Doğu Türkistan kan ağlıyor!
Çin, Doğu Türkistan'da Müslümanlara yönelik zulmünü sürdürmeye devam ediyor. Doğu Türkistan'daki Uygur Türkleri buradaki zulme karşı hem dünya hem de Türkiye kamuoyunun oluşmasını istiyor.
Çin, Doğu Türkistan’da Müslümanlara yönelik zulmünü sürdürmeye devam ediyor. Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri buradaki zulme karşı hem dünya hem de Türkiye kamuoyunun oluşmasını istiyor. Çin zulmüne karşı umutlarının Türkiye olduğunu söyleyen Başkan Abdulahad Udun, “Türkiye hükümetimizin ve Türk kamuoyunun bize vereceği sesin uluslararası arenada Çin’e karşı çok büyük bir koz olacağını düşünüyoruz” dedi.
Çin’in, Doğu Türkistan’daki Türklere baskı ve asimile uygulamalarına karşı dünya derin sessizlikte. Doğu Türkistan Satuk Buğrahan İlim ve Medeniyet Vakfı Konya Şube Başkanı Abdulahad Udun, Doğu Türkistan’da yapılan zulümler hakkında bilgi vererek dünya ve Türkiye kamuoyuna çağrıda bulundu. Türkiye hükümetinin Çin ile olan ilişkilerini dengede tutmak amacıyla zulme karşı çaresiz olduğunu söyleyen Udun, bu durumun kamuoyunda çok ses getirmesini engellediğini söyledi.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA NELER OLUYOR?
Doğu Türkistan’da yapılan zulümler hakkında bilgi veren Abudulahad Udun, “Doğu Türkistan’da 1949 yılında komünist işgali gerçekleştikten sonra orada soykırım denilecek kadar bir zulüm söz konusudur. En büyük zulümlerden bir tanesi oradaki Uygur Türklerinin dillerinin ve dinlerinin ellerinden alınmasıydı. Buna yönelik onları kamplara kapatıp Çince ‘Mesleki Eğitim’ adı altında onları dillerinden ve dinlerinden uzak tutmaya çalışıyorlar. 2018 yılında bu kamplarda 1 milyon 800 milyon kişinin olduğu söyleniyordu. 2020 yılında Çin hükümeti bir açıklama yaptı. 2014 yılından beri mesleki eğitim adı altındaki okullarından 8 milyon kişiyi eğittiklerinin açıklamasını yaptılar. Oradaki dini özgürlükleri kısıtlamak amacıyla camilerin yıkılması da yapılan zulümlerden bir tanesidir. Uydu görüntülerinden alınan bilgilere göre 3 bin ile 4 bin arısında caminin yıkıldığını tespit ettik. Yıkılan camilerin eğlence mekânlarına çevrildiğini Çin medyasından takip ettik. Eğitim’de 2017 Eylül ayından itibaren Uygur dilinin eğitim dili olmaktan çıkarıldığını resmi belgelerle görebiliyoruz. Orada Uygurca yazıp konuşmanın idamlara kadar giden cezası vardır” şeklinde konuştu.
‘DOĞU TÜRKİSTAN’I ASİMİLE ETMEK İSTİYORLAR’
Doğu Türkistan’ın demografik yapısını değiştirmek için 1949 yılından itibaren devletin desteğiyle birlikte Çin göçü olduğunu belirten Udun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Doğu Türkistan’daki bayanların sistematik bir şekilde tecavüze maruz kaldığı dünya kamuoyunca bilinmektedir. Eğer Uygur Türkü kampa girmese dışarıda olsa bile yine rahatlık yok. Büyük teknolojik şirketlerin yardımıyla yapılan gözetleme sistemleriyle Uygur Türk’ü olan kişiler tespit ediliyor. Daha sonra “Kardeş Aile Projesi” altında 2 ile 3 milyon arası Çinlinin her eve birer tane yerleştirildiği de Çin’in kaynaklarından bilinmektedir. Kamplara giden ya da hapishanede tutulan ebeveynlerin çocuklar yetimhanelerde kendi dil ve kimliklerinden arındırılarak yetiştiriliyor. Orada bırakın yurt dışına gitmeyi şehirlerarası yolculukta bile izin alarak hareket ediyorlar. İletişim hakları tamamen ellerinden alınarak, sosyal medya aracılığıyla yurt dışıyla görüştükleri tespit edilirse onlar yine aynı şekilde kamplara ya da hapishanelere götürülüyor. Bu kapsamda ben dahil tüm yurt dışında yaşayan Doğu Türkistanlılar aileleriyle hiçbir şekilde irtibat kuramamaktadır. Kimileri ailelerin ölüm haberini bile aylar sonra alabiliyorlar.”

