Piyasanın dengesini korumak amacıyla tekelleşmeyle mücadele eden Rekabet Kurumu'nun yeni başkanı Prof. Dr. Ömer Torlak, ceza veren bir kurum algısını kabul etmediklerini söyledi. Yeni görevinde ilk kez bir gazeteye konuşan Prof. Dr. Torlak, şirketleri hata yapmamaları konusunda uyardı. Torlak, adil rekabet için şirketlere destek olacaklarını da belirtti.
Piyasanın rekabet koşullarını belirleyen ve rekabeti bozan hareketleri izleyen Rekabet Kurumu, şirketleri hata yapmamaları konusunda uyardı. Rekabet Kurumu Başkanlığı'na 5 ay önce atanan Prof. Dr. Ömer Torlak, dengeyi nasıl koruduklarını Yeni Şafak'a anlattı. İlk kez bir gazeteye konuşan Prof. Dr. Torlak, gelecek planlamaları içerisinde şirketlere adil rekabet konusunda destek olacaklarını kaydetti. Torlak ayrıca, üniversitelerde bilinçlendirme kampanyaları yapacaklarını da dile getirdi.
REKABETTEKİ İYİLEŞME AB RAPORUNA YANSIDI
Son yıllarda atılan adımlarla Türkiye'deki rekabet hukukunun sağlam temellere oturtulduğunu belirten Başkan Torlak, bu iyileşmenin Avrupa Birliği ilerleme raporlarına yansıdığına dikkat çekti. Torlak, “Son 3-4 yıldan bu yana AB'nin Türkiye ilerleme raporlarında en fazla pozitif bahsedilen alanlardan birisi Rekabet Hukuku alanı. Türkiye rekabet politikalarında ev ödevini iyi yapmıştır” dedi. Bununla yetinme niyetinde olmadıklarını vurgulayan Torlak, “Türkiye'nin daha üst rekabet politikalarına ihtiyacı var. Rekabet kültürünü yaygınlaştırmak durumundayız. Sivil toplumda rekabetin genellikle olumsuz bir algısı var. Bunu kırmamız gerekiyor” dedi.
PİŞMANLIK HAKKI DA VAR
Rekabet hukuku sisteminin şirketlere pişmanlık hakkı da tanıdığının altını çizen Torlak, şunları kaydetti: “Farkına varmadan düşülen yanlışlar veya bilerek işlenen bir suçtan pişmanlık duyulması halinde şirketler bize başvurabiliyor. Bu süreçte aksama olursa şirket pişmanlıktan yararlanamıyor. Eğer bir ceza ortaya çıkacaksa ilk pişmanlık müracaatında cezanın % 100'ünden, ikinci pişmanlık başvurusunda ise % 50'inden kurtuluyor. Hakim durum oluşması, dışlayıcı davranışlar ve bayi ilişkileri gibi konularda zaman zaman pişmanlık başvuruları yoğunlaşıyor" ifadelerini kullandı.
ELEKTRONİK TİCARET GÖZETİM ALTINDA
Prof. Dr. Torlak, Rekabet Kurumu'nun kestiği cezalarda teşebbüs bazında en büyük cezanın Tüpraş'a, sektör bazında ise bankacılığa kesildiğini kaydetti. Torlak, "Elektronik ticaretten de şikâyetler gelmeye başlayabilir. O alanda büyük rakamlar oluştu. Yaptırımlar, ciro üzerinden mevzuatın verdiği yetkilerle veriliyor. Ama henüz kurul hiç üst limitten yaptırım uygulamadı" diye konuştu.
Şirketlere üç maddelik ikaz
Şirketlerden en büyük isteklerinin mevzuata aykırı işlere bulaşmama olduğunu aktaran Ömer Torlak, şunları anlattı: "4054 sayılı kanunda 3 tane madde var. Bu 3 madde şirketlere sıkıntı oluşturabilecek maddeler. İnsanın doğasında daha fazla kazanma hırsı vardır. Herkesin bu hırsına sınır koyabilmesi gerek. Bunu yaparken de varolan kurallara uymak gerekiyor. Kurala göre hareket edilmediği zaman yarın bir gün o da etmez ve ucu size dokunabilir. Senin canını yakabilecek bir durumu başka bir şirket için yapmaman gerekir."
İhlal edenler değişebiliyor
Şirketlerin çoğunun rekabet ihlaline düştüğünün farkında olmadığını belirten Prof. Dr. Ömer Torlak, ihlallerin genellikle küçük ölçekli şirketlerde olduğuna dikkat çekti. Torlak, "Biz hangi sektörlerden en fazla şikâyet geldiği analizini yapmadık. Bazen enerjiden yoğun şikâyet oluyor, bazen çimento sektöründen geliyor. Belli bir alandan süreklilik arz eden bir şikâyet yok” değerlendirmesinde bulundu.
Rekabet Kurumu ne yapar?
Kurumun 350 personeli ile çalıştığını söyleyen Rekabet Kurumu Başkanı Ömer Torlak, kurumun temel görevlerini şu şekilde sıraladı: "Rekabet Kurumu'nun temel görevleri iki başlıkta toplanabilir. Bir tanesi rekabet hukuku ihlali dediğimiz, yani pazardaki, piyasalardaki rekabeti bozucu davranışlar. Teşebbüs davranışları. Bütün birleşme ve devralmalar bizim kuruma bildirilmek zorunda. Eşik altı dediğimiz bu birleşmeler 30 milyon lira ve altındaysa inceliyoruz. Pazar payına da bakıyoruz. Örneğin, bazen
coğrafi pazar Türkiye'nin tamamı olabilir, bu tamamen dosya konusuna göre değişiyor. Bazen de Marmara bölgesi olabilir gibi. Bu oran Avrupa'da % 25 ama biz, % 40'ları baz alıyoruz. Bu oran dosyaya göre değişebiliyor. Eğer hakimiyet % 40'ı gösteriyorsa bazı parametreleri inceliyoruz. Pazardaki herhangi bir şirket, yeni bir şirketi pazara girmeye veya pazardan çıkarmaya yönelik engellemesi var mı? İki büyük şirket vardır örneğin, bu ikisi anlaşıp fiyatı indirir veya yükseltir. Buna müsaade etmiyoruz." -Yenişafak
Bakmadan Geçme