Doğa dostu marka Seiso Enerji

Güneş enerjisinden elektrik üretim sistemleri geliştirip kuran Seiso Enerji, doğaya zarar vermeden ihtiyaçları karşılıyor. Bu alanda Türkiye'de kurulan ilk firmalardan olduklarını söyleyen İsmail Hakkı Karaca, doğayı koruyan, sürdürülebilir binalar yaptıklarına da yer verdi.

Güneş enerjisinden elektrik üretimi sağlayan Seiso Enerji, doğaya zarar vermeden bu ihtiyaçları karşılıyor. Bu alanda Türkiye’de kurulan ilk firmalardan olan Seiso Enerji, doğaya ve insanlara katkı sağlıyor.

Seiso Enerji Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Karaca, firmalarının kuruluş hikayesinden şu şekilde bahsetti; “1982 Konya doğumluyum. Endüstri Mühendisiyim, üniversite eğitimimi Konya’da tamamladım. İlk girişimimiz 2007-2008 yılları arasında oldu. Üniversiteden mezun olduktan sonra yenilenebilir enerji sektörünün önümüzdeki dönemde daha popüler hale geleceğini düşünerek özellikle güneşten elektrik <üretimiyle ilgili çalışma yaparak bir girişimde bulunduk. O dönem Seiso Enerji firmasını kurduk. Firmamız Konya merkezlidir. Seiso, Japonca’da temiz anlamına geliyor. Bizim sektöre ilişkin olduğu için böyle bir isim koyduk. O zamanlar hedefimizde yoktu ama 2013’ten itibaren de çok yoğun bir şekilde Japonlarla çalışmaya başladık. Firmamızın ismini koymakta hedefimiz bu değildi ama zamanla da böyle bir şey nasip oldu. Firmamızın temel amacı güneşten sıcak su ve elektrik üretimini endüstriyel bazda tasarlayıp sistem kurulumu yapmaktı. Ama o dönemde güneş enerjisinden elektrik üretimi bilinmiyordu. Eskiden beri gelen geleneğimiz güneşten sıcak su üretimi konusu çok yaygındı. Şimdi bu sıralamayı kaybettik ama birkaç yıl öncesine kadar Türkiye, güneşten su üretiminde dünya ikincisiydi. İnsanlar çatısına panel koyup güneşten faydalanmayı da biliyorlar. Elektrik üretimi Avrupa’da çok popülerdi, yakında Türkiye’de de popüler hale gelecek diye düşündük. Seiso Enerji, bu alanda Türkiye’de kurulan ilk firmalardan biridir.”

‘İLK LİSANSSIZ ELEKTRİK ÜRETİM SANTRALİNİ KURDUK’

Türkiye’de ilk lisanssız elektrik üretim santralini kurduklarını söyleyen Karaca, “O dönem Türkiye’de hiç iş olmadığı için 2013 yılına kadar yurt dışı odaklı çalıştık. Daha sonra 2013 yılında Türkiye’de ilk lisanssız elektrik üretim yönetmeliği yayınlandı. Biz o dönem GENSED isminde Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği adı altında bir dernek kurduk. Derneğin İstanbul’da kurucu üyelerinden birisi de bizdik. O dernekle lobi faaliyetlerine başladık. 2013-2014 yılında güneşte kurulu gücümüz sıfırdı. Yoğun biçimde çalışmalar yaparak Türkiye’de ilk lisanssız elektrik üretim santralini kurmak bize nasip oldu. O dönemde Taner Yıldız, Enerji Bakanı olmadan önce Kayseri ve civarı elektrik şirketinin genel müdürüydü ve dedi ki, özellikle henüz mevzuat olmasa dahi buranın çatısına sistem kurdurmak istiyorum. İlk şebekeyle bağlantılı güneş paneli sistemini Kayseri’deki KCETAŞ genel merkezinin çatısına kurduk. Taner Bey hemen arkasından enerji bakanı oldu. Bakan olduktan sonra bu işi geliştirmek için katkılar sağladı.” dedi.