‘DURUM TAHMİN EDİLENDEN DAHA VAHİM‘
Doğu Türkistan’daki yapılan zulmün tahmin edilenden daha ciddi boyutta olduğuna değinen Udun,” Onların yeni oluşturdukları kamp ve hapishane gibi inşaat yapılarının hemen arkalarında ceset yakma tesislerinin kurulduğu bilgisine ulaştık. Ceset yakma tesislerinde istihdam etmek için 7-8 bin kişilik bir kadroya ihtiyaç duyulduğu hakkında bir iş ilanı olduğunu da öğrendik. Oradaki durumun vahameti bizim tahmin edebileceğimizden çok daha fazladır” diye altını çizdi. Udun, 100’e yakın aile ve üniversite öğrencilerle birlikte 300-400 Uygur Türkü’nün Konya’da ikamet ettiğinin bilgisini verdi. Udun, “Konya’ya geldiğimizdeki 4-5 yıl içerisinde Konya halkının bize yaptıkları ev sahipliğinden çok minnettar olduğumuzu iletmek isteriz. Konya’mız Anadolu’nun muhafazakar, dindar kesimi olduğu için onlardan, bizleri dualarından eksik etmemelerini rica ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

‘IRK, DİN, SOYDAŞLIK OLARAK BİRBİRİNE BAĞLI COĞRAFYAYIZ’
“Doğu Türkistan’da yapılan zulümlerin dünya kamuoyunca bilinmesine Türk devletimizin katkısının olacağını düşünüyorum” diyen Udun, şöyle konuştu; “Çünkü ırk, din, soydaşlık gibi etkenlerle birbirine bağlı olan bir coğrafyadan bahsediyoruz. Türkiye’den çok ufak bir ses geldiğinde bile diğer 30-40 ülkeden gelen sesten daha fazla Çinlileri tedirgin ettiğine şahit olduk. O nedenle Türkiye hükümetimizin ve Türk kamuoyunun bize vereceği ses uluslararası arenada Çin’e karşı çok büyük bir koz olacağını düşünüyoruz. O nedenle hem Büyük Millet Meclisimizin hem Sayın Cumhurbaşkanımızın, hem Türk kamuoyunun biz Uygur Türklerine daha önce de sahip çıktıkları gibi daha iyi sahip çıkacağını ümit ediyoruz. Çin yeni ipek yolu diye adlandırdığı projede Türkiye’nin ve Doğu Türkistan’ın yeri bambaşkadır. Çünkü başlangıcı Doğu Türkistan’dan başlar. Hedef aldıkları Avrupa ülkelerine ulaşmak için mutlaka Türkiye üzerinden geçmeleri gerekir. Bu durum Türkiye’nin elini güçlendirir. Bu nedenle Türkiye’nin bu konuda onlara karşı bir tavır sergilemesini umut ediyoruz.”

‘DİLLERİ VE KÜLTÜRLERİNİ KORUMAK İÇİN ÇALIŞMALAR YAPTIK’
Satuk Buğrahan İlim ve Medeniyet Vakfı Konya Şubesinin 2019 yılının üçüncü ayında kurulduğunun bilgisini veren Udun, “İlk başladığımızda Konya’daki 100’e yakın üniversite öğrencimizin burs gibi imkanlar sağlamak amacıyla kurulduk. Buradaki Doğu Türkistanlı Uygur Türklerinin Türkiye’deki yaşam süresi boyunca hem hukuki hem de diğer çerçevede Türkiye Türkçesi olarak Türkiye’ye ayak uydurabilmeleri için çeşitli hizmetlerle başladık. Buradaki Uygur Türklerinin kendi kültürlerini ve dillerini korumak adına ana dil ve Türkçe gibi kurslar verdik. Konya ve Türkiye kamuoyuna Doğu Türkistan davamızın aslını ve şu anki durumunu anlatmak için birtakım çalışmalar yaptık. Oradaki kardeşlerimize sahip çıkma adına imza kampanyaları düzenlemek gibi birtakım çalışmalar yaptık” diyerek sözlerini tamamladı.
SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ



