin tek başına girdiği seçimler, Demokrat Parti'nin de yarışa girmesiyle asıl şeklini aldı.
Türkiye ilk olarak 1946’da çok partili sistemi tattı. 1923’te Cumhuriyet’in ilanından sonra CHP’nin tek başına girdiği seçimler, Demokrat Parti’nin de yarışa girmesiyle asıl şeklini aldı. 1945 öncesinde ekonomik olarak zorluklar yaşamaya başlayan Türkiye’de “Acaba yeni bir siyasal görüş daha olsa ne olur?” sorularını akıllara getirmeye başlamıştı. Tam bu düşüncelerin üzerine bir de mecliste “Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu” görüşmeleri olmuş ve CHP’nin içerisinde bu konuyla ilgili çatlak sesler çıkmıştı. Kürsüde uzunca bir konuşma yapan Adnan Menderes herkesin dikkatini cezbederek Türkiye siyasetini yeni bir döneme sokan kıvılcımı burada yakmıştır.
“DÖRTLÜ TAKRİR”
Ardından tarihe “Dörtlü Takrir” olarak geçen önergede, CHP milletvekilleri Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü, anayasal hak ve özgürlüklerin kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması istiyordu. Kabul edilmeyen ve açıktan bir meydan okuma olarak görülen bu belge CHP’yi derinden sarsacaktı. Önergenin hemen ardından Menderes ve Köprülü partiden atıldı. Celal Bayar’da görevinden kendisi istifa etti. II. Dünya Savaşı’nın ardından, Türkiye’deki atmosfer iyiden iyiye bir muhalefet partisi istiyor ve dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’de bunu dillendirerek yeni bir döneme geçmenin gerekliliğini artık görmezden gelemiyordu.
“DEMOKRAT PARTİ KURULDU”
Ardından ivedilikle sistem hayata geçirildi ve Celal Bayar 1946’nın başında Demokrat Parti’yi kurdu. Artık Türkiye gerçek bir seçim yapabilecek oyunu parti seçerek kullanabilecekti. Durum başlarda gayet süt limandı. CHP kurulan yeni partinin işlevi olmayacağını düşünüyordu. Fakat öyle olmadı. Demokrat Parti hızla kendini geliştiren ve halka sevdiren bir parti oluyordu. 26 Nisan’da toplanan CHP Meclis Grubu, Eylül 1946’da yapılması gereken belediye seçimlerinin Mayıs 1946’da yapılmasını sağlayan tasarıyı kabul etti. Bu kanun iktidar ve muhalefet arasındaki ilişkileri bozarken giderek artan bir gerginlik sürecinin de başlamasına neden oldu.DP başta seçime katılıp katılmama konusunda kararsız kalsa bile katılmaya karar verdi. Bunun üzerine iktidar basın kanununda değişiklik yaptı. Ve iktidarın basın üzerindeki baskısı daha da arttı. Bozuk olan ekonomi de dış ödeme dengesinin bozulması sonucu 7 Eylül 1946'da Türk Lirası'nın değeri düşürüldü. Bu olay Demokrat Parti'ye daha çok prim kazandırdı ve CHP’nin güç yitirmesine neden oldu. 1947 bütçe görüşmeleri sırasında Başbakan Recep Peker ile DP'liler arasında sert tartışmalar yaşandı. DP, TBMM'yi terk etti. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün araya girmesi ile sorun aşıldı.
"MİLLİ TEMİNAT ANDI" KABUL EDİLDİ
7 Ocak 1947'de Demokratlar ilk kurultayını yaptı. Bu toplantıda özgürlük ve demokrasi arzuları bir defa daha vurgulanırken bunları içeren Hürriyet Misakı kabul edildi. Bunun üzerine iktidar tarafından DP'ye sert hücumlar başladı. Haziran ayında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile Demokrat Parti Genel Başkanı Celâl Bayar arasında bir dizi görüşmeler yapıldı ve sonunda İnönü 12 Temmuz 1947'de 12 Temmuz Beyannamesi’ni yayınladı. Beyannamede İnönü, siyasal partilerin Türk demokrasisinin vazgeçilmez unsurları olduğunu vurguladı. DP içerisindeki yumuşama ve iktidarla düzeltilen ilişkiler tepki çekti ve bunun güdümlü demokrasi olduğunu öne süren bir grup partiden ayrıldı. Bu grubu oluşturan, Fevzi Çakmak, Yusuf Hikmet Bayur, Kenan Öner, Osman Bölükbaşı, Sadık Aldoğan ve Yusuf Kemal Tengirşenk, 20 Temmuz 1948'de Millet Partisi'ni kurdu. DP ikinci büyük kurultayını 20 Haziran 1949'da yaptı. Bu kurultayda seçimlerde alınan oylara sahip çıkılmasını içeren "Milli Teminat Andı" kabul edildi.
“CHP ZULMÜ SONA ERDİ”
Türkiye, 14 Mayıs 1950’de seçimlere gitti. Yapılan seçimler Türkiye'de 27 yıllık tek parti devrini sona erdirdi. 1923'ten beridir tek başına ülkeyi idare eden Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı halkoyu ile Demokrat Parti'ye devredecekti. Atatürk'ten sonra 11,5 yıldır cumhurbaşkanlığı görevinde bulunan İsmet İnönü artık ana muhalefet lideriydi. Hükümeti kurmakla DP Aydın Milletvekili Adnan Menderes görevlendirildi. Aynı gün Menderes kendisinin ilk Cumhuriyet'in 19.hükümetini kurdu. 2 Haziran'da güvenoyu aldı. 9 Haziran 1950'de DP Genel İdare Kurulu Adnan Menderes'i genel başkanlığa seçti. Dünyada belki çok nadir görülen bir olay gerçekleşmişti. Uzun yıllar boyu ülkeyi kendi otoritesi ile yöneten iktidar, tamamen serbest, hür, kansız ve hilesiz bir seçim ile yerini bir başka partiye bırakmıştı. Bu yüzden 1950 seçimleri tarihimizde "Beyaz Devrim" olarak adlandırılmıştır.
SEYFULLAH KOYUNCU / YENİ HABER GAZETESİ