‘DÜNYANIN O DÖNEM EN BÜYÜK GÜNEŞ PANELLİ STADYUMUNU DEVREYE ALDIK

Yaptıkları projeler ile ödül aldıklarını belirten Karaca, “2014 yılına geldiğimizde yine özel bir proje geliştirdik. Türkiye, bazı şeylere yavaş başladı ama dinamik yapısından kaynaklı hızlı adapte olup dünya çapında işler yaptı. O zamanlar Antalya stadı yeni yapılacaktı, TOKİ tarafından projelendirilmişti. Dünyanın tek silindirik stadyumu Antalya stadıdır. O stadın üstüne güneş panelleri koyduk. O dönemlerde dünyada hiçbir spor tesisinde bu kadar yüksek güçte bir santral yoktu. Biz bunu projelendirdik ve TOKİ’ye sunduk, TOKİ’de bunu kabul etti. Biz o dönemde o santrali devreye aldık ve dünyanın kendini elektriğini güneşten üreten en büyük tesis olduk. Dubai’de ödül aldık. Daha sonra Galatasaray Stadı yapıldı o da Guinness Rekorlar Kitabına girdi. Seiso Enerji bugün 100’ün üzerinde bir personel kadrosuyla hizmet vermeye devam ediyor.” bilgilerine yer verdi.

‘2030’DAKİ HEDEFE 2022’DE ULAŞACAĞIZ’

2030’daki hedefe 2022’de ulaşmış olacaklarının altını çizen Karaca, “2014’de sıfırdan başladığımız macera bugün, Türkiye’deki güneş santrali toplum kurulu gücünün 9 bin megavata yaklaşması ile devam ediyor. Enerji Bakanlığı’nın 2023’te koyduğu hedef, güneşteki kurulu gücün 5 bin megavat olması idi. Biz 2030’daki hedefe 2022’de ulaşmış olacağız. Biz beraberinde özellikle Avrupa ülkelerinde, Hollanda’da, Belçika’da, Almanya’da ciddi projeler yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. İsrail’de, Filistin’de, Irak’ta, Azerbaycan’da, Afrika ülkelerinde de projeler yapıyoruz. Türkiye’de şu anda piyasa yoğun bir şekilde iş yapmaya başladı. Artık mahallelerde hatta birçok sokakta eskiden elektrikçi dükkânları olurdu şimdi “solar işi yapılan dükkânlar” olmaya başladı. Çünkü her evin, her fabrikanın, her binanın çatısı artık elektrik üretimine aday. Artık iş oraya doğru dönüş yaptı. Hal böyle olunca biz biraz daha yukarı çıkarak daha büyük bir mühendislik firması haline döndük. Belli ölçeğin altındaki projeleri artık yapamıyoruz.” şeklinde konuştu.

‘SHELL PETROLLERİNİ GÜNEŞ PANELLERİYLE DONATIYORUZ’

Türkiye’deki Shell istasyonlarının çatılarını güneş panelleriyle donattıklarını dile getiren Karaca, “İzmir’deki yapılanmamız vasıtasıyla özellikle Shell Petrolleriyle bir çerçeve sözleşmemiz var. Tüm Türkiye’deki Shell istasyonlarının çatıları güneş panelleriyle donatılıyor. Bu yaklaşık bin 500 tane istasyon anlamına geliyor. Büyük çoğunluğunu biz yapıyoruz. Muhtemelen birkaç yıl içerisinde bu santrallerin tamamı devreye alınacak. Bildiğimiz petrol istasyonu mantığı yavaş yavaş bu elektrikli araçlarla birlikte anlamını kaybedecek ve Elektrik Şarj İstasyonlarına dönmeye başlayacak. Ne kadar başarılı olur bilmiyorum ama Shell de bunun hazırlığını yapıyor. Hem mevcut petrol istasyonlarının elektrik ihtiyacını çatısındaki güneş panelinden karşılıyor hem de önüne koyduğu şarj istasyonlarından tüketeceği elektriği kendi çatısındaki panelden üreterek daha düşük maliyetlerle üretim yapmış olacak. Araçlar şarj için buraları tercih edecek çünkü daha uygun maliyetle satış yapabilecekler.” sözlerine yer verdi.

‘DOĞAYI KORUYAN, SÜRDÜRÜLEBİLİR BİNA YAPTIK’

Karbon salgılamayan, doğayı koruyan ve sürdürülebilir bina inşa ettiklerini vurgulayan Karaca, “Bizim beklentimiz, müteahhitlik dediğimiz mantığın değişeceği yönündedir. Şu anda dünyadaki trendlere baktığımız zaman sürdürülebilir binalar tasarlamak, bu binaların işletme maliyetlerini mümkün olduğunca sıfırlamak ve doğaya zarar vermeden bu binaları yaşanır hale getirmektir. Bu unsurların önündeki temel problemde bu binalar nasıl ısıtılacak? Nasıl sıcak su elde edilecek? Sorularıdır. Çünkü biz bunları ya kömürden ya da doğalgazdan elde ediyoruz. Şu anda Avrupa başta olmak üzere dünyada yeni bir trend var. Isı pompası deniyor. Isı pompası bildiğimiz klima mantığıyla çalışan ama elektriği çok düşük miktarda tüketerek verimli sonuçlar üreten bir şey. Karbon salgılamayan ve işletme maliyetleri sıfıra yakın binalar projelendirelim dedik. Bunun öncüsü olarak da Meram bölgesindeki, Tulya Evlerini inşa ettik. Bu binalardaki kullandığımız malzemelerin birçoğu sürdürülebilir ve doğayı koruyan malzemelerden seçmeye özen gösterdik. Bu binaların elektrik ihtiyaçlarının tamamı çatılardaki güneş panellerinden karşılanıyor. Isı pompasıyla da ısıtma, soğutma, sıcak su ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Dolayısıyla binalarımız herhangi bir fosil yakıt tüketmiyor. Bu binalarımızda doğal gaz yok. Doğaya zarar vermeyen sürdürülebilir bir yapı yaptık.” dedi.

‘BODRUM KATLARINI YAŞANABİLİR HALE GETİRDİK’

Karaca, yaptıkları binaların özelliklerinden ve bodrum katları yaşanabilir hale getirdiklerinden şu şekilde bahsetti; “Burası 10 binadan oluşuyor. Ortalama 40-50 kişinin yaşayacağı bir alan. Bahçe içerisinde araba olmayacak şekilde kapalı otoparkımız var. Daha çok doğal bir yapılanmayı ön görerek yapıldı. Bitki örtüsü de yılın her döneminde belli bitkilerin açıp, kapanıp kendi çiçeklerini vereceği şekilde planlandı. Bunu düşünmemizin nedeni müteahhitlikteki farklı yaklaşımın öncüsü olmak. Normal şartlarda bu kadar pahalı binaları kimse yapmak istemez. Çünkü ticari olarak hala belki memleket ona hazır değil. Ama bunların birilerinin öncülük yapıp hazırlaması gerekiyor. Binalarımızın çatılarında özel galeri boşlukları var. Binalarımızın bodrum katlarını bunlar yaşanabilir hale getirdi. Normalde bodrum katlar karanlık, insanların yaşamak istemeyeceği alanlar. Ama bodrumların şöyle bir özelliği var. Kışın sıcak alanlar, yazın da serin olan alanlardır. Aslında binadaki ısıtma ve soğutma ihtiyacınızı azaltan alanlar. Bodrum katı ışık alıyor ve aydınlatıyoruz. Orta galeri boşluğumuz ve cam tavanımız var. Temel amaç insanların o ön yargıyı kırıp, ısıtma soğutma maliyetlerini azaltması. Yaşam alanımız -1’inci kat, misafir ağırlama katımız zemin kat, atak odaları da son kattadır.”

‘YURT DIŞINDAN BU EVLERE GELDİLER’

Yapmış oldukları evlere yurt dışındaki insanların da ilgi gösterdiklerini belirten Karaca, “Evlerimizle ilgili birçok yerden aramalar alıyoruz. Amerika, Fransa, İsviçre ve Özbekistan’dan insanlar bu evleri gezmeye geldi. Bu vizyonda devamlılık sağlıyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.

doga-dostu-marka-seiso-enerji-6.jpeg

•HÜSEYİN KOYUNCUOĞLU / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme